33. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE32.BÖLÜM
Bölümler 52Şu an: 32.BÖLÜM
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O bir adım attığında ben de refleks olarak geri çekildim.
Ama durmadı.
Bir adım daha attı.
Ben geri çekildikçe o yaklaşıyordu.
Kalbim anlamsız bir şekilde hızlanmaya başlamıştı.
"N-ne yapıyorsun komutan?" dedim ama sesim düşündüğüm kadar sert çıkmadı.
Oğuzhan hafifçe gülümsedi.
Sonunda sırtım duvara yaslandı.
Kaçacak yerim kalmamıştı.
Bir an göz göze kaldık.
Sonra yavaşça bana doğru eğildi.
Kulağıma yaklaşınca nefesini hissettim.
"Çok güzelsin..." diye fısıldadı.
O an kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı.
Yıllardır korkmamıştım.
Kurşunlardan...
Patlamalardan...
Ölümden...
Ama şimdi nefes almak bile zor geliyordu.
Gözleri gözlerimden dudaklarıma kaydı.
Bakışlarını kaçırmadı.
Sanki benim de kaçmamı istemiyordu.
Elini yavaşça çeneme koydu.
Yüzümü kendine çevirdi.
Bir saniye...
İki saniye...
Sonra dudakları dudaklarıma değdi.
İlk anda donup kaldım.
Ne yapacağımı bilmiyordum.
Bütün düşüncelerim birbirine karışmıştı.
Ama geri de çekilmedim.
Çünkü ne kadar inkâr etsem de...
Ona karşı koyamıyordum.
Herkese karşı duran...
Kimseye boyun eğmeyen...
Herkese diş geçiren ben...
Söz konusu Oğuzhan olunca bütün savunmalarımı kaybediyordum.
Bir süre sonra istemsizce karşılık verdim.
Ve o an anladım.
Asıl tehlike ne örgüttü...
Ne de peşimdeki insanlar.
Asıl tehlike...
Ona karşı hissetmeye başladığım şeylerdi.
Ne kadar sürdüğünü bilmiyordum.
Oğuzhan yavaşça geri çekildi.
Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım.
Nefes almak bile zor geliyordu.
Oğuzhan gözlerimin içine baktı.
Sonra yüzüme düşen saçları nazikçe kulağımın arkasına sıkıştırdı.
Bu küçücük hareket bile bütün dengemi bozmuştu.
Yıllardır kimsenin bana bu kadar yakın olmasına izin vermemiştim.
Yıllardır kimse bana böyle dokunmamıştı.
"Şey..."
dedim ama sesim fısıltıdan ibaretti.
Oğuzhan hafifçe gülümsedi.
Ben ise daha fazla dayanamadım.
Bir anda yüzümü başka tarafa çevirdim.
"Ben..."
Cümleyi tamamlayamadım.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Sonra hızlıca yanından geçtim.
"Mihra?"
sesini duydum.
Durmadım.
Doğruca banyoya girdim ve kapıyı kapattım.
Aynanın karşısına geçtiğimde yüzüm kıpkırmızıydı.
İki elimle lavaboya tutundum.
"Allah'ım ben naptım..."
diye mırıldandım.
Aynadaki yansıma bana yabancı geliyordu.
Kurşunlardan kaçmayan ben...
Az önce utancımdan kaçıp banyoya sığınmıştım.
Bir süre banyoda kaldıktan sonra derin bir nefes aldım.
Ne kadar kaçarsam kaçayım sonunda dışarı çıkmak zorundaydım.
Cesaretimi toplayıp kapıyı açtım.
Salona çıktığımda Oğuzhan koltukta oturuyordu.
Bana baktı.
Ben ise göz göze gelmemeye çalışarak yanından geçtim.
Tam odaya girecekken sesi duyuldu.
"Mihra."
Durup arkamı döndüm.
"Efendim?"
Bir an tereddüt etti.
