Bilinmeyen kitap kapağı

66. bölüm / 73

60. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 73Şu an: 60. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm730 kelime
  2. 2 2. Bölüm538 kelime
  3. 3 3. Bölüm571 kelime
  4. 4 4. Bölüm417 kelime
  5. 5 5. Bölüm460 kelime
  6. 6 6. Bölüm446 kelime
  7. 7 7. Bölüm528 kelime
  8. 8 8. Bölüm766 kelime
  9. 9 9. Bölüm596 kelime
  10. 10 10. Bölüm473 kelime
  11. 11 11. Bölüm506 kelime
  12. 12 12. Bölüm531 kelime
  13. 13 13. Bölüm477 kelime
  14. 14 14. Bölüm713 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.050 kelime
  16. 16 16. Bölüm659 kelime
  17. 17 17. Bölüm497 kelime
  18. 18 18. Bölüm535 kelime
  19. 19 19. Bölüm695 kelime
  20. 20 20. Bölüm496 kelime
  21. 21 21. Bölüm431 kelime
  22. 22 22. Bölüm488 kelime
  23. 23 23. Bölüm459 kelime
  24. 24 24. Bölüm599 kelime
  25. 25 25. Bölüm1.018 kelime
  26. 26 26. Bölüm805 kelime
  27. 27 27. Bölüm609 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.025 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.085 kelime
  30. 30 30. Bölüm860 kelime
  31. 31 31. Bölüm634 kelime
  32. 32 32. Bölüm465 kelime
  33. 33 33. Bölüm504 kelime
  34. 34 34. Bölüm462 kelime
  35. 35 35. Bölüm519 kelime
  36. 36 36. Bölüm546 kelime
  37. 37 37. Bölüm461 kelime
  38. 38 38. Bölüm619 kelime
  39. 39 39. Bölüm446 kelime
  40. 40 40. Bölüm526 kelime
  41. 41 41. Bölüm562 kelime
  42. 42 42. Bölüm512 kelime
  43. 43 43. Bölüm705 kelime
  44. 44 44. Bölüm403 kelime
  45. 45 45. Bölüm764 kelime
  46. 46 46. Bölüm810 kelime
  47. 47 47. Bölüm516 kelime
  48. 48 48. Bölüm710 kelime
  49. 49 49. Bölüm763 kelime
  50. 50 50. Bölüm705 kelime
  51. 51 51. Bölüm934 kelime
  52. 52 52. Bölüm818 kelime
  53. 53 53. Bölüm811 kelime
  54. 54 54. Bölüm868 kelime
  55. 55 55. Bölüm1.401 kelime
  56. 56 56. Bölüm537 kelime
  57. 57 57. Bölüm905 kelime
  58. 58 58. Bölüm715 kelime
  59. 59 59. Bölüm781 kelime
  60. 60 60. Bölüm619 kelime · Okuduğun bölüm
  61. 61 61. Bölüm735 kelime
  62. 62 62. Bölüm1.118 kelime
  63. 63 63. Bölüm680 kelime
  64. 64 64. Bölüm659 kelime
  65. 65 65. Bölüm671 kelime
  66. 66 66. Bölüm644 kelime
  67. 67 67. Bölüm443 kelime
  68. 68 68. Bölüm575 kelime
  69. 69 Teşekkürler198 kelime
  70. 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
  71. 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
  72. 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
  73. 73 Özel bölüm - 41.644 kelime

Nişanımızın üzerinden sadece birkaç hafta geçmişti ama ben her sabaha dünyanın en mutlu kadını olarak uyanıyordum. Parmağımdaki o parıldayan yüzük, hayatımın en güvenli, en huzurlu limanıydı. Bugün Yaman’la her zaman gittiğimiz o sakin kafede buluşacaktık.

Evden çıkarken aynada kendime son bir kez baktım; üzerimde uçuş uçuş, çiçekli elbiselerimden biri vardı ve yanaklarım heyecandan kendiliğinden kızarmıştı.

Anneme seslenip neşeyle evden çıktım. Hava tam bir sonbahar havasıydı, rüzgar saçlarımı narin hamlelerle uçuruyordu. Toprak yolda adeta bulutların üzerinde yürüyor gibiydim. İç sesim bana durmadan aynı şeyi fısıldıyordu. Bitti Efsa, bak artık herkesin gözü önünde el elesiniz.

Buluşacağımız sokağın köşesini döndüğümde, yolun kenarında duran o tanıdık, siyah cipi anında tanıdım. Yaman’ın arabası tam karşımda duruyordu. Yüzümdeki tebessüm daha da büyüdü, adımlarımı hızlandırıp arabaya doğru yürümeye başladım.

Ona arkasından sarılıp sürpriz yapacaktım.

Ama arabaya birkaç adım kala, ön camdan içeriye baktığım an adımlarım asfalta çivilendi. Göğsüme bir anda öyle ağır, öyle kapkara bir taş oturdu ki nefesim boğazımda tıkandı.

