Bölümler 72Şu an: 52. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime · Okuduğun bölüm
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aynı günün akşamı, Yaman’ı hastanenin en üst katındaki o geniş normal odaya taşıdılar. Annem ve babam kapının önünde beklerken, "Hadi kızım, önce sen gir. Seni bekliyordur," diyerek beni öne ittiler.
Odanın kapısını narin bir hamleyle aralayıp içeri süzüldüm.
Yaman, yatağın başlığı kaldırılmış bir halde arkasına yaslanmış oturuyordu. Ağzındaki o koca maske gitmiş, yerini burnuna takılan ince bir oksijen borusuna bırakmıştı. Beni görür görmez o koyu, dipsiz gözleri anında parladı. Yüzü hala solgundu ama bakışlarındaki o narin, sadece bana özel şefkat odayı ısıtmaya yetti.
"Gel bakalım küçük ördek," dedi Yaman. Sesi 21 günün ardından boğuk ve yorgundu ama benim için dünyadaki en güzel melodiydi.
Hızla yatağın kenarına gelip dizlerimin üzerine çöktüm. İki elimle birden onun o damarlı elini kavrayıp dudaklarına bastırdım. "Çok beklettin beni katil bey," dedim gözyaşları içinde.
Yaman serbest kalan diğer elini yavaşça kaldırıp saçlarımın arasına geçirdi. Beni narin hamlelerle kendine doğru çekerken kulağıma fısıldadı.
"Özür dilerim güzelim. Seni bu dünyada bir saniye bile yalnız bıraktığım, o korkuyla baş başa bıraktığım için özür dilerim."
"Bir daha gitme," dedim hıçkırarak. Başımı yatağın kenarına, elinin hemen yanına yasladım. "Eğer bir daha o gözlerini kapatırsan, yemin ederim peşinden gelirim Yaman. Ben bu vicdan azabıyla, senin olmadığın bir dünyada nefes alamam."
Yaman parmaklarıyla saçlarımı narin hamlelerle okşamaya devam etti. Dudaklarını saçlarımın arasına bastırıp uzunca öptü.
"Ölmek yok küçük ördek. Söz verdim sana."
"Yaman?"
"Güzelim?"
"Özür dilerim. B-ben seni vurdum. Yemin ederim vurmak istemedim. Mecbur kaldım... O herif elimi zorla tetikte tuttu," dedim, hıçkırıklarım odanın duvarlarında yankılanırken. 21 gündür içimde biriken o zehirli suçluluk duygusu bir kez daha patlak vermişti. Ellerim titriyor, gözyaşlarım Yaman’ın çarşafına damla damla dökülüyordu.
Yaman saçlarımdaki elini yavaşça yanağıma indirdi. Başparmağıyla gözümden süzülen yaşı sildi. O dipsiz karanlık gözlerini gözlerime öyle bir dikti ki, ruhumun titrediğini hissettim.
"Şşşt, sus küçük ördek," dedi, sesi o kadar pürüzsüz ama o kadar netti ki. "Bana bak. Gözlerimin içine bak."
Başımı kaldırıp ona baktım. Gözlerim kan çanağı gibiydi ama onun gözlerinde sadece bana ait olan o sonsuz şefkat duruyordu.
"Sen beni vurmadın Efsa," dedi Yaman, kelimelerin üzerine basa basa. "O tetiğe basan senin parmağın değildi. Benim yanımda, benim olduğum yerde kendine bunu yük etme. Hem bak, buradayım. Yanındayım. Beni vurmak o kadar kolay mı sanıyorsun?"
"Ama canın çok yandı..." diye fırıldattım, bakışlarım göğsündeki beyaz sargılara kayarken. "Dikişlerin daha yeni kapanmıştı."
Yaman hafifçe gülümsedi. O dünyanın en güzel, en huzurlu tebessümü yüzüne yayıldı. "Sen ağlayınca benim canım o kurşundan daha çok yanıyor güzelim. Sen hatırla, sen yanımda ol da... Ben gerekirse her gün vurulmaya razıyım."
