KOD ADI : GÖLGE kitap kapağı

43. bölüm / 52

KOD ADI : GÖLGE

42.Bölüm

Vaveyla Yazarı: S🖤 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 52Şu an: 42.Bölüm

OĞUZHAN-

Bir süre uzaktan onu izlemeye devam ettim.
Tam o sırada telefon titredi
Mesaj Mihra'dandı.
"Daha ne kadar orada durmayı düşünüyorsun komutan?"
Kaşlarımı çattım.
Başımı kaldırıp ona baktığımda...
Bana doğru bakıyordu.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz alaycı bir tebessüm vardı.
"Ne ara fark etti?"
diye geçirdim içimden.
"Bu kız gerçekten fazla dikkatli."
"Hiçbir şey gözünden kaçmıyor."
Saklanmanın artık bir anlamı kalmamıştı.
Bulunduğum yerden çıkıp yanına doğru yürüdüm.
Yanına vardığımda kollarımı göğsümde birleştirerek sordum.
"Ne işin var senin bu saatte burada?"
Mihra omzunu silkti.
"Sen benim karargahta komutanımsın."
"Dışarıda değil."
"O yüzden seni hiç ilgilendirmez."
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Hem takip edip hem de hesap mı soruyorsun?"
"Meraklı komutan."
Bu kelimeyi...
Ne kadar özlediğimi fark ettim.
Ama bunu belli etmemeliydim.
Yüzümdeki ifadeyi bozmadan cevap verdim.
"Seni takip etmiyordum."
"Buradan geçerken gördüm."
Mihra hafifçe güldü.
"Sen koca bir yalancısın komutan."
"Çıktığımı görür görmez peşimden geldin."
"Benim fark etmeyeceğimi mi sandın?"
Hiç cevap vermeden yanına oturdum.

"Peki."
"Madem öyle..."
"Şimdi sen benim soruma cevap ver."
"Neden buradasın?"
Başını arkasına yasladı.
"Kafa dinlemeye geldim."
Sonra bana dönüp alaycı bir ifadeyle ekledi.
"Hem sen gitsene."
"Aleynacığın bekler seni."
İstemsizce ona biraz daha yaklaştım.
"Yoksa..."
"Kıskandın mı?"
Gözlerini devirdi.
"Ne kıskanacağım?"
"Bana gelince bağır."
"Ona gelince gül."
"Ne güzel dünya."
İçimde istemsizce bir gülümseme oluştu.
Ama bunu ona göstermedim.
Çünkü aklım hâlâ başka bir yerdeydi.
Mihra'nın benden sakladığı bir şey vardı.
Ve ben...
Ne olursa olsun bunu öğrenecektim.
Bir süre daha sessizce oturduk.
Sonra Mihra ayağa kalktı.
"Neyse..."
"Ben lojmana dönüyorum."
Başımı onaylarcasına salladım.
"İyi geceler."
Tek kelime etmeden yürüyüp uzaklaştı.
Ben ise bankta tek başıma kaldım.
Kafamın içinde onlarca soru dolaşıyordu.
Emir almaktan nefret eden biri...
Neden asker olmuştu?
Neden bir anda fikrini değiştirmişti?
Ve en önemlisi...
Benden neyi saklıyordu?

MİHRA-

Karargâhın kapısından içeri girdiğimde Mert'i gördüm.
Beni fark edince hemen el salladı.
"Selam Mihra."
"Naber?"
Gülümseyerek yanına yaklaştım.
"İyiyim."
"Senden naber?"
"İyi bende."
"Gerçekten iyi misin?"
Operasyondan sonra bunu bana kaçıncı soruşuydu bilmiyordum.
Başımı hafifçe salladım.
"Evet."
"Merak etme, iyiyim."
Mert rahat bir nefes verdi.
"Güzel."
"Hadi gel şöyle otur."
"Ben bize iki çay alıp geliyorum."
"Tamam."
"Seni bekliyorum."
Birkaç dakika sonra elinde iki bardak çayla geri döndü.

