KOD ADI : GÖLGE kitap kapağı

22. bölüm / 52

KOD ADI : GÖLGE

21.Bölüm

Vaveyla Yazarı: S🖤 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 52Şu an: 21.Bölüm

Albay birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra ellerini arkasında birleştirdi.
" Tamam önce biraz konuşalım."dedi.
Derin bir nefes aldım.
Yaram hâlâ sızlıyordu.
Ama belli etmedim.
"Peki."
dedim.
"Dinliyorum."
Albay bana baktı.

"Yaran nasıl "dedi.
"Ve neden bize yardım ediyorsun amacın ne?"
diye sordu.
Sorunun cevabı benim için basitti.
"Yaram iyi durumda sen merak etme soruna gelecek olursak çünkü vatanımı seviyorum bir vatan evladının kılına zarar gelmesine izin vermem."
dedim.
Albayın yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
İlk kez hoşuna giden bir cevap vermiştim sanırım.
"İşte tam da bu yüzden..."
Dedi.
"Bizimle çalış Gölge."
"Beraber hareket edelim."
Başımı iki yana salladım.
"Hayır."
dedim.
"Hayır albay ben kimseyle hareket etmem kimseyle çalışmam tek başımayım ve hep öyle kalacak."
Albay vazgeçmedi.
"Tamam yine tek çalış tek hareket et."
dedi.
"Sadece bilgi paylaşacaksın."
"Bizimle koordineli çalışacaksın."
Yaram yeniden sızladı.
Ama umursamadım.
Bakışlarımı ondan ayırmadan konuştum.
"Hayır kimseyle çalışmam ben albay."
Albay derin bir nefes verdi.
Sonra konu değişti.
"Askerim."
dedi.
"Oğuzhan."
"Onun için buraya kadar geldin."
Gözlerimi kıstım.
"Evet sırf bana yardım etti diye cezalandıramazsın."
"Karşılığı nezarethane olmamalıydı onun suçu yok ."dedi .
Albay dikkatlice beni izliyordu.
Sonra beklemediğim bir soru sordu.
"Onunla neden bu kadar ilgileniyorsun?"
Bir an durdum.

Neyse ki hâlâ beni erkek sanıyordu.
Sesimde en ufak değişiklik olmadan cevap verdim.
"Cevabı belli değil mi, zaten çünkü bana yardım etti ve ben kimseye borçlu kalmayı sevmem."
"Ben de karşılığını veriyorum."
"Hepsi bu."
Albay bir süre daha baktı.
Sanki cevabımı tartıyordu.
Ama sonunda başını salladı.
"Peki."
dedi.
"Serbest bırakılacak."
İçimdeki gerginlik biraz olsun azaldı.
Arkamı dönmeye hazırlanırken albay son kez seslendi.
"Ama teklifimi iyi düşün."
Durmadım.
" Gölge beraber hareket edersek çok iyi olur sende bizde amacımıza ulaşırız."
Bir anlığına rüzgârın sesi duyuldu.
Sonra yürümeye devam ettim.
"Ben tek çalışırım teklifinizi kabul etmiyorum."
dedim.
Ve arkamı bile dönmeden oradan uzaklaştım.

OĞUZHAN -

Bir gün sonra nezarethaneden çıkarıldım. Kapı açıldığında görevli askerler
“Albay seni çağırıyor,” dedi.
Kısa bir an duraksadım ama fazla soru sormadım. “Tamam,” dedim.
Birkaç asker eşliğinde koridordan ilerledim. Karargâhın sessizliği alışılmadık derecede ağırdı. Her adımımda aklımdan aynı soru geçiyordu: “Ne oldu da bir anda beni çağırıyor?”
Albayın odasının önüne geldiğimde kapıyı çaldım.
“Gir,” sesi içeriden sert ama net geldi.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde albayı ayakta buldum. Beklediğimden farklıydı; yüzündeki sert ifade yerini daha kontrollü, neredeyse sakin bir hale bırakmış gibiydi. Yine de bu durum beni şaşırtmıştı. Benim tanıdığım albay kolay kolay yumuşamazdı.
“Beni çağırmıştınız komutanım,” dedim.
“Gel, otur,” dedi.
Sandalyeye oturdum. Oda kısa bir süre sessiz kaldı. Albay dosyaların arasından birini kapatıp doğrudan bana baktı.
“tamam yüzbaşı gölgenin yerini söyleme,” dedi. “Ama onu ikna et. Bizimle çalışsın.”
Kaşlarım hafifçe çatıldı. Sözleri netti ama anlamı daha da ağırdı.
“Komutanım…” dedim, ne olduğunu anlamaya çalışarak.
Ama sözümü kesti.
“Sadece ikna etmeye çalış. Gölgenin bizimle çalışması çok önemli.”
Bir an sustum. İçimde hem merak hem de güvensizlik vardı.
“Komutanım, neden bu kadar önemli?” diye sordum.
Albay bakışlarını kaçırdı. Bu, soruma cevap vermeyeceğini açıkça gösteriyordu.
Kısa bir nefes aldım ve başımı hafifçe eğdim.
“Emredersiniz komutanım,” dedim.
Ayağa kalktım ve odadan çıktım.
Koridorda yürürken zihnimde tek bir düşünce vardı: artık zaman kaybetmemeliydim. Onun yanına gitmeliydim.
Karakoldan çıkarken dikkatli davranmıştım.
Albayın beni takip ettirebileceğini biliyordum.
Bu yüzden birkaç farklı yoldan gittim.
İzimi kaybettirdikten sonra güvenli bölgeye ulaştım.
Derin bir nefes alıp kapıyı açtım.
İçeri girdiğimde Gölge bilgisayarın başında oturuyordu.
Ekranda bazı haritalar ve dosyalar açıktı.
Beni görünce hızla bilgisayarı kapattı.

