10. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE9.Bölüm
Bölümler 52Şu an: 9.Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölgeden yeterince uzaklaştığıma emin olunca durdum.
Nefes almakta zorlanıyordum.
Her yerim ağrıyordu.
Patlamanın etkisi hâlâ üzerimdeydi.
Kan kaybı da giderek artıyordu.
Uzaktan küçük bir köy görünüyordu.
Dişlerimi sıkarak oraya doğru yürümeye başladım.
Her adımda dizlerim titriyordu.
Her adımda yere yığılacakmışım gibi hissediyordum.
"Dayan Gölge..."
diye mırıldandım.
"Biraz daha."
Köye ulaştığımda gözüm tenha bir eve takıldı.
Etrafta kimse görünmüyordu.
Sessizce içeri girdim.
Bulduğum kıyafetleri üzerime geçirdim.
Kendi kıyafetlerimi ve bana ait olabilecek her şeyi sakladım.
Artık sıradan bir köylü kızından farkım yoktu.
Ama ayakta duracak hâlim de kalmamıştı.
Bir süre duvara yaslanıp nefeslendim.
Sonra tekrar yürümeye başladım.
Köyün sağlık ocağı çok uzakta değildi.
Kimse beni tanımıyordu.
Kimse Gölge olduğumu bilmiyordu.
Bu benim için avantajdı.
Kapıya yaklaştım ve oracıkta oturdum
gücüm kalmamıştı .
Bir hemşire beni fark edip ayağa kalktı.
"İyi misiniz?"
Cevap veremedim.
Gözlerim kararmaya başladı.
Son hatırladığım şey insanların bana doğru koşmasıydı.
Sonra her şey karardı.
Gözlerimi açtığımda beyaz bir tavana bakıyordum.
Bir an nerede olduğumu anlayamadım.
Sonra ilaç kokusu burnuma geldi.
Hastanedeydim.
Başımı çevirdiğimde yanımda oturan hemşireyi gördüm.
Kadın beni fark edince gülümsedi.
"Demek kendine geldin güzel kadın."
dedi.
"İki haftadır buradasın."
Kaşlarımı çattım.
İki hafta mı? Diye düşünürken
Hemşire anlamış gibi başını salladı.
"Çok zorlu ameliyatlar geçirdin."
"Doktorlar ilk gün pek umutlu değildi."
"Gerçekten çok güçlüymüşsün."
Yüzünde samimi bir gülümseme vardı.
Ben ise sessizce ona baktım.
Sorular sormasını istemiyordum.
Kim olduğumu öğrenmesini istemiyordum.
Ama hemşire vazgeçmedi.
Biraz daha yaklaştı.
"Adın ne senin?"
diye sordu yumuşak bir sesle.
Sessiz kaldım.
Hemşire birkaç saniye bekledi.
Sonra tekrar gülümsedi.
"Korkma."
dedi.
"Burada kimse sana zarar veremez."
"Güvenli bir yerdesin."
İçimden acı bir şekilde güldüm.
Güvenli yer...
Benim gibi biri için dünyada gerçekten güvenli bir yer var mıdır?
Gözlerimi tekrar kapattım.
Konuşmak istemiyordum.
Aslında konuşamaz değildim.
Sadece konuşursam soru soracaklarını biliyordum.
Ve benim cevap vermeye niyetim yoktu.
Hastanedekiler bunu korkudan yaptığımı sanıyordu.
Kimse gerçeği bilmiyordu.
Bu işime geliyordu.
Birkaç gün daha geçti.
Yaralarım yavaş yavaş iyileşmeye başlamıştı.
Bir sabah odanın kapısı açıldı.
İçeri iki asker girdi.
Daha önce de gelmişlerdi.
Bölgede yaşanan her şüpheli olayda gelip soru sorarlarmış.
Bu kez de farklı değildi.
"Merhaba."
dedi içlerinden biri.
"Adın ne?"
Sustum.
"Nereden geldin?"
Sustum
"Bu yaraları nasıl aldın?"
Yine sustum.
İki asker birbirine baktı.
Sabırları tükenmeye başlamıştı.
Tam o sırada biri başka bir soru sordu.
"Kimliğin nerede?"
