Kader Çizgisi kitap kapağı

7. bölüm / 74

Kader Çizgisi

Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.

Vaveyla Yazarı: Eliz’in Hikayeleri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 74Şu an: Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.
  1. 1 Tanıtım 🔗167 kelime
  2. 2 - UYARI -286 kelime
  3. 3 Bölüm 1 ⛓️ Zehir1.821 kelime
  4. 4 Bölüm 2 - İlaç761 kelime
  5. 5 Bölüm 3 - Karar1.101 kelime
  6. 6 Bölüm 4 - Terkediliş949 kelime
  7. 7 Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.1.967 kelime · Okuduğun bölüm
  8. 8 Bölüm 6 - Sevgili Berzan1.753 kelime
  9. 9 Bölüm 7 - Hatırlamıyorum1.115 kelime
  10. 10 Bölüm 8 - Yandım Gönlüm1.230 kelime
  11. 11 Bölüm 9 - Nişanlıyız Biz Berzan2.490 kelime
  12. 12 Bölüm 10 - Vicdan payı2.508 kelime
  13. 13 Bölüm 11: Evlenecek misin benimle?1.767 kelime
  14. 14 Bölüm 12 - Amerika Yolcusu1.140 kelime
  15. 15 Bölüm 13 - Ağa Toplantısı1.786 kelime
  16. 16 Bölüm 14: Çatışma1.918 kelime
  17. 17 Bölüm 15: Helin Rezan1.901 kelime
  18. 18 Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ1.686 kelime
  19. 19 Bölüm 17: Alo? Kudret amca1.053 kelime
  20. 20 Bölüm 18: Şarap Evi1.305 kelime
  21. 21 Bölüm 19: Tehdit1.711 kelime
  22. 22 Bölüm 20: Konağın kapalı kapıları1.304 kelime
  23. 23 Bölüm 21 - Yüzleşme2.581 kelime
  24. 24 Bölüm 22 - Gelinlik Mağazası2.391 kelime
  25. 25 Bölüm 23 - Helin’in Sonu1.170 kelime
  26. 26 Bölüm 24 - Beklenmedik Misafir2.470 kelime
  27. 27 Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.1.768 kelime
  28. 28 Bölüm 26: İndir o silahı.1.475 kelime
  29. 29 Bölüm 27: Yalnız değilsin Berzan2.236 kelime
  30. 30 Bölüm 28: Duru Neva2.952 kelime
  31. 31 Bölüm 29: Ateş Enzo Yıldırım2.442 kelime
  32. 32 Bölüm 30: Yeniden Doğuş2.530 kelime
  33. 33 Bölüm 31: Annem!1.705 kelime
  34. 34 Bölüm 32: ilayda'm1.407 kelime
  35. 35 Bölüm 33: Sonsuz Sessizlik1.706 kelime
  36. 36 Bölüm 34: Yalan İfade3.254 kelime
  37. 37 Bölüm 35: Çilingir Sofrası2.901 kelime
  38. 38 💋 İlk adım, ilk yangın 🔥(Ferhat & Zelal -Özel bölüm)1.745 kelime
  39. 39 Bölüm 36: Kalbimden sana kalan son hayat1.404 kelime
  40. 40 Bölüm 37: Ateş kim?1.687 kelime
  41. 41 Bölüm 38: İlayda nerede?1.534 kelime
  42. 42 Bölüm 39: İtalya1.530 kelime
  43. 43 Bölüm 40: Doktorların kardeşi2.327 kelime
  44. 44 Bölüm 41: Aladağ Hanedanı2.531 kelime
  45. 45 Bölüm 42: Bervan Dara Aladağ3.227 kelime
  46. 46 Bölüm 43: İtalya’nın zehri6.166 kelime
  47. 47 Bölüm 44: Parçalanmış hayatlar3.741 kelime
  48. 48 Bölüm 45: Mardin’in karanlık gecesi2.737 kelime
  49. 49 Bölüm 46: Son Kurşun2.203 kelime
  50. 50 Bölüm 47: Berzan ağam1.720 kelime
  51. 51 Bölüm 48: Şimdi ne olacak?2.295 kelime
  52. 52 Bölüm 49 - Cenaze mi varmış?2.068 kelime
  53. 53 Bölüm 50: Hanımağam3.153 kelime
  54. 54 Bölüm 51: Umarım ölmüşsündür!2.364 kelime
  55. 55 Bölüm 52: Dedikodu2.458 kelime
  56. 56 Bölüm 53: Kanla yazılan adalet2.324 kelime
  57. 57 Bölüm 54: Kalbimin enkazı1.140 kelime
  58. 58 Bölüm 55: Gece Misafiri2.914 kelime
  59. 59 Bölüm 56: Mardin Kalesi2.200 kelime
  60. 60 Bölüm 57: Aşk Sarhoşu1.886 kelime
  61. 61 Ferhat ve Zelal Özel - Kalbin yarası1.215 kelime
  62. 62 Bölüm 58: Sabahın Körü2.092 kelime
  63. 63 Bölüm 59: Ağaya bak hele.1.809 kelime
  64. 64 Bölüm 60: Davet2.177 kelime
  65. 65 Bölüm 61: Yunan Tanrısı2.036 kelime
  66. 66 Bölüm 62: Oyun içinde oyun3.918 kelime
  67. 67 Bölüm 63: Beylerbeyi Çiftliği2.479 kelime
  68. 68 Bölüm 64: Kalbin barikatları2.325 kelime
  69. 69 Bölüm 65: Kendi ayaklarımızın üzerinde1.244 kelime
  70. 70 Bölüm 66: Bulaşıkçı2.306 kelime
  71. 71 Bölüm 67: Mutluluğa doğru ilk adım6.269 kelime
  72. 72 Bölüm 68: Mardin Sokaklarında İtalyan Usulü Yürüyüş2.383 kelime
  73. 73 Bölüm 69: Gidelim buralardan2.439 kelime
  74. 74 (Final) Bölüm 70: Ailem7.435 kelime

