Kader Çizgisi kitap kapağı

10. bölüm / 74

Kader Çizgisi

Bölüm 8 - Yandım Gönlüm

Vaveyla Yazarı: Eliz’in Hikayeleri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 74Şu an: Bölüm 8 - Yandım Gönlüm
  1. 1 Tanıtım 🔗167 kelime
  2. 2 - UYARI -286 kelime
  3. 3 Bölüm 1 ⛓️ Zehir1.821 kelime
  4. 4 Bölüm 2 - İlaç761 kelime
  5. 5 Bölüm 3 - Karar1.101 kelime
  6. 6 Bölüm 4 - Terkediliş949 kelime
  7. 7 Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.1.967 kelime
  8. 8 Bölüm 6 - Sevgili Berzan1.753 kelime
  9. 9 Bölüm 7 - Hatırlamıyorum1.115 kelime
  10. 10 Bölüm 8 - Yandım Gönlüm1.230 kelime · Okuduğun bölüm
  11. 11 Bölüm 9 - Nişanlıyız Biz Berzan2.490 kelime
  12. 12 Bölüm 10 - Vicdan payı2.508 kelime
  13. 13 Bölüm 11: Evlenecek misin benimle?1.767 kelime
  14. 14 Bölüm 12 - Amerika Yolcusu1.140 kelime
  15. 15 Bölüm 13 - Ağa Toplantısı1.786 kelime
  16. 16 Bölüm 14: Çatışma1.918 kelime
  17. 17 Bölüm 15: Helin Rezan1.901 kelime
  18. 18 Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ1.686 kelime
  19. 19 Bölüm 17: Alo? Kudret amca1.053 kelime
  20. 20 Bölüm 18: Şarap Evi1.305 kelime
  21. 21 Bölüm 19: Tehdit1.711 kelime
  22. 22 Bölüm 20: Konağın kapalı kapıları1.304 kelime
  23. 23 Bölüm 21 - Yüzleşme2.581 kelime
  24. 24 Bölüm 22 - Gelinlik Mağazası2.391 kelime
  25. 25 Bölüm 23 - Helin’in Sonu1.170 kelime
  26. 26 Bölüm 24 - Beklenmedik Misafir2.470 kelime
  27. 27 Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.1.768 kelime
  28. 28 Bölüm 26: İndir o silahı.1.475 kelime
  29. 29 Bölüm 27: Yalnız değilsin Berzan2.236 kelime
  30. 30 Bölüm 28: Duru Neva2.952 kelime
  31. 31 Bölüm 29: Ateş Enzo Yıldırım2.442 kelime
  32. 32 Bölüm 30: Yeniden Doğuş2.530 kelime
  33. 33 Bölüm 31: Annem!1.705 kelime
  34. 34 Bölüm 32: ilayda'm1.407 kelime
  35. 35 Bölüm 33: Sonsuz Sessizlik1.706 kelime
  36. 36 Bölüm 34: Yalan İfade3.254 kelime
  37. 37 Bölüm 35: Çilingir Sofrası2.901 kelime
  38. 38 💋 İlk adım, ilk yangın 🔥(Ferhat & Zelal -Özel bölüm)1.745 kelime
  39. 39 Bölüm 36: Kalbimden sana kalan son hayat1.404 kelime
  40. 40 Bölüm 37: Ateş kim?1.687 kelime
  41. 41 Bölüm 38: İlayda nerede?1.534 kelime
  42. 42 Bölüm 39: İtalya1.530 kelime
  43. 43 Bölüm 40: Doktorların kardeşi2.327 kelime
  44. 44 Bölüm 41: Aladağ Hanedanı2.531 kelime
  45. 45 Bölüm 42: Bervan Dara Aladağ3.227 kelime
  46. 46 Bölüm 43: İtalya’nın zehri6.166 kelime
  47. 47 Bölüm 44: Parçalanmış hayatlar3.741 kelime
  48. 48 Bölüm 45: Mardin’in karanlık gecesi2.737 kelime
  49. 49 Bölüm 46: Son Kurşun2.203 kelime
  50. 50 Bölüm 47: Berzan ağam1.720 kelime
  51. 51 Bölüm 48: Şimdi ne olacak?2.295 kelime
  52. 52 Bölüm 49 - Cenaze mi varmış?2.068 kelime
  53. 53 Bölüm 50: Hanımağam3.153 kelime
  54. 54 Bölüm 51: Umarım ölmüşsündür!2.364 kelime
  55. 55 Bölüm 52: Dedikodu2.458 kelime
  56. 56 Bölüm 53: Kanla yazılan adalet2.324 kelime
  57. 57 Bölüm 54: Kalbimin enkazı1.140 kelime
  58. 58 Bölüm 55: Gece Misafiri2.914 kelime
  59. 59 Bölüm 56: Mardin Kalesi2.200 kelime
  60. 60 Bölüm 57: Aşk Sarhoşu1.886 kelime
  61. 61 Ferhat ve Zelal Özel - Kalbin yarası1.215 kelime
  62. 62 Bölüm 58: Sabahın Körü2.092 kelime
  63. 63 Bölüm 59: Ağaya bak hele.1.809 kelime
  64. 64 Bölüm 60: Davet2.177 kelime
  65. 65 Bölüm 61: Yunan Tanrısı2.036 kelime
  66. 66 Bölüm 62: Oyun içinde oyun3.918 kelime
  67. 67 Bölüm 63: Beylerbeyi Çiftliği2.479 kelime
  68. 68 Bölüm 64: Kalbin barikatları2.325 kelime
  69. 69 Bölüm 65: Kendi ayaklarımızın üzerinde1.244 kelime
  70. 70 Bölüm 66: Bulaşıkçı2.306 kelime
  71. 71 Bölüm 67: Mutluluğa doğru ilk adım6.269 kelime
  72. 72 Bölüm 68: Mardin Sokaklarında İtalyan Usulü Yürüyüş2.383 kelime
  73. 73 Bölüm 69: Gidelim buralardan2.439 kelime
  74. 74 (Final) Bölüm 70: Ailem7.435 kelime

