13. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE12.Bölüm
Bölümler 52Şu an: 12.Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
GÖLGE
Artık ortaya çıkma zamanı gelmişti.
Ama önce bir sorunu çözmeliydim.
Oğuzhan.
Sağlık ocağındaki kadından şüphelenmeye başlamıştı.
Bunu bitirmem gerekiyordu.
Masamın başına oturdum.
Bir not hazırladım.
Kısa.
Net.
Sonra aylar önce öldürdüğüm kırmızı bültenle aranan teröristlerden birinin kimliğini çıkardım.
Fotoğrafını değiştirdim.
İlk bakışta sağlık ocağındaki kadına benzeyecek şekilde düzenledim.
Dosyayı kapatıp zarfın içine koydum.
Ertesi gece karargâha yaklaştım.
Nöbetçiler beni fark etmeden komutanlık binasına ulaştım.
Albayın masasının üzerine zarfı bıraktım.
Sonra sessizce ortadan kayboldum.
Sabah...
OĞUZHAN
Albay beni odasına çağırdığında normal bir toplantı olduğunu düşünmüştüm.
Ama masanın üzerindeki zarfı görünce durdum.
"Bu sabah bulundu."
dedi Albay.
Zarfı açtım.
İçinden bir fotoğraf çıktı.
Bir de not.
Notta sadece şu yazıyordu:
"Kırmızı bültenle aradığınız kişi öldürüldü.Ve Cemşit denen o şerefsiz de kampı da etkisiz hale getirildi"
"Görev tamamlandı."
Altında ise tek bir imza vardı.
Gölge
Kalbim hızlandı.
Fotoğrafa baktım.
Sağlık ocağındaki kadına benzeyen bir yüz...
Ama fotoğrafın altında başka bir isim yazıyordu.
Kırmızı bültenle aranan bir terörist.
Albay derin bir nefes verdi.
"Demek o kadın buymuş."
dedi.
"Boşuna aramışız."
O an hiçbir şey söylemedim.
Gözlerim notun üzerinde kaldı.
Tekrar okudum.
Sonra bir daha.
"Kırmızı bültenle aradığınız kişi öldürüldü. Ve Cemşit denen o şerefsiz de kampı da etkisiz hale getirildi"
"Görev tamamlandı."
Ve altında...
Gölge
Bir an boyunca hiçbir şey söyleyemedim.
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki odadaki herkes duyacaktı.
Yaşıyordu.
Gölge yaşıyordu.
Aylar sonra ilk kez içimdeki ağırlık hafiflemişti.
Demek o gün...
Demek patlamada ölmemişti.
İstemeden yüzümde küçük bir gülümseme oluştu.
Albay bunu fark etti.
"Neye sevindin?"
diye sordu.
Kendime geldim.
"H-Hayır komutanım."
Ama sesim bile beni ele veriyordu.
Masanın üzerindeki notu tekrar elime aldım.
Parmaklarım titriyordu.
Aylar boyunca onu düşündüğümü fark ettim.
Her görevde.
Her operasyonda.
Her gece.
Öldüğünü kabullenmeye çalışmıştım.
Ama hiçbir zaman gerçekten inanmamıştım.
Şimdi nedenini anlıyordum.
Çünkü içimde bir yerde onun hâlâ yaşadığını biliyordum.
Albay koltuğuna yaslandı.
"Demek yine ortaya çıktı."
dedi.
Ben ise hâlâ nota bakıyordum.
Dudaklarımda istemsiz bir tebessüm vardı.
"İnatçı..."
diye mırıldandım.
Albay kaşlarını kaldırdı.
"Ne dedin?"
"Bir şey değil komutanım."
Ama içimden geçenleri söyleyemezdim.
Çünkü aylar sonra ilk kez...
Gerçekten mutlu olmuştum.
Gölge yaşamıştı.
Ve nedense bu haber...
Kazandığımız bütün operasyonlardan daha fazla sevindirmişti beni.
O an fark etmediğim şey ise şuydu:
Onun yaşadığını öğrenince hissettiğim rahatlama...
Sıradan bir komutanın hissedeceği türden değildi.
Albayın odasından çıktıktan sonra doğruca kendi odama gittim.
Kapıyı kapattım.
Masama oturdum.
Ama çalışamıyordum.
Aklım sürekli aynı yerdeydi.
Gölge.
Aylar sonra yaşadığını öğrenmiştim.
Hâlâ buna inanamıyordum.
Tam düşüncelere dalmışken masamın üzerindeki telsizden cızırtılı bir ses geldi.
Bir anda doğruldum.