"Biraz konuşalım mı?"
Kalbim yine hızlandı.
Ama şu an bunu kaldırabilecek durumda değildim.
Bakışlarımı kaçırdım.
"Şey... benim uykum var."
"Sonra konuşsak olur mu?"
Oğuzhan birkaç saniye bana baktı.
Sonra hafifçe başını salladı utandığımı anlamıştı.
"Olur."
"Sen nasıl istersen."
Cevap vermeden odaya geçtim.
Ama uyumak sandığım kadar kolay olmadı.
Sabaha kadar yatakta dönüp durdum.
Ne zaman gözlerimi kapatsam aynı şeyler aklıma geliyordu.
Ancak sabaha karşı uyuyabilmiştim.
Uyandığımda güneş çoktan yükselmişti.
Oğuzhan karakola gitmişti.
Ben ise salondaki koltuğa oturmuş boş boş tavana bakıyordum dünkü olanları düşünüyordum utançtan yüzüm kızarıyordu, daha sonra etrafı biraz toparladım.
Akşama doğru kuru fasulye pilav yaptım Oğuzhanın gelmesini bekliyordum.
Canım sıkılıyordu hiç alışık değilim böyle oturmaya..
Ne bir operasyon...
Ne takip ettiğim bir hedef...
Ne de kaçmam gereken birileri...
Sadece sessizlik vardı.
Derin bir nefes verdim.
Bakışlarım istemsizce çantamın üzerine kaydı.
Güvenli bölgeden çıkarken aldığım aile fotoğrafı hâlâ içindeydi.
Bir süre baktım.
Sonra yavaşça çıkarıp elime aldım.
Fotoğraftaki küçük kıza baktım.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Hayattan korkmayan...
Mutlu bir kız.
Parmağımı fotoğrafın üzerinde gezdirdim.
Gözlerimi kapattığım anda anılar birer birer geri dönmeye başladı.
Silah sesleri...
Çığlıklar...
Alevler...
Ve o gece...
Hayatımı ikiye ayıran o gece.
O geceden önce Mihra vardım.
O geceden sonra ise sadece...
Gölge.
Fotoğrafı sıkıca tuttum.
Tam o sırada kapının açılma sesi duyuldu.
Fotoğrafı aceleyle elimden bırakmaya çalıştım ama geç kalmıştım.
Oğuzhan içeri girmişti.
"Ben geldim."
Başımı kaldırdım.
"Hoş geldin."
Sonra yavaşça yanıma yaklaştı bende fotoğrafı arkama sakladım.
"Mihra..."
"Ne saklıyorsun?"
Arkama sakladığım fotoğrafı parmaklarımla istemsizce biraz daha sıkı tuttum.
Boğazım düğümlendi.
"Hiç.."
"Göster."dedi.
Arkama sakladığım fotoğrafı çıkardım ve fotoğrafa bakmaya başladım.
Gözlerimi fotoğraftan ayırmadan cevap verdim.
"Ailem."
Oğuzhan hiçbir şey söylemedi.
Sadece yanıma oturdu.
Sessizce bekledi.
O sessizlik bana iyi geldi.
Uzun süre fotoğrafa baktım.
Sonra derin bir nefes aldım.
"Gölge olmadan önce..."
dedim yavaşça.
"Benim de normal bir hayatım vardı komutan."
İlk kez...
Geçmişimin kapısını aralıyordum.
Oğuzhan araya girmedi.
Gözlerimi kapattım.
"Annem hemşireydi."
"Babam ise öğretmendi."
Dudaklarımda buruk bir gülümseme oluştu.
"Çok mutlu bir aileydik."
"Babam her akşam eve geldiğinde koşarak kapıyı açardım."
Bir an sustum.
Sonra fotoğrafa bakmaya devam ettim.
"Bir de asker bir tanıdığımız vardı."
"Adı Yavuz'du."
"Onu çok severdim."
