Kader Çizgisi kitap kapağı

18. bölüm / 74

Kader Çizgisi

Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ

Vaveyla Yazarı: Eliz’in Hikayeleri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 74Şu an: Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ
  1. 1 Tanıtım 🔗167 kelime
  2. 2 - UYARI -286 kelime
  3. 3 Bölüm 1 ⛓️ Zehir1.821 kelime
  4. 4 Bölüm 2 - İlaç761 kelime
  5. 5 Bölüm 3 - Karar1.101 kelime
  6. 6 Bölüm 4 - Terkediliş949 kelime
  7. 7 Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.1.967 kelime
  8. 8 Bölüm 6 - Sevgili Berzan1.753 kelime
  9. 9 Bölüm 7 - Hatırlamıyorum1.115 kelime
  10. 10 Bölüm 8 - Yandım Gönlüm1.230 kelime
  11. 11 Bölüm 9 - Nişanlıyız Biz Berzan2.490 kelime
  12. 12 Bölüm 10 - Vicdan payı2.508 kelime
  13. 13 Bölüm 11: Evlenecek misin benimle?1.767 kelime
  14. 14 Bölüm 12 - Amerika Yolcusu1.140 kelime
  15. 15 Bölüm 13 - Ağa Toplantısı1.786 kelime
  16. 16 Bölüm 14: Çatışma1.918 kelime
  17. 17 Bölüm 15: Helin Rezan1.901 kelime
  18. 18 Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ1.686 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 Bölüm 17: Alo? Kudret amca1.053 kelime
  20. 20 Bölüm 18: Şarap Evi1.305 kelime
  21. 21 Bölüm 19: Tehdit1.711 kelime
  22. 22 Bölüm 20: Konağın kapalı kapıları1.304 kelime
  23. 23 Bölüm 21 - Yüzleşme2.581 kelime
  24. 24 Bölüm 22 - Gelinlik Mağazası2.391 kelime
  25. 25 Bölüm 23 - Helin’in Sonu1.170 kelime
  26. 26 Bölüm 24 - Beklenmedik Misafir2.470 kelime
  27. 27 Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.1.768 kelime
  28. 28 Bölüm 26: İndir o silahı.1.475 kelime
  29. 29 Bölüm 27: Yalnız değilsin Berzan2.236 kelime
  30. 30 Bölüm 28: Duru Neva2.952 kelime
  31. 31 Bölüm 29: Ateş Enzo Yıldırım2.442 kelime
  32. 32 Bölüm 30: Yeniden Doğuş2.530 kelime
  33. 33 Bölüm 31: Annem!1.705 kelime
  34. 34 Bölüm 32: ilayda'm1.407 kelime
  35. 35 Bölüm 33: Sonsuz Sessizlik1.706 kelime
  36. 36 Bölüm 34: Yalan İfade3.254 kelime
  37. 37 Bölüm 35: Çilingir Sofrası2.901 kelime
  38. 38 💋 İlk adım, ilk yangın 🔥(Ferhat & Zelal -Özel bölüm)1.745 kelime
  39. 39 Bölüm 36: Kalbimden sana kalan son hayat1.404 kelime
  40. 40 Bölüm 37: Ateş kim?1.687 kelime
  41. 41 Bölüm 38: İlayda nerede?1.534 kelime
  42. 42 Bölüm 39: İtalya1.530 kelime
  43. 43 Bölüm 40: Doktorların kardeşi2.327 kelime
  44. 44 Bölüm 41: Aladağ Hanedanı2.531 kelime
  45. 45 Bölüm 42: Bervan Dara Aladağ3.227 kelime
  46. 46 Bölüm 43: İtalya’nın zehri6.166 kelime
  47. 47 Bölüm 44: Parçalanmış hayatlar3.741 kelime
  48. 48 Bölüm 45: Mardin’in karanlık gecesi2.737 kelime
  49. 49 Bölüm 46: Son Kurşun2.203 kelime
  50. 50 Bölüm 47: Berzan ağam1.720 kelime
  51. 51 Bölüm 48: Şimdi ne olacak?2.295 kelime
  52. 52 Bölüm 49 - Cenaze mi varmış?2.068 kelime
  53. 53 Bölüm 50: Hanımağam3.153 kelime
  54. 54 Bölüm 51: Umarım ölmüşsündür!2.364 kelime
  55. 55 Bölüm 52: Dedikodu2.458 kelime
  56. 56 Bölüm 53: Kanla yazılan adalet2.324 kelime
  57. 57 Bölüm 54: Kalbimin enkazı1.140 kelime
  58. 58 Bölüm 55: Gece Misafiri2.914 kelime