Ben Berzan Azad Aladağ. Ben Azad. Sadece Azad. Artık sadece Azad, Aladağ'ların bir şeyi olmak istemiyordum. Berzan olmayı hiç istemiyordum. İliğimle kemiğimle hayatımdan nefret etmeye başlamıştım. Beni ben yapan adımdan soyadımdan. Her şeyimden... Bunun tek sebebi oydu. Adını bile hatırlamak istemediğim o şahıs, her şey onun yüzündendi.

"Azad."

Kafamı kaldırdığımda karşımda Ferhat oturuyordu. Hemen arkasında duvarda yüzümü gülümseten o cümle vardı. Bizide üzdüler ama sabah kalkıp tükkan açtık. "Sabah sabah burada ne işin var? Beni mi özledin kardeşim?" İşi dalgasına vurmak için mükemmel bir cevap yakalamıştım. "Napalım? Bizide üzdüler ama sabah kalkıp şarap içtik."

"Saat sabahın dokuzu. Aradın diye yataktan çıkıp dükkanı açmaya geldim, bu saatte şarap mı içilir?" Olumlu bir şekilde kafamı salladım. Onu çileden çıkardığımın farkındaydım ve bu garip bir şekilde hoşuma gidiyordu. "Anlat artık be adam." Derin bir nefes alarak yutkundum. Baştan sona Burak sayesinde öğrendiğim ne varsa anlattım. Annemin ilaçlarını tekrar alıp kimse görmeden diğerlerinin yerine koyduğumu söyledim. O ise sadece "Sen ciddisin..." diyebilmişti.

"Bunun yalanı şakası mı olur?" Olmaz demek yerine kafasını salladı. Bana olan bakışları anlamsızlık doluyken şimdi şefkat doluydu. Beni anladığını biliyordum ve bu üzerimden o kadar büyük bir yük kaldırmıştı ki. Birine kendimi ifade edebilmek, birine kendimi anlatmak o kadar güzeldi ki. Yıllardır taşıdığım bir ağırlıktan kurtulmuş gibi hissediyordum. Bana olan bakışı şimdi ne olacak der gibiydi. Fakat bu tarz bir soru sorarsa verebilecek bir cevabım yoktu çünkü ben de bilmiyordum. Ne olacağını, ne yapacağımı, nasıl bir yol çizmem gerektiği hakkında hiçbir fikrim yoktu.

"Son olarak..." diye başladığım cümlenin devamını getirmek istemiyordum. Bunu söylemesemde olmazdı, az önce hissettiğim o rahatlama duygusuna ihtiyacım vardı. "Babam beni evlendirmek istiyor. Kız istemeye gideceklermiş."

