Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

28. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

Yirmi Sekizinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: Yirmi Sekizinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime · Okuduğun bölüm
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Bakma sen herkesin öyle mutlu göründüğüne, vicdan diye bir yer var ve orada herkes suçlu.”
T.S. Eliot

2017, Karabük
Yunus Sarıtaş

Hayallerimin peşinden gitmenin çok zor olduğunu yeni yeni anlıyordum, ama bir o kadar da en iyi yolda olduğumu biliyordum.
Pes etmek benim bünyemde yer almıyordu, alamazdı.
Halil'in bana yaşattıklarından birçok ders almış, birçok ders yaşatmıştım.
On dokuz yaşında tamamen kendime odaklıyken hiç kimseyi zihnimde ve hayatımda barındırmıyordum.
Tüm odağım ve hedefim kendimi geliştirmekti.
Reşit olduktan sonra mahallede benden küçük çocuklara boks öğretimi yapıyordum.
Birkaç boks maçına da çıkmıştım ama elime geçen bir ödülüm olmamıştı.
Her boku yapıyordum anlayacağınız.

Odamda nemden kuruyan saçlarımı alnımdan silerken kum torbasına geliştirdiğim kaslarımla acımadan yükleniyordum. Boks çalışırken üzerime tişört veya atlet giymediğim için daha kolay hırslanıyordum.
Kol kaslarıma baskı yaptıkça sırtımdaki kemiklerim yüzeye çıkıyordu.
Phonk türünde herhangi bir müzik açıp devam edeceğim sırada çalan kapıya boynumdaki damarları gererek tepki verdim.
Kış ayında olduğumuz için bu kadar ter çıkmasına şaşırarak üzerime yerde bulduğum atleti geçirdim ve ayaklarımı sürüye sürüye kapıyı açtım.
Burnumu çekip karşımdaki tanıdık simaya dudağımı kenara kıvırarak cevap verdim.
“Buyur abi?” Takım elbiseli şık görünümlü orta yaşlı, mahallemizde benden sonra boksla ilgilenen Haldun Bey kapıma gelmişti.
Kim gönderi acaba bunu?
Kafasını kaldırıp çenesini kaşıdıktan sonra memnun bir ifadeyle iğrenmeden göz teması kurdu.
Şeytanca bakmadan.
“Ününü ve namını işittim oğlum, gece gündüz o ziyan olmak üzere olan kum torbanı yumruklarınla nasıl parçaladığını biliyorum. Fark edilmeyi bekleyen öğrencilerden biri olduğunu anladığım an, kapını çalmak istedim.” Çakır gözleri ellerime ve kaslarıma kaydığında kendi üzerime göz gezdirdim.
Pis pis sırıttığında şakağımda bir damar seyirmişti.
Ne bakıyorsun bey amca?
“Ne istiyorsun yani?” diye sorduğumda eve girmek için adım attı. Kolumu ona karşı siper edip geri çektiğimde kaşlarımı kaldırdım.
“Hayırdır abi? Muhatabın benim gözlerim, yaşam tarzım değil!” Tek gözümü kırptığım gibi ellerini teslim olurcasına kaldırdı ve kafasıyla onayladı.
“Elbette öyle oğul, ben sadece nasıl bir ortamda bilek yoruyorsun onu görmek istemiştim.” Kafamı histerik bir şekilde sallayıp sinirden gülmeye başladım.
“Abi bu kimseyi ilgilendirmez, benim özelim bana saklıdır. Lütfen şimdi izninizle,” Arkamı dönüp eve girmek üzereyken arkamda dedikleriyle adımlarımı durdurdum.
“Boksla uğraşmak onun için ter dökmek hiç kimseye özel değildir, bu uğraş da kimsenin harcı değildir. Demem o ki evladım, gel bugün seni şampiyon yapayım.” Son kurduğu cümleyle kafamı öyle bir çevirdim ki, kaşlarım benden önce tepki veriyordu.
Şampiyon olmak o kadar kolay mı?
Bir günde şampiyon nasıl olunur bee?
Bir de ben olacağım, öyle mi?
Ya bir siktir git amca!
Sen kiminle dalga geçiyorsun?

