8. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE7.Bölüm
Bölümler 52Şu an: 7.Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
OĞUZHAN
O gece uyuyamadım.
Ne kadar gözlerimi kapatmaya çalışsam da olmuyordu.
Aklım sürekli ona gidiyordu.
Gölge.
Bir insan birkaç haftada birine bu kadar alışabilir miydi?
Bilmiyordum.
Bildiğim tek şey, yarın buradan ayrılacak olmamdı.
Ve bu düşünce içimde garip bir boşluk oluşturuyordu.
Saatler ağır ağır geçti.
Tam sabaha karşı uykuya yenik düşecekken kapı açıldı.
"Kalk."
dedi tanıdık ses.
"Hadi gidiyoruz."
Gözlerimi açıp ona baktım.
"Tamam."
dedim uykulu bir şekilde.
Elinde birkaç parça kıyafet vardı.
Onları yatağın üzerine bıraktı.
Sonra cebinden anahtarı çıkarıp kelepçelerin kalan kısmını da açtı.
"Şunları giy."
"Acele et."
Bileklerimi ovuşturdum.
"Bana emir verme."
dedim.
Ayağa kalkıp birkaç adım ona doğru yürüdüm.
Gölge anında silahını çekti.
"Sakın yaklaşma."
dedi sertçe.
"Denileni yap."
"Albayın söylediklerini unutma."
Bir an durdum.
Sonra ellerimi kaldırıp sırıttım.
"Tamam sakin ol."
Başımı hafifçe yana eğdim.
"Yanımdayken nasıl giyinebilirim?"
"Dışarı çıkmak istemiyor musun?"
"Daha doğrusu..."
Yüzümde sinsi bir gülümseme oluştu.
"Kalmak mı istiyorsun?"
Gölge gözlerini devirdi.
"Bana bak asker."
dedi.
"Sinirlendirme beni."
Sonra kapıyı gösterdi.
"Kapıda bekliyorum.
"Acele et."
"Gitmemiz gerekiyor."
"Cemşit ve adamları hâlâ inatla bizi arıyor."
"Yakalanmadan çıkmamız lazım."
Bunları söyledikten sonra dışarı çıktı.
Kapıyı da arkasından kapattı.
Derin bir nefes verdim.
Kıyafetleri elime aldım.
Sonunda gidiyordum.
Aylar gibi gelen haftaların ardından yeniden birliğime dönecektim.
Ama nedense içimde bir sevinç yoktu.
Kıyafetlerimi giydikten sonra odanın içinde son kez dolaştım.
Masaya baktım.
Dosyalara baktım.
Pencereye baktım.
İlk geldiğim günü hatırladım.
Bu yerden nefret etmiştim.
Şimdi ise ayrılmak garip geliyordu.
Belki de mesele bu yer değildi.
Belki de mesele...
Burada bıraktığım kişiydi.
Bu düşünceyle kaşlarımı çattım.
"Saçmalıyorsun Oğuzhan."
diye mırıldandım.
Sonra kapıya yöneldim.
Ama içimdeki ses susmaya hiç niyetli değildi.
GÖLGE -
Oğuzhan kapıdan çıkar çıkmaz yola koyulduk.
Tek bir saniye bile kaybetmek istemiyordum.
Daha birkaç adım atmıştık ki cebimden siyah bezi çıkardım.
"Dur."
dedim.
Oğuzhan kaşlarını çattı.
"Şimdi ne var?"
Cevap vermeden bezi gözlerine bağladım.
Anında itiraz etti.
"Sen ciddi misin?"
"Evet."
dedim.
"Bu kadarı saçmalık."
"Buraları göremezsin."
"Neden?"
Çenemi sıktım.
"Çünkü kimse neresi olduğunu bilmemeli."
Oğuzhan bezden kurtulmaya çalışacak gibi oldu.
Ama sözümü bitirmeme izin verdi.
"Albayın dediklerini unutma."
dedim.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra derin bir nefes verdi.
"Tamam."
dedi isteksizce.
"Denileni yapıyorum."
Saatler boyunca yürüdük.
Gizli geçitlerden.
Dar mağaralardan.
Kayalık yollardan.
Ben en önde ilerliyordum.
Silahımı elimden hiç bırakmadım.
Çünkü karşımdaki adam bir komutandı.
Hem de korkusuz bir komutan.
Bir anlık fırsat bulsa yüzümü görmeye çalışabilirdi.
Buna izin veremezdim.
Sonunda güvenli bölgeden tamamen uzaklaştık.
Bezi çözdüm.
"Gözlerini aç."
dedim.
Etrafına baktı.
Ama artık çok geçti.
Güvenli bölge geride kalmıştı.
Yol boyunca fazla konuşmadık.
Saatler sonra karakola yakın bölgeye ulaştığımızda içime garip bir his çöktü.
Ayrılık vakti gelmişti.
Bunu haftalardır bekliyordum.
Ama şimdi istemiyordum.
Durup ona baktım.
"Yürü."
dedim.
Oğuzhan ciddi bir ifadeyle başını salladı.
Birlikte son birkaç metreyi yürüdük.
Karakol artık görünüyordu.
Tam o anda durdum.
Bu kadardı.
Görev bitmişti.
"Hoşça kal asker."
dedim.
Oğuzhan birkaç saniye bana baktı.
Sanki bir şey söylemek istiyordu.
Ama beklemedim.
Arkamı döndüm.
Ve uzaklaşmaya başladım.
Bu kez onu bayıltmak aklıma bile gelmemişti.
Gidişimi izleyecek tek kişi oydu.
Adımlarımı hızlandırdım.
Mesafe giderek açılıyordu.
Neredeyse gözden kaybolacaktım.
Tam son kez dönüp baktığım sırada...
Bir patlama sesi duyuldu.
Her şey bir anda karıştı.
Dengemi kaybettim.
Kulaklarım uğuluyordu.
Son gördüğüm şey Oğuzhan'dı.
Uzakta bana doğru bakıyordu.
Ardından karakoldan çıkan askerler onun yanına koştu.
Silah sesleri yükselmeye başladı.
Bölgede çatışma çıkmıştı.
Oğuzhan'ın sesini duyar gibi oldum.
"Gölge!"
Bana doğru gelmeye çalışıyordu.
Ama askerler onu durduruyordu.
Çatışma devam ediyordu.
Dakikalar geçmiş gibi geldi.
Sonra sesler yavaş yavaş uzaklaştı.
Gözlerim ağırlaştı.
Son düşündüğüm şey şuydu:
Demek sonunda...
Yakalandım.
Ve ardından karanlık her şeyi yuttu.
Bölüm etkileşimi
