28. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE27.BÖLÜM
Bölümler 52Şu an: 27.BÖLÜM
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İki asker adamı sorgu odasına götürdü.
Ben de peşlerinden içeri girdim.
Karşısına oturdum.
Adamın gözü sürekli kapıdaydı.
Dosyayı açtım.
"Adın?"
"Arif."
dedi.
Sonra yüzünü buruşturdu.
"Ama herkes Topal der."
Topal iç çekti.
Dosyaya birkaç not aldım.
"Anlat bakalım."
"Sınırda ne işin vardı?"
Topal hemen konuşmaya başladı.
"Karşı taraftaki kampa erzak götürüyordum."
"Yanımda birkaç adam vardı."
"Tam işi halledip dönecektik."
Bir an sustu.
Sonra yüzü düştü.
"Sonra o çıktı."
İstemeden gülümsedim.
"Gölge mi?"
Topal başını salladı.
"Hem de nereden çıktığını bile görmedim."
"Bir baktım telsizden ses geliyor."
"Lan Topaaal..."
Topal bunu söylerken bile irkildi.
Arkadaki askerlerden biri gülmemek için başını çevirdi.
Topal devam etti.
"Sonra bizimkiler kaçmaya başladı."
"Ben de kaçtım."
"Yani kaçmaya çalıştım."
Ayağına baktı.
"Malum."
Bu sefer ben de gülümsemekten kendimi alamadım.
Topal hemen itiraz etti.
"Gülmeyin komutanım."
"Hiç komik değil."
"Ben hayatımın en hızlı koşusunu yaptım."
Bir an durdu.
"Aslında koşamadım ama niyetim vardı."
Odadaki askerler bu sefer kahkahayı bastı.
Topal homurdandı.
"Sonra bir anda tepeden indi."
"Kolumdan tuttu."
"'Yürü lan Topal' dedi."
"Ben de yürüdüm."
"N'apayım?"
Ve topal saatler boyunca konuştu.
İsimler verdi.
Güzergâhlar verdi.
Kaçak geçiş noktalarını anlattı.
Bazı depoların yerini söyledi.
Hatta askerlerin daha önce ulaşamadığı birkaç kampın koordinatlarını bile verdi.
Sorgu sonunda adamın sesi kısılmıştı.
Ben ise notlara bakıyordum.
"Anlatacak başka bir şey var mı?"
Topal başını salladı.
"Yok komutan"
Sonra hemen ekledi.
"Yeter ki beni ona vermeyin."
askerlerden biri gülmemek için başını çevirdi.
Elimdeki dosyayla doğrudan albayın odasına gittim.
Kapıyı çaldım.
"Gir."
İçeri girdim.
Albay masanın başında oturuyordu.
Dosyayı önüne bıraktım.
"Topal konuştu komutanım."
Albay dosyayı açtı.
Birkaç dakika boyunca sayfaları inceledi.
Yüzündeki ifade gittikçe ciddileşti.
Sonunda dosyayı kapattı.
"Bu bilgiler doğruysa..."
Başını kaldırdı.
"...büyük bir fırsat yakaladık."
Sessizce bekledim.
Albay haritayı açtı.
Parmağını sınır hattındaki bir noktaya koydu.
"Burası topalın bahsettiği kamp yeni bir istihbarat aldık örgütün çok önemli adamlarından biri iki gün içinde gelecek." Dedi.
Kaşlarımı çattım.
"Kim olduğu belli mi komutanım?"
"Hayır."
dedi.
"Ama bu fırsatı kaçırırsak bir daha ele geçmeyebiliriz."
Haritaya biraz daha yaklaştım.
"Hemen operasyon hazırlıklarına başlayalım o halde."
Albay hemen cevap vermedi.
Birkaç saniye düşündü.
Sonra gözlerini bana çevirdi.
"Hayır."
"Kalabalık bir ekip gönderemeyiz."
"Neden komutanım?"
"Çünkü adamın geldiğini biliyoruz."
"Bizim onları izlediğimizi öğrenirse adam ortadan kaybolur."
Sessizlik oldu.
Sonra albay derin bir nefes verdi.
"Bu operasyon tamamen gizli olacak."
"Ne çatışma istiyorum."
"Ne de dikkat çekilmesini."
Sonra albay koltuğuna yaslandı.
"Gölge'yle hareket etmemiz lazım o bölgeyi bizden daha iyi biliyor."
Başımı kaldırdım.
Albay düşünceli bir şekilde haritaya baktı.
"Ne zaman irtibat kurarsa..."
dedi.
"Ne zaman ortaya çıkarsa..."
Gözlerini bana çevirdi.
"Hemen bana haber ver yüzbaşı."
"Onunla konuşmam lazım."
"Bu görev için yardımına ihtiyacımız olabilir."
Başımı salladım.
"Emredersiniz komutanım."
Albay dosyayı tekrar açtı.
"Şimdilik hazırlıkları başlat."dedi.
Odadan çıktım.
Koridorda yürürken istemeden düşündüm.
Mihra'nın ne zaman arayacağını tahmin etmek mümkün değildi.
O yüzden ben arayacaktım
Albayın odasından çıktıktan sonra doğruca kendi odama gittim.
Kapıyı kapatıp masamın başına oturdum.
Elimdeki dosyaya baktım..
