Kader Çizgisi kitap kapağı

17. bölüm / 74

Kader Çizgisi

Bölüm 15: Helin Rezan

Vaveyla Yazarı: Eliz’in Hikayeleri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 74Şu an: Bölüm 15: Helin Rezan
  1. 1 Tanıtım 🔗167 kelime
  2. 2 - UYARI -286 kelime
  3. 3 Bölüm 1 ⛓️ Zehir1.821 kelime
  4. 4 Bölüm 2 - İlaç761 kelime
  5. 5 Bölüm 3 - Karar1.101 kelime
  6. 6 Bölüm 4 - Terkediliş949 kelime
  7. 7 Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.1.967 kelime
  8. 8 Bölüm 6 - Sevgili Berzan1.753 kelime
  9. 9 Bölüm 7 - Hatırlamıyorum1.115 kelime
  10. 10 Bölüm 8 - Yandım Gönlüm1.230 kelime
  11. 11 Bölüm 9 - Nişanlıyız Biz Berzan2.490 kelime
  12. 12 Bölüm 10 - Vicdan payı2.508 kelime
  13. 13 Bölüm 11: Evlenecek misin benimle?1.767 kelime
  14. 14 Bölüm 12 - Amerika Yolcusu1.140 kelime
  15. 15 Bölüm 13 - Ağa Toplantısı1.786 kelime
  16. 16 Bölüm 14: Çatışma1.918 kelime
  17. 17 Bölüm 15: Helin Rezan1.901 kelime · Okuduğun bölüm
  18. 18 Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ1.686 kelime
  19. 19 Bölüm 17: Alo? Kudret amca1.053 kelime
  20. 20 Bölüm 18: Şarap Evi1.305 kelime
  21. 21 Bölüm 19: Tehdit1.711 kelime
  22. 22 Bölüm 20: Konağın kapalı kapıları1.304 kelime
  23. 23 Bölüm 21 - Yüzleşme2.581 kelime
  24. 24 Bölüm 22 - Gelinlik Mağazası2.391 kelime
  25. 25 Bölüm 23 - Helin’in Sonu1.170 kelime
  26. 26 Bölüm 24 - Beklenmedik Misafir2.470 kelime
  27. 27 Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.1.768 kelime
  28. 28 Bölüm 26: İndir o silahı.1.475 kelime
  29. 29 Bölüm 27: Yalnız değilsin Berzan2.236 kelime
  30. 30 Bölüm 28: Duru Neva2.952 kelime
  31. 31 Bölüm 29: Ateş Enzo Yıldırım2.442 kelime
  32. 32 Bölüm 30: Yeniden Doğuş2.530 kelime
  33. 33 Bölüm 31: Annem!1.705 kelime
  34. 34 Bölüm 32: ilayda'm1.407 kelime
  35. 35 Bölüm 33: Sonsuz Sessizlik1.706 kelime
  36. 36 Bölüm 34: Yalan İfade3.254 kelime
  37. 37 Bölüm 35: Çilingir Sofrası2.901 kelime
  38. 38 💋 İlk adım, ilk yangın 🔥(Ferhat & Zelal -Özel bölüm)1.745 kelime
  39. 39 Bölüm 36: Kalbimden sana kalan son hayat1.404 kelime
  40. 40 Bölüm 37: Ateş kim?1.687 kelime
  41. 41 Bölüm 38: İlayda nerede?1.534 kelime
  42. 42 Bölüm 39: İtalya1.530 kelime
  43. 43 Bölüm 40: Doktorların kardeşi2.327 kelime
  44. 44 Bölüm 41: Aladağ Hanedanı2.531 kelime
  45. 45 Bölüm 42: Bervan Dara Aladağ3.227 kelime
  46. 46 Bölüm 43: İtalya’nın zehri6.166 kelime
  47. 47 Bölüm 44: Parçalanmış hayatlar3.741 kelime
  48. 48 Bölüm 45: Mardin’in karanlık gecesi2.737 kelime
  49. 49 Bölüm 46: Son Kurşun2.203 kelime
  50. 50 Bölüm 47: Berzan ağam1.720 kelime
  51. 51 Bölüm 48: Şimdi ne olacak?2.295 kelime
  52. 52 Bölüm 49 - Cenaze mi varmış?2.068 kelime
  53. 53 Bölüm 50: Hanımağam3.153 kelime
  54. 54 Bölüm 51: Umarım ölmüşsündür!2.364 kelime
  55. 55 Bölüm 52: Dedikodu2.458 kelime
  56. 56 Bölüm 53: Kanla yazılan adalet2.324 kelime
  57. 57 Bölüm 54: Kalbimin enkazı1.140 kelime
  58. 58 Bölüm 55: Gece Misafiri2.914 kelime
  59. 59 Bölüm 56: Mardin Kalesi2.200 kelime
  60. 60 Bölüm 57: Aşk Sarhoşu1.886 kelime
  61. 61 Ferhat ve Zelal Özel - Kalbin yarası1.215 kelime
  62. 62 Bölüm 58: Sabahın Körü2.092 kelime
  63. 63 Bölüm 59: Ağaya bak hele.1.809 kelime
  64. 64 Bölüm 60: Davet2.177 kelime
  65. 65 Bölüm 61: Yunan Tanrısı2.036 kelime
  66. 66 Bölüm 62: Oyun içinde oyun3.918 kelime
  67. 67 Bölüm 63: Beylerbeyi Çiftliği2.479 kelime
  68. 68 Bölüm 64: Kalbin barikatları2.325 kelime
  69. 69 Bölüm 65: Kendi ayaklarımızın üzerinde1.244 kelime
  70. 70 Bölüm 66: Bulaşıkçı2.306 kelime
  71. 71 Bölüm 67: Mutluluğa doğru ilk adım6.269 kelime
  72. 72 Bölüm 68: Mardin Sokaklarında İtalyan Usulü Yürüyüş2.383 kelime
  73. 73 Bölüm 69: Gidelim buralardan2.439 kelime
  74. 74 (Final) Bölüm 70: Ailem7.435 kelime