Kaşlarımı kaldırdım.
"Ne yapıyorsun?"
dedim.
Gözlerini devirdi.
"Sana kapı çalmayı öğretmediler mi komutan?"
"Yok."
dedim sakin bir şekilde.
Sonra onu baştan aşağı süzdüm.
"Neden ayaktasın sen?"
"Canım istedi sana hesap mı vericem hem ben sana demedim mi buraya gelme diye."
dedi.
"Fazla konuşma yatağa geç."dedim
"Bana emir verme komutanlıkta taslama git askerlerine ver bu emirlerini."dedi.
"Hadi."dedim
Bir süre bana baktı.
Sonra homurdanarak dediğimi yaptı.
Yavaşça gidip yatağa uzandı.
Yanına oturdum.
Pansuman malzemelerini aldım.
Yarasını kontrol ettim.
İyileşiyordu.
Beklediğimden daha iyi durumdaydı.
Yeni pansumanı yaptıktan sonra geri çekildim.
"İyi durumda."
dedim.
"Biraz daha dikkat edersen tamamen iyileşecek."
Gölge hafifçe burnunu çekti.
"Dikkat ederim."
Bu cevaba ikimiz de inanmadık.
Bir süre sessizlik oldu.
Yanındaki sandalyeye oturdum.
O ise gözlerini tavana dikmişti.
Ben de istemeden onu izlemeye başladım.
Bir süre sonra bakışlarımı fark etti.
Başını çevirip bana baktı.
"Neye bakıyorsun komutan?"
dedi.
"Yüzümde bir şey mi var?"
"Yok."
dedim.
"Ama ilk defa başını belaya sokmadığını görüyorum."
Gözlerini devirdi.
"Ne kadar komiksin."
İstemeden gülümsedim.
O da bunu görünce kaşlarını çattı.
"Bir de gülüyor."
diye söylendi.
Ben ise başımı salladım.
"Bu kadar huysuz olmayı nasıl başarıyorsun gerçekten merak ediyorum."
Gölge yastığı bana fırlatacakmış gibi baktı.
"Meraklı komutan yine başladı beni sinir etmeye."dedi.
Odanın içini kısa bir sessizlik kapladı.
Ama bu kez o sessizlik rahatsız edici değildi.
Sanki ikimiz de buna alışmıştık.
Odanın içindeki sessizliği bu kez ben bozdum.
"Gölge."
dedim.
O da gözlerini bana çevirdi.
"Ne var komutan?"
"Sana bir şey söylemem lazım."
"Dinliyorum."
Derin bir nefes aldım.
"Albay senin bizimle çalışmanı istiyor."
Beklediğim gibi şaşırmadı.
Hatta yüzünde en ufak bir değişiklik bile olmadı.
"Tahmin etmiştim."
dedi sakin bir şekilde.
Kaşlarım çatıldı.
"Nasıl yani?"
"Çünkü onunla görüştüm ve daha önce de ne zaman irtibat kursam bizimle çalış der."
Bu kez gerçekten şaşırdım.
"Ne?"
"Sen albayla mı görüştün?"
Gölge başını salladı.
"Evet."
Bir kaç saniye ona baktım.
Bu kız gerçekten insanı şaşırtmayı seviyordu.
"Neden görüştünüz?"
dedim.
"Seni ilgilendirmez."dedi
İnsanı deli eder bu kadın bir kerede ters yapmadan cevap verse şaşarım.
"Peki çalışmayı düşünüyor musun?"
Cevabı hiç düşünmeden verdi.
"Hayır."
"Çalışmam."
Sonra gözlerini kısıp bana baktı.
"Ve sen de ısrar etme komutan."
Bir süre sustum.
Sonra başımı salladım.
"Tamam tamam sakin kızma."
dedim.
Gölge hafifçe gülümsedi.
"Benden çok korkuyorsun komutan." dedi
İstemeden güldüm.
Bir süre sonra eliyle masayı işaret etti.

"Bir bardak su verir misin?"
Ayağa kalktım.
Mutfaktan bir bardak su alıp geri döndüm.
Bardağı uzattım.
Sessizce aldı.
Bir kaç yudum içti.
Sonra gözlerini bardağa dikti.
Sanki bir şey düşünüyordu.
Yüzündeki ifade değişmişti.
İlk kez kararsız görünüyordu.
Tam konuşacak gibi oldu.
Sonra vazgeçti.
Ardından yeniden konuştu.
Sessizce.
Neredeyse fısıldayarak.
"Mihra."
Ne dediğini anlayamadım.
"Ne?"
dedim.
Kaşlarım çatılmıştı.
Gölge birkaç saniye sustu.
Sonra gözlerini bana çevirdi.
Bu kez sesi daha netti.
"Adım."
dedi.
"Adım Mihra."
Bir an donup kaldım.
Aylar boyunca peşinden koştuğum insan...
Kim olduğunu öğrenmeye çalıştığım kişi...
İlk kez bana gerçek bir şey söylemişti.
İlk kez maskesinin arkasından bir parça göstermişti.
Ve nedense...
Bana bir isim söylemiş olması bile büyük bir sır verilmiş gibi hissettirmişti.
"Mihra..."
diye tekrarladım.
O ise hemen başka tarafa baktı.
Sanki söylediğine pişman olmuş gibiydi.
"Alışma komutan."
dedi.
"Yine Gölge diyeceksin."
Ama bu kez yüzümde istemsiz bir tebessüm vardı.
Çünkü aylar sonra ilk kez...
Gölge sadece bir gölge değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

624okunma 156beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18