19. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE18.Bölüm
Bölümler 52Şu an: 18.Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir süre daha konuşmasını bekledim.
Belki yine bir şey söyler diye.
Ama söylemedi.
Sessizlik yeniden odayı doldurdu.
Elimi yavaşça çekmeye çalıştım.
Ama bırakmamıştı.
Derin bir nefes aldım.
Sonra fark etmeden başımı yatağın kenarına
yasladım.
Onu izliyordum.
Ve ne zaman gözlerim kapandı bilmiyordum.
Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu.
İlk yaptığım şey ona bakmak oldu.
Hâlâ uyuyordu.
Ama yüzündeki kızarıklık azalmıştı.
Alnına dokundum.
Ateşi düşmüştü.
İçimdeki gerginlik biraz olsun dağıldı.
"Sonunda."
Ayağa kalktım.
Bir şeyler yemesi gerekiyordu.
Etrafı düşündüm.
Sonra aklıma mutfak geldi.
Daha önce burada kaldığım günlerde dikkatimi
çekmişti.
Koridorun sonuna doğru yürüdüm.
Gerçekten de küçük bir mutfak vardı.
Dolapları açtım.
Malzemelere baktım.
Sonunda basit bir çorba yapmaya karar verdim.
Çorba kaynamaya bırakıldıktan sonra tekrar
odasına döndüm.
Kapıyı açtığım an durdum.
Gözleri açıktı.
Bana bakıyordu.
Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık.
Sonra kaşları çatıldı.
"Ne işin var burada?"
dedi.
Sesi hâlâ güçsüzdü.
Ama eski sertliği geri dönmüştü.
İstemeden güldüm.
"Sanada günaydın."
Bana ters ters baktı.
Sonra etrafa göz gezdirdi.
Bir şeyleri hatırlamaya çalışıyordu.
Birkaç saniye sonra yüz ifadesi değişti.
Hatırlamıştı.
Vurulduğunu.
Onu buraya getirdiğimi.
Ve...
Buraya nasıl geldiğimi.
Gözleri bir anda büyüdü.
Donup kaldı.
Ben nedenini anlamadan ona baktım.
Sonra bakışları yüzümden geçti.
Ve aniden elini yüzüne götürdü.
Maskesi yoktu.
O an ikimiz de sustuk.
Sessizlik birkaç saniye sürdü.
Sonra birkaç saniye daha.
Ve birkaç saniye daha.
Hayatımda ilk kez Gölge'nin cevap veremediğini
görüyordum.
Şaşkın görünüyordu.
Belki de ilk kez kontrolü kaybetmişti.
Dudaklarını araladı.
Sonra tekrar kapattı.
Ne diyeceğini bilmiyor gibiydi.
Ben ise kollarımı göğsümde bağladım.
"Meraklı komutan derken haklıymışsın."
dedim.
Gözlerini kıstı.
"Komutan..."
"Evet?"
"Hiçbir şey görmedin görmezsin."
Kaşımı kaldırdım.
"Ciddi misin?"
Yüzündeki ifade daha da sertleşti.
"Hiçbir şey."
Bu kez kahkahayı zor tuttum.
Aylarca peşinden koşmuştum.
Kim olduğunu öğrenmeye çalışmıştım.
Şimdi ise maskesiz karşımda oturuyordu.
Ve bana hiçbir şey görmediğimi söylemeye
çalışıyordu.
Gerçekten inanılmaz bir kadındı.
GÖLGE-
Acıya rağmen doğruldum.
Sırtımdaki yara sızladı.
Ama umurumda değildi.
Masaya baktım.
Silahım oradaydı.
Bir hamlede aldım.
Ve doğruca Oğuzhan'a doğrulttum.
Oğuzhan'ın gözleri büyüdü.
"Ne yapıyorsun sen?"
dedi şaşkınlıkla.
"İndir o silahı."
Nefesim düzensizdi.
Ama elim titremiyordu.
"Neden yüzümü gördün?"
dedim.
Oğuzhan birkaç saniye bana baktı.
Sanki söylediklerimi anlamamıştı.
"Ne?"
"Neden yüzümü gördün dedim."
"Sen yaralıydın!"
diye çıkıştı.
"Seni kurtarmaya çalışıyordum."
"Sana yardım ettim."
"Kurşunu çıkardım."
"Ateşin düşsün diye bütün gece başında
bekledim."
Sesindeki öfke beni bir an duraksattı.
Ama sonra tekrar silahı kaldırdım.
"Etmeseydin."
Oğuzhan bu sefer gerçekten şoka girdi.
"Ne demek etmeseydim?"
"Ölmeme izin mi verseydim?"
Gözlerimi ondan ayırmadım.
"Evet."
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Oğuzhan birkaç saniye konuşamadı.
