38. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuOtuz Sekizinci Bölüm
Bölümler 42Şu an: Otuz Sekizinci Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Bir insan eğer çok gülümsüyorsa, emin olun ruhunda depremler vardır. Çünkü acıyan kalbinse, kimse bilsin istemezsin.”
Gore Vidal
Gördüklerimin şaşkınlığı içerisindeyken en yakın arkadaşımın bizi ulu orta telefonuyla kayıt altına almasına asla imkan vermezdim.
Bizi.. Yunus’la beni telefonla çekiyordu..
Pardon olay mahali nedir tam olarak acaba?
Benimle göz göze geldiği anda telefonu indirip kahkaha patlatmasına ayrıca kaşlarımı çatmıştım. Usulca, az önce hiçbir şey yapmamış gibi kollarını göğsünde toplayarak yanımıza gelirken gülüşünü yüzünden bir an olsun soldurmadı.
“Hey gençlik, size aslında hediye olarak bir sürpriz yapacaktım ama İlknur Şura'nın görmesiyle nasip olmadı.” Sürpriz hediye olarak sevdiğimle beni gizlice kayda almasına ne demeli peki?
Art niyet aramamakla beraber, bayağı bir tuhaftı.
“Yaa.. Sürpriz gizlice telefonuyla video çekip bana hediye yapmaktı, öyle mi Ervoş?” Ses tonumun altında fazla şüphe yatarken Erva dudaklarını iki yana büzüp gözleriyle bir bana, bir de Yunus'a bakıp duruyordu.
“Aslında siz, ikinize özel bir şey hazırlayacaktım ama..” Hiç beklemediğim anda sesi sitem dolu çıktığında dudaklarımı aralamak zorunda kaldım. “Videoda kameraya baktığın gözüktü kanka yaa! Off neyse, ben kırpıp şey ederim.” Bakışlarımı sakin kalmaya çalışarak uzak tutuyordum ki, dejavu yaşadığımı düşündüm.
Halil'in arabayla gittiğini görmemiş miydi gözlerim?
Tekrar ortama dahil olması ne alakaydı, tamam da kanka ne alaka?
Halil'in gözü hâlâ bandajlıyken, hayatı boyunca bandajının sabit kalacağını düşünmüştüm ama konumuz bu değildi, konumuz; yeşil gözüyle mavi gözlerime kenetlenmiş gibi bakıyordu, az önce ettiği tehdidinin üstünü yeniden açmak ister gibi.
Birazcık tüyler ürpertici..
Evet aç ya o konuyu tekrar, Yunus ve Erva’da senin gerçek yüzünü görmüş olsun.
“İlknur Şura, sana dediklerimi şantaj yöntemiyle planlamayı düşündüm. Cevabının olumsuz olduğunu duyduğum için, şimdi cevabını tekrarla!” Kalbim küçük bir kız çocuğu gibi ürkek şekilde çırpınırken herhangi bir tepkime gösteremedim.
Erva önüme geçerek Halil'in tam karşısındayken beni güçlü bir şekilde savunmaya geçti.
“Sen ne dedin ki bacıma, sen hangi yürekle bacıma şantaj yapıyorsun, sevgilim?” Sevgilim kelimesini imayla bastırdığında, Yunus’da geri kalmadan kolumdan nazikçe tutup beni arkasına alarak Erva'nın biraz yanına geçti. “Sen kim oluyorsun buraya gelip, sevdiğime dil uzatıyorsun birader?” Halil boşluğa bakar gibi baktığında gözünde ürkütücü bir bakış yakaladım.
“Bu bizim İlknur Şura ile aramızda bir mevzu, ondan bir konuda yardım istedim ama o hiddetle geri çevirdiği için tekrar buradayım..” Çene kası öfkeyle seyirdiğinde gözlerimi kıstım ve kendimden hiç beklemediğim bir davranışta bulundum.
Elimle Yunus'un sağlam elini kavrayıp çenemi dikleştirerek Halil'e baktım. “Sen kendi öz kardeşine yaptıklarından sonra onunla muhatap dâhi olmayıp, sevdiği kadını tehdit edebiliyorsun, öyle mi?” Erva dediğimden sonra Halil'e öyle bir okkalı tokat atmıştı ki, ortamdaki herkes nefes bile alamamıştı.
