Bölümler 72Şu an: 59. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime · Okuduğun bölüm
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Birkaç hafta sonra
Bugün nişanım vardı.
Bugün hayatımın en güzel günlerinden biriydi. Aynanın karşısına geçip üzerimdeki pudra pembesi, uçuş uçuş nişan elbiseme baktığımda heyecandan nefesim kesilecek gibi oluyordu. Yanaklarım kendiliğinden kızarmıştı.
"Efsa! Kızım inanamıyorum, resmen peri kızı gibi olmuşsun."
Yazgı elindeki saç spreyiyle odama dalarak feryat etti. Arkasından Neşe girdi, elinde taze sıkılmış limonatayla heyecanla zıplıyordu. "Kızlar durun, heyecanlandırmayın beni, kalbim duracak." dedim gülerek ama ellerim tir tir titriyordu.
"Durmasın, durmasın! Eniştemiz aşağıda jilet gibi bekliyor zaten," dedi Neşe göz kırparak. "Azer ve Mihan kapıda etten duvar ördü, Yaman’ı yukarı salmıyorlar gizlice seni görmesin diye. Baban da aşağıda damadı iyice terletiyor."
Gülümseyerek boynumdaki o ağır gümüş kolyeyi düzelttim. Tam o sırada odamın kapısı yavaşça çalındı ve annem içeri süzüldü. Gözleri parıl parıl parlıyordu. "Güzel kızım benim..." dedi annem, yanıma gelip yanaklarımı narin hamlelerle öperek. "Hadi bakalım, herkes salonda toplandı. Baban damadı daha fazla sıkıştırmadan inin aşağıya."
Kızlarla birlikte derin bir nefes alıp odamdan çıktım. Merdivenlerin başına geldiğimde, basamakların hemen bitiminde Yaman duruyordu.
Yaman, üzerine tam oturan simsiyah bir takım elbise giymişti. Siyah gömleğinin üst düğmesini açık bırakmıştı. Saçları özenle taranmıştı. Göğsündeki o yaralardan, eser kalmamış gibi dimdik, bir kral gibi duruyordu orada. Başını yavaşça yukarı kaldırıp merdivenlerden inen beni gördüğünde, karanlık gözleri anında çakmak çakmak parladı.
Yüzünde, sadece ve sadece bana sakladığı o dünyanın en narin, en büyüleyici tebessümü belirdi.
Ağır adımlarla merdivenleri indim. Yaman öne doğru bir adım attı, o damarlı, güçlü sol elini bana doğru uzattı. Elimi narin bir hamleyle avcunun içine bıraktığımda, parmaklarımı sımsıkı, kopmayacak bir bağla kavradı. Eğildi, sıcak nefesi şakağımı yakarken kulağıma doğru fısıldadı.
"Çok güzel olmuşsun prensesim."
"Sen de çok yakışıklı olmuşsun katil bey," dedim muzipçe, yanaklarım alev alev yanarak salona doğru yürürken.
Salona girdiğimizde alkış sesleri koptu. Azer, Mihan, Yazgı, Neşe ve akrabalarımız her yeri balonlarla, çiçeklerle süslemişti. Masanın üzerinde yan yana dizilmiş onlarca kutu çilekli sütü gördüğümde kendimi tutamayıp kıkırdadım; Azer yine yapacağını yapmıştı.
Babam masanın başında, bizi bekliyordu. Yanına gittiğimizde gözlüklerinin üzerinden Yaman’a ve bana baktı. Yüzünde bir babanın gururu ve o tatlı kıskançlığı yan yana duruyordu.
Babam masanın başında durmuş, elindeki gümüş tepsiye yerleştirilmiş, kırmızı kurdeleyle birbirine bağlanmış nişan yüzüklerimize bakıyordu. Salondaki herkes susmuş, gözlerini babama dikmişti. Yaman parmaklarımı öyle bir kenetlemişti ki, elinin sıcaklığı içimdeki tüm heyecan dalgasını yatıştırıyordu.
