Bölümler 72Şu an: 53. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime · Okuduğun bölüm
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yatağın kenarına yanaşmış, elimdeki çorba kasesiyle Yaman’a bakıyordum. Yaman ise yatağın başlığına iyice yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmiş bir halde, sanki dünyanın en zor işini yapacakmış gibi kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
"Hadi katil bey," dedim, kaşığı çorbaya daldırıp ona doğru uzatarak. "Üfle üfle bitti bak, soğudu iyice. Aç ağzını."
Yaman başını hafifçe geriye doğru çekti, o koyu gözlerini gözlerime dikti. "Efsa, ben çocuk değilim güzelim. Göğsümden vuruldum, ellerim sapasağlam duruyor. Ver şu kaşığı kendim içerim," dedi. Sesi hâlâ biraz pürüzlüydü ama o eski gücü yerine gelmeye başlamıştı.
"Hayır efendim, verilmeyecek o kaşık," dedim, hiç taviz vermeyen bir ses tonuyla. Kaşığı dudaklarına biraz daha yaklaştırdım. "Yirmi bir gün boyunca aç susuz yattın orada. Şimdi seni ben besleyeceğim. Hem doktor ne dedi? Kendini hiç yormayacaksın. Hadi, itiraz istemiyorum, aç ağzını bakayım."
Yaman derin bir nefes aldı. Koskoca dünyayı dize getiren, canavarlara kıyameti yaşatan adam, elimdeki bir kaşık çorba karşısında resmen çaresiz kalmıştı. Hafifçe sırıttı, o dünyanın en güzel tebessümü yüzüne yayıldı.
"Resmen beni bebeğin yaptın küçük ördek," diye mırıldandı ama sonunda teslim olup ağzını yavaşça açtı.
Çorbayı ona içirdim. Yutkunurken göğsü hafifçe hareket etti, yarasının sızladığını biliyordum ama bana belli etmemek için dik duruyordu.
Dudak kenarında kalan küçük bir damlayı peçeteyle narin narin sildim. Ona o kadar yakın duruyordum ki, o tanıdık, içimi eriten kokusu burnuma doluyordu.
"Tadı nasıl? Senin için özel yaptım," diye sordum gözlerinin içine bakarak.
"Senin ellerinden olunca zehir olsa içerim prenses," dedi Yaman, sesindeki o derin tını içimi tirtir titretti.
"Ama bir şartım var."
"Neymiş o?" dedim kaşığı tekrar doldururken.
"Bir kaşık bana, bir kaşık sana. Sen de sabahtan beri hiçbir şey yemedin, gözümden kaçıyor sanma," dedi, tek kaşını kaldırarak bana o eski lider edasıyla baktı.
"Ben aç değilim ki, seni doyurayım önce, sonra yerim." dedim.
Yaman aniden sağlam olan sol elini kaldırdı, bileğimden narin ama sıkıca yakaladı. Beni kendine doğru hafifçe çekti. "Efsa... Aç ağzını," dedi, benim az önceki taklidimi yaparak.
Kendimi tutamayıp kıkırdadım. O uzatılan kaşıktaki çorbayı bu sefer ben içtim. Yemeği resmen bir oyun haline getirmiştik.
Kase bittiğinde masanın üzerine bıraktım. Yaman yatakta hafifçe yana kaydı, sağlam eliyle yatağın kenarına vurdu.
"Gel yanıma," dedi, sesi bu kez sonsuz bir davetle doluydu.
"Yaman yaran acır, sığamayız buraya," dedim çekinerek.
"Hiçbir şey olmaz, gel hadi. Kaç gündür kokundan uzaktayım, canımın asıl acısı o," diye fısıldadı.
Daha fazla direnemedim.
Ayakkabılarımı çıkarıp yatağın boş kalan kısmına, onun sağına doğru yavaşça uzandım. Başımı onun o güçlü, sıcak omuzuna narin bir şekilde koydum. Yaman anında kolunu belime doladı, beni göğsüne doğru sımsıkı çekti.