Tokat sessizliğinden sonra Erva'nın korku filmlerini aratmayan kahkahasıyla içimde bir şeylerin yer değiştirmesi bir oldu.
Yunus'un tepkisini görmek için kafamı ona doğru çevirdiğimde dudağını ıslatarak boynundaki damarların belirginleştiğini fark ettim.
İkisinin çok pis Halil'i harcayacaklarının hissine kapıldığımda Yunus'un elini bıraktım ve kolunu sıvazlayarak uzaklaştığımı sessizce haber verdim.
“Seni adam yerine koyup kalbimi emanet ettim Halil ben, sen gittin hayatımda bana aile hissini veren arkadaşımı tehdit ettin..” Erva kafasını iki yana çevirerek boynunu kıtlattığında Halil'i göğsünden ittirdi. “Üstüne gelip şantaj yapmaya çalışıyorsun, seni bir daha gözüm görmeyecek! Duydun mu, ne ben seni tanıdım ne de sen beni tanıdın..” Erva'nın öfkesi benim bile irkilmeme neden olurken Halil yutkundu ve ani bir tepkiyle Erva'nın kolunu sıkıca tuttu. “İki laf söyledik diye hayatından çıkarıyor musun beni bal gözlüm?” Ses tonu öyle içten ve acınası çıkmıştı ki, yüzüme yerleşen şaşkınlığa engel olamadım.
Erva tekrar içten tiz bir kahkaha attığında kolunu kurtarmış ve Halil'e doğru arkasına dönerek benimle göz göze gelmişti. “Ne diyor bu İlknur Şura, seni neyle tehdit etti bu haspam?” Alayla karışık konuştuğunda dürüst olarak boğazımı temizledim. Yunus'un bakışlarına yakalandığımda, Halil'e bir hamle yapmak için iki sözüme bakıyor gibiydi.
Vallahi arkadaşlar çok teşekkür ederim, kendime model gibi hissettim şu an.
Kafamı eve doğru çevirdim ve burnumu kaşıyarak, “Ona Yunus konusunda yardımcı olacakmışım, eğer olmazsam ortaya öyle bir iddia atarım ki toparlayamazsın dedi..” Erva kafasını Halil'e karşı hiddetle çevirdiğinde Yunus çene kaslarını kasarak benden gözlerini çekip yere bakmaya başladı.
Erva'dan bir hamle yapmasını beklerken, Yunus bir ayağını Halil'e doğru attı ve Halil'in yüzüne öyle güçlü bir yumruk attı ki, oturduğum yerden ayaklanmak zorunda kaldım. Yumruk atarken gördüğüm kol kaslarına dikkat kesildiğimde acısını bile iliklerimde hissetmiştim.
Neden böyle bir şey hissettim bilmiyorum ama, Erva’dan daha çok harcayacak gibiydi.
Yunus burnunu çekerken sağa doğru savrulan Halil, burnunu tutarak beklemediğim anda benimle göz göze geldi.
Gözlerimi Erva'ya doğru çevirdiğimde Halil'e tiksinerek baktı ve, “Senin gerçek yüzünün pisliğiyle tanışmam iyi oldu, ilişkinin başında hayatımdan bir pisliği de temizlemiş oldum.” dedi.
Yunus bedenini Halil'e karşı kabarttığında kafasını ağır ağır sağ sola yatırıp duruyordu, karizmatik çıkan sesini duyduğum gibi elim dudağımı soymak niyetiyle gitti. “Benim adımı kullanarak Gökyüzü’mü alçakça tehdit edebiliyorsun, öyleyse yardımı neden benden istemiyorsun?” Yunus kollarını iki yana açarak meydan okumaya hazır olduğunu gösterince Halil'in burnunun kan içinde olduğunu yeni fark ediyordum.
“Beni hayatında öldürdün ya sen, asılsız bir neden yüzünden resmen öz kardeşini hayatından çıkardın Yunus sen!” Ortamda Halil hariç herkesin ağzı bir karış açılırken Yunus sinirden kahkaha atıyordu.
Fakat Halil suçlamaya devam ediyordu. Yunus'a o kadar anormal bakışlar atıyordu ki, sanki karşısındaki kişiyi ezer gibi.
