Bölümler 73Şu an: 30. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Siz: Sen Yaman'sın değil mi?
Siz: Hatırlıyorum
Siz: Yaman, lütfen cevap ver. (İletilemedi)
Siz: Kapının önündeyim derdin, şimdi neredesin? (İletilemedi)
Siz: Siz: Neden cevap vermiyorsun?
Siz: Mesajlarım neden iletilmiyor?
Siz: Korkuyorum Yaman.
Siz: İyi misin? (İletilemedi)
Siz: Başına bir şey mi geldi o baloda? (İletilemedi)
Siz: Ne olur iyi olduğunu söyleyen tek bir kelime yaz. (İletilemedi)
Siz: Yaman, yanıma gel. (İletilemedi)
Siz: Korkudan öleceğim, yalvarırım gel artık. (İletilemedi)
Siz: Penceremin altına geri gel, sadece orada olduğunu göreyim. (İletilemedi)
Siz: Yaman, yanımda olmana ihtiyacım var. (İletilemedi)
Siz: Lütfen yanıma gel... (İletilemedi)
...
İki gün sonra
Bilinmeyen numara alıyor...
Siz: Alo?
Siz: Kimsiniz?
+: Efsa Hanım, ben Yaman Bey’in korumasıyım. Telefonu kapatmayın, durum çok acil.
Siz: Ne? Yaman nerede? Neden bana iki gündür cevap vermiyor?
+ Pusuya düştük Efsa Hanım. Araz'ın adamları ve o balodaki baron iş birliği yapmış. Mekandan çıkarken önümüzü kestiler.
Siz: Hayır... Yalan söylüyorsunuz. O çok güçlü, ona hiçbir şey olmaz!
+ Yaman Bey ağır yaralandı. Vuruldu. İki gündür şifreli bir klinikte gizli tutuyoruz, durumu çok kritik. Her yerde bizi arıyorlar, bu yüzden hatları kapatmak zorunda kaldık.
Siz: Vuruldu mu? Öldü mü yoksa? Doğruyu söyleyin, yalvarırım
+ Yaşıyor ama bilinci kapalı. Sayıklarken sadece sizin adınızı sayıkladı.
Siz: Neredesiniz? Hemen yanınıza geleceğim. Bana adresi verin
+ Güvenli değil. Telefonu dinliyor olabilirler. Şimdi kapatıyorum. Yarım saat sonra evinizin arkasındaki çıkmaz sokağa siyah bir araç bırakacağım. Sadece binin. Kimseye de bir şey söylemeyin.
Siz: Tamam, hemen geliyorum. Lütfen ona bir şey olmasına izin vermeyin...
+ (Telefon kapandı.)
...
Telefonu kapatır kapatmaz ellerim ayaklarım birbirine dolandı. Kalbim öyle sert atıyordu ki, sesini kulaklarımda duyabiliyordum.
Yaman vurulmuştu.
İki gündür ona bu yüzden ulaşamamıştım. Benim yüzümden, beni korumak isterken pusuya düşmüştü.
Hemen gardıroba koştum. Üzerime hızlıca siyah bir hırka geçirdim. Kasanın içinden çıkardığım o eski çocukluk fotoğrafını hırkamın iç cebine, kalbimin tam üzerine koydum. Boynumdaki o ağır gümüş kolyeyi ellerimle sıktım. Artık bu kolyeyi asla çıkarmayacaktım. O benim geçmişimdi, Yaman’dı.
Tam odamın kapısını açıp koridora çıkmıştım ki, annemin odasının kapısı aralandı. Annem uykulu gözlerle bana baktı. Üzerimdeki hırkayı ve telaşımı görünce kaşlarını çattı.
"Efsa? Kızım, bu saatte nereye gidiyorsun?" diye sordu endişeyle. "Yüzün sapsarı olmuş, neyin var?"
Yanına gidip ellerini tuttum. Gözlerimden akan yaşları ondan saklamaya çalışmadım. Artık yalan söyleyecek gücüm kalmamıştı ama onu da tehlikeye atamazdım.
"Anne, gitmem lazım," dedim, sesim titriyordu. "Yazgı... Yazgı çok kötüymüş. Beni aradılar, hastanedeymiş. Yanına gitmem gerek."
"Bu saatte mi güzel kızım? Dur, ben de geleyim seninle, yalnız gitme," diyerek hareketlendi.
