27. bölüm / 74
Kader ÇizgisiBölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.
Bölümler 74Şu an: Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.
- 1 Tanıtım 🔗167 kelime
- 2 - UYARI -286 kelime
- 3 Bölüm 1 ⛓️ Zehir1.821 kelime
- 4 Bölüm 2 - İlaç761 kelime
- 5 Bölüm 3 - Karar1.101 kelime
- 6 Bölüm 4 - Terkediliş949 kelime
- 7 Bölüm 5 - Merhaba. Ben Helin.1.967 kelime
- 8 Bölüm 6 - Sevgili Berzan1.753 kelime
- 9 Bölüm 7 - Hatırlamıyorum1.115 kelime
- 10 Bölüm 8 - Yandım Gönlüm1.230 kelime
- 11 Bölüm 9 - Nişanlıyız Biz Berzan2.490 kelime
- 12 Bölüm 10 - Vicdan payı2.508 kelime
- 13 Bölüm 11: Evlenecek misin benimle?1.767 kelime
- 14 Bölüm 12 - Amerika Yolcusu1.140 kelime
- 15 Bölüm 13 - Ağa Toplantısı1.786 kelime
- 16 Bölüm 14: Çatışma1.918 kelime
- 17 Bölüm 15: Helin Rezan1.901 kelime
- 18 Bölüm 16: Azade Barzani Aladağ1.686 kelime
- 19 Bölüm 17: Alo? Kudret amca1.053 kelime
- 20 Bölüm 18: Şarap Evi1.305 kelime
- 21 Bölüm 19: Tehdit1.711 kelime
- 22 Bölüm 20: Konağın kapalı kapıları1.304 kelime
- 23 Bölüm 21 - Yüzleşme2.581 kelime
- 24 Bölüm 22 - Gelinlik Mağazası2.391 kelime
- 25 Bölüm 23 - Helin’in Sonu1.170 kelime
- 26 Bölüm 24 - Beklenmedik Misafir2.470 kelime
- 27 Bölüm 25: Emanetimi evine saklamışsın.1.768 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Bölüm 26: İndir o silahı.1.475 kelime
- 29 Bölüm 27: Yalnız değilsin Berzan2.236 kelime
- 30 Bölüm 28: Duru Neva2.952 kelime
- 31 Bölüm 29: Ateş Enzo Yıldırım2.442 kelime
- 32 Bölüm 30: Yeniden Doğuş2.530 kelime
- 33 Bölüm 31: Annem!1.705 kelime
- 34 Bölüm 32: ilayda'm1.407 kelime
- 35 Bölüm 33: Sonsuz Sessizlik1.706 kelime
- 36 Bölüm 34: Yalan İfade3.254 kelime
- 37 Bölüm 35: Çilingir Sofrası2.901 kelime
- 38 💋 İlk adım, ilk yangın 🔥(Ferhat & Zelal -Özel bölüm)1.745 kelime
- 39 Bölüm 36: Kalbimden sana kalan son hayat1.404 kelime
- 40 Bölüm 37: Ateş kim?1.687 kelime
- 41 Bölüm 38: İlayda nerede?1.534 kelime
- 42 Bölüm 39: İtalya1.530 kelime
- 43 Bölüm 40: Doktorların kardeşi2.327 kelime
- 44 Bölüm 41: Aladağ Hanedanı2.531 kelime
- 45 Bölüm 42: Bervan Dara Aladağ3.227 kelime
- 46 Bölüm 43: İtalya’nın zehri6.166 kelime
- 47 Bölüm 44: Parçalanmış hayatlar3.741 kelime
- 48 Bölüm 45: Mardin’in karanlık gecesi2.737 kelime
- 49 Bölüm 46: Son Kurşun2.203 kelime
- 50 Bölüm 47: Berzan ağam1.720 kelime
- 51 Bölüm 48: Şimdi ne olacak?2.295 kelime
- 52 Bölüm 49 - Cenaze mi varmış?2.068 kelime
- 53 Bölüm 50: Hanımağam3.153 kelime
- 54 Bölüm 51: Umarım ölmüşsündür!2.364 kelime
- 55 Bölüm 52: Dedikodu2.458 kelime
- 56 Bölüm 53: Kanla yazılan adalet2.324 kelime
- 57 Bölüm 54: Kalbimin enkazı1.140 kelime
- 58 Bölüm 55: Gece Misafiri2.914 kelime
- 59 Bölüm 56: Mardin Kalesi2.200 kelime
- 60 Bölüm 57: Aşk Sarhoşu1.886 kelime
- 61 Ferhat ve Zelal Özel - Kalbin yarası1.215 kelime
- 62 Bölüm 58: Sabahın Körü2.092 kelime
- 63 Bölüm 59: Ağaya bak hele.1.809 kelime
- 64 Bölüm 60: Davet2.177 kelime
- 65 Bölüm 61: Yunan Tanrısı2.036 kelime
- 66 Bölüm 62: Oyun içinde oyun3.918 kelime
- 67 Bölüm 63: Beylerbeyi Çiftliği2.479 kelime
- 68 Bölüm 64: Kalbin barikatları2.325 kelime
- 69 Bölüm 65: Kendi ayaklarımızın üzerinde1.244 kelime
- 70 Bölüm 66: Bulaşıkçı2.306 kelime
- 71 Bölüm 67: Mutluluğa doğru ilk adım6.269 kelime
- 72 Bölüm 68: Mardin Sokaklarında İtalyan Usulü Yürüyüş2.383 kelime
- 73 Bölüm 69: Gidelim buralardan2.439 kelime
- 74 (Final) Bölüm 70: Ailem7.435 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eliz'in salonunda, loş ışığın altında kucağımdaki minik kızım Duru'ya bakıyordum. Derin uykusunda hiçbir şeyden habersiz bir şekilde prensesler gibi uyuyordu. Onu her kokladığımda, Eliz ve Cihan Abinin hayatımızı nasıl değiştirdiği geliyordu aklıma.
