KOD ADI : GÖLGE kitap kapağı

50. bölüm / 52

KOD ADI : GÖLGE

49.Bölüm

Vaveyla Yazarı: S🖤 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 52Şu an: 49.Bölüm

OĞUZHAN-

Sabah gözlerimi açtığımda Mihra çoktan gitmişti.
Yatağın boş tarafına baktım.
Dün gece yaşananlar gözümün önünden birer birer geçti.
Öğrendiğim gerçekler...
Mihra'nın anlattıkları...
Hiçbiri aklımdan çıkmıyordu.
Derin bir nefes alıp banyoya girdim.
Soğuk bir duş aldıktan sonra üzerimi giyinip doğruca eğitim alanına geçtim.
Kutay Timi çoktan hazır bekliyordu.
Karşılarına geçip kısa bir süre yüzlerine baktım.
"Mert artık aramızda olmayabilir..."
"Ama bundan sonra verdiğimiz her mücadelede o da bizimle olacak."
"Bugünden sonra..."
"Altı kişi değiliz."
"Hala yedi kişiyiz."
"Çünkü Mert'in emaneti de bizim omuzlarımızda."
Hep bir ağızdan,
"Emredersiniz komutanım!"
dediler.
Gün boyunca eğitim devam etti.
Koşular...
Atış talimleri...
Yakın muharebe...
Akşama doğru eğitmi bitirdik.
Akşam olduğunda yemekhaneye indik.
Masaya oturduk.
Önümüzde yemekler vardı.
Ama kimsenin iştahı yoktu.
Mert'in boş kalan sandalyesine baktıkça lokmalar boğazımızda düğümleniyordu.
Kimse doğru düzgün yemek yemedi.
Bir süre sonra sessizce lojmanlarımıza çekildik.
Ben de odama geçmiştim.
Gece olmuştu artık kapı çaldı.
Kapıyı açınca karşımda Mihra vardı.
Hiç düşünmeden onu içeri aldım.
Kapıyı kapatır kapatmaz sımsıkı sarıldım.

Saçlarına, alnına, yanaklarına peş peşe öpücükler bıraktım.
O da kollarını boynuma doladı.
Dudaklarımız usulca birleşti.
Sanki onu yanımdayken bile özlüyordum.
Dakikalar durmuş gibiydi.
Tam o sırada...
Kapı çaldı.
İkimiz de irkilerek birbirimizden ayrıldık.
Dışarıdan bir ses geldi.
"Komutanım, müsait misiniz?"
Sesin kime ait olduğunu hemen anlamıştım.
Aleyna...
Mihra kaşlarını çattı.
Kısık sesle,
"Bu saatte bunun burda ne işi var?"
diye sordu.
"Bilmiyorum."
"Sen banyoya geç."
"Bir bakalım ne olmuş."
Mihra sessizce banyoya geçti.
Ben de gidip kapıyı açtım.

