Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

25. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

Yirmi Beşinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: Yirmi Beşinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime · Okuduğun bölüm
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Serçe kadar yüreğimin, gökyüzü kadar sancısı var.”
La Edri

1 saat sonra;

Koltukta önümde yanık kek tabağıyla gergin ve aptal gibi oturmuş bacağımı olduğu yerde titretiyordum. Yunus, ettiğim itiraftan sonra bir süre gözbebeklerime gömülmüş donuk hâlde bakakalmıştı, ve ben o bakışı zihnimden silemiyordum.
Yunus çok kısa hava almak için keki bile yemeden dışarıya çıktığında Erva'yı acil gelmesi için çağırmıştım.
Bu salaklığımı birisi dürtmeliydi.

Derin derin nefesler alıp verirken göğüs kafesim yerinde çırpınıyor gibiydi. Alnımdan şakaklarıma dağılan teri elimin tersiyle sildiğimde yaşadığım sahne ve Yunus gözlerimin önüne gelip duruyordu.
Off bir durun yaa!
Ben bunu nasıl itiraf edip, nasıl öyle söylerim?
Mobbing var anasını satayım!
Yoksa ben söylemez yüzüne hayır, söylemem.
Gökyüzü kuğusu ne bee?
Ne saçmalık bu İlknur Şura?
Erva endişeyle eve gelip kendini koltuğa attığında gözleri keke kaydı.
“Ne bu hâlin lan, Yunus bir şey falan mı yaptı?” Ses tonuyla panik içinde çıktığında kaşlarımı havaya kaldırdım.
Yanağımın içini kuvvetlice ısırdığımda tüm öfkemi kustum. “Senin bu bacın var ya, senin bu İlknur Şura Aslan bacın var ya, rekorlar kitabına adını en beyinsiz aptal olarak yazdıracak!” Önümdeki keki savurmak istediğim zaman sinirden ne yaptığımı bilmeyerek yanık olduğunu görerek ağzıma attım.
Erva hiçbir şey anlamayarak bana mal mal bakarken öfkem daha çok büyüyordu.
“O kadar beyinsizim ki anasını satayım, aptallık yaptım vallahi aptallık, ağlayacağım yaa şimdi!” Elimi alnıma yaslayıp ağzımdaki keki yutmaya çalışıyordum.
“Ne yaptın lan, ay yoksa sen mi Yunus'a bir şey yaptın?” Erva yanıma ağır adımlarla yaklaşırken yüzüme doğru eğildi.
Yüzüme doğru eğilmiş gözlerime bakarken sanki Erva yerine Yunus'un simasını görüyordum.
Bu kadar etkileyici bir an olamazdı cidden..
“Erva ben, ya ben.. Yaa elimden tuttuğum kontrolüm gidiyor.. Az kalsın Yunus'a teslim olacaktım,” Şu an ne dediğimi hatta ne anlatmaya çalıştığımı bile idrak edemezken Erva bana su uzattı ve anlayışla dinlemeye hazır olduğunu söyledi.