O cehennem gibi evden, eski kocamın o bitmek bilmeyen baskısından ve şiddetinden beni çekip aldıkları o geceyi hiç unutamıyordum. Cihan Abi kapıyı omuzlayıp içeri girdiğinde, Eliz beni kucağına alıp "Bitti İlayda, artık güvendesin" demişti. O günden beri burası, bu ev benim kalemdi. Eliz, elinde iki bardak soğumuş çayla yanıma oturdu. Bakışları televizyonda ama aklı çok uzaklardaydı. Cihan Abinin o hışımla evden çıkışı, Berzan'ın o WhatsApp grubundaki ölümü çağıran sesi ikimizin de boğazına bir yumruk gibi oturmuştu.
"Eliz," dedim fısıltıyla, kızımı uyandırmaktan korkarak. "Berzan o gün o patron olacak herifi dövdüğünde, 'Bir daha bu kızın etrafında seni görürsem ölünü öperler' demişti. Berzan beni koruyor, biliyorum. Ama şimdi kendi ailesiyle, kendi geçmişiyle öyle bir savaşa girdi ki... Korkuyorum. Ya bu savaşın sonunda o da bir katile dönüşürse? Eliz elimi sıktı. "Berzan'ın içindeki o adalet duygusu çok güçlü İlayda. Ama Burak'ın anlattıkları... Eğer doğruysa, bir evladın bunu kaldırması çok zor. Cihan yanındaysa, Berzan'ın tamamen delirmesine izin vermez. Ama Kudret Ağa... O adamın yaptıkları yenilir yutulur cinsten değil."
Kupa bardağımı avuçlarımın arasında sıkarken, zihnimde yankılanan o ürkütücü hikayelerin etkisinden kurtulmaya çalışıyordum. "Gerçekten o kadar kötü biri mi?" diye sormadan edemedim. Adını duymak bile içimi ürpertiyordu, hakkında anlatılan tek bir iyi kelimeye rastlamamıştım henüz.
Eliz, çayından bir yudum alıp omuz silkti. "Yani, Cihan'ın dediğine göre pek sağlam pabuç değilmiş. Tefinsiz, kuralsız bir tipmiş işte." İster istemez bir kahkaha attım, gözlerimi devirerek ona baktım. "İlahi Eliz! Senin kocan çok sağlam sanki... Adam yürüyen bir seri katil karizmasıyla geziyor ortalıkta, farkında mısın? Cihan abinin bakışıyla insanı duvara çivilediği bir dünyada, kimin sağlam olduğunu tartışmayalım istersen."
Eliz'in bir anlığına suratı düşer gibi oldu, kocasının o sert imajını savunacak bir şeyler aradı ama vazgeçti. Konuyu ustaca kıvırıp bana çevirdi. "Aman, bırak şimdi benim seri katili... Şey, sen Berzan'la ne yaptın? Ne alemdesiniz?"
Derin bir nefes alıp arkama yaslandım. "Bir şey yapmadık... Yani, yapamadık. O patron olacak şerefsiz bana 'yollu' muamelesi yapıp haddini aşınca Berzan gözü döndü. Adamı kanlar içinde bırakana kadar, resmen çiğneye çiğneye dövdü. Ben de o anki gururumla, sanki çok becerebiliyormuşum gibi 'Ben kendimi koruyamıyor muyum? Sana ne oluyor ki!' tribi attım."