Gözlerimi açıp ona baktım.
Ama yine cevap vermedim.
Hemşire söze karıştı.
"Üzerini aradık."
dedi.
"Kimlik çıkmadı."
"Zaten ilk geldiğinde de bakmıştık."
Sonra bana üzülerek baktı.
"Kız korkuyor galiba."
İçimden acı bir şekilde gülümsedim.
Keşke tek sorunum korku olsaydı.
Askerlerden biri tekrar konuştu.
"Bak."
dedi.
"Sana yardım etmeye çalışıyoruz."
"Konuşursan işimiz kolaylaşır."
Gözlerimi tekrar kapattım.
Konuşmayacaktım.
Ne bugün.
Ne yarın.
Bir süre daha uğraştılar.
Sonunda cevap alamayacaklarını anlayınca odadan çıktılar.
Kapı kapanırken son söylediklerini duydum.
"Bir şey saklıyor."
"Kesinlikle."
Adımları koridorda uzaklaştı.
Aradan birkaç dakika geçti.
Sonra kapının önünde iki kişinin nöbet tuttuğunu fark ettim.
Askerler gitmemişti.
Sadece yöntem değiştirmişlerdi.
Demek benden şüpheleniyorlardı.
Belki terörist olduğumu düşünüyorlardı.
Belki casus olduğumu.
Umurumda değildi.
Çünkü bilmedikleri bir şey vardı.
Eğer gerçek kimliğimi öğrenirlerse...
Sorularının sayısı yüz kat artacaktı.
Ve buna henüz hazır değildim
Kapının açıldığını duydum.
Ama başımı çevirmedim.
Son günlerde sürekli askerler gelip gidiyordu.
Sorular soruyorlardı.
Ben ise susuyordum.
Bu kez gelen kişinin de farklı olmadığını düşündüm.
Kapı kapandı.
Ayak sesleri yaklaştı.
"Kimliği hâlâ bulunamadı mı?"
diye sordu tanıdık bir erkek sesi.
Bir an kalbim duracak gibi oldu.
Hayır...
Bu ses...
Yavaşça başımı çevirdim.
Oğuzhan.
Karşımdaydı.
Haftalar sonra ilk kez görüyordum.
Eskisi gibi dik duruyordu.
Yüzündeki sert ifade hâlâ aynıydı.
İçimden geçen ilk şey kaçmak oldu.
Ama bunu yapamazdım.
Bu yüzden hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Başımı tekrar çevirdim.
Oğuzhan ise benimle ilgilenmiyor gibiydi
Hemşireyle konuşuyordu.
"Konuşmuyor mu?"
"Hayır komutanım."
"Adını bile öğrenemedik."
Sessizlik oldu.
Sonra ayak sesleri duydum.
Bana doğru yaklaşıyordu.
İçimdeki gerginlik büyüdü.
Sakin ol.
Sadece sakin ol.
Başımı kaldırmadım.
Tam gidecek sandığım sırada göz göze geldik.
Sadece birkaç saniye.
Ama o birkaç saniye yetti.
Oğuzhan birden durdu.
Yüzündeki ifade değişti.
Kaşları hafifçe çatıldı.
Gözlerini bana dikti.
"Bu gözler"...
Dudaklarından belli belirsiz döküldü.
Bir an donup kaldı.
Ben ise nefesimi tutmuştum.
Hayır.
Tanıma beni.
Lütfen tanıma.
Oğuzhan birkaç saniye daha baktı.
Sonra yüzünü başka tarafa çevirdi.
Kendi kendine konuşur gibi fısıldadı.
"Hayır..."
"Ben hayal görüyorum."
Başını hafifçe salladı.
"Gölge öldü."
"Artık yok."
O cümleyi duymak beklediğimden daha fazla canımı acıttı.
Ama belli etmedim.
Gözlerimi hemen kapattım.
Sanki uyuyormuşum gibi.
Sanki onu hiç tanımıyormuşum gibi.
Sanki haftalarca aynı çatı altında yaşamamışız gibi.
Odanın içi sessizliğe gömüldü.
Ama ikimiz de biliyorduk.
O birkaç saniyelik bakış...
Hiçbirimizin aklından çıkmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