Uçak pistten yükselirken başımı koltuğun arkasına yasladım. Camdan baktığımda Mardin'in ışıkları giderek küçülüyordu. Şehir yavaş yavaş karanlığın içinde kaybolurken içimde tuhaf bir his vardı. Sanki geride bıraktığım şey sadece bir şehir değildi. Orada kalan şey hayatımdı. Parmaklarım koltuğun kenarını fark etmeden sıkıyordu. Kendimi sakin göstermeye çalışıyordum ama içimdeki düşünceler birbirine girmişti. Amerika'ya gitmeyi kabul ederken bunun doğru karar olduğunu düşünmüştüm. En azından o an öyle gelmişti. Fakat uçak havalanır havalanmaz içimde büyüyen pişmanlık hissini bastırmak giderek zorlaşıyordu.

Gözlerimi kapattığımda zihnime gelen ilk şey yine Berzan oldu. Başka bir şey düşünmeye çalışsam bile aklım dönüp dolaşıp yine ona geliyordu. Bu yeni bir şey değildi. Ben çocukluğumdan beri böyleydim. Biz daha küçücükken herkes bizim bir gün evleneceğimizi söylerdi. Aile büyükleri bunu yarı şaka yarı ciddi şekilde dile getirirdi ama o sözler benim zihnime çok daha farklı yerleşmişti. Ben bunu bir ihtimal olarak değil, olacak bir şey olarak görerek büyüdüm. Ben Helîn Rezan'dım ve bir gün Berzan Aladağ'la evlenecektim. Yıllarca bunu böyle düşündüm.

Aramızda sekiz yaş vardı. Ben küçüktüm, o ise çoktan büyümüş biriydi. Çocukken onun peşinden koştuğum günleri hatırlıyorum. O her zaman benden daha uzakta dururdu. Benimle konuşurken sabırlıydı ama aramızda görünmez bir mesafe vardı. Herkes bana aynı şeyi söylerdi. Berzan'ın bana bir abi gibi davrandığını, beni küçük bir kardeşi gibi gördüğünü söylerlerdi. Bu cümleyi ilk duyduğum günü hâlâ hatırlıyorum. O zaman bile içimde garip bir öfke hissetmiştim. Çünkü ben hiçbir zaman onu abim gibi görmedim. Benim için Berzan hiçbir zaman öyle biri olmadı.

