40. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE39.BÖLÜM
Bölümler 52Şu an: 39.BÖLÜM
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime · Okuduğun bölüm
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hep birlikte şehrin sevilen kahvaltı salonlarından birine gittik.
Masaya oturur oturmaz Mert menüyü eline aldı.
Sonra yüzünde kocaman bir sırıtışla Oğuzhan'a döndü.
"Komutanım..."
"Bugün hesap sizden."
Oğuzhan kaşını kaldırdı.
"Nedenmiş o?"
Mert hiç düşünmeden cevap verdi.
"Vallahi komutanım..."
"Hafta içi canımızı çıkardınız."
"Bir ödülü hak ettik bence."
Yiğit gülerek başını salladı.
"Bu konuda Mert'e katılıyorum komutanım."
Aleyna da gülümseyerek söze girdi.
"Lütfen komutanım."
"İlk hafta sonumuz."
"Kutlama gibi olsun."
Alp de destek verdi.
"Bir dahaki sefere biz ısmarlarız."
Oğuzhan birkaç saniye hepimize baktı.
Sonra istemsizce hafifçe gülümsedi.
"Madem bu kadar ısrar ediyorsunuz..."
"Bugünlük benden."
Mert sevinçle ellerini havaya kaldırdı.
"İşte bu!"
"Yaşayın komutanım."
Barış gülerek Mert'e baktı.
"Senin aklın hep midende."
Mert omuz silkti.
"E ne yapayım da."
"Acım aç."
Masadakiler kahkahaya boğuldu.
Oğuzhan bile başını iki yana sallayarak hafifçe gülümsedi.
"Hadi."
"Şimdi sipariş verin bakalım."
Garson siparişleri almaya gelirken masadaki neşeli sohbet devam ediyordu..
Kahvaltı uzun kahkahalar ve sohbetler eşliğinde sona erdi.
Hesabı gerçekten Oğuzhan ödedi.
Mert çıkışta hâlâ gülüyordu.
"Komutanım..."
"Vallahi bu hafta sonunu unutmayacağım."
Oğuzhan hafifçe gülümsedi.
"Seni doyurmak zor oldu mert."
Mert eliyle kalbini tuttu.
"Komutanım bu sözünüz beni derinden yaraladı."
Yiğit omzuna hafifçe vurdu.
"Kes sesini."
Mert homurdanınca herkes gülmeye başladı.
Aleyna iki elini çırptı.
"Hadi!"
"Şimdi sinemaya."
Hep birlikte sinemaya geçtik.
Uzun uzun film seçtikten sonra komedi filmi izlemeye karar verdik.
Film boyunca Mert'in yaptığı yorumlar yüzünden birkaç kez gülmemek için kendimizi zor tuttuk.
Film bittiğinde dışarı çıktık.
Yiğit gerinerek,
"İyi geldi."
"Uzun zamandır sinemaya gitmemiştim."
dedi.
Barış başını salladı.
"Ben de."
Alp etrafına bakındı.
"Şimdi ne yapıyoruz?"
Aleyna hiç düşünmeden cevap verdi.
"Geziyoruz."
"Bugün lojmana dönmek yok."
Şehir merkezinde yürümeye başladık.
Mağazalara girdik.
Vitrinlere baktık.
Mert gördüğü her dükkâna girmek istiyor, Yiğit de sürekli onunla uğraşıyordu.
"Biraz da şu mağazaya bakalım."
dedi Mert.
Yiğit gülerek,
"Sen alışverişe değil klima olan yerlere giriyorsun."
deyince herkes güldü.
Bir süre sonra güzel bir meydana geldik.
Aleyna telefonunu çıkarıp heyecanla konuştu.
"Durun!"
"Burada fotoğraf çekileceğiz."
Mert yine söylenmeye başladı.
"Hayır ya"
"Hadi yaa anı kalsın."
dedi Aleyna.
"İtiraz kabul etmiyorum."
"Komutanım yanaşır mısınız biraz daha."
Hepimiz yan yana dizildik.
İlk fotoğrafı Aleyna çekti.
Sonra telefonunu uzatıp,
"Alp, bir tane de siz çek."
dedi.
Alp telefonu alıp hafifçe başını salladı.
"Herkes biraz yaklaşsın."
Biz de birbirimize yaklaştık.
Tam fotoğraf çekilecekken Mert son anda komik bir yüz ifadesi yaptı.
Fotoğrafa bakan Aleyna kahkahaya boğuldu.
"Mert!"
"Yine mahvettin."
Yiğit de gülmeye başladı.
"Bilerek yaptı."
"Belli."
Mert omuz silkti.
"Fotoğrafların biraz eğlenceli olması lazım."
Bunun üzerine birkaç fotoğraf daha çekildi.
Gülüşmeler hiç eksik olmadı.
Aylar sonra ilk kez bu kadar kalabalığın içinde kendimi biraz olsun rahat hissetmiştim.
OĞUZHAN-
Artık dönme vakti gelmişti.
Herkes birer birer lojmanlara doğru yürümeye başladı.
Benim ise aklımda tek bir şey vardı.
Mihra.
Bugün ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın...
Artık konuşacaktık.
Aylardır içimde biriken soruların cevabını alacaktım.
Kimsenin dikkatini çekmeden onu uzaktan takip etmeye başladım.
Mihra lojmanına girdi.
Etrafı son kez kontrol ettim.
Koridor bomboştu.
Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım.
İçeriden birkaç saniye ses gelmedi.
Sonra kapı açıldı.
Beni karşısında görünce gözleri hafifçe büyüdü.
