Bölümler 72Şu an: 29. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sonunda evime gelmiştim.
Kapıyı kendi anahtarımla yavaşça açtım. Evin o tanıdık, güven veren kokusu burnuma dolduğunda gözlerim doldu. Yaşadığım o kabus gibi saatlerden sonra burası bana bir sığınak gibi gelmişti.
"Efsa? Kızım, sen mi geldin?"
Annem salondan çıkmış, koridorda bana doğru yürüyordu. Yüzündeki endişeli ifade beni görünce yerini rahatlamaya bıraktı.
"Anne..." dedim ve hızla ona doğru atılıp boynuna sarıldım.
"Ah güzel kızım, çok merak ettim seni," dedi annem, saçlarımı okşayarak. "Sesin telefonda bir garip geliyordu. Yazgı'nın yazlığında eğlendiniz mi bari? Çok yorgun görünüyorsun."
Ona sarılırken boynumdaki o ağır kolyeyi ve altındaki morlukları görmemesi için saçlarımı öne doğru çektim. İçimdeki suçluluk duygusu canımı yakıyordu.
"Evet anne, biraz fazla eğlendik sanırım. Çok başım ağrıyor," dedim, sesimi normal tutmaya çalışarak. "Yazgılarla da biraz tartıştık, canım sıkkın."
Annem yüzümü ellerinin arasına aldı, gözlerime şefkatle baktı. "Kıyamam sana. Yüzün sapsarı olmuş zaten. Aç mısın? Bir şeyler hazırlayayım mı?"
"Yok anneciğim, hiçbir şey istemiyorum," dedim zoraki bir tebessümle. "Sadece hemen odama geçip uyumak istiyorum. Çok yorgunum."
"Tamam güzelim, geç dinlen. Ben de buralardayım, bir şeye ihtiyacın olursa seslen," dedi.
"Tamam, iyi geceler anne."
Annemin yanından ayrılıp hızla üst kata, kendi odama doğru çıktım. Kapıyı arkamdan kapatıp kilitlediğimde derin bir nefes aldım. Sırtımı kapıya yaslayıp odama göz gezdirdim.
Her şey bıraktığım gibiydi.
Ama ben eski Efsa değildim.
Arkadaşlarımın Elfida'sı değildim.
Ben ne ara hayattan bu kadar koptum ki?
Ne ara bir seri katilin yatağında uyanıp, bir polisin kirli paralarını izleyecek kadar bu karanlığın içine battım?
Zaman ne ara benden akıp gitti de ben fark etmedim?
Sırtımı kilitli kapıya yaslayıp yavaşça yere çöktüm. Başımı dizlerime koydum.
Canım yandı.
Canımın acısı tenimden değil, kalbimden geliyordu.
Odada daha fazla duramadım. Annemin yanına gitmek için nefes nefese odadan çıktım. Onun kokusuna ihtiyacım vardı. Onun sarılmasına ihtiyacım vardı.
En azından bir kaç dakika olsa bile dertlerim hafiflerdi.
Koridora çıktığımda ayaklarım beni doğrudan annemin odasına götürdü. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri süzüldüm.
Annem yatağın kenarında oturmuş, elindeki eski bir fotoğraf albümüne bakıyordu. Beni nefes nefese, gözü yaşlı görünce elindekileri hemen bir kenara bıraktı.
"Efsa? Güzel kızım, ne oldu?" diyerek hızla ayağa kalktı.
Yanına nasıl gittiğimi, dizlerinin dibine nasıl çöktüğümü hatırlamıyorum. Başımı dizlerine koydum, hıçkırıklarım odayı doldurdu.
Annem elleriyle saçlarımı okşarken içimdeki o devasa yükü daha fazla taşıyamadım. Başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım.
"Ben aşık oldum anne," dedim, sesim odadaki sessizlikte paramparça oldu. "Çok yanlış, bir adama aşık oldum."
Annem beni göğsüne daha sıkı bastırdı. Ellerini saçlarımın arasında gezdirdi, beni sakinleştirmek ister gibi sırtımı yavaş yavaş sıvazladı.
O an sadece annemin küçük kız bellediği o eski Efsa olmak istedim.
"Ağla güzel kızım, ağla dök içini," diye fısıldadı annem. Sesi o kadar yumuşaktı ki, içimdeki yangına su serper gibiydi. "Herkes aşık olur, Efsa'm. Aşk insanın kalbine sormadan, aniden gelir. Kimse buna engel olamaz."
"Ama anne, o çok farklı," dedim hıçkırıklarımın arasından. Sesim onun omzuna gömüldüğü için boğuk çıkmıştı. "Çok canım yanıyor. Kendimi hiç böyle hissetmemiştim. Sanki canımı ondan koparıyorlar gibi."
Annem beni kendinden hafifçe uzaklaştırdı. Yüzümü ellerinin arasına aldı. Başparmaklarıyla yanağımdan süzülen sıcak gözyaşlarını çok narin bir şekilde sildi. Gözlerimin içine sevgiyle, şefkatle baktı.
"İlk aşklar hep böyle acıtır kızım," dedi, yüzünde geçmişin anılarıyla dolu hafif bir tebessüm belirdi.
İlk aşklar acıtır...
"Sanki dünya başına yıkılıyor gibi hissedersin. Kalbin göğüs kafesine sığmaz, nefes alamazsın. Ama inan bana, bu acıların hepsi geçecek. Zamanla her şey kabuk bağlar."