Babam gözlüklerini burnunun üzerine yerleştirdi, boğazını temizledi ve doğrudan Yaman’ın gözlerinin içine baktı. Sesi tüm salonda yankılanacak kadar net, tok ama bir o kadar da duygusaldı.
"Yaman oğlum," dedi babam, bakışlarını bir anlığına bana çevirip gülümsedi. "Biz bu kızın üzerine yirmi dört yıl titredik. Onun canı yandığında bizim ciğerimiz yandı. Bu kız bizim evimizin neşesidir. Çocukken bile bir kere hırpalansa, canı yansa günlerce yüzü gülmezdi. İnattır, dik başlıdır ama kalbi pamuk gibidir, dünyadaki en küçük şeye bile merhamet eder. Biz onun saçının teline zarar gelmesin diye yirmi dört yıldır etrafında pervane olduk." Derin bir nefes aldı.
Gözleri dolmuştu babamın ama belli etmedi. Konuşmaya kaldığı yerden devam etti.
"Sen bu kıza nasıl sahip çıktığını, onu her şeyden nasıl sakındığını bize gösterdin. Kalbinin sadece onun için attığını kendi gözlerimle gördüm. Benim sana inancım da, güvenim de tamdır artık."
Gözlerim aniden doldu, hıçkırığımı yutmaya çalışarak babama baktım. Annem arkada gözyaşlarını mendiliyle siliyordu.
Babam konuşmasına devam etti, sesi bu kez hepimizi duygulandıran bir babacanlıkla titredi. "Geçmişte elinizden alınan o çocukluğu, o yarım kalan mutlu günleri şimdi bu yüzüklerle tamamlayın. Bu parmağa takılacak yüzük sadece bir söz değil; birbirinizi ölüm bile ayırsa bırakmayacağınızın nişanesidir. Hadi bakalım, hayırlı uğurlu olsun."
Babam tepsiyi tutan Yazgı’ya hafifçe başıyla işaret verdi. Bize bakıp gülümsedi. "Yüzüklerinizi kendiniz alın ve takın bakalım."
Yaman büyük bir saygıyla babamın gözlerinin içine baktı. "Ömrümün son nefesine kadar prensesimin arkasındayım Tarık amca, emanetin başımın tacıdır," dedi.
Yaman yavaşça gümüş tepsiye doğru uzandı. O güçlü, damarlı parmaklarıyla benim yüzüğümü narin bir hamleyle tepsiden aldı. Benim titreyen sağ elimi kavradı, o dipsiz karanlık gözlerini gözlerime dikerek yüzüğü parmağıma yavaşça, narin narin geçirdi. Yüzük parmağıma oturduğu an kalbimin duracağını sandım.
Ardından ben de ellerim titreyerek tepside kalan diğer yüzüğü aldım. Yaman’ın o güçlü elini tuttum, gözlerimin içine aşkla bakan o adama gülümseyerek yüzüğü onun parmağına taktım.
Babam aradaki o kırmızı kurdeleyi narin bir hamleyle kesti. Salonda bir anda büyük bir alkış tufanı koptu. Konfetiler başımızdan aşağı dökülürken gözleri dolan babama sarıldım.
Kokusu her zamanki gibi baba şefkati kokuyordu. Babam da kollarını etrafıma dolayıp sırtımı narin hamlelerle patpatladı.
"Benim güzel kızım," diye fısıldadı kulağıma, sesi hafifçe titriyordu. "Artık kendi yuvanı kuruyorsun. Mutlu ol, başka hiçbir şey istemem senden."
"Seni çok seviyorum baba," dedim hıçkırarak ve yavaşça geri çekildim.
Babam gözlüklerini çıkarıp gözyaşlarını alelacele sildi, sonra başını kaldırıp Yaman’a baktı. Yaman, aramızdaki bu bağı büyük bir saygıyla izliyordu. Babam elini bu kez daha baba gibi uzattı ve Yaman’ın omzuna koydu. "Sana güveniyorum oğlum. Emanetime iyi bak," dedi.
"Canım pahasına Tarık amca,"
Bölüm etkileşimi