  59. 59 Bölüm 56: Mardin Kalesi2.200 kelime
  60. 60 Bölüm 57: Aşk Sarhoşu1.886 kelime
  61. 61 Ferhat ve Zelal Özel - Kalbin yarası1.215 kelime
  62. 62 Bölüm 58: Sabahın Körü2.092 kelime
  63. 63 Bölüm 59: Ağaya bak hele.1.809 kelime
  64. 64 Bölüm 60: Davet2.177 kelime
  65. 65 Bölüm 61: Yunan Tanrısı2.036 kelime
  66. 66 Bölüm 62: Oyun içinde oyun3.918 kelime
  67. 67 Bölüm 63: Beylerbeyi Çiftliği2.479 kelime
  68. 68 Bölüm 64: Kalbin barikatları2.325 kelime
  69. 69 Bölüm 65: Kendi ayaklarımızın üzerinde1.244 kelime
  70. 70 Bölüm 66: Bulaşıkçı2.306 kelime
  71. 71 Bölüm 67: Mutluluğa doğru ilk adım6.269 kelime
  72. 72 Bölüm 68: Mardin Sokaklarında İtalyan Usulü Yürüyüş2.383 kelime
  73. 73 Bölüm 69: Gidelim buralardan2.439 kelime
  74. 74 (Final) Bölüm 70: Ailem7.435 kelime

"Saçının teline kurban olduğum, benim kaderi ağır, yüreği yaralı anam..." Elimi beyaz saçlarına daldırdığımda alnına bir öpücük kondurdum. Annemide alıp getirdiğim yerde bakışlarımı gezdirdiğimde kendimden nefret ettim.
Gidecek bir yerim yoktu, acilen kendime bir ev almam lazımdı. Kafamı sokacak bir yer, Kudret Aladağ'dan kaçabileceğim bir yer... İçimde ki bu yangıın söndürebileceğim bana ait bir sığınak. Nereye gidersem gideyim beni bulacakmış gibi hissediyordum, nereye gidersem gideyim sanki Kudret'in gölgesi hep önümde, bana engel olacakmış gibi. Ondan asla kaçamayacakmışım gibi hissediyordum, ve bu histen o kadar nefret ediyordum ki. O kadar rahatsız edici bir durumdu ki, tüm gelecek planlarımı alt üst etmeye yetiyordu.
Bakışlarımı annemden çekerek mekanı izlemeye başladım. Çok hoş bir yerdi aslında, ama içmek için. Annemi alıp Ferhat'ın şarap evine getirdiğime ben de inanamıyordum ancak aklıma gelen ilk yer buraydı. Yutkunarak gözlerimi dolduran yaşlar akmasın diye çok büyük uğraşlar verdim, annemin, Azade sultanımın beni ağlarken görmesini istemiyordum.
"Biliyor musun anne? Ben çocukken, Bervan ile seni kurtarmak için doktor olma yemini etmiştik. Öyle boş bir yemin değil, kan yemini. İkimiz de senin o çok sevdiğin meyve bıçağınla elimizi keserek, Bervan'ın annemi eski halinden daha iyi yapıp iyileştireceğimize yemin ederiz yazdığı o kâğıda kanımızı damlatıp söz vermiştik birbirimize..."
Gözlerimi zorlayan damlalar süzülmeye başlamıştı, engel olmamıştım. Bu güçsüzlüğümden nefret ediyordum. Anneme belli etmemeye çalışarak hızlıca gözlerimi sildim.
"Sonra o gitti, ama ben bir yerlerde çok mutlu olduğuna eminim."
Derin bir nefes aldığımda kendimi avutmaya çalıştığımın farkındaydım. Bervan'ın öldü haberi geleli seneler olmuştu. Küçük kız kardeşim Berivan, abim Bervan ve ablam Bircan. Hepsini birer birer kaybetmiştim... Kudret yüzünden. Bircan'ın İtalya'da olduğunu biliyordum ondan arada sırada haber alabiliyordum, ancak Bervan ve Berivan'ın öldü haberini alalı yirmi yılı geçmişti ve başka hiçbir şey yoktu...
Babam olacak sahış onları bulduysa, kafalarına sıkmış olabilme ihtimali beni delirtiyordu, başka bir şekilde ölmüş olmalarını umuyordum. Onları öldüren öz babaları olamazdı... Bu kadarını yapmış olamazdı...
