41. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE40.BÖLÜM
Bölümler 52Şu an: 40.BÖLÜM
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime · Okuduğun bölüm
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
OĞUZHAN-
Yeni bir eğitim günü daha başlamıştı.
Kutay Timi her zamanki gibi eğitim alanında hazır bekliyordu.
Tam ilk komutu verecekken eğitim alanına koşarak gelen bir asker yüksek sesle seslendi.
"Komutanım!"
Hepimiz dönüp ona baktık.
Asker önümde durup asker selamı verdi.
"Komutanım, Albay sizi timinizle birlikte acilen makamında bekliyor."
Kaşlarımı hafifçe çattım.
"Anlaşıldı."
Ardından timime döndüm.
"Eğitim iptal."
"Herkes benimle."
"Emredersiniz komutanım!"
Hep birlikte vakit kaybetmeden Albay'ın makamına doğru yürüdük.
Kapıyı çalıp içeri girdim.
"Komutanım."
Hepimiz asker selamı verdik.
Albay ayağa kalkıp tek tek yüzümüze baktı.
"Oturmaya vaktimiz yok çocuklar."
"Size önemli bir görev verildi."
Masanın üzerindeki haritayı açtı.
"Büyükelçimiz..."
"Sınır dışında Şehmus denen terörist başı tarafından kaçırıldı."
Şehmus'un adını duyar duymaz istemsizce Mihra'ya baktım.
O da aynı anda bana bakıyordu.
Sadece birkaç saniye...
Sonra ikimiz de bakışlarımızı kaçırdık.
Demek...
Şehmus yeniden ortaya çıkmıştı.
Albay harita üzerinde hedef bölgeyi göstererek operasyonun ayrıntılarını anlatmaya başladı.
Giriş noktaları...
Muhtemel pusu bölgeleri...
Kaçış güzergâhları...
Hepsini tek tek dinledik.
Sonunda dosyayı kapattı.
"Hazırlanmak için on dakikanız var."
"Helikopter pistte sizi bekliyor."
"Hepinize başarılar."
"Asker!"
Aynı anda selam verip odadan çıktık.
Kimse konuşmuyordu.
İlk gerçek operasyonumuz başlamıştı.
On dakika içinde herkes tam teçhizat hazırdı.
Silahlar son kez kontrol edildi.
Şarjörler takıldı.
Telsiz bağlantıları denendi.
Ardından hep birlikte helikoptere bindik.
Motorlar çalışırken timime baktım.
"Şimdi beni dikkatlice dinleyin."
Herkesin bakışları bana çevrildi.
Özellikle Mihra'nın gözlerinin içine baktım.
"Herkes koordineli hareket edecek."
"Hiç kimse kendi başına karar almayacak."
"Ben emir vermeden tek bir adım bile atılmayacak."
Bakışlarımı Mihra'nın üzerinden ayırmadan devam ettim.
"Özellikle kimse kahramanlık yapmaya kalkmasın."
"Bu operasyonda tek başına hareket eden, sadece kendini değil tüm timi tehlikeye atar."
Helikopter yavaşça havalanırken içeriyi derin bir sessizlik kapladı.
Kutay Timi'nin ilk gerçek operasyonu başlamıştı.
Yaklaşık kırk dakikalık uçuşun ardından hedef bölgeye ulaştık.
Helikopter, iniş noktasına sessizce temas etti.
"İn!"
komutumu vermemle birlikte hepimiz hızla helikopterden indik.
Kimse tek kelime etmiyordu.
Gece çökmek üzereydi.
Haritaya son kez baktım.
"Herkes yerini alsın."
Kutay Timi saniyeler içinde dağıldı.
Yiğit ve Barış sağ kanada geçti.
Alp ile Mert sol taraftan ilerledi.
Aleyna güvenli bölgede kalıp sağlık desteği için hazır bekledi.
Mihra ise...
Keskin nişancı tüfeğini sırtına alarak çevredeki en yüksek kayalığa tırmandı.
Birkaç dakika sonra telsizden sesi duyuldu.
"Komutanım."
"Pozisyon aldım."
"Etraf görüş alanımda."
Telsizimin düğmesine bastım.
"Anlaşıldı."
"Gözünü hedeften ayırma."
"Hareket emrini bekle."
"Emredersiniz."
Gece tamamen çöksün diye bulunduğumuz noktada sessizce bekledik.
Dakikalar ağır ağır geçiyordu.
Telsiz kulaklığım hafifçe cızırdadı.
"Mihra konuşuyor."
"Dinliyorum."
"Nöbetçiler görüş alanımda."
"Toplam dört kişi."
"Kampın kuzey ve doğu girişlerini tutuyorlar."
"Etraf şimdilik temiz."
Derin bir nefes aldım.
"Tam zamanı mı?"
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Mihra'nın kendinden emin sesi duyuldu.
"Bence tam zamanı komutanım."
Başımı hafifçe salladım.
Telsizden bütün timin duyacağı şekilde konuştum.
"Kutay Timi."
"Herkes hazır mı?"
Telsizden peş peşe cevaplar geldi.
"Hazır."
"Hazır komutanım."
"Hazır."
Son olarak Mihra konuştu.
"Keskin nişancı hazır."
Emniyeti açtım.
"Operasyon başlıyor."
"Öncelikli hedef..."
"Nöbetçiler."
Tam o anda...
Mihra'nın susturuculu tüfeğinden çıkan ilk mermi nöbetçinin tam alnına isabet etti.
Adam tek ses çıkarmadan yere yığıldı.
Sonra sessizce diğer 3 nöbetçi de etkisiz hâle getirdik.
Mihra'nın sesi tekrar telsizden duyuldu.
"Giriş temiz."
