29. bölüm / 52
KOD ADI : GÖLGE28.BÖLÜM
Bölümler 52Şu an: 28.BÖLÜM
- 1 KARAKTERLER172 kelime
- 2 1.BÖLÜM621 kelime
- 3 2.BÖLÜM773 kelime
- 4 3.BÖLÜM534 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.061 kelime
- 6 5.Bölüm1.000 kelime
- 7 6.Bölüm715 kelime
- 8 7.Bölüm581 kelime
- 9 8.Bölüm709 kelime
- 10 9.Bölüm740 kelime
- 11 10. Bölüm813 kelime
- 12 11.Bölüm623 kelime
- 13 12.Bölüm837 kelime
- 14 13. Bölüm718 kelime
- 15 14.Bölüm942 kelime
- 16 15.Bölüm737 kelime
- 17 16.Bölüm768 kelime
- 18 17.Bölüm867 kelime
- 19 18.Bölüm831 kelime
- 20 19.Bölüm872 kelime
- 21 20.Bölüm1.005 kelime
- 22 21.Bölüm1.078 kelime
- 23 22.Bölüm929 kelime
- 24 23.Bölüm619 kelime
- 25 24.Bölüm896 kelime
- 26 25.Bölüm956 kelime
- 27 26.BÖLÜM1.059 kelime
- 28 27.BÖLÜM986 kelime
- 29 28.BÖLÜM973 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 29.Bölüm845 kelime
- 31 30. Bölüm1.023 kelime
- 32 31. Bölüm1.092 kelime
- 33 32.BÖLÜM1.041 kelime
- 34 33. Bölüm1.344 kelime
- 35 34.BÖLÜM973 kelime
- 36 35.Bölüm1.032 kelime
- 37 36.BÖLÜM927 kelime
- 38 37. BÖLÜM1.387 kelime
- 39 38.BÖLÜM1.069 kelime
- 40 39.BÖLÜM981 kelime
- 41 40.BÖLÜM1.001 kelime
- 42 41. Bölüm1.090 kelime
- 43 42.Bölüm1.379 kelime
- 44 43.Bölüm1.030 kelime
- 45 44. Bölüm1.363 kelime
- 46 45.Bölüm1.083 kelime
- 47 46.Bölüm1.127 kelime
- 48 47. Bölüm1.118 kelime
- 49 48.Bölüm1.252 kelime
- 50 49.Bölüm1.590 kelime
- 51 50.Bölüm1.329 kelime
- 52 FİNAL1.221 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Operasyon zamanı gelmişti
Buluşma noktasına yarım saat önce gelmiştim.
Kayalıkların üzerinde oturmuş dürbünle yolu izliyordum Oğuzhanı gördüm.
"Sonunda be nerde kaldın."
Etrafa baktı.
Sonra beni gördü ve söylendi.
"Tam zamanında geldim işte."dedi
"Ohoo bir saatir seni bekliyorum nasıl tam zamanında geldin "
Oğuzhan kaşlarını kaldırdı.
"Erken geldiysen bu senin problemin mihra."
Omuz silktim bilerek mihra dediğine adım gibi eminim.
"Sen geç kaldın."
"Nasıl geç kaldım?"
"Evet geç kaldın ben geldim."
"Sen yoktun."
Birkaç saniye bana baktı.
Sonra başını iki yana salladı.
"Tartışmıycam seninle delisin sen." dedi
"Akıllıca karar."
dedim.
Bir süre sonra yürümeye başlarlar.
Oğuzhan haritaya bakar.
"Bu taraftan gidersek daha kısa."
Başımı çevirmeden yürümeye devam ettim.
"O tarafta mayın var."
Bir anda sustu.
Sonra öksürdü.
"Demek onu biliyordun."
"Bildiğim için bu taraftan gidiyorum zaten hem sen beni mi denedin.?"
"Evet denedim." dedi sırıtarak
"Sen bu dağların adını bilmezken ben bu dağların her karışınıı bilirdim komutan."dedim
Oğuzhan homurdandı.
Ben ise keyifle yürümeye devam ettim.
Akşam olur.
Pusu kuracakları yere gelirler.
Mihra hemen kayalıkların arasına yerleşir.
Oğuzhan ise yere oturur Mihra'yı bilerek sinir etmeye başlar.
"Bütün gece burada mı bekleyeceğiz?"