"Şu an sesini duymaya o kadar çok ihtiyacım var ki anne, keşke konuşabilsen..." dedikten hemen sonra gözlerimi kapattım. Aldığım nefese odaklanıp aklımda ki düşünceleri değiştirmeye çalıştım. Tam o sırada, avucumun içinde hissettiğim minik hareket ile gözlerimi açtım. Annemin, elimde ki eli hareket mi etmişti? "Anne?" tekrar hissetmek için tüm dikkatimi elime verdim. Tekrar yapabilirdi değil mi? Hareket etmişti, hayal değildi. Hayal olmasının istemiyordum.. Ancak aradan geçen dakikalar bana o hareketin zihnimin bir oyunu olduğunu göstermişti. Elim hâlâ annemin elini tutuyordu. Parmaklarını avucumun içinde hissediyordum ama hiçbir kıpırtı yoktu. Gözlerimi yavaşça kapattım.
Yıllar önce,
...Azade Barzani'nin hayatının değiştiği gün...
Mardin o gün bayram yerine dönmüştü. Sokaklar insan doluydu. Davul sesleri her köşeden yükseliyor, zurnalar susmuyordu. Aladağ konağının önünde kalabalık toplanmıştı. İnsanlar gülüyor, konuşuyor, birbirine hayırlı olsun diyordu.
Konakta hazırlık sabahın erken saatlerinde başlamıştı. Kadınlar gelin odasında toplanmıştı. Gelinlik düzeltiliyor, saçlar yapılıyor, takılar yerleştiriliyordu. Odanın içi konuşma ve fısıltılarla doluydu. Ama o kalabalığın ortasında sessiz kalan tek bir kişi vardı.
Azade.
Beyaz gelinliğin içinde sandalyede oturuyordu. Başındaki kırmızı duvak yüzünün yarısını kapatıyordu. Kadınlar saçını düzeltiyor, duvağını indiriyor, gelinliğini toparlıyordu. Ama kimse onun yüzüne uzun uzun bakmıyordu. Çünkü bakıldığında görülen şey mutluluk değildi.
Korkuydu.
Azade başını kaldırmıyordu. Dizlerinin üzerinde duran elleri birbirine kenetlenmişti. Parmakları o kadar sıkılmıştı ki rengi solmuştu. Dışarıdan gelen davul sesi odanın duvarlarına çarpıp içeri doluyordu. İnsanlar eğleniyordu. Ama gelin odasında oturan genç kadın için o sesler bir düğün değil, bir vedanın habercisiydi.
Kapının yanında babası duruyordu. Yüzünde gururla karışık sert bir ifade vardı. Bu evlilik onun için büyük bir meseleydi. Kızının Aladağ konağına gelin gitmesi Mardin'de büyük bir güç demekti. İnsanların yıllarca konuşacağı bir bağ kuruluyordu.
Ama o bağın içinde Azade'nin isteği yoktu.
Kadınlardan biri duvağı biraz daha indirip gelinliğin eteklerini düzeltti. Sonra kapıya doğru bakarak konuştu.
"Vakit geldi."
Azade başını kaldırmadı. Sadece derin bir nefes aldı. Sanki içinde büyüyen korkuyu o nefesle bastırmaya çalışıyordu. Tam o sırada kapı açıldı. Odaya Kudret Aladağ girdi.
Uzun boylu, sert yüzlü bir adamdı. Yirmili yaşlarının ortasındaydı. Bakışları soğuktu. Odaya girer girmez etrafına bakmadı bile, içeri girdiği anda içerideki bütün sesler kesildi. Kadınlar konuşmayı bıraktı. Herkes bir adım geri çekildi. Kudret Azade'ye baktı. Uzun uzun. Sanki bir kadına değil de satın aldığı bir şeye bakıyormuş gibi. Sonra tek bir cümle söyledi.
"Hazır mı?"
Kimse Azade'ye bir şey sormadı. Kimse onun ne istediğini merak etmedi. Çünkü o gün herkes için önemli olan tek şey vardı. Çocuk sayılabilecek bir yaştaydı. Çünkü Azade henüz on dört yaşındaydı. Ama o gün kimse onun yaşını konuşmuyordu. Kimse onun ne istediğini sormuyordu. O gün konuşulan tek şey Aladağlarla kurulacak bağdı.
Kudret birkaç adım geri çekildi. Azade'ye bir kez daha baktı. Sonra kapıya doğru yürüdü. Kadınlar hemen hareketlendi. Gelinliğin etekleri toparlandı, duvak yeniden düzeltildi. Azade ayağa kaldırıldı.
Azade'nin bacakları titriyordu.
Ama kimse bunu fark etmek istemiyordu.
Kapı açıldı. Davul sesi bir anda daha güçlü duyulmaya başladı. Avludaki kalabalık hareketlendi. İnsanlar gelini görmek için birbirine yaklaşmaya başladı.
