Bölümler 73Şu an: 44. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime · Okuduğun bölüm
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ayağa kalktım, üzerimi düzelttim. Şöyle güzel bir kahvaltı masasına taze sıcak ekmek, belki birkaç eksik abur cubur iyi gider diye düşündüm. Mutfağın kapısına doğru yürüyüp içeri seslendim.
"Çocuklar, ben sokağın başındaki markete kadar gidip geliyorum. Eksikleri alayım," dedim.
Yaman elindeki bıçağı anında kesme tahtasına bıraktı. O koyu, dipsiz gözleri anında üzerime kilitlendi. Yüzündeki o neşeli ifade bir saniyede silinmiş, yerini o eski korumacı, tetikte bekleyen adama bırakmıştı.
"Tek başına gidemezsin Efsa," dedi Yaman, sesi son derece net ve tavizsizdi. "Bekle, gömleğimi giyip ben de geliyorum seninle."
"Ya Yaman, abartma lütfen," diyerek gözlerimi devirdim, hafifçe güldüm. "Sokağın hemen başı. İki adımlık yer. Hem senin yaran var, dikişlerin yeni tazelendi, yorma kendini."
Yaman bana doğru bir adım attı, kaşları çatılmıştı. "Efsa, itiraz istemiyorum. Dışarısı hala tamamen güvenli değil."
Araya Azer girdi, elindeki domatesle ikimize baktı. "Yahu enişte, amma evham yaptın ha. Mahallemizin marketi şurası. Kim ne yapacak kıza sabah sabah?"
"Ben de geleceğim diyorum," diye diretti Yaman, gözlerini benden bir an bile ayırmıyordu.Yaman'ın yanına gidip elini tuttum, parmaklarımı narin hamlelerle sıktım. "Yaman, lütfen... Bak, arkadaşlarımızın yanındayız. Güvendeyiz. Hemen gidip geleceğim, söz veriyorum."
Yaman gözlerimin içine baktı. İçindeki o büyük korkuyu, beni kaybetme endişesini görebiliyordum. Derin bir nefes aldı, çenesi kasıldı. En sonunda benim ısrarıma dayanamayarak başını hafifçe salladı. "Tamam," dedi pürüzlü bir sesle. "Ama hemen döneceksin. Beş dakikaya gelmezsen arkandan gelirim."
"Tamam, çilekli sütlerimi de alıp hemen döneceğim!" dedim gülerek ve arkamı dönüp bağ evinin çıkış kapısına doğru koştum.
Kapıyı açıp kendimi sabahın o serin, temiz havasına bıraktım. Bahçe kapısından çıkıp toprak yolda markete doğru yürümeye başladım. Kuş sesleri geliyordu, etraf çok sakindi. İçimdeki o koca hafiflemeyle sokağın köşesini döndüm.
Tam marketin önüne gelmiştim ki, arkamdan gelen ani ve sert bir fren sesiyle irkildim.
Ne olduğunu anlamak için arkama dönmeye çalıştığım an, siyah camlı, büyük bir minibüsün kapısı hızla yana doğru açıldı. İçinden yüzleri maskeli, iri yarı iki adam fırladı.
"Ne yapıyorsunuz? Bırakın beni!" diye çığlık atmaya çalıştım ama adamlardan biri eliyle ağzımı sımsıkı kapattı.
Beni gücümle alt etmeleri bir saniyeden bile kısa sürmüştü. Ayaklarım yerden kesildi. Beni yaka paça minibüsün içine doğru çektiler. Çırpındım, tekmeler attım, ellerinden kurtulmaya çalıştım ama nafileydi.
"Yaman! Yardım et!" diye içimden bağırdım, sesim adamın avucunun içinde boğulup gitti.
Kapı büyük bir gürültüyle üzerime kapandı. Minibüs lastikleri asfaltta acı acı beynimi tırmalayarak büyük bir hızla ileriye doğru atıldı.
Karanlık bir kez daha beni yutmuştu. Kabus bitmemişti. Yaman’ın "Sadece tek bir pislik kaldı" dediği o canavar, beni onun kollarından koparıp almıştı.
Bölüm etkileşimi