Birini bana uzattı.
"Al bakalım."
"Sağ ol."
Bir süre sessizce çaylarımızı içtik.
Sonra Mert bana dönüp gülümsedi.
"Mihra..."
"Sen çok değişik birisin."
Kaşımı kaldırdım.
"Nasıl yani?"
Omuz silkti.
"Bilmiyorum."
"Çok sağlamsın."
"Çok güçlüsün."
"İnsan ister istemez merak ediyor."
"Bu gücün arkasında nasıl bir hikâye var acaba?"
İstemsizce gülümsedim.
"Aslında öyle büyük bir hikâye yok."
"Bazen hayat..."
"İnsanı güçlü durmaya mecbur bırakıyor."
"Benimki de öyle bir şey."
Mert birkaç saniye düşündü.
Sonra bir anda gülmeye başladı.
"Senin kesin Karadenizlilerle bir bağlantın var."
"Bizimkilerde böyle güçlü olur."
Kahkaha attım.
"Ay..."
"Hemen kendine pay çıkarmasan olmazdı."
Tam o sırada karargâhın kapısı açıldı.
Oğuzhan içeri girdi bize dik dik baktı.
Mert'le aynı anda ayağa kalktık.
Oğuzhan.
"Rahat."
dedi.
Sonra hiçbir şey söylemeden yürüyüp geçti.
Mert arkasından bakıp başını iki yana salladı.
"Bu komitan da değişik biri."
"Bir tek sana karşı fazla ters."
Gülümseyerek başımı salladım.
"Yine şiven kaydı Mert, komitan mı hahahah."
Mertde kahkaha attı.
"Ne yapayım?"
"Alışkanlık."
Sonra bana bakıp ciddi bir ifadeyle konuştu.
"Sana hep ters davranıyor."
İçimde hafif bir sızı hissetsem de belli etmedim.
"Beni sevmedi galiba."
Mert hemen itiraz etti.
"Yok ya."
"Sen sevilmeyecek biri misin deli kız?"
İstemsizce gülümsedim.
"Teşekkür ederim Karadeniz uşağı."
Saatime baktım.
"Ben artık gideyim."
"Yarın yine eğitim var."
"Geç oldu."
Mert de ayağa kalktı.
"Haklısın."
"Sen de dinlen." Dedi.
"İyi geceler, Karadeniz uşağı."
dedim gülerek.
Mert eliyle asker selamı verdi.
"Yarın görüşürüz deli kız."
"İyi geceler."
Gülümseyerek karşılık verdim.
Arkamı dönüp lojmana doğru yürümeye başladım.

