Bilinmeyen kitap kapağı

50. bölüm / 73

50. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 73Şu an: 50. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm730 kelime
  2. 2 2. Bölüm538 kelime
  3. 3 3. Bölüm571 kelime
  4. 4 4. Bölüm417 kelime
  5. 5 5. Bölüm460 kelime
  6. 6 6. Bölüm446 kelime
  7. 7 7. Bölüm528 kelime
  8. 8 8. Bölüm766 kelime
  9. 9 9. Bölüm596 kelime
  10. 10 10. Bölüm473 kelime
  11. 11 11. Bölüm506 kelime
  12. 12 12. Bölüm531 kelime
  13. 13 13. Bölüm477 kelime
  14. 14 14. Bölüm713 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.050 kelime
  16. 16 16. Bölüm659 kelime
  17. 17 17. Bölüm497 kelime
  18. 18 18. Bölüm535 kelime
  19. 19 19. Bölüm695 kelime
  20. 20 20. Bölüm496 kelime
  21. 21 21. Bölüm431 kelime
  22. 22 22. Bölüm488 kelime
  23. 23 23. Bölüm459 kelime
  24. 24 24. Bölüm599 kelime
  25. 25 25. Bölüm1.018 kelime
  26. 26 26. Bölüm805 kelime
  27. 27 27. Bölüm609 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.025 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.085 kelime
  30. 30 30. Bölüm860 kelime
  31. 31 31. Bölüm634 kelime
  32. 32 32. Bölüm465 kelime
  33. 33 33. Bölüm504 kelime
  34. 34 34. Bölüm462 kelime
  35. 35 35. Bölüm519 kelime
  36. 36 36. Bölüm546 kelime
  37. 37 37. Bölüm461 kelime
  38. 38 38. Bölüm619 kelime
  39. 39 39. Bölüm446 kelime
  40. 40 40. Bölüm526 kelime
  41. 41 41. Bölüm562 kelime
  42. 42 42. Bölüm512 kelime
  43. 43 43. Bölüm705 kelime
  44. 44 44. Bölüm403 kelime
  45. 45 45. Bölüm764 kelime
  46. 46 46. Bölüm810 kelime
  47. 47 47. Bölüm516 kelime
  48. 48 48. Bölüm710 kelime
  49. 49 49. Bölüm763 kelime
  50. 50 50. Bölüm705 kelime · Okuduğun bölüm
  51. 51 51. Bölüm934 kelime
  52. 52 52. Bölüm818 kelime
  53. 53 53. Bölüm811 kelime
  54. 54 54. Bölüm868 kelime
  55. 55 55. Bölüm1.401 kelime
  56. 56 56. Bölüm537 kelime
  57. 57 57. Bölüm905 kelime
  58. 58 58. Bölüm715 kelime
  59. 59 59. Bölüm781 kelime
  60. 60 60. Bölüm619 kelime
  61. 61 61. Bölüm735 kelime
  62. 62 62. Bölüm1.118 kelime
  63. 63 63. Bölüm680 kelime
  64. 64 64. Bölüm659 kelime
  65. 65 65. Bölüm671 kelime
  66. 66 66. Bölüm644 kelime
  67. 67 67. Bölüm443 kelime
  68. 68 68. Bölüm575 kelime
  69. 69 Teşekkürler198 kelime
  70. 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
  71. 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
  72. 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
  73. 73 Özel bölüm - 41.644 kelime

Gözlerimi açtığımda tepemde yavaşça dönen beyaz bir tavan gördüm. Burnuma dolan o keskin ilaç kokusu, hala hastanede olduğumu hatırlattı.

Kolumda tuhaf bir ağırlık ve soğukluk vardı; kafamı yana çevirdiğimde bir serumun damla damla damarıma aktığını gördüm.

Sakinleştirici yüzünden bütün bedenim uyuşmuş gibiydi, parmaklarımı bile hareket ettirecek gücüm yoktu.Ama zihnim anında o depondaki kabusla uyandı.

"Yaman..." diye mırıldandım. Sesim kupkuru, çatallı bir fısıltı olarak çıktı boğazımdan.

"Efsa? Uyandın mı?"

Yatak odasının köşesindeki sandalyeden bir karaltı hızla kalktı ve yanıma geldi. Gözleri ağlamaktan şişmiş, saçları dağılmış Yazgı’ydı bu. Hemen elimi tuttu, gözlerinden taze bir damla yaş süzüldü.

"Yazgı..." dedim, doğrulamaya çalışarak ama serum takılı kolum izin vermedi. "Yaman nasıl? Ne olur doğruyu söyle. Ameliyat bitti mi? Yaşıyor mu?"

Yazgı yanaklarındaki yaşları alelacele silip yüzüne buruk ama sıcacık bir gülümseme kondurdu. "Sakin ol, ne olur kendini yorma. Doktor geldi Efsa. Ameliyat bitmiş."

Nefesimi tuttum. Kalbim sanki göğsümden fırlayacak gibi atmaya başladı. "Eee? Sonuç ne? Konuşsana Yazgı, çatlatma beni!" Gözlerim yine dolmuştu.

"Yaşıyor." dedi Yazgı, elimi iki eliyle birden sımsıkı kavrayarak. "Ölmedi Efsa, kalbi iki kere durma noktasına gelmiş ama senin o inatçı katilin hayata tutunmuş. Ameliyat çok başarılı geçmiş."