Yıllar geçtikçe insanların söyledikleri değişmeye başladı. Çocukken herkes bizim bir gün evleneceğimizi konuşurken büyüdüğümüzde kimse artık bunu dile getirmez olmuştu. Bunun sebebini anlamak zor değildi. Berzan bunu hiçbir zaman istemediğini açıkça belli ediyordu. Benimle konuşurken her zaman mesafeli olmasının sebebi de buydu. Onun gözünde ben hâlâ çocukluğunda peşinden koşan o küçük kızdım. Ama benim gözümde durum hiçbir zaman böyle değildi.

Bu evlilik meselesi benim için sadece bir duygu meselesi değildi. Bunun başka bir anlamı da vardı. Rezanlar güçlü bir aşiretti ama herkes bir gerçeğin farkındaydı. Aşiretin başında gerçekten güçlü bir lider yoktu. Herkes kendi tarafına çekiliyor, aile yavaş yavaş parçalanıyordu. Bunu görmemek mümkün değildi. Aladağlar ise tamamen farklı bir konumdaydı. Onlar Mardin'de sadece saygı duyulan bir aile değildi, aynı zamanda ciddi bir gücün temsilcisiydi. Ben Aladağ soyadını taşırsam bu sadece benim hayatımı değiştirmeyecekti. Bu aynı zamanda Rezanların kaderini de değiştirecekti. Bu yüzden bu evliliği kabul ederken tek düşündüğüm şey Berzan değildi.

Fakat Berzan bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Ben nişanı kabul ettiğimde bile onun bu işe gönüllü olmadığını biliyordum. Ama o zaman bunu önemsememiştim. İnsanların ne istediği her zaman önemli değildir. Önemli olan sonunda ne olduğudur. Benim düşüncem buydu. Benim için mesele onun şu an ne düşündüğü değildi. Zamanla kabulleneceğini düşünüyordum. Eninde sonunda bu evlilik olacaktı.

Ama şimdi bu uçağın içinde otururken ilk defa başka bir şey düşünmeye başladım. Berzan beni göndermişti. Gerçekten göndermişti. Beni saklamak için, korumak için, sorunlardan uzak tutmak için olduğunu söylemişti ama ben onun yüzünü gördüğümde başka bir şey hissetmiştim. Sanki benden kurtulmuş gibi görünüyordu. Bu düşünceyi zihnimden atmaya çalıştım ama kolay olmadı.

Camdan tekrar dışarı baktım. Artık aşağıda hiçbir şey görünmüyordu. Sadece karanlık vardı. O an içimde netleşen bir şey oldu. Berzan beni uzaklaştırarak bir sorunu çözebileceğini sanıyordu. Ama bu kadar basit değildi. Çünkü benim için mesele hiçbir zaman bu kadar basit olmadı.

Ben Helîn Rezan'dım. Hayatım boyunca istediğim şeylerden vazgeçmedim. Şimdi de vazgeçmeye niyetim yoktu. Amerika'ya gidiyor olmam bu hikâyenin bittiği anlamına gelmiyordu. Bu sadece geçici bir uzaklıktı. Ve ben çok iyi biliyordum ki bazı şeyler mesafeyle ortadan kaybolmaz. Özellikle de insanlar birbirlerinin hayatına bu kadar derin şekilde karışmışsa. Berzan bunu anlamıyor olabilir ama ben anlıyordum. Bu hikâye henüz bitmemişti.

Koltukta biraz daha doğruldum. Kabin ışıkları loştu, insanların çoğu çoktan uykuya dalmıştı. Uçağın içindeki o ağır sessizlik insanın düşüncelerini daha da büyütüyordu. Yanımdaki koltuk boştu. Berzan özellikle böyle ayarlamıştı. Rahat edeyim diye. Güvende olayım diye. Her şeyin düşünülmüş olması tuhaf bir şekilde sinirimi bozuyordu. Çünkü bu düzenin içinde tek bir şey eksikti. Onun kendisi.