OĞUZHAN-

Ertesi sabah her zamanki gibi eğitim alanına çıktım.
Kutay Timi çoktan sıraya geçmişti.
"Hazır ol!"
Herkes aynı anda hazır ola geçti.
"Günaydın komutanım!"
"Günaydın."
Tam eğitime başlayacakken Aleyna bir adım öne çıktı.
"Komutanım."
"İzin verirseniz bir şey söylemek istiyorum."
"Söyle."
"Sabah biraz rahatsızlandım."
"Karnım çok ağrıyor."
"Müsaitseniz bugünlük revire gidip dinlenmek istiyorum."
Kısa bir süre yüzüne baktım.
İyi görünmüyordu.
"Tamam."
"Revire git."
"Bugün dinlen."
"Teşekkür ederim komutanım."
Asker selamı verip eğitim alanından ayrıldı.
Tekrar timime döndüm.
"Bugünkü eğitim..."
"Yakın dövüş."
Mert'in yüzü anında düştü.
"Yandık..."
diye mırıldandı.
Duymamazlıktan geldim.
"Eşleşmeleri ben belirleyeceğim."
"Mert."
"Sen Yiğit'le."
"Emredersiniz komutanım."
"Alp."
"Sen Barış'la."
"Emredersiniz komutanım."
Bakışlarım son olarak Mihra'ya kaydı.
"Mihra..."
Tam konuşacakken Barış dayanamadı.
"Komutanım!"
"Siz Mihra'yla eşleşsenize."
Bir anda herkes Barış'a döndü.
Mert Barış'a bakıp sırıtmaya devam ediyordu.
Sonra hafifçe Mihra'nın yanına hafifçe eğildi.
Kısık sesle,
"Bugün intikam günü."
"Sakın acıma."
dedi.
Mihra gözlerini devirerek dirseğiyle hafifçe dürttü.
"Sussana."
"Duyacak şimdi."
Mert sırıtıp.
"Tamam tamam..."
"Ben bir şey demedim."
İstemsizce dudaklarımın kenarı kıpırdadı.
Sonra ciddiyetimi tekrar takınıp konuştum.
"Mihra..."
"Sen benimle eşleşiyorsun."
Mihra hiç itiraz etmedi.
Sadece bana bakıp kısa bir baş hareketi yaptı.
"Emredersiniz komutanım."
Eğitim alanındaki herkes meraklı gözlerle bize bakıyordu.
Anlaşılan...
Bu eşleşmeyi en az benim kadar onlar da bekliyordu
İlk olarak Yiğit ve Mert karşı karşıya geçti.
"Başla!"
komutumu vermemle birlikte ikisi de hamle yaptı.
Mert daha ilk saniyede Yiğit'e saldırdı.
Ama Yiğit tek bir hamleyle dengesini bozup onu yere yatırdı.
"Maç bitti."
dedim.
Mert hemen ayağa fırladı.
"Komutanım!"
"Bir daha dövüşelim."
"Daha ısınmadan saldırdı."
Yiğit kahkaha attı.
"Ne alaka? Sen saldırdın"
"Yenilen pehlivan güreşe doymazmış."
Mert homurdandı.
"Bir sonrakinde görüşeceğiz."
Başımı iki yana salladım.
"Mert."
"Yeter."
"Sıradakiler."
Bu kez Alp ve Barış mindere geçti.
İkisi de uzun süre birbirine üstünlük kurmaya çalıştı.
Ama sonunda Barış, Alp'in dengesini bozup yere düşürmeyi başardı.
"Galip Barış."
Alp gülerek ayağa kalktı.
"Bir dahakine ben alacağım."
Şimdi...
Eğitim alanında sadece iki kişi kalmıştı.
Ben...
Ve Mihra.
Sessizlik çöktü.
Herkes merakla bize bakıyordu.
Mihra ağır adımlarla karşıma geldi.
Saçlarını ensesinde sıkıca toplamıştı.
Yüzünde her zamanki sakin ifade vardı.
Ne gergindi...
Ne de heyecanlı.
Tam karşıma geçti.
Aramızda yalnızca birkaç adım vardı.
"Emin misin komutanım?"
diye sordu dudaklarının kenarında hafif bir gülümsemeyle.
"Sonra bana yine kızmayasın."
Kaşımı kaldırdım.
"Önce bana dokunmayı başar."
Mert hemen Yiğit'in kulağına eğildi.
"Benim param Mihra'ya."
Yiğit dirseğiyle dürttü.
"Sus."
Barış ise kollarını bağlayıp gülümsedi.
"Bugün ilginç olacak."
Alp " kesinlikle."dedi.
Gözlerimi Mihra'nın üzerinden ayırmadan konuşmaya devam ettim.