Sabah gözlerimi araladığımda Barzani'lerin konağındaydım. Nerede olduğumu fark etmem birkaç saniye sürdü; başım zonkluyordu, sanki zaman kafamın içinde düğümlenmişti. Ne kadar uyuduğumu bilmiyordum. Gözlerimi biraz daha açtığımda başucumda Devin Barzani'yi gördüm. Elinde telefonu vardı, bir video izliyordu. Ses öyle yüksekti ki, bilerek son ses dinliyor gibiydi... Her kelime başımda yankılanıyor, ama asıl canımı acıtan şarkının sözleriydi. Kalbime dokunuyor, içimde bir yerlere usulca sızıyordu. Fark etmeden dudaklarım kıpırdadı. Bir an sonra kendimi şarkıya eşlik ederken buldum; yorgun, kısık ama tuhaf bir şekilde tanıdık bir sesle.

Sevmek bedel ödemek demektir
Ölmekten beter
Sevilmekte bana ulaşması imkansız olan hedef
Canımı altın tabakla versem o da yeterli değil değil

Devin başını telefondan kaldırdı. Kaşları hafifçe çatarak bana şaşkınlıkla baktı. "Uyanıksın demek," dedi, sakin bir ses tonu ile konuşmaya başlamıştı ama bu sakinliğin altında başka bir şeyler saklıydı. Ben ise hâlâ şarkının son cümlesini mırıldanıyordum.

Döktüm tonlarca gözyaşı, kurudum ben.

Kendi sesimi duymak garip gelmişti. Kısık, uykulu ve fazlasıyla bitkin. Devin telefonu kapattığında, odada bir anda bir sessizlik oluştu. O sessizlikte kalbimin atışını duyabiliyordum. "Kaç saattir buradayım?" diye sordum. Devin gözlerini benden ayırmadan, "Yeterince," dedi. "Ne fazla, ne eksik." Kafamı sallamakla yetindim. Konaktan uzak kalmak iyi gelir diye umuyordum. Biraz burada kalmam en mantıklısıydı, Devin'in bunu sorun etmeyeceğini adım gibi biliyordum. O, her zaman beni koruyup kollayan taraftı; sesini yükseltmeden, varlığıyla bana siper olan tek kişiydi... Ama yine de ondan sakladıklarım vardı. Öyle ağır, öyle derin şeylerdi ki, yalnızca Devin'den değil, herkesten gizliyordum. En çok da kendimden.

"Haydi kalk, damat bey," dedi yumuşak ama kararlı bir sesle. "Nişanın var. Hazırlanmamız lazım."

Başımı yavaşça iki yana salladım. İçimde bir yer kırıldı, sessizce. Gözlerimi onunkilere kaldırdım. "Devin..." dedim, sesim neredeyse fısıltıydı. "Beni kurtaracaksan, sen kurtarırsın. İzin verme. 'Rızası yok' de. Evlenemezler de." Beni anlayacağını biliyordum. Çünkü bu dünyada beni gerçekten duyabilecek tek kişi oydu. Devin'den başkası beni bu çıkmazdan çekip alamazdı.