Eliz kıkırdayarak bana yaklaştı, gözlerinde o muzip ama şefkatli parıltı vardı. "Ama itiraf et... Metin'den sonra, o ruhu çekilmiş heriften sonra bu sahneler dibini düşürdü değil mi? Seni sahiplenen, senin için dünyayı yakacak, koruyup kollayan 'erkek gibi erkek' bulunca kalbin bir başka çarptı." Yüzüme yayılan o engelleyemediğim gülümsemeyle kahkaha attım. "Evet," dedim, başımı öne eğerek. "Düştü Eliz... Hem de nasıl düştü."
Eliz çayından koca bir yudum alıp arkasına yaslandı, gözlerini kısarak bana muzip bir bakış fırlattı. "Ayol, 'bana ne oluyor' tribi atmış bir de! Kızım, adam senin için patronunu öldüresiye dövdü, sen hâlâ 'özgür kadın' pozlarındasın. Yeme bizi İlayda."
Kıkırdayarak yüzümü ellerimin arasına aldım. "Ama biliyorsun, Metin o kadar ruhumu emmiş ki, birinin beni böyle sahiplenmesi önce bir ürkütüyor. Berzan'ın o korumacı tavrı... Ne bileyim, bir yanım 'kaç kurtul' diyor, diğer yanım 'sarıl bırakma'."
Eliz elini masaya vurup kahkaha attı. "Ayol ne kaçması? Nereye kaçıyorsun? Bak bana, Cihan'ın yanına sığındığımda adamın belinde üç silahla gezdiğini görünce 'eyvah' demiştim. Ama şimdi? Adamın o sert bakışlarının altında pamuk gibi bir kalp olduğunu bir ben biliyorum. Berzan da öyle. O dumanlı gözlerin arkasında sana ve Duru için dünyaları verecek bir adam var."
Bir an duraksadım, sonra sesimi alçaltıp ona doğru eğildim. "Peki sence... Cihan abiyle Berzan arasındaki o 'delilik' yarışı ne olacak? Cihan abi yürüyen cephane gibi, Berzan desen patlamaya hazır bomba. Geçen gün o patronu döverken Berzan'ın gözünde gördüğüm o şeyi Cihan abide de görüyor musun?"
Eliz derin bir nefes verip saçını kulağının arkasına itti. "Görüyorum canım, görmez miyim? Bizimkisi 'seri katil' stili, sessiz ve derinden... Berzan ise fırtına gibi, yıkar geçer. Ama ikisinin de ortak noktası ne biliyor musun? İkisi de sevdikleri kadının saçının teline zarar gelse dünyayı nallarlar. Geçen gün Cihan'a 'Yine mi silah temizliyorsun?' dedim, bana 'Senin huzurun için temizliyorum hatun' dedi. Gel de sevme şimdi bu adamı!"
"Ay sorma ne romantik ama!" diyerek Eliz'e sitem ettiğimde kahkaha atmaya başlamıştık. Bir kaç saniye sonra kendimi toparladığımda konuşmaya başladım. "Berzan da o gün o şerefsize haddini bildirirken bana dönüp 'Bir daha bu kapıdan içeri girmeyeceksin deseydi... İnanır mısın, o an 'Emret paşam' der öylece kabullenirdim. Resmen içimde yıllardır ezilen o kadını çekip çıkardı oradan." Eliz masadaki bisküviden bir parça alıp ağzına attı. "Eee, peki o 'yollu' iması yapan o pislik patron ne olacak? Berzan onu kan içinde bıraktı ama bu tipler arsız olur. Cihan bir şey dedi mi?"
Yüzüm aniden ciddileşti. "Hâlâ mesaj atıyor Eliz. Berzan'ın bu konak davasıyla uğraşmasını fırsat biliyor. Az önce yine yazmış... Ama bu sefer Berzan'a söylemeye korkuyorum. Zaten adamın ailesiyle derdi başından aşkın, bir de bu asalakla uğraşıp elini kana bulasın istemiyorum."
Eliz elini elimin üzerine koydu, bakışları ciddileşti. "Bak İlayda, bu devirde sessiz kalmak yaramıyor. Cihan'a çıtlatırız biz, o sessizce halleder. Ama Berzan'dan saklama, duyarsa asıl o zaman kıyamet kopar. Hem bak, Duru uyudu... Gel biraz daha şu 'seri katil' kocalarımızın dedikodusunu yaparak nasılda sinirimiz dağıldı. Cihan geçen gün eve bir gelmiş, üstü başı toz toprak... Dedim 'Yine kimi gömdün?', adam gülüyor ya!" Kahkahalarımız salonda yankılanırken, dışarıdaki o karanlık Mardin gecesi bir anlığına uzaklaştı bizden. İki yaralı kadındık ama bizi sarıp sarmalayan o 'belalı' adamlar sayesinde ilk kez gerçekten nefes alıyorduk.