"Evet."
"Hiç mi hareket etmeyeceğiz?"
"Hayır."
"Bütün gece?"
"Evet be adam bilerek mi sinir etmeye çalışıyorsun."
Oğuzhan derin bir nefes verir.
"Öf mihra ne kadar sıkıcısın."
Başımı çevirdim.
"İstersen örgüte haber verelim."
"Gelirken müzik sistemi de getirsinler."
Oğuzhan istemsizce güldü.
"Olur zaten senin ağzından cımbızla alıyoruz lafları müzik sistemi daha eğlenceli."
"Ay sen hep böyle misin albay beynimi şişir diye mi yolladı seni ."dedim yine güldü ama ses çıkarmadı
Bir süre sonra...
Oğuzhan sessizce:
"Uyudun mu?"
"Hayır görevdeyken nasıl uyuyabilirim."
"Bilmiyorum belki uyuya kalırsın neyse gece uzun sohbet edelim mi biraz?"
"Hayır."
Derin bir nefes aldım.
"Yüzbaşı."
"Efendim?"
"Bir daha konuşursan seni bağlayıp bu uçurdam atacağım."
Oğuzhan yine güldü.
"Vay yine tehdit etmeye başladın."
"Hayır tehtit etmiyorum direkt yapmak istediğim şey... tam baş belasısın biliyorsun değil mi meraklı komutan."
Bir süre daha yolu izledik.
Ortalık sessizdi.
Araçların gelmesine daha zaman vardı.
Yine sessizliği bozan Oğuzhan oldu.
"Mihra."
Derin bir nefes verdim.
"Sana kaç kere bana mihra deme dedim söylediğime pişman oldum ya ne var?"
"Tamam tamam kızma birr şey sorabilir miyim?"
"Sen hep soru soruyorsun zaten."
"Bu ciddi."
Başımı hafifçe çevirdim.
Ses tonu farklıydı.
Bu sefer gerçekten merak etmiş gibiydi.
"İyi tamam sor."
Birkaç saniye sustu.
"Sence insan bir yere ait olmak zorunda mı?"
Kaşlarımı çattım.
"Bu soru nereden çıktı?"
Omuz silkti.
"Bilmiyorum aklıma geldi birden."
Bir süre cevap vermedim.
Sonra tekrar konuştu.
"Ben hiç ait olduğum bir yer hissetmedim."
İlk kez gözlerimi yoldan ayırıp ona baktım.
Oğuzhan kayalığa yaslanmış karanlığı izliyordu.
"Çünkü yetimhanede büyüdüm."
dedi.
Sesi sakindi.
Sanki sıradan bir şey anlatıyordu.
"Annemi de babamı da hiç tanımadım."
Sessizlik oldu.
Rüzgâr hafifçe esiyordu.
Başını kaldırmadan konuşmaya devam etti.
"Sonra asker olmaya karar verdim."
"Bir süre sonra birlik benim ailem oldu ama hala bir yerim varmış gibi hissetmiyorum."
İlk kez onu bu kadar açık konuşurken duyuyordum.
"Neden anlatıyorsun bana bunları?"
diye sordum.
Hafifçe gülümsedi.
"Bilmem."
"Belki senin ilk defa sinirlenmeden dinlediğini gördüm."
Gözlerimi devirdim.
"Bozmasan olmazdı zaten."
Bu sefer gerçekten güldü.
Sonra tekrar sessizlik oldu.
Birkaç saniye sonra konuştu.
"Peki ya sen?"
Yüzümdeki ifade değişmedi.
"Ben ne?"
"Ailen."
Bakışlarımı tekrar yola çevirdim.
Birkaç saniye boyunca konuşmadım.
Sonunda kısa bir cevap verdim.
"Yok."
Oğuzhan bana baktı.
Ama devamını sormadı.
Belki de ilk kez ne zaman susması gerektiğini öğreniyordu.
Bir süre daha sessiz kaldık.
Sonunda konuşan ben oldum.
"Benim de ailem öldü."
Oğuzhan başını bana çevirdi.
Yüzünde ilk kez o meraklı ifadeden eser yoktu ama üzülmüştü
"Nasıl öldü ailen?" Diye sordu.
Tam o sırada uzaktan gelen motor sesi ikimizi de susturdu.
Başımı kaldırıp yola baktım.