Devin bakışlarını benden ayırmadan bir süre daha durdu. O bakışta ne acıma vardı ne de baskı... Sadece beni benden iyi tanıyan birinin sessiz sabrı. Erkek olduğumu, güçlü görünmem gerektiğini, katlanmak zorunda olduğumu, herkesin benden beklendiğ tek şeyin boyun eğmek olduğunu ikimiz de biliyorduk. Ama şu an bunların hiçbirinin ağırlığını taşıyacak hâlim yoktu.

"Berzan," dedi sonunda. Adımı bu kadar sade söylediğinde işin rengi değişirdi. Zamanla bu isimden nefret etmiştim, yüzümde bu nefreti görmüş olmalı ki derin bir nefes alarak tekrar söze girdi. "Azad.Seni zorla bir yere sürüklemelerine izin vermem. Ama herkesin önüne geçip senin yerine konuşmamı istiyorsan..." Bir an durdu. "Bunun bedeli olur."

Gülümsedim. Acı bir gülümsemeydi. "Bedel ödemeyi bilirim," dedim. "Yıllardır ödüyorum zaten." Devin iç çekti. Elini omzuma koydu; ne teselli eder gibiydi ne de yönlendirici. Sadece yanımdaydı, sadece varlığını hissetmek bile bana kendimi iyi hissettiriyordu. . "Güçlü olman gerektiğini senden çok başkaları söyledi," dedi. "Ama güçlü olmak bazen 'istemiyorum' diyebilmektir." Başımı eğdim. İçimde sakladığım her şey, boğazıma düğümlendi. Söylesem dağılacak, sustukça ağırlaşacak şeyler... "Ben kimseye herkese anlattım. Dinlemediler," dedim kısık bir sesle. "Ama sen bil diye söylüyorum. Rızam yok, Devin. Hiçbir şeye yok. Ne bugüne kadar olanlara, ne bundan sonra olacaklara..."

Elini omzumdan çekmedi. "Bu bana yeter," dedi net bir ifadeyle. "Gerisini ben hallederim." Kapının ardından konağın sesleri geliyordu. Hazırlıklar, koşuşturmalar, bana ait olmayan bir geleceğin telaşı... Hepsi bugün, burada olacaktı. Dayım öyle uygun görmüştü, dayım yeğeninin mürüvetini kendi hazırlamak istiyordu. Herkes bir telaş içindeyken ben içime kapanmamak için savaş içindeydim ama ilk defa uzun bir süreden sonra o an, rahat bir nefes alabildim. Çünkü ne olursa olsun, biri yanımdaydı. Kurtarmasa bile, sırtımı dönüp düşebileceğim bir yer vardı.

Ve bazen bu, hayatta kalmak için yeterdi.

Devin bir süre hiçbir şey söylemedi. Gözleri kapının ardındaki hareketliliğe kaydı; sonra tekrar bana döndü. Yüzündeki ifade yumuşamamıştı ama karar çoktan verilmişti. Devin böyle olurdu — kafasının içinde bir yol çizer, kimseye danışmazdı. Buna beni de dahil ederdi. "Tamam," dedi sakin ama tartışmaya kapalı bir sesle. "Nişan olacak."

Başımı hızla kaldırdım. İtiraz etmek için ağzımı açtım ama o elini kaldırarak beni durdurdu. "Dinle," dedi. "Geçici olacak. Herkesin gözü önünde, kurallarına uygun. Ama süresi olan bir nişan."

Kaşlarımı çattım. "Beni buna zorluyorsun."

"Evet," dedi hiç kaçmadan. "Çünkü şu an başka şansımız yok. Barzani soyadıyla herkesi karşımıza alamayız. Ama zaman kazanabiliriz."

"Başlarım soyadlarınıza..." dediğim an bana olan sinirli bakışı susmama sebep oldu. Konuşmaya başladığında haklı olduğunu ilk cümlesinden anlamıştım. "Benim soyadım senin sonradan gelme babanın soyadına benzemez Aladağ. Benim soyadım asırlardır Mardin'in baş aşiretidir, Mardin'i Mardin yapandır. Benim soyadım kirlenirse, kirleteni kirletirim. Kimse için ve buna sen bile dahil, bu soyadına yakışmayacak en ufak bir cümleyi bile

Ayağa kalktı, odada birkaç adım attı. Ses tonu sertleşti; alışık olduğum o Devin vardı artık.
"Bu nişan bir vitrin," dedi. "Gerçek değil. Ne söz, ne umut, ne gelecek. Ben arkanda duracağım ama sen de rolünü oynayacaksın."

Sessiz kaldım. İçimdeki isyanla mantığım çarpışıyordu.
"Ya sonra?" diye sordum.