"Hazır ol."
Mihra dövüş pozisyonunu aldı.
Ben de aynı şekilde gardımı kaldırdım.
"Başla!"
Komutumla birlikte ikimiz de olduğumuz yerde birkaç saniye bekledik.
Kimse ilk hamleyi yapmak istemiyordu.
Mihra'nın gözleri sürekli hareketlerimi takip ediyordu.
En ufak ayrıntıyı bile kaçırmıyordu.
İlk hamleyi ben yaptım.
Hızla üzerine atılıp sağdan bir yumruk savurdum.
Tek bir adımla geri çekildi.
Yumruğum boşa gitti.
Ardından aniden önüme girip omzuma dokunarak dengesini bozacak bir hamle yaptı.
Son anda toparlandım.
Fena değildi...
Tekrar gardımı aldım.
Bu kez daha hızlı saldırdım.
Mihra peş peşe gelen hamlelerimi tek tek savuşturuyordu.
Mert şaşkınlıkla,
"Vay be..."
diye mırıldandı.
"Komutanın bütün hamlelerini görüyor."
Alp kollarını bağladı.
"Boşuna keskin nişancı değil."
Mihra bir anda önüme doğru hamle yaptı.
Kolumu yakalayıp çevirmeye çalıştı.
Hemen karşı hamle yapıp kurtuldum.
İkimiz de tekrar birkaç adım geri çekildik.
Nefes nefeseydik.
Dudaklarının kenarında hafif bir tebessüm oluştu.
"Komutanım..."
"Yaşlanmışsınız."
Kaşımı kaldırdım.
"Sana biraz rövanş vermek istedim sadece."
Tekrar üzerime geldi.
Bu kez ben beklemediği bir anda belinden tutup dengesini bozmaya çalıştım.
Tam o sırada...
Ayağı kaydı.
Ama benim de dengem bozulmuştu.
İkimiz birden yere doğru düştük.
Refleksle onu tutmaya çalıştım.
Bir anda kendimi onun üzerine düşmüş halde buldum.

Etraf tamamen sessizleşti.
Aramızda sadece birkaç santim vardı.
Göz göze geldik.
İkimiz de birkaç saniye kıpırdayamadık.
Mihra hemen kendine gelip gözlerini devirip fısıldadı.
"Üzerimden kalkar mısınız komutanım?"
Kendime gelir gelmez hemen ayağa kalktım.
Boğazımı temizledim.
"Dövüş bitti."
"Berabere."
Kimseye belli etmemeye çalışıyordum ama...
Kalbim normalden çok daha hızlı atıyordu.
Akşama doğru eğitim sona ermişti.
Kutay Timi yorgun ama keyifli bir şekilde lojmanlara dağıldı.
Ben de çalışma odama geçtim.
Dosyaları inceliyordum, tam o sırada.
Bütün karargâh bir anda karanlığa gömüldü.
Elektrikler kesilmişti.
Koridordan sesler yükselmeye başladı.
"Ne oldu?"
"Elektrikler mi gitti?"
Telefonumu çıkarıp fenerini açtım.
Kapıyı açıp koridora çıktım.
"Asker!"
Yakındaki asker hemen yanıma geldi.
"Komutanım."
"Ne oldu?"
"Bir yerde arıza mı var?"
Asker başını iki yana salladı.
"Bilmiyoruz komutanım."
"Teknik ekip kontrol ediyor."
Koridor boyunca telefon ışığıyla yürümeye başladım.

Tam arşiv odasının önünden geçerken...
Kapının tamamen kapanmadığını fark ettim.
Hafifçe aralıktı.
Kaşlarımı çattım.
"Bu kapı neden açık?"
Sessizce kapıya yaklaştım.
Telefonumun ışığını içeri tuttum.
Rafların arasında eğilmiş bir siluet vardı.
Elinde telefonunun ışığıyla dosyaları tek tek inceliyordu.
Bir adım daha attım.
Işık yüzüne vurunca onu hemen tanıdım.
Mihra...

Şaşkınlıkla ona baktım.
"Burada ne yapıyorsun?"
Sesimi duyar duymaz irkilerek bana döndü.
Elindeki dosyayı refleksle arkasına sakladı.
Yüzündeki panik...
Gözümden kaçmamıştı

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

397okunma 90beğeni 20yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18