Bölümler 73Şu an: 60. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime · Okuduğun bölüm
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nişanımızın üzerinden sadece birkaç hafta geçmişti ama ben her sabaha dünyanın en mutlu kadını olarak uyanıyordum. Parmağımdaki o parıldayan yüzük, hayatımın en güvenli, en huzurlu limanıydı. Bugün Yaman’la her zaman gittiğimiz o sakin kafede buluşacaktık.
Evden çıkarken aynada kendime son bir kez baktım; üzerimde uçuş uçuş, çiçekli elbiselerimden biri vardı ve yanaklarım heyecandan kendiliğinden kızarmıştı.
Anneme seslenip neşeyle evden çıktım. Hava tam bir sonbahar havasıydı, rüzgar saçlarımı narin hamlelerle uçuruyordu. Toprak yolda adeta bulutların üzerinde yürüyor gibiydim. İç sesim bana durmadan aynı şeyi fısıldıyordu. Bitti Efsa, bak artık herkesin gözü önünde el elesiniz.
Buluşacağımız sokağın köşesini döndüğümde, yolun kenarında duran o tanıdık, siyah cipi anında tanıdım. Yaman’ın arabası tam karşımda duruyordu. Yüzümdeki tebessüm daha da büyüdü, adımlarımı hızlandırıp arabaya doğru yürümeye başladım.
Ona arkasından sarılıp sürpriz yapacaktım.
Ama arabaya birkaç adım kala, ön camdan içeriye baktığım an adımlarım asfalta çivilendi. Göğsüme bir anda öyle ağır, öyle kapkara bir taş oturdu ki nefesim boğazımda tıkandı.
Yaman sürücü koltuğunda oturuyordu. Ama yalnız değildi. Yanındaki yolcu koltuğunda, çok güzel, uzun sarı saçlı bir kadın oturuyordu. Kadın Yaman’a doğru eğilmiş, neşeyle bir şeyler anlatıyordu. Ve asıl canımı yakan şey tam o saniye gerçekleşti; o kimseden korkmayan, yüzü nadiren gülen koskoca Yaman Asaf Kıyamet, yanında oturan o sarışın kadına doğru bakıp o dünyanın en narin, en sıcak tebessümüyle gülümsüyordu.
O tebessüm sadece bana aitti sanıyordum.
Sadece benim karşımda bir mum gibi erir sanıyordum.
Gözlerim aniden doldu, dünyam bir salisede başıma yıkıldı. Başımı yavaşça aşağıya indirdim.
Önce parmağımdaki o parıldayan nişan yüzüğüne baktım, sonra da arabanın içindeki Yaman’a.
İçimde öyle koca bir fırtına koptu ki, kulaklarım uğuldamaya başladı.
Kendi kendime, titreyen bir sesle mırıldandım. Hayır, sakin ol Efsa. Dinlemeden, ne olduğunu öğrenmeden yargılamak istemiyorsun. Yaman sana söz verdi, o en büyük Kıyamet sözünü tuttu.
Kendimi sakinleştirmeye çalışarak geri geri gitmeye başladım.
Yapmazdı değil mi?
Bunu bana yapamazdı.
Başka bir kadına gülümseyemezdi.
Ölüm bile bizi ayıramamışken, bu sessiz sonbahar sokağında, o siyah cipin içinde her şeyin böyle un ufak olmasına inanamıyordum.
İçimde bir şeyler parça parça kırılırken, gözyaşlarım artık birer sel gibi yanaklarımdan çiçekli elbisemin üzerine dökülüyordu.
Görüşüm tamamen bulanıklaşmıştı.
Attığım her geri adımda ayaklarım birbirine dolanıyor, düşmemek için duvardan destek alıyordum.
Daha fazla orada kalıp o manzarayı izlemeye kalbim dayanmadı.
Arkamı döndüm ve hıçkırıklarımı serbest bırakarak koşmaya başladım.
...
Telefonumun kaçıncı titreyişiydi bu, artık saymayı bırakmıştım.
Cebimde dur durak bilmeden, çılgınlar gibi titreyip duruyordu. Ekranı açıp bakmıyordum bile ama kimlerin aradığını çok iyi biliyordum. Ekran her aydınlandığında Yaman’ın, annemin, babamın, hatta Yazgı’nın isimleri sırayla ekranda belirip kayboluyordu.
Bütün şehir, herkes beni arıyordu.
Yol kenarındaki ıssız bir parkın en köşesindeki banka kendimi bıraktım. Bacaklarımı göğsüme doğru çekip kollarımı dizlerime doladım. Parmağımdaki o parıldayan yüzüğe baktım. Daha birkaç hafta önce babamın gümüş tepsisinden alıp birbirimizin parmağına taktığımız o yüzük, şimdi bana sadece koca bir yalanı hatırlatıyordu.
Bunu bana yapamazdı, diyordu iç sesim hıçkırıklarımın arasından. "Ama yaptı." diye fısıldadım kendi sesimden iğrenerek. "Bile bile yaptı."
Telefon avcumun içinde bir kez daha deliler gibi titredi. Ekrana baktım. Yine Yaman arıyordu. Ekrandaki ismi her saniye gözlerimi daha çok yakıyordu.
"Açmayacağım," dedim dişlerimi sıkarak. "Duyacağımı duydum, göreceğimi gördüm zaten."
Hıçkırıklarım boğazımda düğümlenirken parmağımdaki yüzüğü hırsla çekip çıkardım. O parıldayan, gümüş tepside babamın dualarıyla takılan yüzük avcumun içinde buz gibi bir metale dönüştü.
Onu fırlatıp atmak, o parka gömmek istedim ama yapamadım. Ellerimi yumruk yapıp yüzüğü avcumun içinde sımsıkı sıktım, metalin kenarları tenime batıp canımı acıtana kadar durmadım.
Varsın canım acısın, kalbimin acısının yanında bu hiçbir şeydi.
Parkın üzerinden geçen rüzgar çiçekli elbisemi savururken, telefonum bu kez annemin adıyla aydınlandı. Peşinden babamın araması düştü. Herkes arkamdaydı, herkes beni arıyordu çünkü Yaman Asaf Kıyamet, benim yokluğumla tüm şehri ayağa kaldıracak kadar delirmiş olmalıydı.
Ama bu sefer onun o öfkesinden, o canavar halinden korkmuyordum.
Benim içimdeki koca dünya zaten o arabanın içinde çoktan ölmüştü.
Bölüm etkileşimi
