Bölümler 72Şu an: 61. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime · Okuduğun bölüm
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hava gitgide daha çok kararıyor, sonbaharın o acımasız, buz gibi rüzgarı çiçekli elbisemin üzerinden tenimi bir bıçak gibi kesiyordu.
Ama benim asıl üşüyen yerim kalbimdi.
Ayaklarımı göğsüme doğru biraz daha çektim, kollarımı dizlerime sımsıkı doladım.
Sonra o ses geldi. Gökyüzü kapkara bulutlarla kaplandı ve birden gök gürleyerek sağanak bir yağmur patladı.
Yağmur damlaları birer kurşun gibi üzerime, saçlarıma, o incecik çiçekli elbiseme çarpmaya başladı. Saniyeler içinde sırıklam olmuştum. Rüzgar estikçe dişlerim birbirine vuruyor, bütün vücudum tir tir titriyordu. Ama tuhaf bir şekilde, dışarısı buz keserken benim içim alev alev yanmaya başlamıştı.
Ateşim hızla yükseliyordu.
Yanaklarımın, alnımın cayır cayır yandığını, şakaklarımın zonkladığını hissediyordum. Başım öyle bir dönmeye başladı ki parkın ışıkları, ağaçlar gözlerimin önünde dönen birer gölgeye dönüştü. Hem soğuktan titriyor hem de o amansız ateşin içinde kavruluyordum.
Beynimin içi o kadar bulanıklaşmıştı ki iç sesim bile artık yorulmuş, susmuştu.
Avcumun içinde sımsıkı sakladığım o nişan yüzüğü, elimin sıcaklığıyla iyice ısınmıştı. Telefonum cebimde dur durak bilmeden titremeye devam ediyordu. Ekranı yağmur damlalarıyla kaplanmıştı.
Gözlerim kapandığı an, o amansız ateşin içindeki kapkara sis beni tamamen esir aldı.
Bırakmıştım kendimi. Ruhum da bedenim de bu koca hayal kırıklığını daha fazla taşıyamamıştı.
...
Gözlerimi yeniden açtığımda, tepemde yavaşça dönen beyaz bir tavan ve burnuma dolan o keskin ilaç kokusu beni karşıladı. Beynimin içi hâlâ hafifçe bulanıktı ama o parktaki amansız ateş yerini koluma takılan serun buz gibi serinliğine bırakmıştı.
Nerede olduğumu anlamak için kafamı hafifçe yastıkta oynattığımda, odanın içindeki o çıt çıkmayan, gergin sessizliği hissettim.
Herkes başımdaydı.
Yatağımın hemen sağında annem duruyordu. Gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü, beni uyanık görünce elini anında ağzına götürüp hıçkırdı ve hemen eğilip ellerimi narin hamlelerle kavradı. "Şükürler olsun yarabbim... Uyandı kızım, Tarık uyandı." diye arkaya doğru seslendi.
Babam tekli koltuktan bir hışımla kalkıp yatağın kenarına geldi. Eğilip saçlarımı narin bir hareketle okşadı. "Güzel kızım benim... Çok korkuttun bizi," dedi babam.
Yavaşça gözlerimi odanın en karanlık köşesine, yatağımın ayak ucuna doğru çevirdim.
Yaman oradaydı. Beyaz gömleği hâlâ hafif nemliydi, saçları dağılmıştı. Yüzüne bakmak istemiyordum. Şu an ona delirler gibi sarılmak istiyordum ama gururum buna el vermiyordu.
Yüzük parmağıma baktım.
Çıkardığım yüzük yerindeydi.
Derin bir nefes almaya çalıştım ama göğsüme saplanan sızı buna izin vermedi. Gözlerimi doğrudan Yaman’ın o dipsiz karanlık gözlerine diktim. Sesimin titrememesine özen göstererek, buz gibi bir tonla konuştum.
"Git," dedim. Sesim hastane odasının duvarlarında soğuk bir radyasyon gibi yankılandı. "Git buradan, Yaman."
Yaman duyduğu bu kelimeyle sanki göğsünden vurulmuş gibi sarsıldı. O kimseden korkmayan, dünyayı dize getiren heybetli adam, bir adım öne atılmak istedi ama babamın sertçe araya giren gövdesini görünce durdu.
"Efsa, yalvarırım dinle..." dedi Yaman, gözlerindeki o koca çaresizlik ilk defa bu kadar net ortadaydı. "Düşündün gibi değil prenses, yemin ederim değil."
"Sana git dedim!" diye bağırdım, sesim sonlara doğru hıçkırığa dönüştü, kolumdaki serum iğnesi gerildi. "Duymuyor musun beni? Görmek istemiyorum seni. İstemiyorum seni. Defol git."
O kadar çok, o kadar içten ağlıyordum ki, nefesim boğazımda düğüm düğüm oluyordu. Gururum bir yandan içimi yakarken, kalbimin o kapkara cipin içindeki manzarayla parça parça oluşu canımı her şeyden çok acıtıyordu.
"Efsa, yalvarırım yapma..." diye hırıldadı Yaman, sesi acıdan paramparça olmuş bir fısıltı gibi çıktı boğazından. Gözleri dolmuştu, o kimseden korkmayan katil bey benim gözyaşlarımın karşısında resmen diz çökmüş gibiydi. "Yemin ederim düşündüğün gibi değil... Ölürüm de senin canını yakmam, ne olur yapma prenses..."
"Sana defol git dedim!" diye çığlık attım tekrar, ellerimle kulaklarımı kapattım onun o içimi tirtir titreten sesini duymamak için. Başımı yastığa gömüp deliler gibi ağlamaya devam ettim. "Yalan her şey, bana verdiğin tüm sözler yalan. İnanmıyorum sana artık, nereye gidersen git. Umrumda değilsin artık Yaman."
Soluksuz kalmıştım, gözyaşlarım bir sel gibi yastığa akıyordu ama durmadım. Parmaklarımın titremesine, kolumdaki serum iğnesinin etimi acıtmasına zerre kadar umursamadan sağ elimi sol elime götürdüm.
Nişan yüzüğünü parmağımdan sertçe çekip çıkardım. Metal tenimden sıyrılırken içimden koca bir parça koptu sandım.
Elimi hızla Yaman’a doğru uzattım ve yüzüğü onun o nemli beyaz gömleğinin üzerine doğru fırlattım. Yüzük göğsüne çarpıp yatağın yanına düştü.
Çenesi öyle bir kasıldı ki yüzündeki damarlar belirginleşti.
"Efsa..." diye inledi Yaman, sesi paramparça olmuş bir fısıltı gibi çıktı boğazından. Yüzüğü eline alırken parmaklarının deli gibi titrediğini gördüm. "Yapma prensesim... Kurban olayım yapma. Canımı al ama bunu yapma..."
"Defol git diyorum sana." diye bağırdım son gücümle, ellerimle kulaklarımı sımsıkı kapattım ve başımı yastığa gömüp deliler gibi ağlamaya devam ettim.
Babam öfkeden deliye dönmüş bir halde araya girdi. Yaman’ın omuzlarından tutup kapıya doğru sertçe ittirdi. "Duydun kızımı delikanlı! Yüzüğü de verdi işte, bitti! Git bu odadan, bir daha da benim kızımın karşısına çıkma."
Bölüm etkileşimi