Annemin benim sıradan bir okul veya mahalle aşkı yüzünden acı çektiğimi sanması içimi daha da çok acıttı.
Keşke öyle olsaydı diye geçirdim içimden.
Keşke sıradan bir adam olsaydı.
Ama benim aşık olduğum adamın ellerinde kan vardı.
Benim aşık olduğum adam seri katildi.
Aranan seri katil...
İsmini bile bilmediğim...
O, peşindeki polisleri parmağında oynatan, beni kaçıran tehlikeli bir seri katildi. Ama bunu anneme söyleyemezdim, onu bu ölümcül korkunun içine atamazdım.
Sadece onun sıcaklığına sığındım. Tekrar başımı göğsüne koydum ve beni sakinleştiren kalp atışlarını dinledim.
"Sen benim güçlü kızımsın," dedi annem saçlarımı öperek. "Kimse için bu güzel gözlerini karartmaya, kendini böyle harap etmeye değmez. Sen toparlanacaksın, ben hep senin yanındayım."
...
Gece saat 03:33
Hızla kasanın şifresini girerek açılmasını bekledim. Kasa küçük bir klik sesiyle açıldı. İçindeki eski pasaportları ve tapuları aceleyle kenara ittim. Araz abinin söylediği gibi, kasanın tam arkasındaki o gizli bölmeye parmaklarımı uzattım.
Tırnaklarım sert bir şeye çarptı. Orada, duvarla kasa arasına sıkışmış eski, sarı bir dosya vardı. Kalbim göğüs kafesimi döverken dosyayı çekip çıkardım.
Üzerinde tozlu harflerle sadece benim adım yazıyordu.
"Efsa - Sağlık ve Kaza Raporları."
Dosyanın kapağını titreyen ellerimle açtım. İçinden sararmış hastane belgeleri ve eski bir gazete haberi çıktı. Gazetenin üzerindeki başlığı gördüğümde nefesim kesildi."8 Yaşındaki Küçük Kız Lüks Aracın Altında Kaldı! Yaşam Savaşı Veriyor!"
Hemen altındaki hastane raporlarını okumaya başladım. Doktorların yazdığı o soğuk tıbbi terimler gözümün önünde uçuştu."Ağır beyin travması, geçici ve kalıcı hafıza kaybı... Hasta 8 yaşına kadar olan çocukluk dönemine dair hiçbir şeyi hatırlamamaktadır."
Dosyayı hızla çevirdim.
En arkada kazayı yapan aracın sahibinin adı ve adli raporlar vardı. Kazayı yapan, o zamanlar genç bir iş insanı olan ve dün gece baloda Araz abinin rüşvet aldığı o uyuşturucu baronu yaşlı adamdı.
Araz abi ise o dönem kazaya bakan ilk polis memuruydu.
Her şey bir anda zihnimde oturdu. Araz abi beni korumamıştı. Benim çocukluğumu, hafızamı çalan o adamdan rüşvet almış, kazayı örtbas etmişti.
Beni de susturmak ve kontrol altında tutmak için yıllarca gözünün önünde büyütmüştü.
Hafızamı kaybetmiştim. Hayatım koca bir tiyatroydu ve ben en güvendiğim adamın yönettiği bu oyunda başrolü oynamıştım.
Gözyaşlarım sarı dosyanın üzerine damlarken, kucağımdaki kağıtları sıkıca göğsüme bastırdım. İçimdeki acı o kadar büyüktü ki, odanın duvarları üzerime doğru yıkılıyor gibi hissettim.
İnandığım, abim bildiğim Araz, meğer benim hayatımı çalan adamın suç ortağıymış.
Tam o sırada sarı dosyanın içinden eski bir fotoğraf süzülerek yere düştü. Yere düşen fotoğrafa bakarken nefesim bir kez daha kesildi. Aceleyle kucağımdaki dosyayı yatağa bıraktım ve dizlerimin üzerine çöküp o eski, kenarları sararmış fotoğraf karesini elime aldım.
Fotoğrafta sekiz yaşlarındaki halim duruyordu. Üzerimde pembe, çiçekli bir elbise vardı ve kameraya bakarak neşeyle gülümsüyordum. Ama asıl kalbimi durduran şey, hemen yanımda duran çocuktu.
Benden birkaç yaş büyük, zayıf, esmer bir erkek çocuğu... Kolunu omzuma atmış, beni korumak ister gibi sıkıca sarmalamıştı.
Gözleri... Karanlığın içinden bile beni bulan o koyu, dipsiz gözler tam karşımdaydı.
O çocuk, dün gece yatağında uyandığım, beni baloya götüren o bilinmeyen adamın küçüklüğüydü. Fotoğrafın arkasını çevirdiğimde, çocuksu bir el yazısıyla yazılmış iki isim ve bir not gördüm.
"Yaman ve Efsa. Birbirimizi asla bırakmayacağız."
Zihnimdeki o devasa duvar aniden çatladı. Acı verici bir anı dalgası beynime hücum etti. Ben o çocuğu tanıyordum. O sıradan bir yabancı değildi. O, yetimhanedeki kimsesiz Yaman'dı. Benim çocukluk arkadaşım, her şeyden korktuğumda arkasına saklandığım koruyucum...
O bilinmeyen değildi, o Yaman'dı.
Kimsesiz Yaman.
Tek arkadaşı olduğum Yaman.
Bölüm etkileşimi