“Söylesene benden başka kimin vardı senin, benim senden başka kimim vardı? Lan,” Gözlerini kaçırıp yumduğunda dudağını ıslattı. “Sen değil miydin, benim için ölmek isteyen Yunus? Psikolojinin alt yapısı bile bende yokken sen beni görmedin, gittin kum torbasına boks eldivenlerine.. Peki benim mahallede kendimi iyileştirmeyi denemem ve bunun sonucunun sana yansıması neden beni suçlu kılıyor?” Her cümlesi beni dumura uğratmasına ve hastalıklı manipülatif ustası olmasına alkış tutmak isterken Yunus olduğu yerde taş kesilmiş gibiydi.
Halil kanla bulanmış burnunu elinin tersiyle sildiğinde yeşil gözünden gözyaşı akıyordu, ama bakışları asla yumuşak ya da suçsuz gibi bakmıyordu.
“Cahit’in o inanılmaz zekâsına uyup sana ihanet ettiğim için özür falan da dilemiyorum, çünkü beni ona muhtaç bırakan sendin abi!” Gözlerimi inanmayan bakışlarla büyüttüğümde Yunus'a çok pis haksızlık yaptığını hissediyordum.
“Keşke babam fırında ayaklarımı ısıtırken sen beni kurtarmasaydın, böyle olacağına babam beni komple yaksaymış.” Oha kanka ama yani…
Kendimi tutamayıp Halil'in atıp tutmalarına Yunus'un adına konuşmak istedim.
“Şu an sen ne dediğini bilmiyorsun Halil, gerçekten şu an ne kadar iğrençleştiğinden haberin yok. Bana düşmez biliyorum bu şekilde konuşmak ama, ailede sen ne kadar travma yaşadıysan Yunus’da seninle birlikte yaşadı. Ve ikinizde de aynı enkaz var,” Parmağımla Halil'i işaret ederek Yunus'un yanına geçtim. “Sen o enkazı ikinizden de toparlamaya çalışan Yunus'a, ihanet edip üstüne çamur atarak bir daha yıktın.” Gözlerimi buğusuyla beraber kıstığımda kaşlarımı büzdüm. “Şimdi söylesene hanginiz daha çok hırpalanmış?” Yunus hâlâ sessizliğini korurken endişeyle yüzüne baktım ve hissizce Halil'e baktığını gördüm. Önüne geçip beni görmesini sağlarken elimi yanağına yasladım ama o kadar donuktu ki, şoka girdiğini anlamıştım. Halil olayı daha çok harlayacak bir cümle kurduğunda Yunus'un önünden çekilerek önünü açtım.
“Yine ben kimsesiz kaldığım için, Yunus bunun ne demek olduğunu hiçbir zaman anlamayacak!” Halil'in gözü Erva'ya değip, bende durduğunda beni baştan sona süzüyordu ki, Yunus'un varlığı birden kendini belli etti ve Halil'e ikinci yumruğu geçirdi. Yüzümü büzerken Erva'nın yanına gittiğimde bir kenara geçmiş kendi kendine sarılıyordu.
“Siktir git Halil, bak sikerim seni..” Darbe sesinden sonra tekrar Yunus'un sesi kulağıma geldiğinde Erva'nın yanına oturmuştum. “Bir daha kızlara baktığını görür veya duyarsam babamın yaşattığı travmayı aratan olay yaşatırım puşt sana! Kaybol, senin gibi kardeş düşman başına gelmesin anasını satayım..”
Erva'nın sırtını sıvazlarken yüzüne doğru eğildim ve saçlarına bakarak koca bir tebessüm ettim. “Fıstık saçların cidden kişiliğini fena yansıtıyor, bebek gibi olmuşsun aşkım..” Keyfini yerine getirmeye çalışıyorken Erva hiç oralı olmuyordu.
Dizlerini karnına doğru çekmiş kafasını da kollarının arasına almış vaziyette dururken kafasını birden bana doğru çevirdi daha önce hiç görmediğim şekilde baktı.
“Halil aynı babam gibi bakıyordu kanka.. Onun o an ki davranışları ve gözlerindeki o bakışlar, aynen babamda da vardı..” Çatallı sesine eşlik eden titrek bir iç çektikten sonra yüzünü avucumun içine aldım. “Ben çok yaşadım o durumlarda, ben çok kez maruz kaldım o bakışlara kanka,” İçimin birden üşümesiyle irkildiğimde Erva'yı kendime doğru çekip sımsıkı sarıldım.
