45. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE44. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 44. Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime · Okuduğun bölüm
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
MİHRA-
Irak sınırına geçmeden önce bütün hazırlıklar tamamlanır.
Silahlar gizlenir, askerî üniformalar çıkarılır ve herkes sivil kıyafetlerini giyer. Son kez görev planı gözden geçirilir.
Albay ciddi bir ifadeyle timin karşısına geçer.
"Herkes dikkatle dinlesin."
"Bu görev boyunca hiçbiriniz asker değilsiniz."
"Kimliğiniz açığa çıkmayacak."
"Bölgede dikkat çekmemek için çift olarak hareket edeceksiniz."
Odadaki herkes birbirine baktı.
Barış hafifçe mırıldandı.
"İş şimdi karıştı."
Albay dosyaya bakarak okumaya başladı.
"Yüzbaşı Oğuzhan..."
Kısa bir duraksadı.
"Aleyna ile evli çift olarak hareket edecek."
Aleyna'nın gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
"Ben mi?"
Sonra istemsizce gülümseyip,
"Tamam komutanım."
dedi.
Barış hemen sırıttı.
"Hayırlı olsun komutanım."
Yiğit dirseğiyle Barış'a vurdu.
"Kes sesini."
Oğuzhan'ın yüz ifadesi hiç değişmedi.
Albay okumaya devam etti.
"Mihra..."
"Mert ile evli çift olarak hareket edecek."
Mert büyük bir sırıtışla Mihra'ya döndü.
"Hanım..."
"Bak baştan söyleyeyim, kocanın sözünden çıkmayacaksın."
Alp sessizce kahkaha attı.
"Sen önce koca gibi davranmayı öğren."
Mert eliyle göğsünü gösterdi.
"Ben bu rolü yaşarım."
Mihra gözlerini devirip başını iki yana salladı.
"Sussanıza! Bir dakika bile susmuyorsunuz."
Mert omuz silkti.
"Evli adamın heyecanı."
Odadan hafif gülüşmeler yükseldi.
Aleyna ise heyecanını gizleyemiyordu.
Oğuzhan'a dönüp,
"Komutanım, yani şey..."
"Eşim..."
deyince kendi söylediğine kendi gülmeye başladı.
Oğuzhan derin bir nefes aldı.
"Operasyon bitene kadar herkes rolünü eksiksiz oynayacak."
"Emredersiniz komutanım."
Ben ise sessizce onları izliyordum.
Aleyna'nın rahat tavırları...
Oğuzhan'la yan yana duruşu...
"Neden onunla evli rolü yaptılar ki ona da gün doğdu" dedim içimden.
Sinirim bozulmuştu
Ama bunu belli edecek değildim.
Sonuçta...
Bu sadece bir görevdi.
Öyle olmak zorundaydı.
Tam o sırada Mert dirseğiyle bana hafifçe dokundu.
"Hadi hanım."
"Biz de rolümüze çalışalım."
İstemsizce gülümsedim.
"Önce şu görevi sağ salim bitir."
"Sonra istediğin kadar konuşursun."
Mert başını salladı.
"Emredersin karım."
Barış hemen araya girdi.
"Vallahi en çok ben Mert'i merak ediyorum."
"Beş dakika sonra gerçekten evli gibi davranmaya başlar bu."
Herkes bir kez daha güldü.
Ama ben...
İstemsizce göz ucuyla Oğuzhan'a baktım.
O da tam o sırada bana bakıyordu.
Göz göze geldiğimiz an...
İkimiz de hiçbir şey olmamış gibi bakışlarımızı başka tarafa çevirdik.
Yaklaşık yarım saat sonra bütün hazırlıklar tamamlandı.
Silahlarımız özel bölmelere gizlenmişti.
Askerî kimliğimizi ele verecek hiçbir şey üzerimizde yoktu.
Araçların yanına geldiğimizde Albay son kez hepimize baktı.
"Gittiğiniz andan itibaren telsiz kullanımını minimum seviyeye indireceksiniz."
"Kimse görev dışına çıkmayacak."
"Ve en önemlisi..."
"Kimliğiniz açığa çıkarsa görev iptal olur."
Başımı hafifçe salladım.
"Emredersiniz komutanım."
Herkes tek tek araçlara yerleşmeye başladı.
Plan gereği...
Ben Mert'le arkaya bindim.
Oğuzhan ise Aleyna'yla birlikte ön taraftaydı.
Mert emniyet kemerini takarken bana döndü.
"Hanım..."
"Rol gereği biraz samimi olmamız gerekecek."
Gözlerimi devirdim.
"Abartırma mert çarpıcam bir tane bak."
Mert kahkaha attı.
"Tamam tamam."
"Şimdiden korkmaya başladım."
Motor çalıştı.
Araç ağır ağır karargâhtan ayrılırken...
İstemsizce ön taraftaki araca baktım.
Oğuzhan camdan dışarıyı izliyordu.
Aleyna ise durmadan bir şeyler anlatıyordu.
O ise sadece kısa cevaplar veriyordu.
Derin bir nefes aldım.