Tüm bedenimi Haldun Bey’e çevirip kollarımı arkamda birleştirdim ve benden bir tık kısa olduğu için kafamı hafifçe eğdim.
Sol ayağımı onun ayağına temas ettirmeden ileriye attığımda yüzüne doğru eğilip alayla güldüm.
“Eyvallah hoş diyorsun da, bir günde şampiyon olunmaz hoca! Nerede bunun emeği, nerede bunun çabası ve alın teri demezler mi insana?” Kaşlarımı ve gözlerimi onun mimikleriyle aynı ritimde oynatırken yutkundum. “Haa elalem ne der diye demiyorum haa, sikmişim elalemin beynini bana ne. Ben kendime odaklıyken bana gel seni bir günde şampiyon yapayım demen ben de huy yaptı,” Bakışlarını keskin ela gözlerimde çektiğinde geriye doğru gittiğinde aynı şekil ona bakmaya devam ettim.
“Bak ben senin nasıl bir aileden geldiğini, geçmişini her bir şeyini bildiğim için bunu teklif ediyorum. Kolay lokma olmadığının farkındayım Yunus Sarıtaş, kimseye yenilmeyeceğini ve boyun eğmeyeceğini biliyorum. O yüzden rakibin de en iyi öğrencilerimden biri” Sesi sistemkâr çıkarken dişlerimi göstererek güldüm.
“Ben profesyonel boksör değilim haa bunu da biliyorsun? Kendi çapımda uğraşan biriyim abi, en iyi öğrencinle rakip olup üstüne bir de şampiyon olmamı mı söylüyosun?” Yarım ağızla gülerken, “Siktir git lan.” dedim.
Parmağını yüzüme doğru sallarken sistemkâr sesiyle konuştu.
“İki de bir şunu deyip durma, potansiyelin dışarıdan bakınca bile belli oluyor Yunus, kendine haksızlık ediyorsun.” Vücudumu kafasını hafifçe sağa yatırarak süzerken konuşmaya devam etti. “Eğer bugün dediğimi yerine getirmezsen seni kızımla baş göz ederim, bunu boks teklifine değişmeyeceğini bildiğim için..” Dudağını imayla büzdüğü sırada yakasına yapışmam bir oldu.
Piç gülüşü sunmaya başladığında tepem atarken kendime anlık hakim olamadım.
“Sapık mısın abiciğim, anladık tamam süzüp durma şöyle!” Kendimi çıplak gibi hissederken ellerimi üzerinden çekerek kapıyı kapatmak istedim.
Kapatmadan hemen önce son kez bakıp cevabımı verdim.
“Aşağıdan bana seslen ben gelirim rakibimin yanına,” Sanki bir bok yapabilecekmişim gibi gidecektim.
Kendime haksızlık falan de yapmıyordum.
***

Boks maçı için hazırlıklarımı tamamlamış Haldun Bey'in çağırmasını bekliyordum, mutfakta yiyecek bir takım şeyler bulup ağzıma atarken çay kaşığıyla protein tozunu kolamın içine döktüm ve besmele çekerek kafaya diktim.
İçmemem gerekiyordu ama kazanma garantim zaten yoktu ki.
“Yunus seni bekliyorum oğlum,” Haldun Bey'in sesini işitmemle spor çantamı kaptığım gibi seri adımlarla aşağıya indim.
Kazanma hırsı var mıydı içimde bilmiyorum ama sonumun hastanelik olmasına şaşırmazdım.
Bir de şampiyon yapacaklarmış beni pabuçlarımın bir taraflarına soksunlar.
Ringe doğru Haldun Bey'le yan yana giderken yakın olması gerekiyordu, çünkü yürüyerek gidiyorduk.
“Hocam siz antrenör falan olmalısınız,” Yandan bakış attığında gözleriyle konuşur gibiydi. “Sıradan bir vatandaş olsam seni böyle bir şeye sürüyüp arka çıkar mıydım?” Kafamı olumsuzca salladıktan sonra tok sesi sanki kalbime dokundu.
“Eğer şampiyon olursan, kulübüme ünün yayılacak ayrıca altın madalya ve plaket alacaksın.” Yüzümü sorgularcasına büzerken anlamadığım birçok şey vardı.
“Neden ben peki, en iyi öğrencinizin rakibi profesyonel boksörler olabilirdi öyle değil mi?” Kafamı onay istercesine sallarken yolun ortasında durup dik dik bana bakmaya başladı.
“Haklısın evet, ama senin o dört duvar arasında bir hayal için kendini heba edip çürümene izin veremezdim. Aile tanıdığın olarak Yunus,” Yüzümü avucunun içine alıp devam etti. “Gözlerine baktıkça içimin ne kadar acıdığını tahmin edemezsin, geleceğinin parlak olduğunu gördüğüm ve emin olduğum için sen şampiyon olacaksın, çünkü bu yeteneğin o rakibinde yok!” Çene kası kasılırken omzuma dokunup yürümeye devam etti.
Şoke olurken söyledikleri aklımı karıştırdı.
Biri bana inanc kazandırıp, destek oluyordu.
İlk defa!
Birileri değil ama birisi benim başaracağımdan söz ediyor ve inanıyordu.
Kendime inanmasam bile birisi beni destekliyordu.
Nasıl ama ya?

