Bilinmeyen kitap kapağı

51. bölüm / 72

51. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 72Şu an: 51. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm730 kelime
  2. 2 2. Bölüm538 kelime
  3. 3 3. Bölüm571 kelime
  4. 4 4. Bölüm417 kelime
  5. 5 5. Bölüm460 kelime
  6. 6 6. Bölüm446 kelime
  7. 7 7. Bölüm528 kelime
  8. 8 8. Bölüm766 kelime
  9. 9 9. Bölüm596 kelime
  10. 10 10. Bölüm473 kelime
  11. 11 11. Bölüm506 kelime
  12. 12 12. Bölüm531 kelime
  13. 13 13. Bölüm477 kelime
  14. 14 14. Bölüm713 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.050 kelime
  16. 16 16. Bölüm659 kelime
  17. 17 17. Bölüm497 kelime
  18. 18 18. Bölüm535 kelime
  19. 19 19. Bölüm695 kelime
  20. 20 20. Bölüm496 kelime
  21. 21 21. Bölüm431 kelime
  22. 22 22. Bölüm488 kelime
  23. 23 23. Bölüm459 kelime
  24. 24 24. Bölüm599 kelime
  25. 25 25. Bölüm1.018 kelime
  26. 26 26. Bölüm805 kelime
  27. 27 27. Bölüm609 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.025 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.085 kelime
  30. 30 30. Bölüm860 kelime
  31. 31 31. Bölüm634 kelime
  32. 32 32. Bölüm465 kelime
  33. 33 33. Bölüm504 kelime
  34. 34 34. Bölüm462 kelime
  35. 35 35. Bölüm519 kelime
  36. 36 36. Bölüm546 kelime
  37. 37 37. Bölüm461 kelime
  38. 38 38. Bölüm619 kelime
  39. 39 39. Bölüm446 kelime
  40. 40 40. Bölüm526 kelime
  41. 41 41. Bölüm562 kelime
  42. 42 42. Bölüm512 kelime
  43. 43 43. Bölüm705 kelime
  44. 44 44. Bölüm403 kelime
  45. 45 45. Bölüm764 kelime
  46. 46 46. Bölüm810 kelime
  47. 47 47. Bölüm516 kelime
  48. 48 48. Bölüm710 kelime
  49. 49 49. Bölüm763 kelime
  50. 50 50. Bölüm705 kelime
  51. 51 51. Bölüm934 kelime · Okuduğun bölüm
  52. 52 52. Bölüm818 kelime
  53. 53 53. Bölüm811 kelime
  54. 54 54. Bölüm868 kelime
  55. 55 55. Bölüm1.401 kelime
  56. 56 56. Bölüm537 kelime
  57. 57 57. Bölüm905 kelime
  58. 58 58. Bölüm715 kelime
  59. 59 59. Bölüm781 kelime
  60. 60 60. Bölüm619 kelime
  61. 61 61. Bölüm735 kelime
  62. 62 62. Bölüm1.118 kelime
  63. 63 63. Bölüm680 kelime
  64. 64 64. Bölüm659 kelime
  65. 65 65. Bölüm671 kelime
  66. 66 66. Bölüm644 kelime
  67. 67 67. Bölüm443 kelime
  68. 68 68. Bölüm575 kelime
  69. 69 Teşekkürler198 kelime
  70. 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
  71. 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
  72. 72 Özel bölüm 31.840 kelime

21 gün sonra

Zaman benim için durmuştu.

O meşum günün üzerinden tam yirmi bir koca gün, yirmi bir asır geçmişti. Şehir çoktan sonbaharın o soğuk, yağmurlu havasına teslim olmuştu ama benim kışım o deponun karanlığında, Yaman’ın göğsünden fışkıran kanı gördüğüm an başlamıştı.

Yaman hâlâ uyanmamıştı. Ameliyattan sonra derin bir komaya girmiş, bilinci bir daha hiç açılmamıştı.

Doktorlar her geçen gün umutlarını biraz daha kaybediyordu ama ben kaybetmiyordum.

Kaybedemezdim.

Yirmi bir gündür her sabah, kimseyi dinlemeden, doktorların tüm yasaklarına meydan okuyarak bu yoğun bakım odasına giriyordum. Arkadaşlarım, ailem beni eve götürmeye çalışmıştı ama benim evim, bu buz gibi odada, yatağa bağlı yatan o adamın yanıydı.