"Kim?" Bilmediğimi belirten bir ses çıkardım dudaklarımın arasında. "Gerçekten merak ettiğin bu mu?" Kuru ve duygusuz bir tonla evet dedi sadece. "Neden öyle diyorsun? Konuş, tanış. Belki çok iyi anlaştığın biri olur kardeşim."

"Ben kimseyle anlaşmak istemiyorum."

"Böyle geçiştirip atma derim ben. Baban annene karşı dünyanın en kötü adamı bile olsa senin kötülüğünü istemez." Dudaklarımın arasından bir kahkaha sesi patladığında Ferhat bile neye uğradığını şaşırmıştı.

"Ya ne demezsin. Yaptığı her şey beni sevdiğinden." Beni çok sevdiğinden hayatımı bana zehir etmeye kodlamış kendini. Canım babam, ne de güzel düşünür evlatlarını...

"Bircan'dan haber alıyor musun?" Diye sorduğu soruya karşılık bakışlarımı bakışlarına kenetledim. Olumsuz bir cevap vermek yerine kafamı olumsuz bir şekilde salladım. "Aramaya devam ediyor musun?" Bir kez daha kafamı olumsuz salladım. "Vazgeçtim. Hepsi beni terk edip gitti." Ferhat anlamsız bakışlar ile beni izlemeye devam etti. "Vazgeçmek sana yakışmıyor, benim tanıdığım Berzan değil bu..."

"Senin tanıdığın Berzan öleli çok oldu. Bir daha bana öyle hitap etme. Azad de, kardeşim de, şerefsiz de, hatta piç de. Ne dersen de ama bana bir daha Berzan deme."

"Nedir bu Berzan kini anlamadım gitti," diyerek sitem ettiğinde yüzümde beliren acı bir gülümseme ile sessizliğimi korudum.

"Ee? Ne zaman kız istemeye gidiyoruz?"

"Asla! Kapat konuyu."

"Eninde sonunda evleneceksin. Ne asla? Güzel bir kızdır belki. Anlaşırsanız yok deme, sevilmekten daha güzel ne var bu hayatta?"

"Özgürlük." Bu cevabımı anlamayacağından emindim. Onun ve tüm Mardin gözünde anlı şanlı Aladağ'ların oğluydum. Hayatım ne kadar kötü olabilirdi ki? Mükemmel bir kariyer, ilgili bir babam, hasta bir annem, yurt dışına okumaya gitmiş bir abim, bir ablam vardı. Bir de küçük yaşta kaybolmuş bir kardeşim.
Normal basit bir aileydik, ne olabilirdi ki? Buralarda az çok herkesin başına gelen şeylerdi. Herkesin gözünde normal bir aileydik.

Sözde örnek bir aşirettik.
Sözde...

"Helin dönüyor biliyor musun? Okulunu bitirmek istemiyor." Diyerek birden konuyu değiştirmesi işime gelmişti. Helin, Ferhat'ın kız kardeşiydi. Yanımızda bize abi abi diyerek arkamızdan koşarak büyümüştü.

"Ne demek istemiyor?" Okulun önemini anlayacak bir yaştaydı oysa ki, ilerde pişman olacağı kararlar aldığının farkına vardığında çok geç olacaktı fakat o bunu görmek istemiyordu, hem kafasının dikine giderek, aklından geçen en ufak şeyi saniyesinde yapan deli bir kızdı.

"Helin'i biliyorsun, en ufak fikir geçsin o küçük beyninden, kimseyi dinlemez fikir sormaz. Üç gün önce babamı arayıp ben okulu bırakıp Mardin'e dönüyorum, biletimi aldım demiş."

Olumsuz şekilde kafamı salladım. Anlam veremiyordum. "Deli kız..." diyerek geçiştirdiğimde Ferhat'ın yüzünde bir tebessüm belirdi. "Ne oldu?"

"Hatırlıyor musun? Annelerimiz hamileyken hayal kurardık. Berivan ve Helin'de bizim gibi ayrılmaz dost olsun, birbirlerini asla kaybetmesinler diye..."