Gözlerim buğulanırken kalp ritmim ilk defa daha önce hissetmediğim şekilde atmaya başladı.
Umudum ve geleceğim vardı…
Kimse inanmasa bile, şampiyon olma ihtimalim vardı…
Salak olabilirdim bu durumda evet belki ama, ben hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyor ve hissediyordum.
Rakibi Cahit olarak veya babam olarak görüp algılarsam iş biterdi.
Salona girmeden önce Haldun Bey'in koluna dokunup, “Teşekkür ederim hocam.” dediğimde dudaklarını sorun değil dercesine kıvırdı.
Maça çıkmadan önce kıyafetlerimi soyunma odasında giyip aralık camdan gökyüzüne bakıp gözlerimi kıstım.
“Eğer şampiyon olursam, gökyüzünün bana da değmesini istiyorum.” Çenemi sağ sola çevirerek odadan çıkıp eldivenlerimi kimseye bakmadan giydim.
Yapabilirsin lan, biri destek çıkıyor oğlum sana.
Mahcup etme lan, inanç sağlıyor sana..
Yap Yunus Sarıtaş, yaparsın sen!

Sahaya çıktığımda ağzıma dişliği takıp rakibimin gelmesini bekledim.
Geriliyordum evet ama değecekti hissediyordum.
Neden bu kadar geriliyordum bilmiyorum ama seyircilere doğru baktığımda herkesin rakibime tezahürat yaptığını duyuyordum.
Kulaklarım o sesleri işitirken zihnim sadece gözlerimin önüne dört duvar arasındaki odamı ve hasarlı kum torbamı getiriyordu.
Bak odandasın Yunus, kum torban ise bu Cahit ve baban.
İkisinin de işini bitir!
Rakibim radarıma girdiğinde hakem ikimizinde ellerini tutup havaya kaldırmak üzereyken rakibi çok kısa sürede inceleme fırsatı buldum.
Mavi gözleri ve kumral saçları bana alaycı bir ifadeyle bakmaktaydı.
Ulan var ya, Allah yarattı demem senin o taktığın dişliği parçalar eline sayarım.
Boyu hemen hemen benim boyumdayken çokta zayıf biri değildi.
Bir daha birisi bana alaylı ifadeyle bakarsa onun suratını dağıtırım.
“Box!” Hakemden maçı başlatan sözü duymamla hemen yerimi alıp rakibin yapacağı hamleyi dikkatle beklemeye başladım.
İsminin Batu olduğunu duyduğum rakibim, saçma sapan sağa sola hamle yaparken boşluğumu kolluyor gibiydi.
O boşluğu sokacağım ben sana.
Neye dayanarak hırslanıyordum bilmiyorum ama nakavt olmak istemiyordum.
Gözlerimi devirdiğim sırada şakaklarıma ter yavaş yavaş basınç etmeye başlamıştı bile. Batu’nun hamlesiyle ani refleks yaparak eğildim ve tüm ipler resmen elime geçti.
İlk hamleyi onun başlatmasını kolluyordum, iyi isabet.
Yüzüne sağ yumruğumu daha önce kimsede kullanmadığım güçte geçirirken kafasının bedeniyle birlikte sola doğru eğilmesine burun kıvırdım.
Hamle sırasını benden alacağı sırada kafamı kışkırtıcı şekilde iki yana olumsuzca sallayıp ağzımdaki dişlikle ne kadar sırıtabilirsem o kadar sırıttım.
Büyük bir efor sarf ettiğim için alnıma yapışan saçlarım engel olamayacaktı. Ameliyatlı gözümü sıyıran yumruk sendelememe sebep oldu ama pes etmeden karın boşluğuna yumruğumu geçirdim.
Saniyelik iki büklüm olurken ameliyatlı gözümün içine saçımdan ter aktığında çene kasımı acıyla kastım. Boyun ve çevresindeki tüm damarlarım acıdan gerilirken, yüzüme karşı savrulan yumruğu kafamı eğerek atlattım.