MİHRA-

Banyonun kapısını tamamen kapatmadım.
Aralık kalan boşluktan onları görebiliyordum.
Aleyna'nın yüzü solgundu.
"Komutanım..."
"İçeri girebilir miyim?"
Oğuzhan başını salladı.
"Tabii."
"Gel."
Aleyna içeri girince sessizce konuşmaya başladı.
"Komutanım..."
"Mert'in ölümünü hâlâ kabullenemiyorum."
"Ne yapsam aklımdan çıkmıyor."
İçimden."Bunun için gece gece buraya mı geldin resmen Mert'in ölümünü bahane ediyor?"
diye geçirdim.
Oğuzhan sakin bir sesle cevap verdi.
"Biliyorum Aleyna."
"Hepimiz aynı acıyı yaşıyoruz."
"Ama elimizden gelen tek şey görevimize devam etmek."
Aleyna başını salladı.
Bir an sessiz kaldı.
Sonra duygularına hâkim olamayarak Oğuzhan'ın koluna yaslandı.
"Çok kötüyüm komutanım..."
İçimdeki kıskançlık bir anda alevlendi.
Oğuzhan hemen kolunu nazikçe geri çekti.
"Aleyna..."
"Dikkat et."
Bir adım geri çekildi.
Aleyna ne yaptığını o an fark etmiş gibi irkildi.
"Özür dilerim komutanım."
"Bir an kendimi kaybettim."
Oğuzhan ciddi bir ifadeyle başını salladı.
"Git biraz dinlen."
"Yarın uzun bir gün olacak."
Aleyna mahcup bir şekilde başını eğdi.
"İyi geceler komutanım."
Kapı kapanır kapanmaz derin bir nefes aldım.
İçimden sadece tek bir cümle geçiyordu.
"Kendimi zor tuttum..."
Kapı kapanır kapanmaz derin bir nefes verdim.
"İyi ki askerdeyiz..."
"Ve iyi ki şu an çok daha önemli bir amacım var."
"Yoksa..."
"Koluna yaslanmak ne demekmiş gösterirdim ona."
diye söylendim sinirle.
Oğuzhan bana bakıp hafifçe sırıttı.
Kaşlarımı çattım.
"Ne sırıtıyorsun?"
"Yoksa hoşuna mı gitti?"
"Gidiyorum ben."
deyip kapıya doğru yöneldim.
Bir anda kolumdan tuttu.
"Saçmalama Mihra."
"Gel buraya."
Beni kendine çekip sıkıca sarıldı.
"Kızım..."
"Senden başkasına bakarsam gözlerim kör olsun."
İstemsizce gülümsedim.
"Bakarsan zaten ben o gözleri oyarım."
"Merak etme..."
"Meraklı komutan."
dedim.
Sonra kollarından kurtulup masanın yanına gittim.
"Hadi."
"İşimize bakalım."
"Son eksik parçaları da buldum Koray attı."
"Artık hazırız."
"O adamın gerçekte ne olduğunu herkes öğrenecek ."
Birkaç saniye sustum.
Sonra ciddi bir ifadeyle ona baktım.
"Bir şey soracağım."
"Tabii."
"Sor."
"Bu söylediklerimizi yapabilecek misin?"
"Sonuçta..."
"Senin baban."
Oğuzhan'ın sesi sertleşti.
"Benim babam yok Mihra."
"Doğmamı bile istememiş."
"Senin ailene yaptıkları da ortada."
"Lütfen..."
"Bu konuyu bir daha açma."
Sessizce başımı salladım.
"Tamam."
"Haklısın."
Cebimden küçük bir telefon çıkardım.

"Sana bunu göstermemiştim."
"Yurt dışına kayıtlı."
"İzini sürmeleri neredeyse imkânsız."
Telefonu açıp fotoğrafları gösterdim.
"Eline örgütten para aldığı ana ait fotoğraflar."
"Belgeler."
"Ve banka kayıtları."
"Şimdi ona sadece küçük bir mesaj göndereceğiz."
"Etrafında bizi arayıp duracak."
"Ama..."
"Bize asla ulaşamayacak."
Oğuzhan hafifçe gülümsedi.
"Hadi başlayalım o zaman."
Derin bir nefes aldım.
Mesajı yazdım.
**'Gerçekleri biliyoruz Adnan Yıldırım.'
'Yıllarca sakladığın her şey tek tek ortaya çıkacak.'
'Kaçacak yerin kalmadı.'**
Fotoğrafı da ekledim.
Gönder tuşuna bastım.
Telefon ekranında tek bir yazı belirdi.
Mesaj gönderildi.
Birbirimize baktık.
Artık...
Geri dönüşü olmayan yola girmiştik.
Bir süre daha konuştuktan sonra odadan ayrıldım.
Sessizce lojmanıma geçtim.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamadım.
Yarın...
Her şey değişecekti.

