49. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE48.Bölüm
Bölümler 52Şu an: 48.Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime · Okuduğun bölüm
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Kampı yakmadan önce..."
"Bir şey öğrendim."
Oğuzhan kaşlarını çattı.
"Ne öğrendin Mihra?"
Gözlerim dolmaya başlamıştı.
"Geçmişte..."
"Ailemin ölümüne sebep olan kişinin sıradan biri olmadığını öğrendim."
"Bir komutan..."
Oğuzhan şaşkınlıkla bana baktı.
"Nasıl yani?"
Acı bir gülümsemeyle devam ettim.
"O gün köyümüze saldıran örgüt..."
"Tek başına hareket etmemiş."
"İçlerinden biri..."
"Bir komutanla iş birliği yapmış."
"O komutan..."
"Askerlerin köye zamanında gitmesini engellemek için para almış."
"Köy çoktan yerle bir olduktan sonra..."
"Askerleri bölgeye göndermiş."
Oğuzhan'ın yüzü bir anda gerildi.
"Bunu..."
"Nereden öğrendin?"
"Kampı yakmadan hemen önce bilgi topluyordum."
"Bir çadırda belge buldum."
"Bir dosya..."
"Bir fotoğraf..."
"Ve bir flaş bellek."
"Hepsini yanıma aldım."
"İçindekileri tek tek inceledim."
"Araştırdım."
"Bağlantıları birleştirdim."
"Ve..."
"Her şey ortaya çıktı."
Oğuzhan nefesini tuttu.
"Kim o komutan?"
Birkaç saniye sustum
Bakışlarımı yere çevirdim
Sonra yavaşça başımı kaldırdım
"...Binbaşı Adnan Yıldırım."
"Ailemin ölümüne sebep olan kişi o."
Oğuzhan birkaç saniye bana baktı.
"Ne... nasıl?"
" Duydun ben askere onun için geldim."
"Albay zaten çok ısrar ediyordu biliyorsun bende sen hastanedeyken kabul ettim bir sürü testten geçtim eğitimden geçtim sırf o adama yakın olabilmek için."
Oğuzhan derin nefes alıp.
"Albay biliyor mu peki?"dedi.
" Hayır o seni koruduğum için geldiğimi sanıyor."dedim.
Kafası karışık bir halde tekrar konuştu.
"Madem elinde belgeler vardı..."
"Neden hemen ihbar etmedin?"
"Neden yıllarca bekledin?"
Acı acı gülümsedim.
"Çünkü sadece hapse girmesi bana yetmezdi."
"Ben onun da acı çekmesini istedim."
"Hayatını..."
"İtibarını..."
"Her şeyini kaybetmesini istedim."
"Bu yüzden yıllarca araştırdım."
"Ama bazı parçalar eksikti."
"Arşive girmemin sebebi de buydu."
"Sen beni orada yakaladın."
Oğuzhan başını iki yana salladı.
"Peki neden bana söylemedin?"
"Birlikte halledebilirdik."
"Sana yardım ederdim."
Gözlerimi kaçırdım.
"Çünkü..."
"Başka bir şey daha öğrendim."
Oğuzhan'ın yüzündeki ifade değişti.
"Ne öğrendin?"
Cevap vermedim.
"Mihra."
"Ne öğrendin?"
Hâlâ sustum.
Bu kez sesi sertleşti.
"Mihra!"
"Konuş!"
Derin bir nefes aldım.
Gözlerimi kapattım.
"Çünkü..."
"Babamın ölümüne sebep olan kişi..."
"...senin baban."
Odanın içindeki sessizlik kulaklarımı uğultuyla doldurdu.
Oğuzhan bir adım geri çekildi.
Yüzü bembeyaz olmuştu.
"Ne..."
"Ne dedin sen?"
Başını hızla iki yana salladı.
"Ne Saçmalıyorsun lan sen."
"Bu mümkün değil."
Sakin kalmaya çalıştım.
"Oğuzhan..."
"Lütfen bana bak."
"Hayır!"
"Yalan söylüyorsun!"
"Yine oyunlarından bir tanesidir bu!"
Sesi odanın içinde yankılandı.
Bilgisayarın yanına yürüdüm.
"Eğer yalan söylediğimi düşünüyorsan..."
"Gel."
"Ekrana bak."
Dosyaları açtım.
Eski fotoğraflar...
Resmî belgeler...
Doğum kayıtları...
Ve aylardır peşinde olduğum dosya.
Ekrandaki genç kadını gösterdim.
"Bu..."
"Senin annen."
Oğuzhan'ın nefesi kesildi.
"Binbaşı Adnan Yıldırım..."
"Onun hamile olduğunu öğrenince..."
"Bebeği aldırması için baskı yaptı."
"Annen..."
"Sahte raporlarla bebeği aldırdığını söyledi."