Suyu içtikten sonra kendimi toparlama gücü buldum ve olduğu gibi anlattım.
“Yunus bana âşık olduğunu itiraf etti…” Dudağımı bir bebek misali büzdüğümde neredeyse ağlayacaktım.
Biraz hızlı gelişmiş gibiydi, ayrıca ben Erva’dan başka kimseye nasıl dostluk hissi besleyecektim?
Birinin bana âşık olması çok uzak ihtimaldi..
Cahit olayına gelirsek, o bana asla âşık değildi.
“Sen adamı dövmedin değil mi bacım, ya da hakaret falan etmedin değil mi?” Kafasını kaldırıp etrafa bakındıktan sonra kulak çınlatan ses tonuyla bağırdı. “Lan Yunus'u sen evden mi kovdun, nerede bu uşak?”
Sıkıntıyla kafamı olumsuzca salladım. “Hayır üç sorunun cevabı da hayır, ben ona travma ya da hayal kırıklığı yaşatmamak adına gökyüzü kuğun olurum dedim..” Erva'dan asla beklemediğim şekilde sevinç çığlığı işitince dediğim şeyin aptallık olmadığını hissetmeye başladım.
“İlknur bu, bu senin için en doğru karar biliyorsun değil mi?” Elimi sıkıca kavrayıp önüme diz çöktü. “Bak, Çocuk Esirgeme'de büyüdüğün için okul çağına kadar ayaklarının üzerinde durmayı tüm çabalarınla başardın, mesleğini bile eline aldın artık. İnkâr etmeni ya da ne bileyim kendine yedirememeni çok iyi anlıyorum aşkım, ama Yunus senden önce davranıp senin yükünü hafifletmek istiyor. Çünkü o da gözlerindeki yorgunluğu çözmüş bebeğim..” Elimi öptüğü an söylemek istediğim cümleler sanki kilitli bir odada kalmış gibi kaldı.
“Tamam Yunus hakkında ilk başlarda kötü söylemlerde bulunmuş olabilirim, ama başından beri Yunus'un sana karşı bakışlarını fark ettim.” Şefkatle onaylarcasına gülüp sarılmak istediğinde tüm gücümle kocaman sarılıp biraz da sırtına vurmayı ihmal etmedim..
“Bu kadar haklı ve damardan konuşursan seni dövmek zorunda kalırım!” Kendime hâlâ yediremiyordum evet, çünkü birinin bana âşık olup aşk hissine kapılması her zaman yalan gibi geliyordu.
Yunus gerçek salak!
“Kafana tepsiyi geçiririm İlknur senin, git o kovduğun eniştemi çağır seni paspas yapmayayım ayağımın altına!” Korkunç korkunç Erva'ya bakarkan aklıma gelen dehşet verici fikirle kafamı imayla salladım ve bir sürat koşup dış kapıyı açarak bahçeye çıktım.
Görünürde kimse yokken nefes nefese kalmış hâlde yüksek sesle konuştum.
“Halil eğer buralardaysan Erva seninle mühim bir konuda konuşmak istiyormuş!” Söyledikten sonra içten bir kahkaha patlattığım sırada evin içinden canavar gibi üzerime koşan Erva'nın ağır kol kaslarına teslim olmak istemiyordum.
Yalan mı yani?
Bahçedeki divana fırlatır gibi beni atıp ağzımı eliyle kapattığında kaşlarının altından öyle bir bakıyordu ki, bu öfkeli hâline daha çok gülesim geliyordu.
“İlknur seni şuracıkta yolarım, bunu yaparım yaptıktan sonra da seni Yunus'un penceresinden evine atarım!” Beni Yunus hakkında daha çok kışkırtmaya devam ederse ben de durmadan Halil hakkında kışkırtacaktım.
Elinden zar zor kurtulduktan sonra ayağa kalkmam imkânsızdı çünkü resmen kucağıma oturmuştu.
Sevgili falan değiliz, yakın arkadaşız sadece!
“Heee Halil için endişelenmene gerek yok Ervacığım, o buralardadır..” Yüzümü alayla büzdüğümde Erva'nın saçını çekerek kenara çekmiş daha sonra kendimi eve atarak Erva'nın üzerine kapıyı kilitlemiştim.
Beş dakika sonra açacağım hâlde.
Hangi ara bu duruma geldik anlamadım ama iyi gelmişti böyle olması..
Mutfağa geçerken Erva'nın sesini duymamla içim burkuldu.
“Bacım aç kapıyı, karnım ağrıyor hadi!” Gözlerimi imayla kıstığımda yalan söylediğine emindim. Kapıya bakış attığımda Erva'nın telefon sesi kapıyı açmamı engellemişti.
***

Yunus Sarıtaş

Bir saat öncesine kadar İlknur Şura’dan duyduğum sözle kalbim hâlâ aynı yüksek ritimde atıp duruyordu.
Gökyüzü kuğun olabilirim demişti..
Gökyüzü kuğun..
Kuğu güzelim benim.
Kekin yandığını fark ettiğim gibi hava almak istemiş daha sonra üzerime etki eden baskıyı geçirmek ve serin hava almak için bahçeye çıkmıştım.
Keki yiyememiştim çünkü o sırada Harun'un olayı için acil çağrılmıştım.
Karakola gitmiş oradan da hastaneye gitmiş, geri karakola getirilmişti. Harun’u yan bakışla süzdüğümde dudakları titriyor ve gözlerini sürekli kaçırıyordu.
Bir sene öncesine kadar böyle değildi bu herif lan.
İki polis kollarından tutmuş gözaltına götürürken durumunu konuşmak için başkomiserin yanına gittim.
“Harun'un yakın arkadaşı siz misiniz?” Pek iç açıcı tonda konuşmamasına tereddüt ederek onayladım.
“Psikolojisi son zamanlarda nasıl seyiriyordu?” Sorduğu soruyla saniyelik bir düşünmeden sonra cevapladım.
“Karakterinde olmayan sözler söylüyor, yapmadığı davranışlar sergiliyordu. Yani tanımasam asla Harun değil derim, ama bir sene öncesine kadar değildi böyle.” Başkomiser kafasını ağır ağır sallarken kollarını masaya koydu ve yutkundu.
“Anlıyorum, raporlarında narsist ve çoklu kişilik bozukluğu tanıları yazıyor. Biraz nezarethanede kalması en doğrusu oğlum.” Psikolojik açıdan hasta olduğunu hiç bilmiyor ve anlamıyor olmama şoke olurken teşekkür edip odasından üzerimdeki şokla ayrılmam bir oldu.
Annemde narsist ve sadist kişiliklere sahipti, ve ben Harun'un narsist olduğunu nasıl anlamamıştım?
Boğazıma oturan yumruyla yutkunurken karakolun karşısında kaldırımda oturan Halil'i görünce kafamı gökyüzüne kaldırıp ellerimi cebime koydum.
Gökyüzüne baktığımda yüzümde belli belirsiz bir tebessüm oluştu ve dudaklarım sessizce aralandı.
Kalbim çoktan Şura için atıyordu..
“Gökyüzü’m..” Yüzüme karşı esen serinlikle kafamı sallayarak karşımdaki Halil'i tekrar seçtim.