ADNAN YILDIRIM-

Masamın üzerindeki viski bardağını yavaşça elime aldım.
Camın arkasından Şırnak'ın gece ışıkları görünüyordu.
Bir yudum aldım.
Masanın üzerindeki eski dosyalara göz gezdirdim.
Yılların birikimi...
Operasyonlar...
Raporlar...
Ölümler...
Hepsi birkaç klasörün içine sığmıştı.
Dudaklarımın kenarında küçümseyici bir tebessüm oluştu.
"Ne garip..."
"Bu devlet için ömrümü verdim."
"Dağlarda yıllarımı çürüttüm."
"Kurşun yedim."
"Arkadaşlarımı toprağa verdim."
Başımı geriye yasladım.
İnsanlar beni anlamıyordu.
Hiçbiri...
Aç kaldığım günleri bilmiyordu.
Üstlerimin nasıl makam sahibi olduğunu...
Benim ise yıllarca aynı rütbede süründüğümü görmemişlerdi.
Bir gün...
Bana teklif geldi.
Sadece birkaç saat...
Askerleri geciktirecektim.
Hepsi buydu.
Karşılığında ise ömrüm boyunca kazanamayacağım kadar para...
İlk başta reddetmiştim.
Sonra düşündüm.
"Ben neden fakir kalıyorum?"
"Başkaları zengin olurken neden ben dürüst olayım?"
O gün...
İlk kez çizgiyi geçtim.
Sonra gerisi geldi.
Bir köy...
Bir operasyon...
Birkaç bilgi...
Birkaç saatlik gecikme...
Sonra para...
Çok para...
Vicdan mı?
İlk zamanlar geceleri uyutmuyordu.
Çocuk sesleri...
Kadın çığlıkları...
Askerlerin telsiz konuşmaları...
Hepsi kulağımda yankılanıyordu.
Ama insan...
Her şeye alışıyordu.
Bir süre sonra ölen insanların yüzlerini bile hatırlamaz oluyorsun.
Sadece banka hesabındaki rakamları görüyorsun.
Ayağa kalkıp aynanın karşısına geçtim.
Saçlarıma düşen beyazlara baktım.
"Sen hain değilsin."
"Kendi hakkını aldın."
"Koskoca devlet seni düşünmediyse..."
"Sen neden devleti düşünecektin?"
Kendi yansımama gülümsedim.
Evet...
Ben suçlu değildim.
Bu düzen beni böyle yapmıştı.
Tam o sırada telefonum masanın üzerinde titredi.
Bilinmeyen numara...
Kaşlarımı çatarak mesajı açtım.
Ekranda tek bir fotoğraf vardı.
Örgüt liderinden para aldığım ana ait görüntü.
Elimde para dolu çanta...
Karşımda terör örgütü mensupları...
Nefesim kesildi.
Parmaklarım titremeye başladı.
Fotoğrafın altına
*'Gerçekleri biliyoruz Adnan Yıldırım.'
'Yıllarca sakladığın her şey tek tek ortaya çıkacak.'
'Kaçacak yerin kalmadı.'**yazıyordu.
Bir anda ayağa fırladım.
"Kim lan bu?"
"Kim!"
Elimdeki bardağı fırlattım.

Camlar paramparça oldu.
Hayır...
Bu görüntüler yok edilmişti.
Bunu benden başka kimse bilemezdi.
Yıllardır sakladığım bütün sırlar...
Bir anda mezardan çıkmış gibiydi.
İlk kez...
Gerçekten korkmuştum.

