Bölümler 73Şu an: 58. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime · Okuduğun bölüm
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cip, şehrin gürültüsünden tamamen uzak, yemyeşil ve alabildiğine sessiz bir tepenin üzerinde durdu. Arabadan indiğimizde karşımda duran manzara nefesimi kesti.
Burası, göğe doğru yükselen, devasa dalları gökyüzünü bir kalkan gibi örten muhteşem, asırlık bir çınardı. Dalları o kadar büyüktü ki, yere doğru sarkan yaprakları rüzgarla birlikte adeta narin bir melodi fısıldıyordu. Toprak kokusu, sonbaharın o hafif serinliğiyle birleşip ruhuma işledi. Üzerimdeki çiçekli elbiseyle bu koca ağacın altında kendimi bir masalın içinde gibi hissettim.
Yaman arkamdan gelip elini belime koydu. Beni o güçlü göğsüne doğru hafifçe çekerek saçlarımın arasına derin bir öpücük kondurdu.
"Beğendin mi Efsa'm?" diye sordu. Sesi o kadar pürüzsüz, o kadar derinden geliyordu ki içim tirtir titredi.
"Çok güzel..." diye fısıldadım, gözlerimi o heybetli dallardan ayıramayarak. "Yaman, burası neresi? Beni neden buraya getirdin?"
Yaman yavaşça beni kendine doğru çevirdi. O dipsiz, koyu gözlerinde ilk defa geçmişin o buruk ama sıcacık huzurunu gördüm. Elimi kavrayıp parmaklarımı sımsıkı kenetledi. Ağacın koca gövdesine baktı.
"Ben bu hayatta her şeyimi, ailemi çok erken kaybettim, biliyorsun Efsa," dedi Yaman, sesindeki o narin tını kalbime dokunurken. "Ama babam bana bir sır vermişti. Anneme tam bu ağacın altında, bu devasa dalların gölgesinde evlenme teklifi etmiş. Burası onların aşkının, benim doğuşumun başladığı yer."
Gözlerim aniden doldu, ellerimi onun göğsündeki o sargıların üzerine, kalbinin tam arkasına koydum.
"Yaman..." dedim sesim titreyerek.
Yaman aniden önümde, o çiçekli elbisemin tam karşısında tek dizinin üzerine çöktü. Göğsündeki dikişler sızladı, çenesi hafifçe kasıldı ama o dipsiz gözlerindeki o mutlak kararlılık ve aşk hiç değişmedi.
Cebinden kadife, gece karası küçük bir kutu çıkardı ve kapağını açtı.
İçinde, şatonun avizesi gibi parıldayan, ama asıl parlaklığını Yaman'ın gözlerinden alan muazzam bir tektaş yüzük duruyordu.
"Ben yirmi bir gün boyunca o karanlık labirentte sadece senin sesinle hayatta kaldım, Efsa," dedi Yaman, sesi tüm vadiyi inletir gibi net ve derinden çıktı.
"Çocukluğumu, gençliğimi, kalan tüm ömrümü senin o narin ellerine bırakmaya geldim. Benimle bu dünyadaki tüm canavarlara meydan okumaya, benim baharım olmaya var mısın? Benimle evlenir misin prensesim?"
Hıçkırıklarım bahçedeki rüzgara karıştı.
Yere, onun tam önüne diz çöktüm. Ağlayarak kollarımı boynuna doladım ve onu sımsıkı öptüm. "Evet! Evet, bir ömür boyu evet katil bey." diye bağırdım sevinç gözyaşları içinde.
Yaman beni belimden tutup havaya kaldırdı, yarasını tamamen unutup beni kendi etrafında döndürdü. Yüzük parmağıma takıldığında, o soğuk metal kalbimin en sıcak köşesine yerleşti.
Bir süre sonra Yaman yavaşça geri çekildi, gözlerimi kuruladı. Bakışları boynumdaki hafif, uçuşan pembe şalıma kaydı. "Hadi," dedi gülümsiyerek. "Bu ağaç ailemin şahididir. Şimdi bir dilek tutalım."
Boynumdaki şalı ellerimle çıkardım. Yaman’la birlikte ağacın yere en yakın, o güçlü dallarından birinin yanına geldik. Şalı iki ucundan tutup gözlerimi sımsıkı kapattım. İçimden sadece tek bir şey mırıldandım.
Bizi ölüm bile ayırmasın, o tozlu sokaktaki gibi hep el ele kalalım.
Yaman da şalın diğer ucundan tuttu. Birlikte, o pembe kumaşı asırlık çınarın dalına sımsıkı, kopmayacak bir düğümle bağladık. Şal rüzgarda uçuşurken, Yaman beni arkamdan sarıp göğsüne yasladı.
Başımı hafifçe geriye doğru eğip o dipsiz, koyu gözlerine baktım.
"Dileğimi çok merak ediyorsun değil mi katil bey?" dedim muzipçe gülümseyerek.
Yaman saçlarımın arasına derin bir öpücük kondurdu, nefesi şakağımı yaktı. "Merak etmiyorum prensesim," dedi. Sesi o kadar pürüzsüz, o kadar narin bir şefkatle çıkmıştı ki içim tirtir titredi. "Çünkü o tuttuğun dileğin ne olduğunu zaten biliyorum. Ve o dileği gerçekleştirmek benim bu hayattaki tek görevim."
"Nereden biliyorsun ki?" dedim dudak büzerek. "Belki de bambaşka bir şey diledim. Mesela ömür boyu bana çilekli süt taşımanı diledim?"
Yaman alçak sesle, göğsünü sarsarak güldü. Kollarıyla beni kendine biraz daha kilitledi. "O zaten dünkü sözüm prensesim, onun için dilek tutmana gerek yok," diye fısıldadı kulağıma doğru. "Sen bu dünyadaki tüm canavarlara inat, o tozlu sokaktaki gibi hep el ele kalalım dedin. Ölüm bile bizi ayırmasın dedin. Yanılıyor muyum?"
Şaşkınlıkla ona döndüm. "Sen... Sen ruhumu mu okuyorsun Yaman Asaf Kıyamet?"
Yaman iki eliyle birden yüzümü kavradı. Başparmaklarıyla yanaklarımı narin hamlelerle okşadı. Gözlerimizin arasında sadece birkaç santim vardı ve bakışlarındaki o mutlak aşk başımı döndürüyordu.
"Senin kalbin ne fısıldıyorsa, benimki de tam oradan cevap veriyor. Artık ne Araz var, ne o karanlık depolar... Bu koca çınar ağacının altında, annemle babamın şahitliğinde söz veriyorum sana. Sen benim bu hayattaki tek gerçeğim, tek prensesimsin."
Gözlerimden akan mutluluk yaşlarını parmaklarının ucuyla narin bir şekilde sildi.
"Ağlamak yok artık demiştim," diye takıldı bana.
"Mutluluktan ama..." dedim hıçkırarak, parmağımdaki o parıldayan tektaşa bakıp gülümsedim. "Hâlâ inanamıyorum Yaman. Biz gerçekten evleniyor muyuz?"
"Evleniyoruz prensesim,"
Bölüm etkileşimi