Sonra sinirle saçlarından geçti.
"Sen gerçekten delisin."
"Ölmeyi mi tercih ederdin?"
Dudaklarımı sıktım.
"Benim yüzümü gören herkes ölür."
dedim sessizce.
Oğuzhan'ın yüzündeki ifade değişti.
Bu kez öfkesinin yerini şaşkınlık aldı.
"Neden ölür neden?"
Cevap vermedim.
Silah hâlâ ona dönüktü.
Oğuzhan başını iki yana salladı.
"İnanamıyorum."
"Ben senin hayatını kurtardım."
"Sen ise beni vurmayı düşünüyorsun."
Parmağım tetiğin üzerindeydi.
Ama nedense çekemiyordum.
Oğuzhan bunu fark etti.
Ve ilk kez hafifçe gülümsedi.
"Çek o zaman."
dedi.
Donup kaldım.
"Ne? Öleceksin komutan bu kadar meraklı olmak zorunda mıydın ? "dedim.
"Madem yüzünü gören herkes ölüyor."
"Madem kuralın bu."
"Çek tetiği."dedi.
Elim istemsizce sıkıldı.
Ama yine de yapamadım.
Oğuzhan gözlerimin içine baktı.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Çeksene hadi durma."
Bu söz sinirimi bozmuştu.
"Kes sesini kess öleceksin"
"O zaman neden hâlâ hayattayım?"
Cevap veremedim.
Çünkü ben de cevabı biliyordum.
Onu vurmak istemiyordum.
"Allah kahretsin..."
dedim dişlerimi sıkarak.
"Bu kadar meraklı olmak zorunda mısın sen?"
Oğuzhan bana baktı.
Ama bu sefer cevap vermedi.
Ben de derin bir nefes alıp silahı yavaşça
İndirdim.
Kolumu hareket ettirmek bile canımı yakıyordu.
Silahı tekrar masanın üzerine bıraktım.
Sonra ona döndüm.
"Bana bak komutan."
dedim ciddi bir sesle.
"Bu sır mezara kadar gidecek."
"Duydun mu beni?"
Oğuzhan gözlerini gözlerime dikti.
Sonra başını salladı.
"Merak etme."
"Kimseye söylemem."
İstemsizce burnumdan nefes verdim.
"İstersen söyle."
dedim.
"Öğrenen herkes ölür."
Oğuzhan gözlerini devirdi.
"Sürekli aynı tehdit."
"Biraz yaratıcılık kat şuna."
Ona ters ters baktım.
Bu adamın korku duygusu yoktu.
Yeniden yatağa uzandım.
Sırtımdaki yara zonkluyordu.
Kurşun çıkmıştı ama acı hâlâ yerindeydi.
Gözlerimi kapattım.
Tam dinlenecektim ki burnuma güzel bir koku
geldi.
Birkaç saniye sonra Oğuzhan elinde bir kaseyle
geri döndü.
Kaşlarımı çattım.
"O da ne?"
"Çorba."
"Yemen lazım."
"İstemiyorum."
"Yiyeceksin."
"Komutan emri mi bu?"
"Evet."
Sinirle ona baktım.
Bu adam gerçekten fırsat bulduğu her yerde emir
vermeye çalışıyordu intikam almak istecesine.
Oğuzhan yatağın kenarına oturdu.
Kaşığı doldurdu.
Sonra bana uzattı.
Ben ise kaşığa değil ona baktım.
"Ben içerim."
dedim.
Ama beni hiç dinlemedi.
"Kes sesini."
"Yaran yeni dikildi."
"Kolunu kaldırmaya çalışırsan tekrar açılır."
"Komutan..."
"Aç ağzını."
Hayatımda ilk kez ne diyeceğimi bilemedim.
Karşımda silahlı teröristler olsa daha kolaydı hemen öldürürdüm kimse bana bu şekilde davranamazdı.
Ama Oğuzhan inat etmişti.
Sonunda sinirle ağzımı açtım.
Kaşığı uzattı.
Çorbayı içtim.
Bir saniye sessizlik oldu.
Sonra istemsizce konuştum.
"Güzel olmuş."
Oğuzhan'ın yüzünde zafer kazanmış gibi bir ifade oluştu.
Ben ise söylediğime pişman olmuştum.
"Şımarma."
dedim hemen.
Oğuzhan hafifçe güldü.
"Merak etme."
"Bir kere iltifat aldım diye havalanacak değilim."
"İltifat değildi."
"Tabii."
"Komutan."
"Ne var?"
"Çok konuşuyorsun."
Bu kez gerçekten güldü.
Ve nedense...
Uzun zamandır ilk kez bu kadar normal bir an
yaşıyormuşuz gibi hissettim.
Bölüm etkileşimi