Cebimden telefonu çıkardım.
Mihra'nın bana verdiği telefon.
Ekrana baktım.
Derin bir nefes verdim.
Sonra arama tuşuna bastım.
Telefon birkaç kez çaldı.
Tam kapanacakken açtı telefonu.
"Bu telefonun önemli durumlar için olduğunu söylemiştim komutan."
dedi.
İstemsizce gülümsedim.
"Bu önemli."
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Mihra konuştu.
"Dinliyorum."
Sandalyeme yaslandım.
"Topal konuştu."
"Hem de oldukça fazla."
Birkaç saniye sessizlik oldu.
"Şaşırmadım."
dedi.
"Benim adımı duyması yetmiştir."
İstemeden güldüm.
"Nasıl korkutuysan adamı artık."
Karşı taraftan hafif bir homurtu geldi.
"Söyle bakalım."
"Ne öğrenmişsiniz?"
Masadaki dosyayı açtım.
"Topal'ın verdiği bilgiler doğrulandı."
"Sınırdaki kamplardan birine iki gün içinde önemli biri gelecek."
Bu kez Mihra'nın sesi ciddileşti.
"Ne kadar önemli?"
"İstihbarata göre örgütün üst düzey isimlerinden biri ve albay seninle irtibata geçmek istiyor."
Sessizlik oldu.
Uzun bir sessizlik.
Bu genelde Mihra'nın düşünürken yaptığı şeydi.
Sonunda konuştu
Kaşımı kaldırdım.
" Peki ben albayla irtibata geçerim " dedi.
Ve telefonu kapattı ah bu kız hiç değişmeyecek suratıma telefonu kapattıp duruyor.
GÖLGE -
Telefonu kapattıktan sonra hemen toparlandım.
Bilgisayarın başına geçip kampı yeniden incelemeye başladım.
Nöbet noktaları...
Devriye güzergâhları...
Giriş çıkışlar...
Her ayrıntıyı tek tek kontrol ettim.
Dakikalar sonra koltuğa yaslandım.
Kamp sıkı korunuyordu.
Adam içeri girdikten sonra onu almak neredeyse imkânsız olurdu.
Gözlerimi haritanın üzerinde gezdirdim.
"Hayır çok korunaklı..."
diye mırıldandım.
"Onu kampa varmadan almamız gerekiyor."
Bir süre daha çalıştıktan sonra telsizi elime aldım.
"Albay."
Kısa süre sonra cevap geldi.
"Bende seni bekliyordum sonunda irtibata geçtin."
"Benimle görüşmek istemişsin."
"Doğru da sen nereden biliyorsun."
" Ben bilirim albay sadede gel."
Albay'ın sesi her zamanki gibi ciddi ve sakindi.
"İki gün içinde örgütün üst düzey isimlerinden biri bölgeye gelecek."
"Onu almamız gerekiyor. "
Haritaya bakmayı sürdürdüm.
"Evet biliyorum kampı inceledim."
dedim.
"İçeri giremeyiz."
"Çok fazla nöbetçi var."
"Çok fazla risk var."
"Adamı yolda almalıyız."
"Bunun dışında bir seçenek görmüyorum."
Telsizde kısa bir sessizlik oldu.
Sonra albay konuştu.
"Ben de aynı düşüncedeyim çok sıkı korunuyor."
Başımı salladım.
"Evet pusu kurup sessizce almalıyız."
" Doğru bu yüzden askerleri oraya yollayamam ve sende yalnız gitmeyeceksin."dedi.
Kaşlarım çatıldı.
"Ne demek o?"
"Yüzbaşı Oğuzhan Demir seninle hareket edecek."
Hiç düşünmeden cevap verdim.
"Hayır."
Albay'ın sesi değişmedi.
"Neden?"
"Ben tek çalışırım hem riskli ben hal ederim bu işte ne kadar az kişi olursa o kadar iyi."
Bu kez albayın sesi biraz sertleşti.
"Sana fikrini sormadım Gölge."
"Bu operasyonun kararı verildi."
"Birlikte hareket edeceksiniz."
Telsizi biraz daha sıkı tuttum.
"Bana emir mi veriyorsun albay? Ben senin askerin değilim."
"Ben sana emir vermeye çalışmıyorum."
"Ama bölgeyi en iyi sen biliyorsun."
"Askerî operasyonları en iyi Oğuzhan biliyor."
"İkiniz birlikte çok daha güçlü olursunuz."dedi.
"Sizinle çalışmak istemiyorum albay kusura bakma ya tek çalışırım ya da size yardım edemem ."
dedim.
" Peki o zaman Oğuzhan tek hareket eder."
Derin nefes aldım albay sabrımı sınıyordu "peki albay kabul ediyorum sizinle sadece bu seferlik çalışıyorum."
"Ama sahada kararları ben veririm eğer emirlerime karşı gelirse operasyon iptal olur."
Albay hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
"Bunu kendi aranızda hal edin ama gereken şeyleri ben ona söylerim merak etme."
Telsizi masaya bıraktım.
Bir süre haritaya baktım.
Sonra istemsizce başımı iki yana salladım.
"Bu iş zor olacak komutan..."
diye mırıldandım.
"Seninle uğraşmak daha da zor olacak."
Bölüm etkileşimi