Azade kapıdan çıkarıldığında yüzüne indirilen kırmızı duvağın arkasından etrafı görmeye çalıştı. Konağın büyük avlusu insan doluydu. Erkekler bir tarafta toplanmıştı, kadınlar başka bir tarafta. Herkes gülüyor, konuşuyor, düğünü izliyordu. Ama o kalabalığın içinde kimse Azade'nin yüzünü görmüyordu.
Kudret avlunun ortasında duruyordu. Azade dışarı çıkarıldığında bakışları bir an ona kaydı. Kudret kımıldamadı. Onu bekleyen bir damat gibi görünmüyordu. Daha çok olup biteni izleyen bir seyirci gibiydi.
Azade'nin yanına gelmesi için işaret etti. Kadınlar Azade'yi yavaşça onun yanına götürdü. Azade başını kaldırmaya cesaret edemiyordu. Ama Kudret'in bakışlarının üzerinde olduğunu hissediyordu. O bakış insanın içine işleyen türdendi. Yanına geldiğinde Kudret eğildi.
Sesi çok kısık ama sertti. "Bu evde kurallar vardır." Azade nefesini tuttu. Kudret devam etti. "Ve o kuralları ben koyarım."
Azade başını kaldırmadı. Ama o an içinden geçen tek şey korkuydu. Çünkü bu sözler bir uyarı gibi değildi. Bir hüküm gibiydi. Kudret doğruldu. Hiçbir şey söylemeden arkasını döndü. Azade'nin kolundan tutuldu ve arkasından yürütüldü.
Avlunun ortasında bir anda silah sesleri yükseldi.
Ardı ardına patlayan tüfekler gökyüzünü doldurdu. Sesler taş duvarlara çarpıp geri dönüyordu. Kalabalık alkışlarla bağırdı. Davul sesi daha da yükseldi. Zurnalar kesintisiz çalıyordu.
Düğün başlamıştı. Kalabalığın içinden biri bağırdı. "Halay!" Bir anda insanlar sıraya girdi. Erkekler omuz omuza dizildi. Kadınlar kendi taraflarında halka oluşturdu. Zurna daha yüksek çalmaya başladı. Halay başladı. Kudret eğildi. Sesi sadece Azade'nin duyabileceği kadar alçaktı.
"Başını kaldır." Azade birkaç saniye tereddüt etti. Sonra yavaşça başını kaldırdı. Kudret'in bakışları doğrudan gözlerinin içindeydi. O an Azade içinden geçen tek şeyi anladı. Bu düğün bir başlangıç değildi bu onun sonu olacaktı.
Halay uzadıkça davulun ritmi daha da hızlandı. Erkeklerin ayakları taş zemine sert sert vuruyor, zurnanın sesi avlunun duvarlarında yankılanıyordu. Kalabalık coşmuştu. İnsanlar gülüyor, bağırıyor, birbirini kutluyordu. O düğün Mardin'de uzun süre konuşulacak kadar büyük bir düğündü.
Ama o kalabalığın ortasında duran iki kişi için o günün anlamı çok farklıydı.
Azade başındaki kırmızı duvağın altında nefes almaya çalışıyordu. Gelinliğin ağırlığı omuzlarını bastırıyordu. İnsanların bakışlarını hissedebiliyordu ama yüzlerini göremiyordu. Kalabalık uğulduyor, davul çalıyordu ama Azade için bütün sesler uzak bir yerden geliyormuş gibiydi.
Kudret yanında hareketsiz duruyordu. Bir süre sonra avlunun ortasına doğru yürüdü. Azade'nin kolundan tutan kadınlar da onu arkasından götürdü. İnsanlar yol açtı. Kalabalık iki yana çekildi. Azade ilk defa bu kadar insanın ortasında olduğunu fark etti.
Her göz üzerindeydi. Ama kimse onun yüzünü görmüyordu. Konağın yaşlılarından biri öne çıktı. Elinde küçük bir Kur'an vardı. Kudret'in karşısında durdu. Azade'yi de yanına çağırdı.
Azade birkaç adım attı. Dizlerinin titrediğini hissediyordu. Yaşlı adam kısa bir dua okudu. Davul sesi o an için sustu. Avludaki kalabalık bir anda sessizleşti.
Sonra adam Kudret'e döndü. "Kabul ediyor musun?" diye sordu. Kudret hiç düşünmeden cevap verdi. "Ediyorum." Sesi net ve sakindi.
Adam bu sefer Azade'ye baktı. Ama soru sorulmadı. Azade'nin ne düşündüğü o düğünde kimsenin umurunda değildi. Yaşlı adam başını salladı. Duayı tamamladı.