Cihan abi kapıdan içeri öyle bir daldı ki, evin sarsılmaz dediğim huzuru bir saniyede yerle bir oldu. Gözleri yuvalarından fırlamış, alnındaki damarlar çatlayacak gibi şişmişti. O "seri katil" sakinliğinden eser kalmamış, yerini saf bir dehşet almıştı.
"Eliz! İlayda! Çabuk arka odaya geçin! Kapıları kilitleyin!" diye bağırdı. Sesi evin içinde yankılanırken kucağımdaki Duru korkuyla sıçrayıp ağlamaya başladı. Minik kızımı göğsüme bastırdım, kalbim sanki yerinden çıkıp avucuma düşecekti. "Cihan, ne oluyor? Ne bu halin?" diye fırladı Eliz, kocasının kanlı ellerine yapışarak.
"Kudret..." dedi Cihan abi, soluk soluğa. "Kudret buraya geliyor! Adam delirdi, her şeyi yakıp yıkmaya yemin etmiş. Berzan konağa girdi ama beklediği hiçbir şeyi bulamadı!"
Dizlerimin bağı çözüldü, mutfak sandalyesine çöktüm. "Nasıl yani? Annesi... Berzan annesini kurtarmadı mı?" Cihan abi öfkeyle duvara bir yumruk indirdi. "Konak boş İlayda! Berzan kapıları kırıp içeri daldığında sadece o yılan Arzu'yu bulmuş. Kudret, Berzan'ın geleceğini anlayınca annesini de yanına alıp kaçmış. Kadını resmen kaçırmış! Şimdi Berzan her yerde onları arıyor ama Kudret'in hedefi başka... O aşağılık herif, seni öğrenmiş. Berzan'ı can evinden vurmak için buraya, sizin üzerinize geliyor!" Duru'nun ağlaması şiddetlenirken Eliz'le göz göze geldik. Eliz'in bile o dik duruşu bozulmuş, yüzü bembeyaz kesilmişti. Kudret Aladağ gibi gözü dönmüş bir adamın buraya gelmesi bu kadar kötü müydü? Onu hala tanımıyordum ama Cihan abinin bile korkması hayra alamet değildi. Ancak bu korku olacaklardan değil, daha çok bizim buna şahitlik etmemizin korkusuydu. "Berzan nerede o zaman?" diye haykırdım. "Neden gelmiyor? " Sanki buraya gelmek zorundaymış gibi hissediyordum. İçimde bir şey tekrar Berzan tarafından korunmak istiyordu.
"Berzan, Arzu'nun boğazına çökmüş konuşturmaya çalışıyor!" dedi Cihan abi belindeki silahı çıkarıp namluyu kontrol ederken. "Arzu bir şeyler biliyor ama susuyor. Kudret'in annesini nereye sakladığını öğrenmeden Berzan oradan ayrılmaz. Ama Kudret o kadar beklemeyecek. Eli kulağında, gelmek üzeredir!" Tam o sırada dışarıda, bahçe kapısının önünde bir aracın ani fren sesi duyuldu. Ardından bir adamın nefret dolu, gür sesi Mardin'in sessizliğini bıçak gibi kesti:
"Cihan! Çık dışarı! Emanetimi almaya geldim!" Bu Kudret'in sesiydi. Duru kucağımda feryat figan ağlarken, Cihan abi bizi arka odaya adeta fırlatırcasına itti. "Girin içeri! Sesinizi çıkarmayın!" Berzan yoktu. Annesi yoktu. Ama cellat, kapımızın önündeydi. Eşine olan bakışları, bir vedadan çok bir infazın soğukluğunu taşıyordu.
"Kapıyı kilitleyin, sakın ama sakın açmayın!" dedi ve belindeki o meşhur silahını çekip dışarıya doğru yürümeye başladı. Eliz'le birbirimize sarıldık. Kucağımda Duru hıçkıra hıçkıra ağlıyor, yüzünü göğsüme gömüyordu. "Geçti annem, geçti..." diye fısıldıyordum ama kendi kalbim göğüs kafesimi parçalayacak gibi çarpıyordu.
