4. bölüm / 74
Kader ÇizgisiBölüm 2 - İlaç
Bölümler 74Şu an: Bölüm 2 - İlaç
- 1 Tanıtım 🔗167 kelime
- 2 - UYARI -286 kelime
- 3 Bölüm 1 ⛓️ Zehir1.821 kelime
- 4 Bölüm 2 - İlaç761 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Bölüm 3 - Karar1.101 kelime
- 6 Bölüm 4 - Terkediliş949 kelime
- 7 Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.1.967 kelime
- 8 Bölüm 6 - Sevgili Berzan1.753 kelime
- 9 Bölüm 7 - Hatırlamıyorum1.115 kelime
- 10 Bölüm 8 - Yandım Gönlüm1.230 kelime
- 11 Bölüm 9 - Nişanlıyız Biz Berzan2.490 kelime
- 12 Bölüm 10 - Vicdan payı2.508 kelime
- 13 Bölüm 11: Evlenecek misin benimle?1.767 kelime
- 14 Bölüm 12 - Amerika Yolcusu1.140 kelime
- 15 Bölüm 13 - Ağa Toplantısı1.786 kelime
- 16 Bölüm 14: Çatışma1.918 kelime
- 17 Bölüm 15: Helin Rezan1.901 kelime
- 18 Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ1.686 kelime
- 19 Bölüm 17: Alo? Kudret amca1.053 kelime
- 20 Bölüm 18: Şarap Evi1.305 kelime
- 21 Bölüm 19: Tehdit1.711 kelime
- 22 Bölüm 20: Konağın kapalı kapıları1.304 kelime
- 23 Bölüm 21 - Yüzleşme2.581 kelime
- 24 Bölüm 22 - Gelinlik Mağazası2.391 kelime
- 25 Bölüm 23 - Helin’in Sonu1.170 kelime
- 26 Bölüm 24 - Beklenmedik Misafir2.470 kelime
- 27 Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.1.768 kelime
- 28 Bölüm 26: İndir o silahı.1.475 kelime
- 29 Bölüm 27: Yalnız değilsin Berzan2.236 kelime
- 30 Bölüm 28: Duru Neva2.952 kelime
- 31 Bölüm 29: Ateş Enzo Yıldırım2.442 kelime
- 32 Bölüm 30: Yeniden Doğuş2.530 kelime
- 33 Bölüm 31: Annem!1.705 kelime
- 34 Bölüm 32: ilayda'm1.407 kelime
- 35 Bölüm 33: Sonsuz Sessizlik1.706 kelime
- 36 Bölüm 34: Yalan İfade3.254 kelime
- 37 Bölüm 35: Çilingir Sofrası2.901 kelime
- 38 💋 İlk adım, ilk yangın 🔥(Ferhat & Zelal -Özel bölüm)1.745 kelime
- 39 Bölüm 36: Kalbimden sana kalan son hayat1.404 kelime
- 40 Bölüm 37: Ateş kim?1.687 kelime
- 41 Bölüm 38: İlayda nerede?1.534 kelime
- 42 Bölüm 39: İtalya1.530 kelime
- 43 Bölüm 40: Doktorların kardeşi2.327 kelime
- 44 Bölüm 41: Aladağ Hanedanı2.531 kelime
- 45 Bölüm 42: Bervan Dara Aladağ3.227 kelime
- 46 Bölüm 43: İtalya’nın zehri6.166 kelime
- 47 Bölüm 44: Parçalanmış hayatlar3.741 kelime
- 48 Bölüm 45: Mardin’in karanlık gecesi2.737 kelime
- 49 Bölüm 46: Son Kurşun2.203 kelime
- 50 Bölüm 47: Berzan ağam1.720 kelime
- 51 Bölüm 48: Şimdi ne olacak?2.295 kelime
- 52 Bölüm 49 - Cenaze mi varmış?2.068 kelime
- 53 Bölüm 50: Hanımağam3.153 kelime
- 54 Bölüm 51: Umarım ölmüşsündür!2.364 kelime
- 55 Bölüm 52: Dedikodu2.458 kelime
- 56 Bölüm 53: Kanla yazılan adalet2.324 kelime
- 57 Bölüm 54: Kalbimin enkazı1.140 kelime
- 58 Bölüm 55: Gece Misafiri2.914 kelime
- 59 Bölüm 56: Mardin Kalesi2.200 kelime
- 60 Bölüm 57: Aşk Sarhoşu1.886 kelime
- 61 Ferhat ve Zelal Özel - Kalbin yarası1.215 kelime
- 62 Bölüm 58: Sabahın Körü2.092 kelime
- 63 Bölüm 59: Ağaya bak hele.1.809 kelime
- 64 Bölüm 60: Davet2.177 kelime
- 65 Bölüm 61: Yunan Tanrısı2.036 kelime