Kalabalığın içinden bir alkış yükseldi. Davul tekrar çalmaya başladı. Zurnalar yeniden bağırdı. Silahlar bir kez daha patladı. İnsanlar birbirini tebrik ediyordu. Ama o an Azade'nin içinde hiçbir şey kıpırdamıyordu.
Sadece boşluk vardı. Kudret hafifçe ona doğru eğildi. Sesi yine alçaktı."Artık ölene kadar bu evdesin."
Aradan yıllar geçmişti. Aladağ konağının kalın taş duvarları arasında geçen zaman Azade'yi sessizce değiştirmişti. On dört yaşında bir çocukken gelin girdiği o evde artık genç bir kadın gibi görünüyordu ama içindeki yorgunluk çok daha eskiydi. İlk doğurduğu çocuk Bervan'dı. Onu kucağına aldığı gün Azade'nin gözlerinden yaşlar durmadan akmıştı. Korkudan değil, içindeki o büyük yalnızlığın ortasında ilk defa birine sarılabildiği için. Bervan büyüdükçe Azade'nin tek tesellisi olmuştu. Küçük elleriyle annesinin yüzünü tutar, saçlarına dokunurdu. Azade o anlarda dünyanın geri kalanını unutmaya çalışırdı.
Yıllar geçtikçe Azade'nin hayatı çocuk doğurmak ve o çocuklara tutunmaktan ibaret hâle geldi. On yedi yaşına geldiğinde Bircan doğdu. Küçük bir kız. Azade onu kucağına aldığında uzun süre yüzüne bakmıştı. O minik yüz, Azade'ye kendi çocukluğunu hatırlatıyordu. Ama içten içe şunu da biliyordu; o kız da bu konağın ağır gölgesinde büyüyecekti.
Aradan birkaç yıl daha geçti. Azade yirmi bir yaşına geldiğinde üçüncü çocuğunu doğurdu. Oğluna Berzan adını verdiler. Bervan ile arasında yedi yıl vardı. Ama Bervan o günden sonra kardeşine neredeyse bir baba gibi davranmaya başladı. Küçük Berzan ağladığında ilk koşan çoğu zaman Bervan olurdu. Azade uzaktan onları izlerdi. Büyük oğlunun küçücük kardeşini kucağına alışını, onu susturmaya çalışmasını... O anlarda Azade'nin yüzünde kısa süreli bir huzur belirirdi.
Evde üç çocuk vardı artık. Bervan büyüyordu, Bircan onun peşinden koşuyordu, Berzan ise annesinin kollarında uyuyordu. Ama Aladağ konağında mutluluk hiçbir zaman uzun süre kalmazdı.
Azade yirmi iki yaşına geldiğinde bir çocuk daha dünyaya getirdi. Küçük bir kız. Adını Berivan koydular. Ev artık çocuk sesleriyle doluydu. Avluda koşan ayak sesleri, odalarda yankılanan gülüşler... Ama o seslerin altında Azade'nin yorgunluğu da büyüyordu. Henüz yirmi iki yaşındaydı ama gözlerinde çok daha yaşlı bir kadının yorgunluğu vardı.
Ve sonra her şey bir sabah değişti. Azade yirmi üç yaşındaydı. O sabah konağın içinde bir telaş başladı. Hizmetçiler odalar arasında koşuşturuyor, kapılar açılıp kapanıyordu. Kadınlar fısıltıyla konuşuyor, çocuklar korkuyla ağlıyordu. Azade'nin odasının kapısı kapalıydı.
Saatler sonra kapı açıldığında Azade yatağın üzerinde hareketsiz yatıyordu. Gözleri açıktı. Ama bedeni artık ona ait değildi. Ne konuşabiliyordu. Ne ayağa kalkabiliyordu. Ne de çocuklarını kollarına alabiliyordu.
Azade Sultan o gün felç kaldı. Dört küçük çocuk kapının önünde durmuş annelerine bakıyordu. En önde Bervan vardı. Yanında Bircan, biraz geride Berzan ve yerde oturmuş ağlayan küçük Berivan...
Azade onların sesini duyuyordu. Ama cevap veremiyordu. Elini kaldırıp saçlarını okşamak istiyordu. Ama kolu kıpırdamıyordu. Konuşmak istiyordu. Ama dudakları açılmıyordu.
O günden sonra Azade Sultan Aladağ konağının en sessiz odasında yaşamaya başladı. Çocukları büyüdü. Acılar büyüdü. Ama Azade'nin sessizliği hiç değişmedi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

397okunma 34beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18