Duyduğum bu kelimeyle birlikte sanki göğsümün üzerindeki o devasa dağ kalktı. Hıçkırıklarım bu kez rahatlamayla dışarı fırladı. Kafamı yastığa geri koyup gözlerimi kapattım. Ağlıyordum ama bu sefer acıdan değil, şükürdendi.

"Ölmedi..." diye fısıldadım durmadan. "Beni bırakmadı."

Tam o sırada odanın kapısı yavaşça açıldı, içeriye Azer ve Mihan girdi. Azer beni uyanık görünce rahat bir nefes alıp yanıma kadar geldi. "Geçmiş olsun küçük hanım," dedi Azer, hafifçe gülümseyerek saçlarımı karıştırdı.

"Bizi acayip korkuttun lavaboda. Ne o öyle krizler falan?"

"Azer, dalga geçme çocukla," diye çıkıştı Mihan arkadan. O da yanıma gelip yatağın kenarına tutundu. "İyi misin Efsa? Kendini nasıl hissediyorsun?"

"Daha iyiyim," dedim, gözyaşlarımı hırkamın koluyla silerek. "Ama onu görmem lazım. Yoğun bakımda mı? Beni onun yanına götürün, ne olur."

Azer derin bir iç çekti, kollarını göğsünde birleştirdi. "Şu an yoğun bakımda, bilinci kapalı. Doktor ilk 24 saat kimseyi almayacağını söyledi. Ama merak etme, adamları kapıda etten duvar örmüş durumda. Araz pisliği artık yaklaşamaz bile."

"Ben onun sesini duymak istiyorum," dedim, sesim çocuksu bir çaresizlikle kısılarak. "Oraya gidip camın arkasından baksam da olur. Azer, yalvarırım götür beni."

Azer ve Mihan birbirlerine baktılar. En sonunda Azer dayanamadı, başını salladı. "Tamam, şu serumun bitsin, hemşireden izin alıp seni tekerlekli sandalyeyle yukarı çıkaracağım. Ama söz vereceksin, bir daha öyle delirmek, ellerini parçalamak yok. Anlaştık mı?"

"Söz," dedim, yüzümde günler sonra ilk defa gerçek bir tebessüm belirirken.

...

Büyük demir kapının önüne geldiğimizde, Yaman’ın siyah takım elbiseli, iri yarı iki koruması bizi karşıladı. Beni ve arkamdaki çocukları görünce başlarıyla saygıyla selam verdiler.

Korumalardan biri şifreyi girip kapıyı açtı. İçeriye adım attığımızda etrafı saran o ağır ilaç ve makine sesleri buz gibi yüzüme çarptı.

Mihan sandalyemi büyük, şeffaf bir cam bölmenin tam önüne getirdi ve yavaşça durdurdu.

"Biz buradayız Efsa," diye fısıldadı Yazgı arkamdan. "Korkma."

Sandalyede hafifçe dikleştim, ellerimi kaldırıp o soğuk cam yüzeyine yasladım. Gözlerimi içeriye çevirdiğimde boğazıma koca bir hıçkırık düğümlendi.

Yaman oradaydı.

Tek başına yatıyordu.

Ama o bensiz uyumayı sevmez ki.

O kimseden korkmayan, dünyayı dize getiren heybetli adam, bembeyaz çarşafların arasında, yatağa mahkum bir halde yatıyordu. Ağzında büyük bir solunum maskesi vardı.

Çıplak olan göğsü, kalbinin altından omuzlarına kadar tamamen beyaz sargılarla kaplanmıştı. Sargıların tam ortasında, benim o lanet parmağımla açtığım o ikinci yaranın yerinde hala hafif bir kırmızılık parlıyordu.

Vücuduna bağlı onlarca kablo, başucundaki ekranda durmadan aşağı yukarı kayan yeşil çizgiler... Ve odadaki tek hayat belirtisi olan o düzenli, ruhsuz "bip... bip..." sesleri...

"Yaman..." diye fısıldadım, alnımı soğuk cama yaslayarak. Gözyaşlarım saniyeler içinde camın üzerinde buğulanmaya başladı. "Ben geldim. Prensesin burada."

Cevap vermedi. Göz kapakları bile kıpırdamadı. O dipsiz karanlık gözleri kapalıydı.

"Ben çok özür dilerim," dedim, hıçkırıklarımı serbest bırakarak. "O tetiğe basan ellerimi kesip atmak istedim Yaman. Hiç affetme beni sevgilim. Hiç. Çünkü sen affetsen, ben kendimi affetmeyeceğim."

Ağzındaki o büyük plastik maske, göğsündeki o bembeyaz ama benim yüzümden yine kana bulanan sargılar... Her şey bana kendi katilliğimi fısıldıyordu.

"Duymuyor musun beni?" dedim, sesim hıçkırıklarımın arasında boğulurken. "Uyan ne olur... Bana yine 'küçük ördek' de. Kız bana, bağır, ellerimi tut ve bu ellerin kirli olmadığını söyle. Ama susma Yaman... Yalvarırım böyle sessiz kalma."

"Canım çok yanıyor, Yaman. Gel lütfen. Geri gel. Bizim gerçekleştireceğimiz çok hayalimiz var Yaman."

Evlenmek gibi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

456okunma 17beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…