- 66 Bölüm 62: Oyun içinde oyun3.918 kelime
- 67 Bölüm 63: Beylerbeyi Çiftliği2.479 kelime
- 68 Bölüm 64: Kalbin barikatları2.325 kelime
- 69 Bölüm 65: Kendi ayaklarımızın üzerinde1.244 kelime
- 70 Bölüm 66: Bulaşıkçı2.306 kelime
- 71 Bölüm 67: Mutluluğa doğru ilk adım6.269 kelime
- 72 Bölüm 68: Mardin Sokaklarında İtalyan Usulü Yürüyüş2.383 kelime
- 73 Bölüm 69: Gidelim buralardan2.439 kelime
- 74 (Final) Bölüm 70: Ailem7.435 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Herşey farklı olsaydı hayatım nasıl olurdu? Eğer şu an burada bir şarap evinde gözyaşları içinde oturmasaydım mesela. Eğer şu an en çok güvendiğim kişiden böylesine büyük bir kazık yemeseydim, hayatım nasıl olurdu?
Küçük yaşta başkalarının gözünde büyük görünmeseydim, çocukluğumu yaşayabilseydim. Hayatım çok daha güzel olur muydu? O kadar çok soru vardı ki aklımda. Asla cevabını bulamıyacağım binlerce soru. Cevaplarından korktuğum sorular...
"Azad? Neyin var? Dünden beri çok düşüncelisin." Bu ses Ferhat'a aitti. Uzun süredir beni tanıdığı için iyi olmadığım an saniyesinde anlamak gibi bir huyu vardı.
Elinde tuttuğu kadehi yavaş bir hareket ile bana itti. "Dün bir kabus gördüm..." diyerek geçiştirdim. Anlamış gibi kafasını sallamasına rağmen bana inanmadığına emindim.
Uzattığı kadehi yavaş yavaş doldurmaya başladığı sırada konuşmaya devam etti. "Süryani şarabı, Mardin'den geliyor. Seversin..." Yavaş yavaş dolan kadehe takıldı gözlerim.
Bir süre sustu. Bir kaç saniye sanırım... Bana saatlerdir sessizmiş gibi geliyordu. O kadar uzun süredir zaman kavramını kaybetmiştim ki. Bir sabahı bir akşamı bilirdim. Bir gündüzü, bir geceyi.
"Hatırlıyor musun? Burayı açtığımız zaman süryani burada ki şarapları beğenmeyip Mardin'den getirip burada içerdin." Kafa sallamakla yetindim. "Sonra dekorasyonu beğenmeyip bir daha gelmedin. Senin için tüm dükkanı tadilata aldım."
Aklım bir an şarap evinin açılışına gitti. Ortak olarak Mardin'in en güzel yerinde büyük bir heves ile açtığımız çok güzel bir mekandı. İlk günler çok güzel gitmesine rağmen babam olacak kişinin alkol mekanı açtığımı öğrenmesi ile kıyameti koparması ile kimse korkudan gelmez oldu.
Beni alkolik, Ferhat'ı dolandırıcı diye herkese tanıtan Kudret Aladağ yüzünden hayallerini kurduğumuz mekanı açılışından tam yirmi sekiz gün sonra kapatmak zorunda kalmıştık.
"Tek başına burada bir yer açman daha mantıklıydı. Her gün Mardin-Diyarbakır yapacak halin yoktu ya..." Dediğim sırada karşımdaki adama baktım. Gözleri üzerimdeydi. Ben hiçbir şey sahibi olamazdım babam yüzümden.
Herşeyime karışıp dururdu. Azber Holding'in bile yönetim kuruluna girerek işlerime ortak olmaktan çok büyük zevk alırdı. "Fark etmezdi bana. Seninle kurduğum hayalleri tek başıma yaşamak zorunda kaldım diyelim..."
Gülümsemeden edemedim. Sahi ben bir ara çok hayal kurardım. Benim kurduğum hayalleri kim aldı elimden? "Benim ile başka ne hayalin vardı?"
"Dünyayı gezmek. Amerika'dan Avustrulya'ya gezilmedik yer bırakmamak..."