Berzan hep böyleydi. Bir şey yaparken kendince doğru olanı yapardı ama kimseye sormazdı. Özellikle bana. Benim ne düşündüğümü merak ettiğini hiç hatırlamıyorum. Çocukken de böyleydi, büyüdüğümüzde de değişmedi. Ben onun yanında konuşurken çoğu zaman beni dikkatle dinlerdi ama sonunda yine kendi bildiğini yapardı. Belki de bu yüzden onunla tartışmak hiçbir zaman işe yaramadı.

Amerika'ya gitme meselesi de aynıydı. Önce bunun bir seçenek olduğunu söyledi. Sonra bunun aslında bir seçenek olmadığını anladım. O konuşurken sesindeki kararlılığı fark etmemiş gibi davranmıştım ama gerçeği biliyordum. Berzan bir karar verdiğinde onu değiştirmek kolay değildi. Benim gitmem gerektiğine inanmıştı ve beni göndermenin en doğru şey olduğuna karar vermişti.

Ama benim için mesele hiçbir zaman sadece gitmek değildi.

Ben Mardin'den kaçan biri değildim.

Orada doğdum, orada büyüdüm. O şehrin her sokağını, her evini, her bakışını tanıyordum. İnsanların birbirleri hakkında nasıl konuştuğunu, hangi ailelerin hangi ailelere düşman olduğunu, hangi isimlerin hangi kapıları açtığını çok iyi biliyordum. Böyle bir yerden çıkıp başka bir kıtaya gitmek kolay bir şey değildi. Özellikle de insanın arkasında bu kadar çok şey varken.

Başımı koltuğun arkasına tekrar yasladım. Uçağın motorlarının sesi sabit bir uğultu gibi kabinin içinde dolaşıyordu. Bu ses insanı bir süre sonra uyuşturuyordu ama benim zihnim hâlâ çok açıktı. Berzan'la yaptığımız son konuşmayı hatırlamaya başladım.

Onun yüzünde alışık olduğum o ciddi ifade vardı. Bana bakarken sanki söylediği şeyin tartışmaya açık olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Ben ise onu izlerken içimde giderek büyüyen bir huzursuzluk hissetmiştim. Çünkü o an onun gerçekten kararlı olduğunu anlamıştım.

Beni gönderiyordu.

Bu düşünceyi o an tam olarak kabul etmemiştim. Belki de kabul etmek istememiştim. Ama şimdi, bu uçağın içinde otururken gerçeği daha net görüyordum. Berzan gerçekten bunu istemişti. Benim gitmemi istemişti.

Bu düşünce içimde ağır bir his bıraktı. Çünkü bugüne kadar hep aynı şeyi düşünmüştüm. Ne olursa olsun Berzan'ın hayatında bir yerde olacağımı sanmıştım. Belki istemeyecekti, belki kabul etmeyecekti ama sonunda yine de aynı yere varacaktık. En azından ben böyle düşünüyordum.

Ama şimdi ilk defa farklı bir ihtimal aklıma geliyordu.

Belki Berzan gerçekten benden uzak bir hayat istiyordu.

Bu düşünceyi zihnimde birkaç saniye tuttum. Sonra başımı hafifçe iki yana salladım.

Hayır.

Bu kadar basit değildi.

Berzan beni çocukluğundan beri tanıyordu. Benim nasıl biri olduğumu herkesten iyi bilirdi. Eğer gerçekten beni hayatından çıkarmak isteseydi bunu çok daha önce yapardı. Yıllardır aynı şehirde yaşamamıza rağmen beni tamamen uzaklaştırmaya çalışmamıştı.

Bu yüzden onun yaptığı şeyin başka bir anlamı olmalıydı.

Belki de gerçekten beni korumaya çalışıyordu.

Ama bu ihtimal bile beni sakinleştirmedi.

Çünkü ben korunması gereken biri değildim.

Camdan dışarı tekrar baktım. Gece hâlâ aynı karanlıkla devam ediyordu. Uçağın kanadındaki küçük ışık aralıklarla yanıp sönüyordu. O ışığı izlerken içimde yavaş yavaş başka bir düşünce oluşmaya başladı.

Ben Amerika'ya gidiyordum.