Olduğumuz odadan dışarıyı çok rahat bir şekilde görüyorduk ancak Kudret'in kör noktasındaydık. Bizi görmesi imkansızdı. Kapı ardına kadar açıldığında, içeriye Mardin'in o buz gibi, tozlu rüzgarı doldu. Bulunduğumuz oda bile birden soğumuştu. Dışarıdan Kudret'in o iğrenç, hırıltılı kahkahası duyuldu.
"Vay, Beylerbeyi!" diye gürledi Kudret. "Emanetimi saklamışsın evine. Berzan'ın yavuklusu olacak o kız nerede? O sütü bozuk, yollu nerede? O piç benden hayatımı aldı. Ben de onun hayat anlamını almazsam şerefsizim."
Cihan abinin sesi, Kudret'inkinden daha soğuk, daha katıydı: "Kudret Ağa... Burası senin o kanlı konağın değil. Burası benim evim. Ve bu evden içeri girmek istiyorsan, önce benim cesedimi çiğnemen lazım. O kadını nereye sakladın? Azade hatun nerede? Konuş, yoksa bu gece son uykun bu bahçede olur!"
"Hala o kadını soruyor!" Kudret'in sesi bir anda çıldırmış bir hayvanınkine döndü. "O kadın benim mülküm lan. Mülküm! Yirmi yıl boyunca her nefesini ben verdim, her damla zehrini ben seçtim! Şimdi Berzan gelip onu benden alacak öyle mi? Alamaz! Onu öyle bir yere koydum ki, ancak Azrail bulur!" Ardından bir sessizlik oldu. O meşum, ağır sessizlik... Ve sonra, gecenin karanlığını yırtan o ilk silah sesi patladı.
Eliz'le çığlık attık. Duru kucağımda sarsıldı. Dışarıda mermiler havada uçuşmaya başladı. Cihan abi evin girişindeki sütunun arkasına siper almış, Kudret'in adamlarına karşılık veriyordu. Camlar patlıyor, kurşunlar duvarlara saplanıyordu. "Cihan!" diye haykırdı Eliz, kapıya atılmak istedi ama onu kolundan tutup yere bastırdım. "Gitme Eliz! Duru var, yapma!" Dışarıda Kudret'in sesi silah seslerinin arasından yükseldi:
"Berzan'a söyle Cihan! Eğer annesini bir daha görmek istiyorsa, benimle o Lokan kuyusunun başında buluşacak! Ama tek başına! Eğer birinizi yanında görürsem, o kadının boğazını kendi ellerimle keserim!" Cihan abi bir şarjör daha boşalttı karanlığa. "Kudret! Kaçma ulan, adamsan gel!"
Ama bir araba lastiğinin asfaltta çıkardığı o tiz ses duyuldu. Kudret, Berzan'a o son, ölümcül mesajı bırakıp karanlığa karışmıştı. Cihan abi içeri girdiğinde yüzünde bir çizik vardı, gömleği barut kokuyordu. Soluk soluğaydı. "Gitti..." dedi, kapıyı tekmeleyerek kapattı ve sürgüyü çekti. "Eski kuyu başı dedi... Berzan'ı oraya çekiyor. Bu bir tuzak!"
Eliz titreyerek kocasının boynuna atıldı. Ben ise kucağımda ağlamaktan bitap düşmüş Duru ile öylece kalakaldım. Berzan annesini kurtarmak için o kuyuya gidecekti ve o kuyu, her ikisinin de mezarı olabilirdi.
"Şimdi ne olacak?" Korka korka sorduğum sorunun cevabından daha çok korkuyordum, herşey bu gece değişebilirdi. Berzan bu gece ölebilirdi, onu kaybedebilirdik...
"Cihan, Berzan'ı oraya tek başına göndermeyeceksin değil mi..." Eliz'in dudaklarının arasından çıkan cümle bir soruya benzesede daha çok Cihan abiye nasihat verir gibiydi. Sadece olumsuz bir şekilde kafasını sallayan eniştem, elinde silah şarjörleri ile konağın kapısına doğru yürümeye başladı.
"Ben de geliyorum!"
"Hayır."
"Ben de gelebilir miyim demedim Cihan." Eliz'in cesaretli bu tavrının eniştemin karşısında bir etkisi yoktu. Ne kadar ısrar ederse etsin, Cihan abinin kararından vazgeçmeyeceğinden emindim.
"Ben de hayır dedim Eliz, bu konu tartışmaya kapalı."
"Yanında olmak istiyorum, ve her koşulda beni koruyacağını biliyorum. Geleceğim dedim."
"Seni koruduğum için hayır diyorum zaten Eliz. Gelmeyeceksin," diyerek arkasından kapıyı kapatarak arabasına bindi.
Bölüm etkileşimi