Maçın bitmesini ve galip gelmeyi şu an her şeyden çok istediğim için rakibin nakavt olmasını sağlayacak hamleyi acımadan yaptım.
Benimle kimse dans edemezdi, torpil olsun veya olmasın. Cahit ve babamı nakavt etmek üzereydim.
Ameliyatlı gözümü açamazken tek gözümle çene bölgesini hedef aldım ve tüm kaslarıma baskı yaparak yumruğumu hızla geçirdim.
Kapiş Business.
Rakip yere serilirken dizlerimin üzerine çökmüş fiziksel acılarımı avutmaya çalışıyordum.
Hakemin kolumu kavradığını hissettiğimde dişliği tükürerek fırlattım ve dişlerimi sıktım. “Çantamda kremim var, gözüme sürmem lazım.” Kafamı öne doğru eğdiğimde kolumu kavrayan ve havaya kaldıran hakeme ters ters baktım.
“Maçın şampiyonu Yunus Sarıtaş!” Kendi acımı düşünmekten galip gelenin ben olduğumu yeni yeni idrak ediyordum.
Ayağa kalktığımda karnımdaki izler ve gözümün içi acıyarak yanarken acı acı inliyordum.
Haldun Bey elinde madalya ve plaket ile bana doğru gelirken kesik kesik nefesler alıyordum.
Ben şampiyon olmuştum..
En iyi öğrencisini yere sermiştim.
Hem de tüm acılara rağmen..
“Ho.. Hocam?” Haldun Bey yanıma gelip alnımın terli olmasına rağmen ensemi tutarak alnıma öpücük kondurdu ve eldivenlerimi çıkardı.
Dumura uğramış şekilde yaptıklarını izlerken ameliyatlı gözümü açmaya zorluyordum, ama olmuyordu.
Çok batıyor ve yanıyordu.
“İşte bu senin alın terin, emeğin ve çaban Yunus..” Madalyayı gururla boynuma geçirirken şaşkın bakışlarla olan biteni izliyordum.
Torpil var gibiydi işin içinde, ama neyse..
Plaketi de bana doğru çevirip okumam için yaklaştırdığında heyecandan olsa gerek ameliyatlı gözüm de birden açılmıştı.
“Sarışahin Kulübünün Başarılı Boksörü Yunus Sarıtaş.” Plaketin üstündeki altın renkle yazılmış yazıyı okuduktan sonra nasırları daha çok belli olan ellerimle boynumdan sarkan madalyayı kavradım ve parmağımla üzerinden geçtim.
“Gurur Kaynağı Boksör Yunus Sarıtaş.” Madalyanın üzerindeki yazıya duygulanmak şu an istemiyordum, tüm duygularımı evde tek başıma yaşamak istiyordum.
Haldun Bey elinde tuttuğu kremimi bana doğru sallarken, tek düşündüğüm az önce yaşadıklarımdı.
Mikrofon sesiyle beyin algılarım birden konuşan kişiye kaydı.
“Sarışahin Kulübünün düzenlediği ve boks antrenörü Haldun Sarışahin’in yardımlarıyla tamamlanan boks maçımızı, gururla temsil eden aslen Adana’lı Yunus Sarıtaş’ı yürekten tebrik eder ve kutlarım.” Duyduklarımla sağ yanağım ıslanırken boğazıma oturan yumruyla ve senkronizesi değişen kalp ritmim ile başbaşa kalmıştım.
Sarışahin kulübünün boksörü Yunus Sarıtaş,
Bendim…
Pes etmemeyi, her daim hayalimin peşinden gitmeyi ve sevdiğim hiçbir şeyin yakasını bırakmamayı kendime ant etmiştim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.