"Öyle deme." dedim, elimle yavaşça dudaklarını kapatarak. Gözlerimden akan yaşlar parmaklarımın üzerine süzüldü. "Bir daha sakın vurulmaktan, ölümden bahsetme bana. Ben yirmi bir gün boyunca o kırmızı ışığın altında ruhumu teslim ettim Yaman. Eğer sana bir şey olsaydı, ben o deponun karanlığından asla çıkamazdım."
Yaman dudaklarındaki elimi narin bir hamleyle kavradı. Avcumun tam ortasını, o tetiğe basan parmaklarımı tek tek, büyük bir bağlılıkla öptü. O dipsiz karanlık gözleri doğrudan ruhuma bakıyordu.
"Tamam güzelim, sustum," dedi Yaman, sesi içimi tirtir titreten o derin tınısıyla. "Ama sen de ağlamayı keseceksin. Bak, o gözlerin kan çanağına dönmüş. Küçük ördeğimin gözlerinden akan tek bir damla yaş için dünyayı yakarım ben, biliyorsun."
"Ağlamıyorum ki artık," dedim, burnumu çekip gözyaşlarımı alelacele silerek. "Mutluluktan bu sefer. Yanımdasın ya, geçti her şey."
Kapı yavaşça açıldı. İçeri annem ve babam girdi.
Yaman, babamı görür görmez yatakta hafifçe dikleşmeye çalıştı. Göğsündeki o taze yaralar yüzünden çenesi kasıldı, yüzü anlık bir acıyla renkten renge girdi ama o heybetli ve saygılı duruşundan ödün vermemek için dişlerini sıktı.
"Tarık amca... Melek teyze..." dedi Yaman, sesi hâlâ yorgun ve pürüzlüydü ama içinde sonsuz bir hürmet barındırıyordu. "Kusura bakmayın, doğrulamıyorum."
Annem daha fazla dayanamadı, hızla yatağın kenarına gelip Yaman’ın o güçlü omuzlarına narin bir şekilde sarıldı. "Güzel oğlum benim... Lafı mı olur, kıpırdama ne olur," diyerek ağlamaya başladı. "Bizi öyle çok korkuttun ki. Ama şükürler olsun yarabbim, Efsa’mı da bizi de bırakmadın."
Yaman bakışlarını annemden çekip babama dikti. Babam ağır adımlarla yatağın diğer tarafına geçti. Cebinden ellerini çıkarıp Yaman’a doğru uzattı. Yaman da o damarlı, güçlü elini kaldırıp babamın elini sıktı. İki adam saniyelerce sustu, sadece gözleriyle çok derin bir anlaşma yaptılar sanki.
"Geçmiş olsun oğlum," dedi babam, sesi ilk defa bu kadar babacan ve yumuşaktı. "Kızıma iyi baktın. Kendi canını ortaya koydun. Biz dün akşam senin kim olduğunu, geçmişini çok sorguladık Melek'le. Ama bugün anladım ki, senin geçmişin ya da işin ne olursa olsun, kalbin sadece benim kızım için atıyor. Sana güvendim delikanlı."
Yaman babamın gözlerinin içine net ve dürüstçe baktı. "Teşekkür ederim Tarık amca. Benim bu dünyadaki tek gerçeğim Efsa. Onun saçının teline zarar gelmesindense ölmeyi tercih ederim. Müsaadeniz olursa, ben ayağa kalkar kalkmaz o yarım kalan sözümüzü tutmak, o yüzükleri takmak istiyorum."
Babam hafifçe gülümsedi, kollarınıgöğsünde birleştirip komodinin üzerindeki çilekli sütlere baktı. "Hadi bakalım, şu yaraların biraz daha kapansın da, evde o yarım kalan çayımızı içelim. Ama bu sefer öyle pat diye 'Yüzükleri ne zaman takıyoruz' demek yok, usulüne göre isteyeceksin kızımı."
"İsteriz Tarık amca. İsteriz." Dedi bana göz kırparken.
Bölüm etkileşimi