"Ne zaman bize misafirliğe gelse bana çikolata getirirdi."
Gözlerim yavaşça uzaklara daldı.
"Ama bir gün..."
"Bir grup insan köye geldi."
"O zamanlar küçüktüm."
"Ne istediklerini tam anlamıyordum."
"Genç erkekleri topluyorlardı."
"'Biz sizin için savaşıyoruz.' diyorlardı."
"Köydekiler kabul etmedi."
"Karşı çıktılar."
"Sonunda onları köyden gönderdiler."
Derin bir nefes aldım.
"Ama ertesi gece geri geldiler."
Sesim titremeye başlamıştı.
"O gece ailemle yemek yiyorduk."
"Sonra dışarıdan bir ses geldi."
"Babam ayağa kalktı."
"'Siz burada bekleyin.' dedi."
"Ve dışarı çıktı."
Bir an sustum.
O anı hâlâ dün gibi hatırlıyordum.
"Birkaç saniye sonra bir silah sesi duyduk."
Parmaklarım fotoğrafın kenarını sıkıca kavradı.
"Babam..."
"Babamı öldürmüşlerdi."
Boğazım düğümlendi.
"Annem koşarak yanına gitti."
"Ama onu da vurdular."
Salondaki sessizlik ağırlaştı.
"Tüm köyü bastılar."
"İnsanları tek tek öldürüyorlardı."
"Korkudan ağlıyordum."
"Ne yapacağımı bilmiyordum."
Gözlerimi kapattım.
"Tam o sırada eve Yavuz girdi."
"Beni buldu."
"Hemen dolabın içine sakladı."
"'Sakın çıkma.' dedi."
"'Ne olursa olsun çıkma.'"
Başımı eğdim.
"Ben de tamam dedim."
Sesim artık neredeyse fısıltıya dönüşmüştü.
"Sonra eve girdiler."
"Yavuz'u buldular."
"Önce dövdüler..."
Yutkundum.
"Sonra da öldürdüler."
Ve ben...
Dolabın içinde saklanıp her şeyi izlemek zorunda kaldım.
Sesler kesildikten sonra uzun süre dolabın içinde bekledim.
Korkudan titriyordum.
Nefes almaya bile cesaret edemiyordum.
Ama sonunda sessizlik devam edince yavaşça kapıyı araladım.
Dolaptan çıktığımda Yavuz abiyi gördüm
Yerde yatıyordu.
Hâlâ nefes alıyordu.
Hemen yanına koştum.
Ağlamaya başlamıştım.
"Yavuz abi..."
"Yavuz abi lütfen ölme..."
Gözlerini güçlükle açtı.
Yüzünde kan olmasına rağmen bana gülümsemeye çalıştı.
"Korkma ben iyiyim ."
dedi kısık bir sesle.
Elimi tuttu.
Ama birkaç saniye sonra eli gevşedi.
Gözleri kapandı.
Bir daha da açılmadı.
O an ne olduğunu tam anlayamamıştım.
Sadece ağlıyordum.
Sonra korkuyla evden dışarı çıktım.
Ve gördüğüm manzarayı hayatım boyunca unutamadım.
Her yerde cesetler vardı.
Komşularım...
Arkadaşlarım...
Tanıdığım herkes...
Ölmüştü.
Koskoca köyde yaşayan tek kişi bendim.
Küçücük bir çocuktum.
Ve yapayalnız kalmıştım.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum.
Sonra askerler geldi.
Olayın haberini almışlardı.
Beni bulduklarında hâlâ ağlıyordum.
Üzerimde kan vardı.
Konuşurken bile nefesim kesiliyordu.
Bana ne olduğunu sordular.
Ben de ağlaya ağlaya her şeyi anlattım.
Babamı...
Annemi...
Yavuz'u...
Ve o gece yaşananları...
İşte o gece...
Mihra öldü.
Geriye sadece Gölge kaldı.
Bölüm etkileşimi
