Bölümler 73Şu an: 63. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime · Okuduğun bölüm
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi yavaşça araladığımda, odamın içine dolan taze sonbahar güneşinin sıcaklığını yüzümde hissettim. İçimi kemiren o halsizlik tamamen dağılmış, yerini huzurlu bir hafifliğe bırakmıştı.
Dün gece o buz gibi yağmurun altında her şeyi çözmüştük. Beni odama taşımış, sabaha kadar başımdan bir an bile ayrılmamıştı.
Yatakta doğrulmaya çalışırken, hemen yanı başımdan gelen o tanıdık nefes sesini duydum.Kafamı yana çevirdiğimde, yatağımın kenarındaki sandalyede oturan adamı gördüm. Üzerindeki o sırılsıklam beyaz gömleği değiştirmiş, rahat bir kazak giymişti. Saçları hafifçe dağındı ama asıl kalbimi titreten şey, o koyu gözlerini bir saniye bile kırpmadan doğrudan bana dikmiş olmasıydı.
Kim bilir kaç saattir uykusuzca sadece uyanmamı bekliyordu. Bakışlarındaki o narin, sadece bana özel şefkat odadaki tüm havayı bir saniyede ısıttı.
Yaman’ın elinde bizim o parıldayan nişan yüzüğümüz duruyordu.
Yüzüğü parmaklarının arasında nazikçe çeviriyor, sabah güneşinin altında gümüşün parıltısını izliyordu. Benim uyandığımı, gözlerimi ona diktiğimi fark edince o sert çehresi anında yumuşadı. Dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı; o büyüleyici tebessümü yüzüne yayıldı.
"Günaydın küçüğm," dedi Yaman. Sesi o içimi titreten boğuk ve uykusuz tınısıyla odada yankılandı. "Nasıl hissediyorsun prenses? Ateşin düşmüş, rengin yerine gelmiş."
"Günaydın," dedim, sesim uykunun verdiği tatlı bir pürüzle kısık çıkarak yatakta ona doğru biraz daha sokuldum. "Daha iyiyim. Sen hiç uyumadın mı?"
Yavaşça yerinden doğrulup yatağın kenarına, tam yanıma oturdu. O sımsıcak elini uzatıp narin hamlelerle saçlarımı kulağımın arkasına doğru itti. Parmağındaki yüzüğün serinliği tenime değdiğinde içim ürperdi.
"Sen yanımda huzurla uyurken, benim uykuda geçirecek tek bir saniyem bile yok Efsa'm," dedi, gözlerini gözlerime sımsıkı kenetleyerek. Elindeki yüzüğü yavaşça bana doğru uzattı.
"İzin verirsen, onu ait olduğu yere geri takmak istiyorum."
Titreyen sağ elimi yavaşça ona doğru uzattım. Benim küçük elimi kavradığında parmaklarının hafifçe titrediğini hissettim. Yüzüğü aldı ve o boş kalan parmağıma incitmekten korkar gibi yavaşça geçirdi. Yüzük parmağıma oturduğu an, içimdeki o son kırgınlık da tamamen yok oldu.
"Bir daha sakın çıkarma bunu," diye fısıldadı Yaman, eğilip elime uzun bir öpücük kondurarak. "Bizim hikayemiz yalanlarla bitmeyecek kadar büyük, küçük ördek."
Gülümseyerek başımı onun o güven veren güçlü omuzuna yasladım. Dışarıda sonbahar rüzgarı esmeye devam ediyordu ama benim odamda, onun kollarının arasında hayatımın en güzel baharı resmi olarak yeniden başlıyordu.
...
Merdivenlerden el ele indik. Salona adım attığımız an, babamın şöminenin önündeki berjer koltukta oturduğunu gördük. Elindeki gazeteyi yavaşça dizlerinin üzerine bıraktı.
Gözlüklerinin üzerinden önce kenetlenmiş ellerimize, sonra da parmağımda yeniden parıldayan nişan yüzüğüne baktı. Yüzündeki o eski sert, yargılayıcı ifadeden eser kalmamıştı. Sadece derin bir iç çekti.
Yaman hemen babamın karşısında durup hafifçe başını eğdi. "Tarık amca," dedi, sesi o her zamanki tok ve saygılı tınısındaydı. "Dün gece için... Size ve Melek teyzeye çok büyük bir açıklama borçluyum. Efsa'yı da sizi de üzmek istemedim."
Babam oturduğu yerden yavaşça doğruldu. İki elini ceplerine koyup Yaman’ın tam karşısına dikildi. "Oğlum," dedi babam, sesi bu kez hiç olmadığı kadar yumuşak ve babacandı.
"Bana bir açıklama borçlu değilsin, o açıklamayı Efsa’ya yaptın ve o seni affetti. Benim tek derdim bu kızın huzuru," dedi babam, parmağımdaki yüzüğü işaret ederek. Sesi bir emir gibi salonda yankılandı.
"Eğer saf kızımın gözünden senin yüzünden tek bir damla yaş daha süzülürse, o gün karşında sadece bir baba değil, azrailini bulursun."
Yaman hiç istifini bozmadan, gözlerini kırpmadan babamı dinledi.
Babam öne doğru bir adım daha atıp sesini iyice alçalttı ama her kelimesi buz gibiydi. "Sözümü sakın yabana atma delikanlı. Efsa’yı bir kez daha ağlatırsan, onunla evlenmek senin için sadece bir rüya olur. Onu senden alır, dünyanın öbür ucuna götürürüm de bir daha yüzünü bile göremezsin. Sana son kez güveniyorum."
Yaman başını ağır ve vakur bir hamleyle salladı. Yüzündeki o saygılı ama bir o kadar da kararlı ifadeyle babamın gözlerinin içine dürüstçe baktı. "Başımın üstüne Tarık amca," dedi Yaman, sesi her zamanki gibi tok ve emindi. "Eğer Efsa’yı bir daha üzersem, zaten ilk cezayı kendime ben keserim. Onun saçının teli benim canımdan daha kıymetli, müsaadenizle bu sözüm de benim Kıyamet yeminim olsun."
Babam derin bir nefes alıp omuzlarını serbest bıraktı, yüzündeki o sert maske hafifçe dağıldı. Yaman’ın omzuna dostça vurdu.
"Güzel. Sözünü aldım delikanlı. Hadi geçin masaya, çaylar soğumadan kahvaltınızı yapın," dedi.
İçime rahatlama dalgası yayıldı. İçimdeki o koca fırtına tamamen dinmişti. Sevdiğim adam yanımdaydı. Bana yalan söylememişti.
O bana hiç yalan söylemez ki.
Bölüm etkileşimi