"Boş ver..."
diye fısıldadım kendi kendime.
"Bu sadece görev."
Ama...
Kendimi buna inandırmak sandığımdan daha zordu.
Sınırı geçmemiz yaklaşık iki saat sürdü.
Kontrol noktalarını tek tek geride bırakırken kimse tek kelime etmiyordu.
Artık...
Irak'taydık.
Oğuzhan kısa bir bakışla hepimizi süzdü.
"Buradan itibaren herkes rolünü eksiksiz oynayacak."
"En ufak bir hata bütün operasyonu tehlikeye atar."
"Anlaşıldı mı?"
"Emredersiniz."
Kalabalığın arasına karışarak yürümeye başladık.
Sokaklar oldukça hareketliydi.
Her köşede küçük dükkânlar...
Baharat kokuları...
Kalabalığın arasında dolaşan insanlar...
Kimse bize ikinci kez bakmıyordu.
Tam da istediğimiz buydu.
Mert usulca koluma girdi.
"Hanım..."
"Biraz gülümse."
"Evliler böyle yürür."
Gözlerimi devirip kısık sesle konuştum.
"Biraz daha konuşursan gerçekten boşanacağız."
Mert kahkahasını zor tuttu.
"Rolü fazla ciddiye alma diyorsun yani."
Dirseğimle hafifçe böğrüne vurdum.
"Sus."
Birkaç adım önümüzde Oğuzhan ile Aleyna yürüyordu.
Aleyna ara sıra Oğuzhan'ın koluna giriyor, çevredeki insanlara gülümsüyordu.
Oğuzhan'ın bundan hoşlanmadığı her hâlinden belliydi.
Ama rolünü bozmuyordu.
Sinirden kan beynime sıçramıştı
"Sakin ol mihra sakin ol."
diye söylendim kendi kendime.
"Bu sadece görev."
Başımı iki yana sallayıp düşüncelerimi susturdum.
Yaklaşık on beş dakika yürüdükten sonra eski taş binaların bulunduğu dar bir sokağa girdik.
Oğuzhan durmadan konuştu.
"Hedef bina karşıdaki kahvehane."
"İçeri tek tek gireceğiz."
"Kimse dikkat çekmeyecek."
"Kimse birbirinden fazla uzaklaşmasın."
"Yiğit."
"Sağ hattı kontrol et."
"Emredersiniz komutanım."
"Barış."
"Arka güvenlik sende."
"Anlaşıldı komutanım."
"Alp."
"Kalabalığı gözle."
"Şüpheli biri görürsen hemen haber ver."
"Emredersiniz."
Plan yapıldıktan sonra herkes kendi görev yerine geçti.
İlk olarak Oğuzhan ile Aleyna içeri girdi.
Yaklaşık otuz saniye sonra Mert bana baktı.
"Sıra bizde."
Sessizce kapıyı açıp içeri girdik.
Kahvehane oldukça sakindi.
Yaşlı birkaç adam kendi arasında konuşuyor, kimileri tavla oynuyordu.
En arka masada oturan orta yaşlı bir adam başını kaldırıp bize baktı.
Bakışları önce Oğuzhan'a, sonra tek tek hepimize kaydı.
Daha sonra adam etrafı dikkatlice kontrol etti.
Oğuzhan'a yaklaşıp yalnızca ikisinin duyabileceği kadar alçak bir sesle kod cümlesini söyledi.
Oğuzhan hiç tereddüt etmeden karşılığını verdi.
Adamın yüzündeki sert ifade yumuşadı.
"Tamam... Doğru kişilersiniz."
"Burada konuşamayız."
Oğuzhan başını hafifçe salladı.
Adam ayağa kalktı.
"Beni takip edin."
Hiç kimse tek kelime etmedi.
Sırayla kahvehaneden çıktık.
Dışarıda hâlâ kalabalık vardı.
Sanki sıradan insanlar gibi yürümeye devam ettik.
Yaklaşık on dakika boyunca dar sokaklardan geçtik.
Bir süre sonra eski, iki katlı, terk edilmiş gibi görünen taş bir binanın önünde durduk.
Adam cebinden küçük bir anahtar çıkarıp kapıyı açtı.
"İçeri."
Hepimiz sırayla içeri girdik.
Kapı kapanır kapanmaz içerideki sessizlik dikkatimi çekti.
Pencereler kalın perdelerle kapatılmıştı.
Adam önce bütün odaları kontrol etti.
Ardından masanın üzerine siyah bir çanta bıraktı.
Derin bir nefes aldı.
"Şimdi konuşabiliriz."
Çantanın fermuarını açtı.
İçinden kalın bir dosya, birkaç fotoğraf ve şifreli bir flaş bellek çıkardı.
"Bunlar son altı ayda topladığımız bilgiler."
"Sınırdaki silah depoları..."
"Kaçak geçiş güzergâhları..."
"Örgütün yeni kampları..."
"Ve Türkiye içinde bağlantısı bulunan isimler."
Gerisi sizde dikkatli olun." dedi ve gitti
Oğuzhan dosyayı dikkatlice eline aldı.
Tam o anda...