Yüzümde oluşan acı gülümseme hayalimizin asla gerçekleşmeyeceği gerçeğini gözler önüne seriyordu. Berzan yıllar önce Berivan ile Mardin'den gittiklerinde ikisinden de bir daha asla haber alamadık. Yok oluşlarından beş ay sonra Berivan'ın, dört yıl sonra Bervan'ın öldü haberi ulaşmıştı. Bircan ise onlar gittikten bir gün sonra terk etti bizi. Ancak onun nerede olduğunu biliyordum. Benim ile iletişime geçmek istemediğini bildiğim gibi... Mutlu bir ailenin çocuğuyken kendimi birden bir başıma bir kabusun ortasında bulmuştum. Oysa, ablam, abim ve kardeşim varken herşey o kadar güzeldi ki.

"Özür dilerim ben seni üzmek istemedim..."

"Sorun yok kardeşim. Saat kaç oldu?" Diye sormam ile kolunda ki saate çevirdi bakışlarını. "Akşam. Altı olmuş."

"Ne ara akşam oldu lan?" Gerçekten zaman kavramını kaybetmiştim. Daha fazla zaman kaybetmeden yola koyulmam lazımdı, biraz daha burada kalırsam yeni sarhoşluktan kafamı kaldıramayacak hale gelecektim."Ben artık kalkayım," dememle oturduğum sandalyeden kalktığımda Ferhat'ta ayağa kalkarak bana sarıldı. O kadar iyi gelmişti ki bu sarılma, yüklerimi bir kaç saniyeliğine yok olmuş gibiydi.

"Beni sağdıç ve nikah şahidin yapmazsan seni Dağ Kapı meydanında sallandırırm Azad Aladağ."

"Benimle beraber sallanırsın," dediğimde gülümsedi. "Ben asla evlenmem kardeşim. Hayal kurma," diyerek yan sandalyede bulunan ceketimi, masanın üzerinde ki sigara paketimi, çakmağımı, araba anahtarını ve cüzdanımı alarak mekandan çıkmaya hazırlandım.

"Sakın bir kerede Ferhat geliyorum içiyorum hesap ödeyeyim mi kardeşim deme zaten..."

"Yıllık olarak Azber Holding'ten aldığın kar payına say kardeşim." Şerefsiz, en yakın arkadaşım diye herkesten fazla pay alıyordu. Bilerek ona hep iki-üç katını gönderiyordum. Kalkıp bir de şarap parası istiyordu. Gülümseyerek arabama doğru yürümeye başladım. Mardin yolunu tuttuğumda aklımda binbir düşünce vardı. En önemlisi ise bundan sonra neler olacağıydı. Kendime bir ev tutup o konaktan uzaklaşmam lazımdı. Orada daha fazla kalmam kendime saygısızlık olurdu.

Yaklaşık bir saat sonra konağa ulaşmıştım. Avluya girdiğimde hiç bir ışık yanmıyordu. Herkesin uyumuş olma ihtimali ne kadar yüksekti bilmiyorum ancak işime gelmişti, kimseyi görmek istemiyordum. Yavaş adımlar ile annemin odasına doğru yöneldim, kapının ardından gördüğüm kadarıyla uyuyordu. Aynı sessizlikle yanından uzaklaşarak mutfağa doğru yürümeye başladım. Kendime bir kahve yapmam lazımdı. Işığı yakar yakmaz karşımda Zelal'i gördüğümde korkudan sıçradım. Gözleri dolu bir şekilde karanlıkta oturmuş ağlıyordu.

"Zelal?"

"Ağam. Korkuttum, kusura bakmayın." Zelal, İstanbul'da okuduğu okulunu yarıda bırakarak memleketine, annesinin yanına gelmişti. Annesi benim çocukluğumdan beri bizim yardımcımızdı, annemle çok yakın arkadaşlardı yıllar önce. "Sorun değil, iyi misin?" Diye sormakla yetindim.

Ağlamaklı gözlerini hızla silerek olumlu bir şekilde kafasını salladı. "İyiyim ağam. Bir isteğiniz mi vardı?" Mutfağa girdiğim için bunu sorduğunu biliyordum, bir ihtiyacım olmasa mutfağa asla girmeyen biriydim. "Kendime kahve yapacaktım," demem ile hemen ayaklanarak dolaba yöneldi.

"Ben yaparım Zelal. Otur, sende ister misin?" Dediğimde şaşırmış bir ifade ile yüzüme bakmaya başladı. "Olur mu hiç öyle? Olmaz ağam. Ben hemen yaparım."