Devin durdu, bana döndü.
"Sonra ben bitireceğim," dedi. "Gerekirse kötü adam olurum. Aileyi de, düzeni de karşıma alırım. Ama şimdi..."
Bir adım yaklaştı.
"Şimdi hayatta kalmamız lazım, Berzan."

İstemeden başımı salladım. Zorunluluk, rıza gibi durmuyordu ama çaresizlik bazen kabul kılığına giriyordu. "Kurallar?" dedim. Devin tek tek sayar gibi konuştu: "Yakınlaşma yok. Özel alanına kimse girmeyecek. Her adımı ben kontrol edeceğim. Ve ne olursa olsun..."
Bakışları sertti. "Yalnız kalmayacaksın."

Bu bir kurtuluş değildi bunun farkındaydım. Ama bir erteleme, bir nefes aralığıydı. Ve ben, istemeden de olsa, bu plana uymak zorundaydım. Çünkü Devin plan yaptıysa, geri dönüş olmazdı. Uzun bir süre konuşmadım. Olurunu olmazını kafamda ölçtüm, Devin'in söyledikleri odanın içinde yankılanıyor, kelimeler birer birer yerine oturuyordu. Kabul etmek istemediğim bir gerçek vardı: Ama bu, kaçabileceğim bir yol değildi. Sadece dayanabileceğim kadar uzatılmış bir zamandı. Yavaşça başımı salladım. "Tamam," dedim sonunda. Tek kelimeydi ama içimde koskoca bir vazgeçiş vardı. "Kabul ediyorum." Devin'in yüzünde belli belirsiz bir rahatlama geçti; fark ettirmemeye çalıştı ama ben onu çok iyi tanıyordum. Zil sesleri, koridordaki ayak sesleri daha da yaklaştı. Devin kapıya yöneldi, dışarıya kısa ve net talimatlar verdi.

Herkesin tonunu düşürdü, aceleyi düzenin içine hapsetti. Konağın içi bir anda nişan telaşına büründü.
Banyoya geçtim. Aynaya baktığımda gördüğüm adam, tanıdık ama yabancıydı. Gözlerimin altında uykusuzluğun gölgesi, omuzlarımda başkalarının beklentileri vardı. Soğuk suyla yüzümü yıkadım; sanki hissetmemem gereken her şeyi bastırmak ister gibi. Devin içeri girdiğinde, elinde hazırlatılmış bir takım vardı.
"Bunu giyeceksin," dedi. "Kimse sana soru sormayacak." Takımı elime aldım. Ancak kumaş o kadar ağır gelmişti ki; sanki nişan ve içinde bulunduğum bu anın kendisi gibi. "Geçici," diye mırıldandım, kendime hatırlatma yapmak istermiş gibi.

Devin başını salladı. "Geçici," dedi. "Ama kusursuz görünecek." Derin bir nefes aldım ve takımı giymeye başladı. O an, ister istemez rolümü kabul etmiştim. Sevmediğim bir oyunda, istemediğim bir sahnede... Ama perde kapanana kadar ayakta durmak zorundaydım. Kapıya doğru yürürlerken Devin bir an durdu.

"Unutma," dedi alçak sesle. "Bu nişan onların sandığı kadar sağlam değil." Cevap vermedim. Sadece yürümeye devam ettim. Çünkü bazen insan, kabul ederek direnirdi.

Merdivenlerin başında durduk. Aşağıdan gelen sesler kulağıma çarpıyordu ama hiçbirine ait değildim. Devin yanımdaydı. Varlığı konuşmuyordu ama suskunluğu beni ayakta tutuyordu.

Ceketimin düğmesini iliklerken parmaklarım titredi. Durdurmadım. Aynaya baktım. Gördüğüm adam kaçmıyordu. Sadece kalıyordu. Bazen kalmak, kaçmaktan daha ağırdı.

Devin eğildi, sesi alçaktı.
"Başını eğme," dedi. "Bu senin sonun değil."

Başımı kaldırdım. Göğsümdeki baskı hâlâ oradaydı. Geçmedi. Ama altında bir şey vardı. İnce, sessiz, inatçı.
"Biliyorum," dedim. "Geçici."

Birlikte yürüdük. Işıklar üzerimize düştüğünde herkes görmek istediğini gördü. Nişan sandılar. Mutluluk sandılar. Kimse suskunluğumun içini açıp bakmadı. Kimse Devin'in duruşunun ardındaki hesabı görmedi.

Ben gördüm.

Bu bir son değildi. Bana yakıştırılan kader de değildi. Sadece zamandı. Kazanılmış, ödünç alınmış bir zaman.

Ve zaman...
Bazen insanın tek silahı olurdu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

626okunma 38beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18