"Ama seni gizlice dünyaya getirdi."
"Gözetim altında olduğu için..."
"Seni koruyabilmesinin tek yolu..."
"Seni yetimhaneye bırakmaktı."
"Babanın senin varlığından bile haberi yok."
Oğuzhan'ın nefesi düzensizleşmişti.
Gözleri öfkeyle doluydu.
Bilgisayarın başına gidip belgeleri tek tek incelemeye başladı.
Her satırı okudukça yüzündeki ifade biraz daha değişiyordu.
Elleri titriyordu.
Bir anda masaya sertçe vurdu.
"Yeter!"
" Kes sesini!!!!"
"Bunlar saçmalık!!"
Arkasını dönüp kapıya yöneldi.
Hızla peşinden gidip kolundan tuttum.
"Hayır!"
"Dur!"
Kolumu sertçe çekmeye çalıştı.
"Bırak beni Mihra!"
"Bırakmam sakin olacaksın Oğuzhan."
"Sana bırak beni dedim!!"
Bir an bile düşünmeden yanağına sert bir tokat attım.
Odanın içinde tokadın sesi yankılandı.
Olduğu yerde donup kaldı.
Şaşkınlıkla bana baktı.
Gözleri dolmuştu.
Hemen iki elimle yüzünü tuttum.
"Bana bak."
"İkimizin de canını yakan aynı adam."
"İşte bu yüzden sana gerçeği söylemek istemedim."
"Böyle olacağını biliyordum."
"Sakin ol."
"Lütfen..."
Hiç düşünmeden ona sıkıca sarıldım.
İlk başta kıpırdamadı.
Kolları iki yanında öylece kaldı.
Sonra çok kısık bir sesle konuştu.
"Ben..."
"Çok özür dilerim."
Yavaşça benden ayrıldı.
Elini saçlarının arasına geçirip başını tuttu.
"Hayır..."
"Hayır..."
"Bu olamaz."
"Benim biyolojik babam..."
"Senin ailene bunu yapmış olamaz."
"Delireceğim..."
Tekrar yanına yaklaştım.
Yüzünü bana çevirdim.
"Bana bak Oğuzhan."
"Senin hiçbir suçun yok."
"O sadece senin biyolojik baban."
"Sen onun gibi değilsin."
"Hiçbir zaman da olmayacaksın."
"Şimdi ondan intikam almamızı istiyorsan..."
"Önce sakin ol."
"Benim için..."
"Bizim için..."
"Olur mu?"
Uzun uzun gözlerimin içine baktı.
Sonra derin nefes alıp başını yavaşça salladı.
"...Tamam."
Başını öne eğdi.
Parmaklarımla çenesinden tutup yüzünü kaldırdım.
"Kafanı eğme."
Sözümü biter bitmez dudaklarına usulca bir öpücük kondurdum.
Geri çekilip gözlerinin içine baktım.
"Beni seviyor musun?"
Hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
"Seni seviyorum."
Dudaklarımda hafif bir tebessüm oluştu.
"O zaman..."
"Ne olursa olsun bunu kimseye belli etmeyeceğiz."
"Birlikte hareket edeceğiz."
"Doğru zamanı bekleyeceğiz."
"Tamam mı? Söz ver bana"
Elimi tuttu.
Bu kez sesi eskisinden daha kararlıydı.
"Tamam söz."
"Ama ne olursa olsun yalnız yürümeyeceksin."
"Her bilgiden haberim olacak."
OĞUZHAN-
Bir süre ikimiz de sessiz kaldık.
Söyleyecek onlarca şey vardı.
Ama hiçbirimiz konuşamadık.
Mihra derin bir nefes aldı.
"Gidelim."
"Çok uzun süre kaybolursak dikkat çeker."
Başımı salladım.
"Tamam."
Kapıyı sessizce kilitledi.
Birlikte yürümeye başladık.
Karargâha yaklaşırken bana döndü.
"Buradan sonra..."
"Hiçbir şey olmamış gibi davranacağız."
"Sen yine bana kızacaksın."
"Ben yine seninle tartışacağım."
"Kimse gerçeği öğrenmeyecek."
Gözlerinin içine baktım.
"Tamam."
"Kimse bilmeyecek."
Mihra hafifçe gülümsedi.
"İyi."
"Çünkü en ufak bir şüphede..."
"Adnan her şeyi anlar."
Kaşlarımı çattım.
"Peki şimdi ne yapacağız?"
"Bekleyeceğiz."
"Elimdeki belgeler eksik birinden haber bekliyorum."
"Onu tamamen bitirecek son parçayı bulacağız."
"Sonra..."
"Tek hamlede her şeyi ortaya çıkaracağız."
"Kim o kişi "
"Onunda canı yanmış aynı adam tarafından o bulacak."
"Kim?"