“Halil'in psikiyatriye gitmesi gerekiyor, durumunu hiç iyi görmedim. Eğer gitmezse bizi..” Sakinleştirmeye çalışırken konuşmasına devam edemedi çünkü, kendini kasarak ağlıyordu.
Ağlamak istiyordu ama kendini ağlamamak için zorluyordu.
“Bizi.. Bizi her anlamda öldürür kanka,” Düşüncesi bile tüylerimi diken diken ederken Yunus'un bakışlarına rastladım.
Bizi her anlamda öldürür..
“Aşkım sen eve gir, yağmur da dindi ben bir yürüyüşe çıkıp geleyim..” Erva kafasını ağır ağır sallarken anahtarı çıkarıp kapıyı açacağı sırada, aklıma tel tokanın yarısının kilidinin içinde kaldığını geldi.
Açılmaz diye paniklerken Erva ruhsuz bir hâlde kapıyı açmayı başardı ve kapıyı arkasından yüzüme çarptı.
Nasıl başardı lan onu?
Şaşkınlığım çok kısa sürerken Erva'nın söylediklerini düşünmeye başladım. On sekiz yıl boyunca şizofreni hastasıyla yaşamış, o tarz hastanın her davranışlarına tanık olup bizzat yaşayarak bilgili olduğu için, söylemlerini ciddiye almıştım ama Halil'i kim, nasıl hastaneye götürecekti ki?
Biz Halil'in gözünde düşman cephesindeydik.
Bahçeden dışarıya çıktığımda düşüncemi beynimin taze rafına kaldırdığımda Yunus'un beni beklediğini gördüm.
“Öncelikle özür dilerim Halil adına, iyi misin Kuğu Güzeli'm?” Dudaklarımı birbirine bastırarak duygulandığımı kafamı öne eğerek belli etmemeye çalışarak kafamla onayladım. “Senin ince ruhunu yerim, herhangi bir özre ihtiyacım yok emin ol. Ayrıca çok iyiyim sen nasılsın asıl, önemli olan senin hâlin?” Gözlemci radarıma gözbebeklerimle aldığımda âdemelması aşağıya kaydı ve gözlerimde kaybolup gitti.
“Bildiğimiz Halil işte, tekrardan ihanet etti canı sağ olsun.” Buğulanan gözlerini kaçırarak yaralı gözüne özellikle bakmak istedim, daha çok kanlanmıştı ve eminim ki çok fazla yanıyordu.
Yutkunup ona doğru bir adım daha attım.
“Ameliyatlı olan gözünden ya da kalbinden öpsem yarana tuz yerine tatlı basmış olur muyum?” Cevap beklercesine yüzündeki mimikleri incelerken sesim sandığımdan daha hoş çıkmıştı.
Beklemediği yerden vurduğumda gözbebekleri bir büyüyüp bir küçüldü ve ard arda âdemelması aşağıya doğru kaydı.
“Hiçbir şey yapmana gerek yok, gözlerini gözlerime çevirsen zaten acım falan kalmıyor.” Yüzüme doğru eğildi ve aynı parfüm kokusu tekrar zihnimi yokladı.
“Ama ameliyatlı gözümden öpersen belki yüzde yetmişlik kısmını yükseltirsin.” Buruk bir tebessüm ettiğimde ameliyatlı gözünü kapattı ve öpmem için fırsat verdi. Göz kapağına dudağımla ufak bir temas edeceğim sırada başka bir cisimle temas etti. Resmen uçak modunda dudağıma dudağını değdirmişti. “Yükseltmene gerek yok ben seni her gördüğümde gereğinden fazla net görüyorum.” Sinirden ne diyeceğimi bilemezken tüm karizmasıyla sırıtıyordu. “Üçkâğıtçı ve fırsatçısın Yunus!” Öfkeyle yanlışlıkla yüzüne doğru soluduğumda elimi kavradı. Evin kapısının önünde durduğumuz için anahtarı çıkardı. “O hitaplara uyan Yunus’unun boks çalışmasına seyirci olmak ister misin?” Şu an, bu dakikada olacağını beklemediğim için şaşkındım ama aynı zamanda az önce yaptığı hareket yüzünden de tatlı bir sinirlilik vardı.
Yalnız nasıl çalışıyor inanılmaz merak ediyordum.
“Şu an mı?” Dememe kalmadan kapıyı açtı ve önden geçmem için yol verdi.
“Evet tam şu an Kuğu Güzeli'm..”
Bölüm etkileşimi