"İlerleyebilirsiniz."
Elimle işaret verdim.
"İlerle!"
Hepimiz sessizce kampın içine sızdık.
Tam büyükelçinin tutulduğu binaya yaklaşmıştık ki...
Bir terörist bizi fark etti.
"Baskın yedik kalkın lan."
diye bağırmasıyla birlikte geceyi silah sesleri kapladı.
Siper alarak karşılık vermeye başladık.
Kurşunlar etrafımızdan vızıldayarak geçiyordu.
Tam üzerimize ateş açacak bir terörist doğrulduğu anda...
Tak!
Mihra'nın mermisi adamı yere serdi.
Bir başkası sağ taraftan bize yaklaşmaya çalıştı.
Tak!
O da daha tetiğe dokunamadan yere düştü.
Mihra sadece iyi bir keskin nişancı değildi.
O...
Gördüğüm en iyi keskin nişancıydı.
MİHRA-
Şehmus'u yakalamamız an meselesiydi.
Aylar önce de peşine düşmüştüm.
Tam yakalayacakken sınırın öte tarafına kaçmıştı.
Ben de...
"Nasıl olsa tekrar ortaya çıkar."
diye düşünüp peşini bırakmıştım.
Ve işte...
Bugün yeniden karşıma çıkmıştı.
Bu kez kaçmasına izin vermeyecektim.
Keskin nişancı dürbünümden kampın her noktasını dikkatle izliyordum.
Şehmus sıradan biri değildi.
Oldukça zeki ve kurnazdı.
En ufak bir dikkatsizlik...
Bütün operasyonu mahvedebilirdi.
Tam o sırada...
Kampın arka tarafında hareketlilik fark ettim.
Dürbünü biraz daha yaklaştırdım.
Yaklaşık altı yedi kişilik bir grup hızla ormanlık alana doğru kaçıyordu.
Grubun en önündeki adamı.
Şehmus...
Hemen telsize uzandım.
"Komutanım."
"Şehmus arka taraftan kaçıyor."
Telsizden Oğuzhan'ın sesi geldi.
"Onların peşinden gidemeyiz."
"Büyükelçiyi bulduk."
"Önceliğimiz onu güvenli şekilde buradan çıkarmak."
"Olduğun yerde kal Mihra."
Ama...
Onu dinlemeye hiç niyetim yoktu.
Bu fırsat bir daha elime geçmeyebilirdi.
Keskin nişancı tüfeğimi sırtıma astım.
Kayalığın üzerinden sessizce aşağı indim.
Hiç kimseye haber vermeden peşlerine düştüm.
Ormanın içine girdiklerinde önümdeki büyük kayanın arkasına geçip pusu kurdum.
Derin bir nefes aldım.
Tüfeğimi doğrulttum.
Tak!
İlk adam yere düştü.
Diğerleri ne olduğunu anlamadan...
Tak!
İkinci...
Tak!
Üçüncü...
Şehmus'un adamları birer birer yere yığılıyordu.
Tam o sırada telsizim yeniden cızırdadı.
"Mihra!"
"Neredesin?"
Oğuzhan'ın sesi öfkeliydi.
Ama...
Onu dinleyecek zamanım yoktu.
Artık Şehmus tek başınaydı.
Silahımı omzuma astım.
Bulunduğum yerden çıkıp hızla üzerine yürüdüm.
Beni görünce arkasını dönüp kaçmaya çalıştı.
Hiç düşünmeden tetiğe bastım.
Kurşun bacağına isabet etti.
Şehmus acıyla yere düştü.
Ayağa kalkmaya çalışıyor...
Topallayarak uzaklaşmaya uğraşıyordu.
Yavaş adımlarla yanına yaklaştım.
Bu kez...
Kaçamayacaktı.
Tam silahımı doğrultmuşken...
Uzakta motor sesi duyuldu.
Başımı çevirmemle birlikte siyah bir arazi aracı hızla üzerimize geldi.
Kapılar açılır açılmaz yoğun ateş başladılar.
Hemen kendimi Kaya'nın olduğu tarafa attım.
Kurşunlar etrafımdaki toprağı havaya kaldırıyordu.
Tam karşılık verecekken...
Arkamdan silah sesleri duyuldu.
Oğuzhan...
Ve tim...
Beni takip etmişlerdi.
Oğuzhan siper alarak ateş açıyordu.
"Kutay Timi!"
"Koruma ateşi."
Kısa süreli çatışmanın ardından adamlar fırsatı değerlendirip Şehmus'u kollarından tutarak araca bindirdi.
Araç hızla uzaklaşıp gözden kayboldu.
Dişlerimi sıktım.
Yine kaçmıştı...
Tam arkamı döndüğüm anda...
Oğuzhan öfkeyle üzerime yürüdü.
Yüzündeki ifade hayatımda gördüğüm en sert ifadelerden biriydi.
"Sen kendini ne zannediyorsun?"
"Sana emirlerime uyacaksın demedim mi?"
Sessizce ona baktım.
"Bu fırsatı bir daha yakalayamazdım."
"Hem..."
"Tek başıma da halledebilirdim."
"Bunu siz de biliyorsunuz komutanım."
Sözüm biter bitmez sesi bütün ormanda yankılandı.
"Yeter kes sesini!"
"Şu an askersin sen Mihra!"
"Burada herkes benim emrime uyar!"
"Tek başına hareket edeceksen..."
"Asker olmana ne gerek vardı?"
"Çık git o zaman!"
Herkes susmuştu.
Tim bile ilk kez Oğuzhan'ı bu kadar öfkeli görüyordu.
Ben ise...
Herkesin içinde bana böyle davranmasını hazmedemez bir şekilde gözlerinin içine baktım.
Bölüm etkileşimi