Şimdi yine onun başucundaki o küçük sandalyede oturuyordum. Cihazların o ruhsuz, odadaki tek hayat belirtisi olan "bip... bip..." sesleri yirmi bir gündür beynimi tırmalıyordu.

Yaman’ın o her zaman güçlü, damarlı olan elini iki elimin arasına almıştım. Parmakları buz gibiydi. Avcumun içindeki elini narin hamlelerle okşarken gözyaşlarım yine benden bağımsız olarak çarşafların üzerine damlıyordu.

Dudağımdaki o patlak çoktan iyileşmişti ama kalbimdeki o yara her saniye daha çok kanıyordu.

"Yirmi bir gün oldu sevgilim..." diye fısıldadım, sesim günlerin yorgunluğundan ve ağlamaktan iyice pürüzlü, çatallı çıkmıştı.

"Yirmi bir gündür penceremin altında yoksun. Sokağın başındaki markete her baktığımda o siyah arabayı, o maskeli adamları görüyorum. Delirecek gibi oluyorum Yaman. Ne olur aç gözlerini."

Başımı yavaşça yatağın kenarına, onun elinin hemen yanına koydum. Gözlerimi o kapalı olan uzun kirpiklerine diktim.

"Herkes ümidini kesti biliyor musun?" dedim hıçkırarak. "Doktorlar 'Mucize gerek' diyor. Azer, Mihan... Hepsi bana acıyan gözlerle bakıyor. Ama ben biliyorum, sen beni burada böyle çaresiz bırakmazsın. Sen koca dünyayı dize getirdin, o canavarları yok ettin... Şimdi o karanlık labirentten çıkıp bana gelemiyor musun yani? Küçük ördeğini tek başına mı bırakacaksın bu kirli dünyada?"

Gözyaşlarım onun elinin üzerine aktı. Sıcak yaşlarım parmak boğumlarından aşağı süzüldü.

"Ben seni çok özledim katil bey," dedim, sesim boğazımda büyüyen bir hıçkırıkla boğularak. "Bana 'küçük ördek' demeni özledim. Masanın altından elimi sımsıkı tutmanı, kokunu özledim, sesini özledim... Bak, çilekli sütlerimi de içmiyorum günlerdir. Sen almadan tek bir lokma bile geçmiyor boğazımdan. Eğer uyanmazsan... Eğer beni burada böyle bir vicdan azabıyla, bu kapkara dünyada yapayalnız bırakıp gidersen... Ben bu ellerle yaşayamam Yaman. Sözümüzü unutma, birbirimizi asla bırakmayacaktık."

Gözlerimi sımsıkı kapattım, hıçkıra hıçkıra ağlarken sesim yoğun bakım odasının o sessiz duvarlarında yankılandı.

"Yalvarırım uyan Yaman... Yalvarırım beni bırakma..."

Tam o an, odadaki o yirmi bir gündür hiç değişmeyen, o tekdüze "bip... bip..." sesleri aniden ritmini şaşırdı. Makinelerden daha hızlı, daha keskin sesler yükselmeye başladı.

Nefesimi tutup başımı hemen yataktan kaldırdım. İki elimle sıkıca tuttuğum o buz gibi el... Aniden kasıldı. Yaman’ın parmakları, yirmi bir gün sonra ilk defa çok hafifçe hareket etti ve benim parmaklarımı güçsüzce ama büyük bir sahiplenmeyle kavradı.

Şok içinde gözlerimi yüzüne çevirdim. O uzun kirpikleri yavaşça kırpıştı. Ve o dipsiz, koyu gözleri yirmi bir günün ardından ağır ağır aralandı. Bakışları ilk başta bulanıktı, odayı süzdü ama saniyeler içinde doğrudan beni, tam gözlerimin içini buldu.

Göz göze geldiğimiz o an, zaman benim için yeniden akmaya başladı.

Ağzındaki o solunum maskesinin arkasından göğsü derin, sarsıntılı bir nefesle yükseldi. Kaşları acıyla hafifçe çatılsa da, o koyu gözlerindeki o narin, sadece bana ait olan o sonsuz şefkat saniyeler içinde odayı ısıttı.