"Şükür. Elim ayağım tutuyor Zelal. Bir kahve alt tarafı." İtiraz etmemin ardından kendisinin içmeyeceğini söyleyerek bir kez daha gözlerini sildi. Kahveyi yapmaya başladığım sırada konuşmaya başladım. "Ağladın mı sen? Ne oldu?"

"Yok ağam. Ne ağlaması..."

Ağladığından emindim ama söylememesi kendi kararıydı ve üzerine gitmeyecektim. Nezaketten sorduğum basit bir soruydu ve üzerine düşersem farklı yerlere çekeceğinden emindim. Bu nedenden dolayı konuyu kapattım. Benden fazlasıyla hoşlandığının farkındaydım.

"Evleniyormuşsunuz ağam..."

Bakışlarımı elimde ki kahve paketinden ayırarak Zelal'e doğru çevirdim. "Öyle mi yapıyormuşum?"

"Nasıl?" Şaşkın bakışlarla beni izliyordu. Şaşırırdı tabi, o kadar soğuk çıkmıştı ki ses tonum. Olaydan ne kadar bağımsız ve alakasız olduğum belliydi. "Babam öyle bir karar almış ancak benim kabul etmek gibi bir durumum yok."

"Ama, kız istemeye gittiler."

"Ne?" İşte bu bugünün beklemediğim detayıydı. "Nereye? Neredeler?" Diye sorduğum soruyla sesimde ki endişe hemen belli olmuştu. Sözde bana haber verecekti. Şaka gibi adam benim adıma bana kız istemeye gitmişti.

"Bir bilgim yok ağam."

"Bana bir daha ağam dersen seni uykunda boğarım Zelal." Demem ile yutkunması bir oldu. Çok sert olmuş olabilirdi, kabul ancak bu lakaptan o kadar nefret etmeye başlamıştım ki, Kudret Aladağ'a bağlı ne varsa nefret ediyordum.

Elimde ki kahve paketini bırakarak hızla mutfaktan ayrılarak kapıda bekleyen emektarlara doğru yöneldim. "Arzu ablagil nereye gitti? Bilginiz var mı?"
Biri olumlu bir şekilde kafasını sallayarak bildiğini onayladı. "Rezan'ların evine uğrayacaklardı ağam, birazdan gelirler."

Rezan'ların evine uğramaları benim işime gelirdi, kız istemeye gitmemişlerdi. Cebimde ki telefonu çıkararak Devin'i numarasını bularak onu aradım. Mardin'in en büyük aşiretinin ağası olarak kesin toplantıda oda vardı. Kendisi, anne tarafından kuzenimdi. Belki de bu topraklarda anlaşabildiğim tek kişi sayılabilirdi. Uzun çalışlar sonucu açılan telefondan gelen sesine karşılık hemen sormam gereken soruyu sordum.

"Toplantıya geldin mi?"

"Hıhımm." Kesin yine tıka basa yemek yiyordu, böyle bir ses çıkarmasının başka bir açıklaması yoktu. "Ne konuşuldu? Ne karara vardılar?" Sesimdeki telaşı gizlemiyordum bile, benim adıma karar almasına izin veremezdim.

"Evlilik konusu konuşuldu. Artık yaşı geldi, evde kaldı muhabbetleri. Uygun kızlar kimlerdir, kim hangi aşiretin kızıdır, Aladağ'lara kim yakışır falan."
"Kim yakışırmış?" Asla cevabı umursamıyordum ama merak etmiştim potansiyel kişiyi.

"Bilmiyorum, çoğu yerde uyukladım."

"Helal olsun sana örnek ağa! Mardin'in gurur kaynağı."

"Konuşman bittiyse kapatır mısın?" Dedi çok sakin bir rahatlıkla. "Karımı seviyorum, rahat bırak bizi."

"Yenge?" dedim. "Döv şunu."

"Seve seve!" Hemen ardından gelen tok sesten, yengemin Devin'e hiç tereddütsüz vurduğunu anladım. Gülmemek için kendimi zor tuttum.
Telefonu kapattığım gibi derin bir nefes alarak karşımdaki kale manzarasına çevirdim kafamı. Babama hayır dememe rağmen benim isteklerimi hiçe sayacağını bilsemde bunu arkamdan yapacağı aklımın ucundan geçmezdi. Ellerimi cebime yerleştirerek gece ışıkları ile parlayan kaleyi izlemeye başladım.