Ama bu sonsuza kadar sürecek bir şey değildi.

Ben Mardin'den tamamen kopabilecek biri değildim. Orada bıraktığım şeyler vardı. Ailem vardı. Adım vardı. Ve en önemlisi Berzan vardı.

Uzaklık bazen insanları birbirinden koparır.NAma bazen de tam tersini yapar. Ben bunun hangisi olacağını henüz bilmiyordum. Ama bir şeyden emindim. Benim hikâyem Berzan'dan ayrı bir yerde bitmeyecekti.

İstanbul Havalimanı'na indiğimde kalabalık beni hemen içine aldı. İnsanlar her yönden akıyordu. Valizlerin yerde çıkardığı sesler, sürekli yapılan anonslar ve insanların aceleci adımları birbirine karışıyordu. Bir süre yürüdüm ve etrafıma baktım. Burası Mardin'e hiç benzemiyordu.

Elimde tuttuğum bilete baktım. Berzan bana verirken yüzünde o alıştığım ciddi ifade vardı. O an fazla düşünmemiştim. Sanki gerçekten gitmem gerekiyormuş gibi kabul etmiştim. Ama şimdi burada dururken o karar bana eskisi kadar doğru gelmiyordu.

Kapı numarasını bulup bekleme alanına gittim. İnsanlar çoktan koltuklara yerleşmişti. Bazıları telefonla konuşuyor, bazıları kahve içiyor, bazıları ise sessizce uçağın çağrılmasını bekliyordu. Ben de boş bir koltuğa oturdum ve elimdeki bileti bir süre izledim.

Berzan'ın bana söylediği sözler aklıma geliyordu. Gitmemin benim için daha güvenli olacağını söylemişti. Sorunların büyüdüğünü, Mardin'de kalmamın tehlikeli olduğunu anlatmıştı. O konuşurken sesindeki kararlılığı fark etmiştim.

Ama şimdi başka bir şey düşünüyordum.

Belki gerçekten beni korumak istemişti. Belki de sadece beni hayatından uzaklaştırmak istemişti. İkisi arasındaki farkı anlamak o kadar kolay değildi. Ama içimde büyüyen o huzursuzluk bana bir şey söylüyordu.

Ben kaçan biri değildim.

Kapıya doğru baktım. Görevliler hazırlık yapıyordu. Birazdan yolcuları sıraya almaya başlayacaklardı. İnsanlar biletlerini gösterecek, o uçağa binecek ve saatler sonra başka bir kıtada olacaktı.

Ben de aynısını yapabilirdim.

Ama birkaç saniye sonra ayağa kalktım. Elimdeki bilete son bir kez baktım. Sonra onu ikiye katladım ve kapıya doğru yürümek yerine arkamı döndüm. Kalabalığın içine doğru yürümeye başladım.

New York uçağı kalkacaktı. Ama ben o uçakta olmayacaktım.

Havalimanından çıktığımda yüzüme çarpan serin hava biraz kendime gelmemi sağladı. İçerideki kalabalık ve gürültü insanın başını döndürüyordu. Birkaç saniye kapının önünde durup etrafı izledim. İnsanlar bavullarını sürükleyerek taksilere biniyor, bazıları aceleyle telefonla konuşuyordu. Ben ise nereye gideceğimi tam olarak bilmeden kaldırımda duruyordum.

Bir taksi önümde durduğunda fazla düşünmeden kapıyı açıp arka koltuğa oturdum. Şoför dikiz aynasından bana baktı ve nereye gideceğimi sordu. Bir an cevap veremedim. İstanbul'u bilmiyordum. Gidecek belirli bir yerim de yoktu. Sonunda yakında bir kafe olup olmadığını sordum. Adam başını salladı ve arabayı hareket ettirdi.

Taksi birkaç dakika sonra kalabalık bir caddenin kenarında durdu. Camdan baktığımda küçük bir kafe gördüm. Camları sarı bir ışıkla aydınlanmıştı. İçeride birkaç kişi oturuyordu. Sessiz görünüyordu. En azından havalimanındaki kalabalıktan daha sakin bir yerdi.