Farları kapalı üç araç ağır ağır ilerliyordu.
Dürbünü kaldırdım.
Birkaç saniye baktıktan sonra hafifçe gülümsedim.
"İşte geldiler."
Oğuzhan hemen yanımda doğruldu.
"Dediğimiz adam bunlardan birinde mi?"
"Evet."
"Hangisinde?"
"Bilmiyorum."
"Bilmiyorsun?"
"Bunu öğrenmek için buradayız zaten komutan."
Oğuzhan homurdandı.
"Bazen insanı sinir etmek için özel çaba harcadığını düşünüyorum."
"Çok doğru düşünüyorsun hadi işimize bakalım önce."
Araçlar biraz daha yaklaştı.
Plan basitti.
Yolun ilerisinde küçük bir heyelan görüntüsü oluşturmuştuk.
Araçlar duracaktı.
İçlerinden biri aşağı inip yolu kontrol edecekti.
O sırada gaz bombasını kullanıp hedefi sessizce alacaktık.
Ne çatışma çıkacaktı.
Ne de kimse ne olduğunu anlayacaktı.
Araçlar sonunda engelin önünde durdu.
Ben ve Oğuzhan kayalıkların arasından izliyorduk.
Ben dürbünü kaldırırken Oğuzhan fısıldadı.
"Gölge."
"Ne var?"
"Plan başarılı olursa..."
"Ne?"
"Dönüşte bana bir kahve borçlusun."
Gözlerimi devirdim.
"Önce sağ çık komutan."
"Sonra düşünürüz."
Ben dürbünü kaldırıp son kez yolu kontrol ettim.
Her şey planladığımız gibiydi.
Oğuzhan yanıma yaklaştı.
"Hazır mısın?"
Başımı hafifçe salladım.
"Sen?
"Hazırım hadi başlayalım."
Gözlerimi devirdim.
Sonra kemerimdeki gaz kapsülünü çıkardım.
"İlk aracı ben alıyorum."
"Sen ikinci aracı kontrol et."
Oğuzhan başını salladı.
Birkaç saniye bekledik.
Araçların içindekiler yolun neden kapandığını anlamaya çalışıyordu.
Tam o anda hareket ettik.
Kayalıklardan sessizce aşağı indik maskelerimizi taktık.
Kimse bizi fark etmedi.
İlk gaz kapsülünü aracın yanına attım.
Kısa bir tıslama sesi duyuldu.
Sonra beyaz gaz hızla yayılmaya başladı.
Aynı anda Oğuzhan da diğer tarafta ikinci kapsülü kullandı.
Adamlar ne olduğunu anlamadan öksürmeye başladı.
Kapılar açıldı.
Birkaç kişi silahlarına davranmaya çalıştı. Tam biri bana silahı doğrultu Oğuzhan hemen etkisiz hale getirdi.
Diğerleri de birer birer yere yığıldılar gazdan etkilenerek.
Yaklaşık 5dk sonra bölgede ses kalmamıştı.
Sadece motorların çalışır hâlde çıkardığı uğultu duyuluyordu.
Oğuzhan araçlardan birine yöneldi.
Ben ise en arkadaki siyah araca yaklaştım.
İstihbarata göre hedef bu araçtaydı.
Kapıyı dikkatlice açtım.
İçeride takım elbiseli bir adam oturuyordu.
Gazdan etkilenmişti ama hâlâ bilinci tam kapanmamıştı.
Beni görünce gözleri büyüdü.
Bir şey söylemeye çalıştı.
Fakat fırsat vermedim.
Hemen yüzüne silahı vurup bayılttım
Birkaç saniye sonra bilinci tamamen kapandı.
Oğuzhan yanıma geldi.
Adamı görünce kaşlarını çattı.
"Bu kadar mı?"
"Koskoca operasyon için beklediğimiz adam bu mu?"
Omuz silktim.
"Görünüşe göre."
Adamın yüzüne dikkatlice baktı.
"Şu tipe bak dağ sıçanı."
Oğuzhan birkaç saniye daha adama baktı.
Kaşlarımı çattım.
"Hadi oylanmayalım ."
Başını salladı .
Sonra adamın ellerini bağlayıp araca taşıdık.
Görev başarıyla tamamlanmıştı tek bir işimiz kalmıştı adamı karakola götürmek
Bölüm etkileşimi