"Ağa...Şey. Berzan bey. " Bu Zelal'in sesiydi.

"Bir sorun mu var?" Hayır demek yerine kafasını sallayarak elinde tuttuğu tepsiyi avlunun köşesindeki masaya bırakarak konuşmaya başladı. "Size kahve getirdim."

"Teşekkür ederim Zelal," dememden sonra gitmesini beklerdim ancak olduğu yerde durmuş beni izliyordu. "Yalnız kalabilir miyim?" Bir şey demeden yanımdan uzaklaştı.

İçimde Devin'in toplantıda olanların hepsini söylemediği gibi bir bis vardı içimde. Babamların durduk yere Rezan'lara gitmeside normal değildi ama bu konu hakkında bir şey düşünmek istemiyordum benimle alakalı olmasının ihtimali yoktu. Sonuçta, Rezan'ların evlilik yaşında kızları yoktu. Diyarbakır kökenli olan bir aşiret olmasına rağmen Mardin'de o kadar çok yer satın almışlardı ki. Artık burada laf sahibi olan nadir kişilerden biriydi. Aşiretin başında ki kişi olarak Miran Rezan, eşi Ekim'in adına Eski Mardin'de oteller, restoranlar, kafeler ve çeşitli mekanlar açmıştı.

Derin bir nefes alarak düşüncelerimden çıkmaya çalıştım. Beni zorla böyle bir yola sokmasına kayıtsız kalamazdım. Zaten evlilik ile yakından uzaktan alakam yoktu, böyle bir ilişkiye bugüne kadar ihtiyaç duymamıştım, duymuyordum. Bugüne kadar önceliğim hep kendim ve annem olmuştu, çocukluğumun yaralarını sarmak istiyordum. Bunun içinde kendime vakit ayırmam gerektiğini çoktan anlamıştım. Tabi, benim kendime ayırdığım vakit kafayı bulup sabahlara kadar içmekti ancak bundan başka bir yolunu bulamamıştım. Ancak kafam güzelken yaralarımın derinliğini unutabiliyordum.

Avludan gelen araba sesi, kafamın içinde ki seslerin susmasına sebep olmuştu. Konağın üst katından alt katı izlemeye başladım, sonunda Kudret bey konağa gelebilmişti. Önce uzun süredir şöförlüğümüzü yapan Hıdır amca indi ve arabanın arka kapısını açtı. Hemen sonrasında ilk inen Kudret bey, onun ardından inen Arzu ablaydı.

"Gel kızım, hoşgelmişsen evine," demesinden bir şeyin ters olduğunu anlamıştım. Arabadan önce bir topuklu ayakkabı uzandı dışarı. Taşa değdiği an çıkan ses, içimdeki huzursuzluğu büyüttü. Ardından ikinci ayak indi. Kapı hâlâ açıktı; sanki bilerek bekletiliyordum. Dişlerimi sıktım. Sonra kız tüm bedeniyle arabadan çıktı. Başını kaldırıp doğrudan gözlerimin içine baktı. O bakış... ne meydan okuma vardı ne çekinme.

Gözlerimin içine baktı. O bakış. Tanıyordum. En iyi arkadaşımın kardeşi. Ferhat'ın kardeşi. Neden burada olduğunu biliyordum. Ve beynimde tek bir cümle çınladı: Bu kız daha on altı yaşında. Ben düşüncelerimin arasında kaybolurken o kendinden emin adımlarla bana doğru yürüyordu. Yüzünde o kadar güzel bir gülümseme vardı ki, herkesi bana aşık olduğuna inandırabilirdi. Fakat ben onu o kadar iyi tanıyordum ki, böyle bir şey olmadığına adım gibi emindim. Bu yine de onu durdurmuşsa benzemiyordu. Üzerime doğru yürüdü. Dur demeye fırsatım olmadan mesafeyi kapattı ve sarılmaya kalktı. Refleksle omuzlarından tutup geri ittim.

"Delirdin mi sen?" dedim, sesim kontrolümden çıkmıştı. "Ne yapıyorsun?" Hiç korkmadı. Geri çekilmedi. Aksine, yüzünde o sinir bozucu sakinlik belirdi.

"Merhaba," dedi. "Ben Helin."

Bir an durdu, sanki tadını çıkarıyormuş gibi.

"Müstakbel eşin."

Bölüm sonu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.050okunma 63beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18