Cüzdanımı çıkarıp dikiz aynasından taksimetreye baktım. Üç yüz altmış yazıyordu. Gözlerim tekrar cüzdanıma kaydı. İçindeki para Berzan'ın verdiği paraydı. "Bir şeye ihtiyacın olur, cebinde dursun," demişti. Söylerken sesini hâlâ hatırlıyordum. Çantama da kendisi koymuştu. Abim ise Amerika'da kullanmam için bir banka kartı vermişti. Her şey düşünülmüştü. Her şey planlanmıştı.

Cüzdandan iki tane iki yüz lira çıkardım ve şoföre uzattım. Adam para üstünü vermek için cüzdanına davranırken kapıyı çoktan açmıştım. Beklemedim. Arabadan indim ve kapıyı kapattım.

Kafenin kapısını itip içeri girdim. İçerisi sıcak ve kahve kokuyordu. Tezgâhın arkasındaki görevliye bir latte söyledim. Kahveyi beklerken aklıma Eski Mardin'deki Cadının Evi geldi. Orada içtiğim kahvenin tadını düşündüm. Aynı şeyi burada yapabilirler miydi? Sanmıyordum.

Kahvemi alıp pencereye yakın bir masaya oturdum. Camdan dışarı baktım. İnsanlar aceleyle yürüyordu, arabalar durmadan geçiyordu. Her şey hareketliydi ama tuhaf bir şekilde ruhsuz görünüyordu. Nam-ı diğer İstanbul... Herkesin övdüğü bu şehir bana o kadar da etkileyici gelmemişti.

Mardin'in sarı taşlarını düşündüm. Dar sokaklarını, akşamüstü esen o rüzgârı, manzarasını... Daha birkaç saat önce oradaydım. Şimdi ise bambaşka bir yerde oturuyordum. Okul için şehirden ayrıldığım zamanları hatırladım. O zaman bile Mardin'den uzak kalmak zor gelmişti. Ama en azından geri döneceğimi biliyordum.

Şimdi ise gönderilmiştim.

Zorla.

Kahveden küçük bir yudum aldım. Tadına bakar bakmaz yüzüm hafifçe buruştu. Beklediğim gibi değildi. Cadının Evi'nde içtiğim kahvenin yanına bile yaklaşamazdı. Bardağı tekrar masaya bıraktım.

Camdan dışarı baktım. İnsanlar aceleyle yürüyordu. Arabalar durmadan geçiyordu. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibiydi. Ama bu kalabalığın içinde kimse kimseye bakmıyordu. Kimse kimseyi tanımıyordu.

Mardin böyle değildi. Orada herkes birbirini tanırdı. Herkes her şeyi bilirdi. Ve bazen tek bir cümle bile bir şehri ayağa kaldırmaya yeterdi. Berzan'ın beni Amerika'ya göndermesi aklıma tekrar geldi. O an yüzündeki ifadeyi hatırladım. Kararlıydı. Beni gerçekten uzaklaştırmak istiyordu. Sanki hayatından çıkarmak istiyormuş gibi.

Kahve bardağını parmaklarımın arasında çevirdim. Bir süre hiçbir şey düşünmeden oturdum. Sonra aklıma bir şey geldi. Önce sadece küçük bir düşünceydi. Sonra yavaş yavaş büyüdü.

Mardin'de bazı şeyler vardı ki kimse onları görmezden gelemezdi. Aşiret. Soy. Ve çocuk. Başımı hafifçe kaldırdım. Bu düşünce zihnimde netleşmeye başladı.

Eğer bir kadın bir erkeğin çocuğunu taşıdığını söylerse... o mesele artık iki kişi arasında kalmazdı. Bütün şehir öğrenirdi. Bütün aileler karışırdı.

Ve hiçbir erkek böyle bir şeyden kolay kolay kaçamazdı. Özellikle de o erkek Berzan Aladağ'sa. Dudaklarımın kenarında fark etmeden küçük bir gülümseme oluştu.

Belki Berzan beni istemiyordu. Ama bazı durumlarda istemek önemli değildi. Bazı şeyler insanı mecbur bırakırdı. Ben kahveden bir yudum daha aldım. Artık ne yapacağımı biliyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

412okunma 37beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18