24. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE23.Bölüm
Bölümler 52Şu an: 23.Bölüm
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
GÖLGE-
Sinirlenmiştim.
Hem suçlu hem güçlüydü resmen.
İçimden Şuna bak ya... diye söylendim.
Sonra kollarımı bağlayıp ona baktım.
"Canım insan içine çıkmak istedi ve çıktım."
dedim.
"Seninle de tamamen tesadüfen karşılaştım."
Sonra hafifçe kaşlarımı kaldırdım.
"Ama pardon."
"Rahatını bozmuşum belli ki."
"Bilseydim selam bile vermezdim."
Oğuzhan bana birkaç saniye baktı.
Sonra dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.
"Yok bozmadın."
Dedi.
"Sadece şaşırdım."
Gözlerimi devirdim.
"Tabii."
dedim.
"Peki öyle olsun."
Tam o sırada aklıma yarım bıraktığım sütlaç geldi.
"Aslında..."
diye başladım.
"Sütlaç sipariş etsene."
Sonra yanlış bir şey söylemişim gibi duraksadım.
"Canım çekiyor."
dedim.
"Acele çıkınca yarıda kaldı yani şey... Ne zaman buraya gelsem yarıda kalıyor."
Oğuzhan'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Garsonu çağırıp bir sütlaç sipariş etti.
Birkaç dakika sonra tatlı masaya geldi.
Kaşığı elime alırken onun bana baktığını fark ettim.
"Neye bakıyorsun?"
dedim.
Oğuzhan omuz silkti.
"İlk kez seni böyle görüyorum."
dedi.
"Nasıl?"
Kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"bu kıyafetlerle yakışmış."
Bir an elim durdu.
"Ne?"
Sonra Oğuzhan devam etti.
"Alışık değilim yani böyle görmeye."
İstemeden yüzüm ısındı.
Hemen başka tarafa baktım.
"Olabilir."
dedim umursamaz görünmeye çalışarak.
Sonra aklıma Cansu geldi.
Kaşığı sütlaca batırırken gelişigüzel sordum.
"Senin işin yok mu?"
"Mesela şu kızın yanına gitsene bekler seni ."
Oğuzhan'ın gözlerinde bir parıltı oluştu.
Sanki bir şey anlamış gibiydi.
"Yok."
dedi.
"Böyle iyi."
Bu sefer gerçekten sinirlendim imalı sırıtması deli ediyor beni.
"İyi o zaman."
dedim.
"Ne yaparsan yap."
Ama sütlaçtan aldığım kaşığı biraz fazla sert bırakmış olmalıyım ki Oğuzhan gülmemek için başını çevirdi.
"Komutan."
dedim tehlikeli bir ses tonuyla.
"Hâlâ neden sırıtıyosun"
Oğuzhan başını tekrar bana çevirdi.
Yüzünde o sinir bozucu sırıtışı vardı.
"Sırıtmıyorum Mihra "
dedi.
Nedense bu cevap kalbimin gereğinden fazla hızlı atmasına sebep oldu çünkü gölge yerine mihra demesi hoşuma gidiyor.
OĞUZHAN-
Mihra sütlacı neredeyse rekor kıracak hızda bitirdi.
Son kaşığı da aldıktan sonra masaya bıraktı
Ben kaşlarımı kaldırdım.
"Bu acele ne?"
"Nereye?"
Mihra hemen yüzünü başka tarafa çevirdi.
"Seni ilgilendirmez."
dedi.
Sonra kollarını bağladı.
"Hem senin işin vardır."
"Git işlerini hallet hadi."
İstemeden gülümsedim.
"Yok mihra."
dedim.
"Şu an işim yok."
Mihra bana öyle bir baktı ki sanki biraz daha konuşursam kafama sütlaç tabağını geçirecekti.
Bu hâline alışık değildim.
Operasyonlarda gördüğüm Gölge ile şu an karşımda duran Mihra tamamen farklı insanlardı.
Sert.
Soğuk.
Tehlikeli.
Ama aynı zamanda...
Utanıyordu.
Sinirleniyordu.
Ve sanki Kıskanıyor....
Ve bunu saklamakta berbat bir iş çıkarıyordu.
Üstelik bugün gerçekten çok farklı görünüyordu.
Giydiği kıyafetler ona yakışmıştı.
Saçları düzgündü.
Yüzündeki ifade bile normal insanlara benziyordu.
Bir an gözüm ellerine kaydı.
Sonra fark ettim.
Sütlacı eline alırken eline bulaştırmıştı.
Nasıl başardığını anlamadım.
Mihra'nın bunu fark etmediği belliydi.
Hiç düşünmeden elini tuttum.
GÖLGE-
Donup kaldım.
Kalbim bir anda hızlandı.
Elimi tutmuştu.
Gerçekten tutmuştu.
Birkaç saniye ne nefes alabildim ne de konuşabildim.
Liseli aşıklar gibi tutmuştu.
Oğuzhan ise gayet sakindi.
Masadaki peçeteyi aldı.
"Dur."
dedi.
"Eline sütlaç bulaşmış."
Sonra peçeteyle elimi temizlemeye başladı.
O an dünyadaki bütün mantığım ortadan kaybolmuş gibiydi.
Sadece ona bakıyordum.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sanki herkes duyacaktı.
Ah Mihra...
Ne kadar aptalsın.
Yıllarca kurşunlardan kaçmıştım.
Bombaların arasından çıkmıştım.
Ama bir adamın elimi tutması karşısında ne yapacağımı bilmiyordum.
Hemen elimi geri çektim.
"K-Kendim temizlerim."
dedim.
Sesimin titrememesi için mücadele ediyordum.
Hızla ayağa kalktım.
"Benim gitmem lazım."
dedim.
"Ortalıkta fazla dolaşamam."
Oğuzhan bir şey söyleyecek gibi oldu.
Ama onu beklemedim.
Arkamı dönüp hızla uzaklaştım.
Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.
Çarşının sonuna kadar yürüdüm.
Sonra neredeyse koşarak güvenli bölgeye döndüm.
Kapıyı kapatıp sırtımı duvara yasladım.
Derin bir nefes aldım.
Bir tane.
Bir tane daha.
Ama işe yaramıyordu.
Çünkü aklımda hâlâ aynı şey vardı.
Elimi tutuşu.
Bana bakışı.
Gülümseyişi.
Gözlerimi kapattım.
Ve ilk kez kendime itiraf ettim.
Sessizce.
Kimsenin duymadığı bir fısıltıyla.
"Ah Oğuzhan..."
dedim.
"Ben galiba sana âşık oluyorum."
Bu cümleyi söylemek bile beni korkutmuştu.
Çünkü yıllardır ilk kez...
Birini kaybetmekten korkabileceğimi fark etmiştim.
Bölüm etkileşimi