Dışarıdan hafif bir motor sesi duyuldu.
Yiğit pencerenin kenarına yaklaşarak perdeyi milim araladı.
Bir anda yüzü gerildi.
"Komutanım..."
"Birileri buraya geliyor..."
Oğuzhan anında silahını çekti.
"Herkes pozisyon alsın."
Ve birkaç saniye sonra...
Dış kapıya ilk kurşun isabet etti.
OĞUZHAN-
Tam o sırada...
Kapının dışından peş peşe ayak sesleri duyuldu.
Yiğit perdeyi milim aralayıp dışarı baktı.
Yüzü bir anda ciddileşti.
"Komutanım..."
"En az yirmi kişiler."
"Namluları bize dönük."
Sözünü bitirir bitirmez...
BAM!
Dış kapı tekmeyle kırıldı.
Ardından peş peşe silah sesleri yükseldi.
"TAK! TAK! TAK!"
"Herkes mevzi!"
diye bağırdım
Mert Aleyna , Alp , saniyeler içinde duvarların arkasına geçti.
Barış ve mihra pencere kenarına geçti.
Yiğit üst kata çıkan merdiveni tuttu.
İlk terörist içeri adımını attığı anda tetiğe bastım.
Adam yere yığıldı.
Ama arkası kesilmiyordu.
Kapıdan birbiri ardına içeri giriyorlardı.
"Komutanım!"
diye bağırdı Barış.
"Arka taraftan da geliyorlar!"
"Lanet olsun!"
Adamlar bizi tamamen kuşatmıştı.
Tam o sırada...
Kalabalığın arasından tanıdık bir ses yükseldi.
"Yüzbaşı!"
"Bu boşuna uğraşma kaçamayacaksın!"
Başımı kaldırdığım anda onu gördüm.
Şehmus...
Yüzündeki alaycı gülümsemeyle kapının dışında duruyordu.
Elinde uzun namlulu silah vardı.
"Hoş geldiniz..."
diye bağırdı.
"Irak'a kadar zahmet etmişsiniz."
Mihra dişlerini sıktı.
"Şerefsiz..."
Tam ayağa kalkacakken kolundan tuttum.
"Yerinden kıpırdama!"
"Çok kalabalıklar."
Şehmus eliyle işaret verdi.
"Öldürün hepsini!"
Bir anda her taraftan kurşun yağmaya başladı.
Duvarlardan parçalar kopuyor...
Camlar tek tek patlıyordu.
Alp bulunduğu yerden karşılık verirken bağırdı.
"Komutanım!"
"Cephaneleri çok fazla!"
Yiğit hemen cevap verdi.
"Sağ taraftan üç kişi dolaşıyor!"
"Barış!"
"Onları durdur!"
"Anlaşıldı!"
Barış pencereye yaslanıp seri atışlarla ilerleyen iki teröristi yere serdi.
Aleyna şarjörünü değiştirirken
"Mermimiz düşündüğümden hızlı bitiyor."
Mert ise gülmeye çalışıyordu.
"Daha yeni geldik."
"Misafirperver adamlarmış."
"Kes sesini!"
dedim.
"Kurşun yiyeceksin!"
Mert omzunu silkti.
"Ölürsek de espri yaparak ölelim komutanım."
Mihra istemsizce kısa bir gülümseme gösterdi.
Silah sesleri binanın içinde yankılanıyordu.
Kurşunlar duvarlara peş peşe isabet ediyor, taş parçaları etrafa saçılıyordu.
"Yiğit!"
"Sol tarafı bırakma!"
"Emredersiniz komutanım!"
Yiğit peş peşe ateş ederek ilerleyen iki teröristi yere serdi.
Barış arka taraftan bağırdı.
"Komutanım!"
"Arkadan da geliyorlar!"
Tam o sırada...
BAM!
Alp'in siper aldığı duvarın bir kısmı yıkıldı.
Şiddetli patlamanın etkisiyle Alp yere savruldu.
Silahı birkaç metre öteye düştü.
"Alp!"
diye bağırdı Mert.
Alp doğrulmaya çalışıyordu ama bulunduğu yere aralıksız ateş açılıyordu.
Silahına uzanması imkânsızdı.
Ben bulunduğum yerden destek ateşi açtım.
Ama teröristler hiç durmadan ateş ediyordu
Mert bir an bile düşünmedi.
Bulunduğu siperden fırladı.
"Mert!"
diye bağırdım.
"Dur!"
Beni duymadı bile.
Koşarak Alp'in yanına ulaştı.
Yerden silahını aldı ve peş peşe ateş ederek Alp'in önünü açtı.
"Alp!"
"Kalk!"
"Hadi!"
Alp dişlerini sıktı.
"Beni bırak!"
"Git!"
Mert başını iki yana salladı.
"Saçmalama!"
"Beraber geldik."
"Beraber döneceğiz."
Tam Alp'i omzundan tutup kaldırdığı anda...
Karşı binanın penceresinden saklanan bir terörist nişan aldı.
Kimse onu fark etmemişti.
Ve...
Mert'e ateş etti....
Bölüm etkileşimi