MİHRA-
Sabah erkenden kalkıp hazırlandım.
Tam eğitim alanına gidecekken Aleyna yanıma yaklaştı.
Biraz tereddüt ederek konuştu.
"Mihra..."
"Bir şey soracağım."
"Sence Komutan'ın... yani Oğuzhan'ın hayatında biri var mı?"
Bir an durdum.
"Neden sordun?"
Omuz silkip güldü.
"Bilmem..."
"Bazen bana farklı davrandığını düşünüyorum."
" Nasıl farklı."
" Bilmem sanki benden hoşlanıyor gibi."
Derin bir nefes aldım.
Artık saklamanın bir anlamı yoktu.
"Komutan'ın hayatında biri var."
"Hem de uzun zamandır."
Aleyna'nın gözleri büyüdü.
" Nasıl yani?"
"Sen nereden biliyorsun Kim?"
Gözlerinin tam içine baktım.
Dudaklarımın kenarında hafif ama kendinden emin bir tebessüm oluştu.
"Çünkü..."
"Onun sevgilisi benim."
Aleyna'nın yüzündeki renk bir anda soldu.
"Ne..."
"Siz..."
Başımı yavaşça salladım.
"Evet."
"Uzun zaman önce tanışıyorduk."
"Bir süre ayrı kaldık."
"Ama artık yeniden birlikteyiz."
Bir adım daha yaklaştım.
Sesimi iyice alçalttım.
"Ve bir daha..."
"Gecenin bir vakti sevgilimin odasına gitmeye kalkma."
Aleyna şaşkınlıkla bana baktı.
"Sen..."
"Bunu nereden biliyorsun?"
Soğukkanlılığımı bozmadan cevap verdim.
"Çünkü dün gece ben de oradaydım."
"Onun yanındaydım."
"Kapıyı çalan da sendin."
Aleyna'nın bakışları kaçtı.
"Ama..."
"Komutan sana sürekli sert davranıyor."
"Nasıl sevgili olabilirsiniz?"
Kaşımı kaldırdım.
"Bu seni ilgilendirmez."
"Ve sana küçük bir tavsiye..."
"Oğuzhan'ın özel hayatını merak etmek yerine kendi görevine odaklan."
Aleyna sessiz kaldı.
Sözlerimin bitmediğini anlayınca başını kaldırdı.
Bu kez sesim buz gibiydi.
"Bugüne kadar sana saygımı bozmadım."
"Çünkü Mert'in acısını yaşadığını biliyorum."
"Ama bunu bahane edip sınırlarını aşarsan..."
"Karşında konuşan Mihra'yı değil..."
"Gölge'yi bulursun."
"Ve inan bana..."
"O zaman canını sıkan şey sadece kalp kırıklığın olmaz."
Uzun süre bana baktı.
Gözlerindeki bütün cesaret kaybolmuştu.
Sonunda başını eğdi.
"Özür dilerim..."
"Bir daha olmayacak."
"İyi olur."dedim.
Yanından geçip eğitim alanına doğru yürümeye başladım.
Odda sessizce arkamdan geldi.
Kısa bir sessizlikten sonra eğitim alanına doğru geçtik.
Tam o sırada bir asker yanımıza geldi.
"Komutanım."
"Albay bütün timi toplantı odasına çağırıyor."
Birbirimize bakıp hiç konuşmadan toplantı odasına geçtik.
Kapıyı açıp içeri girdiğimizde...
Albay ve Binbaşı Adnan çoktan yerlerini almıştı.
Binbaşı'nın yüzüne baktığım anda dikkatimi çekti.
Gözlerinin altı morarmıştı.
Yüzü uykusuzluktan çökmüştü.
İçimden istemsizce gülümsedim.
Mesaj işe yaramıştı.
Belli ki bütün gece bizi bulmaya çalışmıştı.
Binbaşı ciddi bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Yakında büyük bir operasyon daha olacak."
"Herkes hazırlıklarını eksiksiz tamamlasın."
Konuşurken tek tek hepimizi süzüyordu.
Sıra bana geldiğinde bakışlarını birkaç saniye üzerimde tuttu.
Hiç istifimi bozmadım.
Yanımda duran Oğuzhan'ın çenesini sıktığını hissedebiliyordum.
Sinirlenmemesi için...
Kimse fark etmeden elimin tersiyle koluna hafifçe dokundum.
Sadece bir an...
Ama bu küçük temas bile sakinleşmesi için yeterli olmuştu.
Tam çıkmak üzereydik ki Binbaşı Adnan'ın sesi duyuldu.
"Mihra."
Olduğum yerde durup arkamı döndüm.
"Sen kal."
"Emredersiniz komutanım."
Göz ucuyla Oğuzhan'a baktım.
O da bana kısa bir baş hareketi yaptı.
Hiçbir şey söylemeden diğerleriyle birlikte toplantı odasından çıktı.
Kapı kapanınca odada sadece ben ve binbaşı kalmıştık.
Binbaşı masasındaki dosyayı kapattı.
Sonra cebinden kâğıt çıkarıp bana uzattı.
Yabancı bir numara vardı.
"Bu numaranın sahibini bulmanı istiyorum."
Telefonu elime aldım.
Numaraya kısa bir göz attım.

Binbaşı ciddi bir ifadeyle devam etti.
"Bana senin çok iyi bir hacker olduğunu söylediler."
"Bu numaranın kime ait olduğunu en kısa sürede öğren."
"Gerekirse eğitimlere bile katılma."
"Bulana kadar tek görevin bu."
Başımı eğdim.
"Emredersiniz komutanım."
Asker selamı verip odadan çıktım.
Koridorda Oğuzhan beni bekliyordu.
Beni görür görmez yanıma geldi.
"Ne istedi senden?"
Koridor boş olduğu için kısık sesle konuştum.
"Cebindeki bir numaranın sahibini bulmamı istedi."
"Sözde çok iyi hacker olduğumu duymuş."
"Eğitimlere bile katılmayacakmışım."
"Bulana kadar tek görevim bu."
Oğuzhan birkaç saniye bana baktı.
Sonra dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.
"Tam istediğimiz şey oldu."
Kaşımı kaldırdım.
"Neden?"
"Çünkü bizi kendi eliyle bilgisayarın başına oturttu."
"Hem de şüphelenmeden."
Ben de gülümsedim.
"Demek kendi sonunu hazırlıyor."
Oğuzhan başını salladı.
"Evet."
"Bu numarayı araştırıyormuş gibi yap."
"Ama asıl işimizi yapmaya devam edelim."
Gözlerimin içine baktı.
"Dikkatli ol Mihra."
"En ufak bir hata..."
"Bütün planı bozabilir."
Kendinden emin bir şekilde gülümsedim.
"Merak etme meraklı komutan."
"Bu oyunu..."
"Bizim kurallarımıza göre oynayacağız."dedim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

350okunma 67beğeni 21yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18