Dudakları maskenin altında çok hafifçe kıpırdadı. Sesi çıkmıyordu, çok halsizdi ama bakışlarıyla bana net bir şekilde fısıldadı.

"Geldim...güzelim..."

Kalbim öyle sert çarptı ki, nefesim göğsümde sıkıştı. Yaşadığım şok ve mutluluk dalgasıyla ellerim titremeye başladı. Yaman'ın elimi sıkan o zayıf parmaklarını son bir kez öpüp hızla ayağa kalktım.

"Uyan... Uyandın."

Hemen Yaman'ın başında duran, acil durumlar için kullanılan o kırmızı acil çağrı düğmesine sertçe bastım. Odadaki cihazların ritmi bir anda değişirken, koridorda yankılanan alarm sesiyle birlikte saniyeler içinde kapı hızla açıldı.

"Ne oldu? Nabzı mı düştü?" diyerek içeri dalan başhekim ve iki hemşire ellerindeki tıbbi cihazlarla yatağa doğru atıldılar.

"Hayır! Gözlerini açtı doktor bey!" diye bağırdım, heyecandan ellerimi kalbime bastırarak. "Benimle konuştu, elimi tuttu!"

Doktor hemen Yaman’ın göz bebeklerini kontrol etmek için küçük ışığını yaktı. O sırada Yaman, ağzındaki solunum maskesinin arkasından derin ve sarsıntılı bir nefes daha alarak yavaşça gözlerini doktora çevirdi. Parmakları hala benim parmaklarımın sıcaklığını arar gibi yatağın üzerinde hafifçe kımıldıyordu.

"Bu... Bu inanılmaz!" dedi doktor, ekrandaki yeşil çizgilere ve Yaman'ın tepkilerine bakarak hayretle gülümsedi. "21 günün ardından refleksleri harika. Nabzı ve solunumu stabilize oluyor. Efsa Hanım, mucizeyi gerçekleştirdiniz."

Doktorlar Yaman'ı detaylıca muayene ederken beni sakinleşmem için yavaşça yoğun bakım odasının kapısına doğru yönlendirdiler. Kapıdan çıkarken Yaman’ın dipsiz karanlık gözleriyle son bir kez bana baktığını ve sanki "Gitme" der gibi parmaklarını oynattığını gördüm.

Koridora çıktığım an bacaklarımın bağı tamamen çözüldü. Annem hemen yanıma geldi.

"Efsa! Güzel kızım, ne oldu?" diyerek beni kollarının arasına aldı. Annemin o sıcacık kokusu burnuma dolduğunda hıçkırıklarım iyice serbest kaldı.

Babam da hemen arkasından gelip omuzlarımdan tuttu. Yüzündeki o günlerdir süren gergin, endişeli ifade gitmiş, yerini derin bir merak almıştı. "Kızım, niye bastın o kırmızı düğmeye? Kötü bir şey mi var, konuşsana?" dedi babam, sesi titreyerek.

"Anne... Baba..." dedim, ağlamaktan konuşamaz bir halde başımı annemin göğsüne yaslayarak. "Uyandı... Yaman gözlerini açtı! Benimle konuştu, elimi sıktı."

Annem duyduklarıyla birlikte elini ağzına götürdü, gözlerinden sevinç yaşları boşaldı. "Aman Allah'ım, şükürler olsun! Dualarımız kabul oldu Tarık," diyerek babama döndü.

Babam ise derin bir nefes alıp duvara yaslandı. Gözlüklerini çıkarıp gözlerini sildi. Günlerdir başımızda bekleyen, Yaman'ın kim olduğunu sorgulasa da benim bu çaresiz halime içi parçalanan babamın omuzları ilk defa rahatlamayla çöktü. "Harbi adammış," diye mırıldandı babam, sesi gururlu ve duygusaldı. "Bizi bırakmadı, o sözünü tuttu."

Sözünü tutar o.

Aradan geçen birkaç saatlik tetkiklerin ardından ameliyatı yapan doktor yanımıza geldi. Annemle babamın da orada olduğunu görünce gülümsedi. "Gözünüz aydın Tarık Bey, Melek Hanım. Yaman Bey hayati tehlikeyi tamamen atlattı. Bilinci yerinde. Onu birkaç saate normal odaya alıyoruz," müjdesini verdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

438okunma 17beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…