Yaman sürücü koltuğunda oturuyordu. Ama yalnız değildi. Yanındaki yolcu koltuğunda, çok güzel, uzun sarı saçlı bir kadın oturuyordu. Kadın Yaman’a doğru eğilmiş, neşeyle bir şeyler anlatıyordu. Ve asıl canımı yakan şey tam o saniye gerçekleşti; o kimseden korkmayan, yüzü nadiren gülen koskoca Yaman Asaf Kıyamet, yanında oturan o sarışın kadına doğru bakıp o dünyanın en narin, en sıcak tebessümüyle gülümsüyordu.

O tebessüm sadece bana aitti sanıyordum.

Sadece benim karşımda bir mum gibi erir sanıyordum.

Gözlerim aniden doldu, dünyam bir salisede başıma yıkıldı. Başımı yavaşça aşağıya indirdim.

Önce parmağımdaki o parıldayan nişan yüzüğüne baktım, sonra da arabanın içindeki Yaman’a.

İçimde öyle koca bir fırtına koptu ki, kulaklarım uğuldamaya başladı.

Kendi kendime, titreyen bir sesle mırıldandım. Hayır, sakin ol Efsa. Dinlemeden, ne olduğunu öğrenmeden yargılamak istemiyorsun. Yaman sana söz verdi, o en büyük Kıyamet sözünü tuttu.

Kendimi sakinleştirmeye çalışarak geri geri gitmeye başladım.

Yapmazdı değil mi?

Bunu bana yapamazdı.

Başka bir kadına gülümseyemezdi.

Ölüm bile bizi ayıramamışken, bu sessiz sonbahar sokağında, o siyah cipin içinde her şeyin böyle un ufak olmasına inanamıyordum.

İçimde bir şeyler parça parça kırılırken, gözyaşlarım artık birer sel gibi yanaklarımdan çiçekli elbisemin üzerine dökülüyordu.

Görüşüm tamamen bulanıklaşmıştı.

Attığım her geri adımda ayaklarım birbirine dolanıyor, düşmemek için duvardan destek alıyordum.

Daha fazla orada kalıp o manzarayı izlemeye kalbim dayanmadı.

Arkamı döndüm ve hıçkırıklarımı serbest bırakarak koşmaya başladım.

...

Telefonumun kaçıncı titreyişiydi bu, artık saymayı bırakmıştım.

Cebimde dur durak bilmeden, çılgınlar gibi titreyip duruyordu. Ekranı açıp bakmıyordum bile ama kimlerin aradığını çok iyi biliyordum. Ekran her aydınlandığında Yaman’ın, annemin, babamın, hatta Yazgı’nın isimleri sırayla ekranda belirip kayboluyordu.

Bütün şehir, herkes beni arıyordu.

Yol kenarındaki ıssız bir parkın en köşesindeki banka kendimi bıraktım. Bacaklarımı göğsüme doğru çekip kollarımı dizlerime doladım. Parmağımdaki o parıldayan yüzüğe baktım. Daha birkaç hafta önce babamın gümüş tepsisinden alıp birbirimizin parmağına taktığımız o yüzük, şimdi bana sadece koca bir yalanı hatırlatıyordu.

Bunu bana yapamazdı, diyordu iç sesim hıçkırıklarımın arasından. "Ama yaptı." diye fısıldadım kendi sesimden iğrenerek. "Bile bile yaptı."

Telefon avcumun içinde bir kez daha deliler gibi titredi. Ekrana baktım. Yine Yaman arıyordu. Ekrandaki ismi her saniye gözlerimi daha çok yakıyordu.

"Açmayacağım," dedim dişlerimi sıkarak. "Duyacağımı duydum, göreceğimi gördüm zaten."

Hıçkırıklarım boğazımda düğümlenirken parmağımdaki yüzüğü hırsla çekip çıkardım. O parıldayan, gümüş tepside babamın dualarıyla takılan yüzük avcumun içinde buz gibi bir metale dönüştü.

Onu fırlatıp atmak, o parka gömmek istedim ama yapamadım. Ellerimi yumruk yapıp yüzüğü avcumun içinde sımsıkı sıktım, metalin kenarları tenime batıp canımı acıtana kadar durmadım.

Varsın canım acısın, kalbimin acısının yanında bu hiçbir şeydi.

Parkın üzerinden geçen rüzgar çiçekli elbisemi savururken, telefonum bu kez annemin adıyla aydınlandı. Peşinden babamın araması düştü. Herkes arkamdaydı, herkes beni arıyordu çünkü Yaman Asaf Kıyamet, benim yokluğumla tüm şehri ayağa kaldıracak kadar delirmiş olmalıydı.

Ama bu sefer onun o öfkesinden, o canavar halinden korkmuyordum.

Benim içimdeki koca dünya zaten o arabanın içinde çoktan ölmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

375okunma 13beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…