"Komutanım..."
"Sizin burada ne işiniz var?"
Hiçbir şey söylemeden içeri girdim.
Kapıyı arkamdan kapattım.
Mihra şaşkın bakışlarla bana döndü.
"Neden geldiniz."
Gözlerimi ondan ayırmadan konuştum.
"Ben buraya komutan olarak gelmedim."
"Bırak şimdi komutanı falan."
"Ben cevap almaya geldim."
Kaşlarını çattı.
"Ne demek istiyorsun?"
"Bilmiyor musun gerçekten?"
"Salak ayağına yatma Mihra."
Sesim istemsizce sertleşti.
"Ne işin var senin burada?"
"Hani Albay'la çalışmak istemiyordun?"
"Ne değişti?"
"Beş ay ortadan kayboldun."
"Sonra hiçbir şey olmamış gibi asker olup karşıma çıktın."
"Üstelik benim timimde."
Bir adım daha yaklaştım.
"Beni o hastane odasında tek başıma bıraktın."
"Arkanda küçücük bir not bırakıp gittin."
"Neden?"
"Bütün bunların cevabını istiyorum Mihra."
O ise sessizce bana bakıyordu.
Tek kelime etmiyordu.
Sabrım tükenmeye başlamıştı.
"Mihra!"
"Konuş."
Başını iki yana salladı.
"Konuşulacak bir şey yok."
İçimdeki öfke iyice büyüdü duvara yumruk attım.
"Delirtme adamı Mihra."
"Söyle!"
" Ne saklıyorsun benden."
Mihra şok olmuş gözlerle bakıp sesini yükseltti.
" Hiçbir şey saklamıyorum asker olmak istedim ve oldum fikrim değişmiş olamaz mı?"
"Ben seni sev..." Cümlemi tamamlamadan.
Kapı çaldı.
İkimiz de olduğumuz yerde kaldık.
Mihra'nın gözleri bir anda büyüdü.
Telaşla bana döndü.
"Çabuk!"
Kolumdan tuttu.
"Gel."
Ne olduğunu anlamama fırsat vermeden beni banyonun içine itti.
"Sakın çıkma buradan."
diye fısıldadı.
Kapıyı kapatıp derin bir nefes aldı.
Sonra yüzündeki telaşı gizlemeye çalışarak dış kapıya yöneldi.
"Bir dakika..."
"Açıyorum."
Kapıyı açtığında karşısında Aleyna vardı.
Aleyna gülümseyerek içeri baktı.
"Mihra."
"Rahatsız etmiyorum ya?"
"Biraz sohbet edelim dedim."
"Canım sıkıldı da..."
Banyonun kapısının arkasında sessizce bekliyordum.
Dışarıdaki konuşmaları net bir şekilde duyabiliyordum.
Aleyna konuştu.
"Mihra..."
"İyi misin?"
"Betin benzin atmış."
Mihra kısa bir nefes aldı.
"İyiyim."
"Sadece biraz yoruldum."
Aleyna hemen başını salladı.
"Anladım."
"Bugün çok güzel geçti değil mi?"
"Evet."
Mihra kısa kısa cevaplar veriyordu.
Aleyna ise konuşmaya devam ediyordu.
"Bir şey söyleyeceğim."
"Oğuzhan komutan..."
"Ayyyy Üniforma giymeyince de çok yakışıklı oluyor yaa."
Kaşlarımı kaldırdım.
İstemsizce vereceği cevabı beklemeye başladım.
Mihra hiç düşünmeden cevap verdi.
"Bence olmuyor."
"Yakışıklı değil."
Dudaklarım istemsizce aralandı.
Gerçekten bunu mu söylemişti?
Aleyna şaşkınlıkla güldü.
"Aaa..."
"Bence bayağı yakışıklı."
Mihra omuz silkti.
"Ben öyle düşünmüyorum."
"Aleyna..."
"İzin verirsen biraz dinleneceğim."
"Çok yoruldum.
Aleyna gülümsedi.
"Tamam."
"İyi geceler."
"İyi geceler."
Kapı kapandı.
Banyodan çıktım.
Kollarımı göğsümde birleştirip ona baktım.
"Demek..."
"Ben yakışıklı değilim."
Mihra gözlerini devirerek bana baktı.
"Hayır."
"Değilsin."
Dudaklarımın kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Allah Allah."
"Yoksa Aleyna'nın yanında özellikle mi söyledin?"
"İstediğin gibi düşünebilirsin."
Sonra kapıyı işaret etti.
"Şimdi biri görmeden git artık."
Olduğum yerden kıpırdamadım.
"Sorularıma cevap vermeden hiçbir yere gitmiyorum."
Mihra derin bir nefes verdi.
"Cevabını verdim zaten."
"Fikrimi değiştirdim."
Bir adım yaklaştım.
"Öyle mi?"
"Evet."
Hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
Başımı hafifçe salladım.
"Peki Mihra..."
"Madem öyle."
"Bundan sonra karşında eski Oğuzhan olmayacak."
Kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Ne oldu?"
"Aleyna'ya mı dönecek eski Oğuzhan?"
Sesinde belli belirsiz bir alay vardı.
Gözlerinin içine baktım.
"Bu..."
"Seni ilgilendirmez."
Hiçbir şey söylemeden kapıyı açtım.
Arkamı dönüp odadan çıktım.
Yürürken yumruklarım istemsizce sıkılmıştı.
"Demek öyle..."
"Oyun oynamak istiyorsun."
"O zaman ben de kuralları değiştireceğim."
Bölüm etkileşimi