Yüzüne baktığımda solgun ve bitap düşmüş durumda olduğu uzaktan çok belliydi.
Ne oldu lan sana?
Kafasını yerden kaldırıp ona baktığımı fark edince tek gözüyle beni seçip gözlerini anında kaçırıp ayağa kalkması bir oldu.
Göz temasını tekrar istemsizce kurduktan sonra ona doğru sersem adımlarla ilerledim. İhanet duygusunu mu tattın birader?
Ne bu bakışların hâli?
Bakışlarını dik dik üzerimde gezdirirken kaşlarımı çattım ama içimde bambaşka bir his vardı.
Vicdan ve merhametine, abilik duyguma tüküreyim.
“Ne bakıyorsun ulan, ayı mı oynuyor karşında?” Alayla sorduğu soruya kafa salladığımda tek gözümü kırptım.
“Kim ya da hangi duygu seni bitap hâle düşürdü? Kolay kolay bu durumda olmazsın yaa sen,” Histerik bir gülüşle kafasını öne doğru eğdi ve kaşını havaya kaldırdı.
“Ne öğrenmek istiyorsun amına koyayım sen, ihaneti daha tatmadım merak etme sen tattıracaksın ya bana..” Gözlerimi kısarak çenemi sağ sola çevirdiğim sırada üzerime bir adım attı ve konuşmaya devam etti.
“Hem sana ne lan, hee sana ne amına koyayım? İşine bak siktir git merkezimden!” Yanımdan omuz atıp geçtiği sırada kan çanağına dönmüş gözüne odaklandım.
“Âşık mı oldun lan sen? Birinden red yemişsin ya da acı çekiyormuş gibisin..” Omuz hizasında ona doğru bakarken tişörtümden tutup çekiştirmeye başladı.
“İşine bak demedim mi abicim ben sana, kim sever kim kalbini verir kim hoşlanır ki zaten benden? Kimse.. Çünkü ben,” Dibime kadar gelip parmağını kendi göğsüne bastırdı. “Zamanında daha akıl sağlığım yerinde değilken, doğruyu yanlışı bilmiyorken, anam babam bana hayatımın travmalarını yaşatırken sevgili kardeşime ihanet hançerini geçirdim..” Sırtımda gerçek bir hançer varmış gibi hissedip yutkunduğumda gözlerimin buğusunda Halil'i seçmeye ve algılamaya çalışıyordum.
“Bunu hafife alma sakın Halil, sakın ihanet ettiğini hafife alma! Ben senin sıkıntını Erva'yla konuşurum,” Erva sözünü ettiğim gibi üzerime bir kez daha yürüyüp tişörtümü kavradı.
“Erva'dan uzak dur ve benim hakkımda hiçbir bok anlatma kıza, sadece bunu istiyorum senden..” Kısa süre mimiklerini izledikten sonra ağırbaşlılıkla onayladım.
Konu Erva’ydı, eğer Erva olmasaydı böyle davranmazdı.
Halil yanımdan uzaklaşırken karakolun kapısında Erva'yı görmemle gözlerimi göz göze gelmemek adına gökyüzüne çevirdim ve, İlknur Şura'nın gözleriyle aynı renge döndüğünü fark ettim.
Geceye geliyordu hava ama ben hâlâ sevdiğimin göz rengini algılıyordum.
Dudaklarım belirsizce yana kıvrılırken dişlerimin ön planda olduğunu anladım.
Bu gökyüzünü nasıl yüreğime sığdırdım?
“Yunus birader, İlknur seninle mühim bir konuda konuşmak istiyormuş da,” Mühim bir konu mu?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.