Sonra duyduğum sesle donup kaldım.
"Naber komutan?"
Kalbim hızlandı.
O sesti.
Aylarca unutamadığım ses.
Her ne kadar yapay olsa da tanıyordum.
"Gölge?"
dedim hemen.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra hafif bir kahkaha duydum.
"Benim komutan."
"Beni özlemişsindir."
Dudaklarımı sıktım.
Aylarca ortadan kaybolmuştu.
Herkes öldüğünü sanmıştı.
Ve şimdi hiçbir şey olmamış gibi konuşuyordu.
"Neredeydin sen bunca zamandır?"
dedim sertçe.
Karşı taraftan alaycı bir ses geldi.
"Seni ilgilendirmez komutan."
Gözlerimi devirdim.
Hiç değişmemişti.
Bir soru soruyordum.
Bir cevap vermiyordu.
Sonra sesi biraz ciddileşti.
"İntikamını aldım hadi yine iyisin."
"Cemşit artık ölü."
"Haberini almışsındır."
"Almıştım."
dedim.
"Ama bunu nasıl yaptın?"
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
Sonra yine o sinir bozucu tavrıyla konuştu.
"Nasıl yaptıysam yaptım."
"Neyse komutan."
"İşim var."
"Dur!"
dedim hemen.
Ama çok geçti.
Telsizden sadece cızırtı sesi geldi.
Bağlantıyı kesmişti.
Birkaç saniye elim telsizin üzerinde kaldı.
Sonra başımı geriye yasladım.
"Bu kız beni deli edecek."
dedim kendi kendime.
Ama farkında olmadan gülümsüyordum.
Hem de gerçekten gülümsüyordum.
Bu durum beni daha da şaşırttı.
Çünkü ben Oğuzhan Demir'dim.
Askerlerin güldüğünü görmediği adam.
Disiplinden başka hiçbir şeyi umursamayan adam.
Ama şimdi...
Aylar sonra ilk kez yüzümde bir tebessüm vardı.
Ve bunun sebebi bir görev değildi.
Bir başarı da değildi.
Sebebi...
Yaşadığını öğrendiğim bir gölgeydi.
GÖLGE-
Telsizin bağlantısı kesildiğinde yüzümde istemsiz bir gülümseme vardı.
Demek hâlâ aynıydı.
Bir soru soruyor.
Cevabını alamayınca sinirleniyor.
Aylar geçmişti.
Ama bazı şeyler hiç değişmiyordu.
Pencerenin önüne gidip geceyi izledim.
Dağlar sessizdi.
Rüzgâr hafif hafif esiyordu.
Oğuzhan'ın şaşkın yüzünü düşününce yine gülümsememek için kendimi zor tuttum.
"Bu beni deli edecek."
demiştir kesin.
Başımı geriye yasladım.
Aylar boyunca yalnız kalmıştım.
Yaralarla uğraşmıştım.
Ölümün kıyısından dönmüştüm.
Ama en garip olan şey...
Bazen onu özlediğimi fark etmemdi.
Onunla atışmayı.
Sürekli ona emir verdiğimde değişen yüz ifadesini.
Her fırsatta kim olduğumu öğrenmeye uğraşmasını.
Sessizce kendi kendime bir melodi mırıldandım.
Hasretinle yandı gönlüm
Yandı, yandı, söndü gönlüm
Evvel yükseklerden uçtu
Düze indi şimdi gönlüm
Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Binbir dertle doldu gönlüm
Gelecektin, gelmez oldun
Hâlimi hiç sormaz oldun
Yaralarımı sarmaz oldun
Yokluğundan soldu gönlüm
Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Binbir dertle doldu gönlüm
Aramızda karlı dağlar
Hasretin bağrımı dağlar
Çaresizlik yolu bağlar
Yokluğundan öldü gönlüm
Sonra sustum.
"Neler düşünüyorsun sen?"
dedim kendi kendime.
Bu tehlikeliydi.
Hem de düşündüğümden daha tehlikeli.
Çünkü yıllardır herkesten uzak durmuştum.
Kimseye bağlanmamıştım.
Kimsenin benim için önemli olmasına izin vermemiştim.
Ama ne zaman Oğuzhan aklıma gelse...
İçimde açıklayamadığım bir boşluk oluşuyordu.
Bundan hoşlanmıyordum.
Bu yüzden başımı iki yana salladım.
"Saçmalık."
Ben Gölge'ydim.
Gölgeler âşık olmazdı.
Gölgeler gelir...
İşini yapar...
Ve kaybolurdu.
En azından ben yıllarca buna inanmıştım.
Bölüm etkileşimi