Bir süre susmam ile konuşmaya devam etti. "Beraber evlenip çoluk çocuğada karışırdık Berzo ne dersin?" Beklemediğim teklif karşısında gülmeden edemedim. "Bu asılsız teklifinizi düşünmem lazım ama bana bir daha Berzo dersen seni..."
"Cumhuriyet meydanında sallandırırsın. Biliyorum. Alıştım artık tehditlerine ama söyle neyin var kardeşim? Anlat artık."
"Boşver, içelim." Demem ile ses etmeden önünde ki kadehi kaldırarak bana eşlik etmeye koyuldu. Unutmak istiyordum. Annemin yaşadıklarını, dün gece gördüğüm kabusu hatta tüm geçmişimi.
Her şeyi unutmak istiyordum. Veya haykırmak. Bağırmak. Sesimi duyurmak, ancak bunu seneler önce yapmam lazımdı. Belki o zaman bu kadar geç kalmazdım bazı şeylere.
⛓️ Bir kaç saat sonra ⛓️
Ferhat'ın çalan telefonu ile kafamı masadan kaldırdım. Başım çatlıyordu, içkiyi biraz fazla abartmıştım. Her zaman olduğu gibi yine sızana kadar içmeyi başarmıştım. Gözlerimi ovalayarak etrafıma bakınmaya başladım.
Tek başımaydım ve tam karşımda ısrarlı bir şekilde çalan telefon vardı. Elimi uzatarak telefonu aldım. Ekranda ki isim kanımın donmasına yetmişti.
Kudret Aladağ.
Uzun uzun çalan telefonun ekranını izledim. Açmaya elim varmıyordu. Açsam olacakları az çok tahmin edebiliyordum. Bağırıp, çağıracaktı. Arkamdan yaklaşan ayak sesleri telefonun zil sesine ortak olduğu sırada Ferhat'ın sesi duyuldu.
"Kim o arayan?"
Cevap vermeden telefonu ona uzattım ve yüzünde ki gülümseme ile açtı. "İyi akşamlar Kudret amca." Adı batasıca... Ferhat ister istemez gerilmeye başlamamı fark etmişmiydi bilmiyordum ama ben rahatsız olmaya başlamıştım. O adamın adını duymak bile nefessiz kalmama yetiyordu. "Evet, burada. Yanımda."
"Dört gündür eve mi gelmiyor? Tamam Kudret amca söylerim."
Derin bir nefes alarak Ferhat'ın konuşmasına izin vermeden yerimden kalktım. "Ben artık kalkayım kardeşim," demem tamamen formalite icabıydı. Çoktan üzerime montumu geçirmiştim.
Gitmeliydim. Ferhat telefonu kapatır kapatmaz kolumu tutarak beni oturduğum sandalyeye tekrar oturttu.
"Bana olanları anlatmadan şuradan şuraya adım atamazsın."
Yok bir şey demem ile kaçamıycağımın o an farkına vardım. Zihnim anlatmak ile susmak arasında gidip geliyordu. Anlatırsam beni yargılamasından korkuyordum. Normal koşullarda bunu asla yapmazdı ancak bu durum normal bir koşul değildi. Anormallikten öte, kendimden nefret etmeme sebep olan iğrenç bir durumdu.
"Anlat artık Azad."
"Annemin felçli kalmasının sebebi babammış," dedim birden. Yutkunduktan hemen sonra bakışlarımı Ferhat'a doğru kaldırdığımda bana anlamsız bakışlarla bakıyordu. Söylediklerime inanmak istemezmiş gibi bir hali vardı. Gözlerimi bir anlığına kapattığımda hatırladığım tek görüntü annemin istemediği ilaçlardı. Kendi ellerimle yıllarca onu içirdiğim ilaçlar...
"Ne? Nasıl. Saçmalama oğlum, Kudret amca öyle bir şey yapmaz."
İşte bu cümle bardağı taşıran son damlaydı. "Ben gitsem iyi olacak," diyerek oturduğum yerden ani bir hareketle kalkarak mekandan çıktım. Karşı sokakta duran arabama yöneldim ve çalıştırdım.
Artık bazı şeyleri ortaya çıkarma vakti gelmişti. Artık herkesin herşeyi öğrenme vakti gelmiş geçiyordu. Kudret Aladağ'ın kim olduğunu herkese gösterecektim.
___ Bölüm sonu ___
Bölüm etkileşimi