Kalbinin tam arkasındaki o güçlü atışları kulaklarımda duymak, bana bu dünyadaki en büyük huzuru veriyordu.
"Seni çok seviyorum katil bey," diye mırıldandım, parmaklarımla göğsündeki sargıyla oynarken.
"Ben daha çok seviyorum küçük ördek," dedi. Sesi o kadar boğuk ve titrek çıkmıştı ki, kalbinin hızlandığını parmaklarımın altında hissettim. "Öyle çok seviyorum ki... Yirmi bir gün boyunca o karanlık labirentte sadece senin bu sesini aradım. Beni o uykudan çekip alan senin bu narin ellerindi."
Başımı hafifçe kaldırıp çenemi göğsüne yasladım, gözlerinin tam içine baktım. "Bir an... Gerçekten beni bırakıp gideceksin sandım Yaman. Doktorlar umut olmadığını söyledi. Herkes Yaman, doktorlar bana söyledi ki imza atmalıymışım. Neye dedim. Morg kağıtına dediler."
Yaman saçlarımdaki elini anında durdurdu.
"Ne?" dedi Yaman. Sesi odadaki bütün havayı donduracak kadar buz gibi ve derinden çıkmıştı.
"Sana... o kâğıdı imzalatacak kadar ümitlerini kestiler demek?"
"Çok korktum Yaman," dedim hıçkırarak. "O kalemi elime verdiklerinde dünyam başıma yıkıldı. 'Ben onun ölüm kâğıdını imzalamam, o beni bırakmaz' diye hastaneyi birbirine kattım. Herkes bitti gözüyle bakıyordu sana. Eğer... eğer uyanmasaydın, ben o kâğıdı asla imzalamayacaktım, seninle birlikte ben de ölecektim."
Yaman aniden iki eliyle birden yüzümü kavradı. Canının acısını, göğsündeki dikişlerin sızısını zerre kadar umursamadan beni kendine doğru çekti. Başını öne eğip gözlerimden akan o sıcak yaşları uzun uzun, narin hamlelerle öptü. Nefesi yüzümü yakarken, ellerinin titrediğini hissettim.
O koskoca Kıyamet, ilk defa benim yaşadığım bu acı karşısında sarsılmıştı.
"Bana bak güzelim," dedi Yaman, sesi kalbimin tam ortasına işleyen o derin ve tavizsiz tınısıyla. Gözlerini gözlerime kenetledi. "Bana bak ve iyi dinle. Yaman Asaf Kıyamet’i hiçbir güç o kâğıda sığdıramaz. Hele ki arkamda sen böyle feryat ederken, ben o mezara toprağa girmem. Duydun mu beni küçük ördek?"
"Duydum..." diye mırıldandım hıçkırıklarımın arasından.
"Sana o kâğıdı gösteren, senin o narin ellerine o kalemi zorla tutuşturmaya çalışan o doktorların da, o hastanenin de..." Dişlerini birbirine bastırdı, öfkesini yutmaya çalışarak derin bir nefes aldı. Bakışları tekrar yumuşadı, sadece bana özel olan o narin şefkat geri geldi. "Geçti güzelim. Bak, buradayım. Kimse senin o güzel ellerine ölüm kâğıdı veremez artık. O kalemi de, o kâğıtları da kendi ellerimle yakacağım."
Başımı tekrar göğsüne yasladım. Kalbinin o deli gibi, öfkeyle ama sadece benim için atan ritmini dinledim.
"Ben sana çilekli sütlerini içireceğim, o pencerene geri geleceğim dedim," diye fısıldadı Yaman, saçlarımı koklayarak içine çekti.
"Senin gözünden akan tek bir damla yaş için dünyayı yakan bu canavar, seni o kâğıtların insafına bırakır mı sanıyorsun? Ölmek yok prenses. Biz bu savaşı çoktan kazandık."
Bölüm etkileşimi