"Hayır anne, lütfen," diyerek onu durdurdum. Omuzlarından tutup gözlerinin içine baktım. "Sen evde kal. Ben hemen gidip bakacağım. Beni merak etme, tamam mı? Telefonum açık olacak. Seni çok seviyorum."
Annem yüzümdeki o çaresiz ve kararlı ifadeyi görünce üstelemedi. "Tamam dikkat et kendine, varınca hemen ara beni," dedi şefkatle.
"Tamam," dedim ve arkamı dönüp hızla merdivenlerden aşağı indim.
Dış kapıyı sessizce açıp kendimi gecenin soğuna bıraktım. Sokak bomboş ve karanlıktı. Bahçe kapısından çıkıp korumanın söylediği o arka sokaktaki çıkmaza doğru koşmaya başladım.
Ayaklarım yere her çarptığında içimden sadece aynı şeyi mırıldanıyordum.
Lütfen ölme Yaman. Lütfen bana geri dön.
Sokağın köşesini döndüğümde, karanlığın içinde farları kapatılmış siyah, büyük bir cip gördüm. Korumanın bahsettiği araç tam orada, çalışır vaziyette bekliyordu. Etrafı deli gibi gözlerimle taradım, kimsenin bizi izlemediğinden emin olmak istedim.
Aracın yanına varınca arka kapının koluna uzandım. Derin bir nefes alıp kapıyı hızla açtım ve kendimi arabanın içine attım. Kapıyı arkamdan kapattığım an araç büyük bir hızla ileriye doğru atıldı.
Artık geri dönüşü olmayan o yoldaydım.
Yaman'a gidiyordum.
...
16 yıl önce
Sokakta çocuk sesleri yankılanıyordu. Her yer taze ekmek ve hanımeli kokuyordu. Sekiz yaşındaki Efsa, o gün üzerindeki pembe çiçekli elbisesiyle mahallenin tozlu yolunda tek başına top oynuyordu. Saçları iki yandan örgülüydü.
Topu yere vuruyor, kendi kendine oyunlar oynayıp neşeyle gülüyordu.
Birkaç adım ötede, bir ağacın gölgesinde ise Yaman oturuyordu. Buralarda kimsesi olmayan, sessiz bir çocuktu Yaman. Ama gözlerini bir an bile Efsa’dan ayırmıyordu. Onun neşeli sesini duymak, o topun arkasından koşuşunu izlemek içini ısıtıyordu.
Efsa onun tek arkadaşı, bu mahalledeki tek mutluluğuydu.
Efsa topa biraz sert vurunca, top hızla yoldan çıktı ve Yaman’ın oturduğu ağacın dibine kadar yuvarlandı. Efsa arkasından koştu. Topu tam alacaktı ki, Yaman’ı gördü. Durdu ve ona gülümsedi.
"Hey! Merhaba. Benimle oynamak ister misin?" diye sordu Efsa, çocuksu bir neşeyle.
Yaman utandı. Başını hafifçe öne eğdi, sonra yerdeki topu alıp Efsa’ya uzattı. "Ben... Ben top oynamayı pek beceremem," dedi kısık bir sesle.
"Olsun, ben sana öğretirim!" dedi Efsa. Yaman’ın elinden tuttu ve onu sokağın ortasına doğru çekti.
O gün akşama kadar birlikte koştular. Yaman topu her kaçırdığında Efsa kahkahalarla güldü, Yaman da onunla birlikte gülmeye başladı.
Dünyadaki tüm kötülüklerden uzak, sadece iki çocuk gibi saf ve mutluydular.
Güneş batarken, mahalledeki bakkal amca ellerinde eski bir fotoğraf makinesiyle sokaktan geçiyordu. İki çocuğun yan yana durduğunu görünce durdu. "Hadi bakalım, gülümseyin!" dedi.
Yaman, Efsa’nın elini sıkıca tuttu. Kolunu onun omzuna attı. Onu korumak ister gibi durdu. Efsa kameraya bakıp kocaman gülümsedi. Fotoğraf çekildiğinde, Yaman o kareyi çok sevdi. Akşam evde, fotoğrafın arkasına çocuksu el yazısıyla yazdı.
"Yaman ve Efsa. Birbirimizi asla bırakmayacağız."
Onların çocukluğu bu mahallede, bu saf mutlulukla başlamıştı.
Ama birkaç hafta sonra olan o araba kazası her şeyi çalacaktı.
Efsa hafızasını kaybedip her şeyi unutacaktı.
Yaman ise o günü hiç unutmayacak, Efsa'yı korumak için büyüyecekti.
Bölüm etkileşimi