"Adı Koray kardeşi bu adam yüzünden öldü."
Başımı salladım.
"Peki bu saatten sonra yalnız değilsin."
Mihra ilk kez rahatlamış gibi gülümsedi.
"Biliyorum."
Karargâha birkaç metre kala birbirimize baktık.
Mihra cebinden küçük bir flaş bellek çıkardı.
Avucuma bıraktı.
"Bütün belgelerin kopyası burada."
"Orijinalleri bende."
"Olur da bana bir şey olursa..."
"Gerçeği ortaya çıkaracak tek kişi sensin."
Kaşlarımı çattım.
"Böyle konuşma."
"Sana hiçbir şey olmayacak."
Mihra hafifçe gülümsedi.
"Umarım."
Sonra hiçbir şey olmamış gibi aramıza mesafe koyduk.
Ben önden yürüdüm.
Mihra birkaç adım gerimden geliyordu.
Kapıdan içeri girdiğimizde...
Barış bizi görünce seslendi.
"Komutanım!"
"Mihra!"
"Neredesiniz ya?"
Mihra hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
"Biraz yürüyüş yaptım."
Ben de sakince ekledim.
"Ben de çevreyi kontrol ediyordum."
Barış omuz silkti.
"Tamam."
"İyimisin mihra öyle çıkınca merak etmiştim."
" İyi olmaya çalışıyorum ben biraz dinlencem iyi geceler komutanım iyi geceler Barış."dedi.
"İyi geceler."
"İyi geceler."
Lojmana girer girmez kapıyı sessizce kapattım.
Yavaşça yatağın kenarına oturdum.
Ellerimi başımın arasına aldım.
"Hayır..."
"Bu olamaz."
"Bütün bunlar nasıl olabilir?"
Nefes almakta zorlanıyordum.
"Benim biyolojik ailem..."
"Sevdiğim kadının ailesine bunu yapmış olamaz."
Tek tek okumaya başladım.
Her sayfada yeni bir gerçek vardı.
Sadece Mihra'nın ailesi değildi...
Adnan Yıldırım yıllarca birçok masum insanın hayatını karartmıştı.
Dosyayı öfkeyle kapattım.
Dişlerimi sıkarak fısıldadım.
"Seni öldüreceğim Adnan Yıldırım."
Tam o sırada...
Kapı çaldı.
Başımı kaldırıp kapıya yöneldim.
Kapıyı açar açmaz karşımda Mihra'yı gördüm.
Hiçbir şey söylemeden bana doğru bir adım attı.
Ve sıkıca sarıldı.
Başını omzuma yasladı.
"Seni özledim."
Bir an donup kaldım.
Hayatım boyunca...
Mihra'dan böyle bir cümle duymayı beklememiştim.
Yavaşça ben de ona sarıldım.
Kollarımın arasına aldım.
İçimdeki bütün öfke birkaç saniyeliğine de olsa sustu.
Mihra başını kaldırıp gözlerimin içine baktı yanağıma bir buse kondurup.
"İyi misin?"
Derin bir nefes verdim.
"İyiyim."
"Senin bana sarılman..."
"İyi geldi."
Mihra'nın gözleri doldu.
"Oğuzhan..."
"Ben özür dilerim."
"Sana bunları anlatacak cesareti bulamadığım için..."
"Sırf bu yüzden aylarca senden uzak durdum."
Acı bir tebessüm ettim.
"Hâlâ sen mi özür diliyorsun Mihra?"
Başını hafifçe salladı.
"Evet."
"Çünkü sen hiçbir şey yapmadın."
"Suçlu olan sen değildin."
Sonra yatağa oturdu.
Eliyle yanındaki boş yeri gösterdi.
"Gelsene."
Sessizce gidip yanına oturdum.
Yüzüme bakıp hafifçe gülümsedi.
"Bu gece..."
"Sarılıp uyuyalım mı meraklı komutan?"
"Sabah erkenden kalkarım zaten."
İstemsizce gülümsedim.
"Yalnız senden beklenmeyen hareketler bunlar mihra hanım."
"Bak giderim meraklı komutanım."dedi.
"Tamam tamam şakaydı."
"Ama önce üzerimi değiştireyim."
"Tamam."
Banyoya girip üzerimi hızlıca değiştirdim.
Mihra da gelmeden önce kıyafetlerini değiştirmişti.
Odaya geri döndüğümde yatağın kenarında beni bekliyordu.
Sessizce yanına uzandım.
Hiç konuşmadık.
Mihra başını göğsüme yasladı.
Ben de kollarımı etrafına doladım.
İlk kez...
İkimiz de hiçbir şey düşünmeden birbirimize sığındık.
O gece...
Bütün acılarımıza rağmen...
Birbirimizin yanında huzur bulduk.
Bölüm etkileşimi
