1. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuBirinci Bölüm
Bölümler 42Şu an: Birinci Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Herkes aşkını öldürür.. Kimi zalim bir bakışla, kimi güzel bir sözle, kimi korkak bir öpüşle..”
Oscar Wilde
2019, Karabük
Hocanın internet üzerinden gönderdiği dosyayı nasıl toparlayıp sunacağıma dair baş ağrıtırken parmaklarım sunum dosyasını açmıştı bile.
İhanet tanımını yüzeysel bir şekilde sunacaktım.
Sanırım hayatta en korktuğum şeylerden biriydi, ihanet.
Edebiyata olan yoğun ilgim ne yazık ki dillere destan olma yoluna çıkmış duruyordu.
Bu yaşıma kadar okuma kitabı bitirmeden hem de!
Şaka yapmıyorum evet, kitap okumayı sıkıcı buluyordum.
Yaklaşık bir ay sonra da tercihlerimin hepsini edebiyat öğretmenliği ile dolduracaktım; edebiyata olan yoğun ilgimi kaybedemezdim.
Düşüncelerimi beynimin boş tarafına sürüklerken çoktan sunumu bitirdiğimi fark ettim.
Birkaç cümleyle de olabilir sonuçta.
Ertesi gün okulda yerimi alırken sunum kâğıdımı elime alıp hocanın gelmesini bekliyordum. Uzun kestane saçlarımı elimle kavrayıp tutulabilir şekilde topuz yaptıktan sonra yanımda biten Cahit’i görünce elim irkilmeyle kalbime gitti.
Ne ara geldi bu dibime?
“Sevgilim, bugün okul çıkışı yeni açılan kafeye davet etmek istiyorum seni. Uygun mudur?” Kendine yakışan has konuşma tarzıyla ve koyu kahverengi gözleriyle mavi irislerime bakarken dudaklarım imayla yana kıvrıldı.
“Sunumu hoca beğenirse kendimize ödül niyetinde gideriz.” Bakışları kaşlarının altında ezilirken arka sıraya geçti, geçerken dediği söz kalbimi yerinden oynattı.
“Onay alındı, en sevdiğin tatlı ve çay hizmetinde.” Bakışlarım önümdeyken cevap vermek adına hafif bir öksürükle karşılık verdim.
Ben onay verdiğimi hatırlamıyordum.
On dakika sonra sınıftaki tüm gözler ve tüm kulakların odağı bendeyken dudaklarım hissizce oynadı.
“İhanet; güvendiğimiz bir kişi, kurum veya gruba dair güvenimizin sarsılması, aldatılması ve kasten ihlal edilmesidir.” Sunuma başlar başlamaz sakin kalmaya çalışıyordum, her cümlemde her kelimem de derin derin nefes alıp vererek kendimi yatıştırmaya çalışıyordum. Bu sınıf ortamında ne kadar temiz olabilirse temiz bir nefes alarak konuşmama devam ettim.
“İhanete örnek olarak; verilen sözlerin yerine getirilmemesi, arkadan gizli kapaklı işler çevrilmesi veya doğrudan kişiye maddi manevî zarar verilmesidir. İhanetin fiziksel etkileri olduğu gibi psikolojik etkileri daha fazladır aslında. Birçok dala, birçok türe ayrılabilen bir konu olmasından dolayı yaşadığımız, gördüğümüz her yerde ihanete rast gelmek mümkündür. Günümüzde yaygın olan ihanet konusu aldatmaktır; sadece fiziksel değil psikolojik, ruhen, kalben birçok açıdan aldatma sayılabilecek ihanet türleri mevcuttur.” Boğazımı zorlukla temizlediğimde herkesin gözünün bir bende, bir de hocada gezdiğini gördüm. Avuç içim terden kaşınırken tırnaklarımla kazıdığımı fark etmiyordum bile.
Dudağımın içini dişlerimle ısırırken hocanın eline kalem alıp sandalyeye oturmasını izliyordum. “Edebiyata yatkınlığını baz alırsam sunum gayet başarılıydı, biraz daha uzun tutmanı beklerdim ama açıklayıcı ve yeterli olduğunu düşünüyorum. Teşekkür ve tebrik ederim, yerine geçebilirsin.” Sunumdan önce göğsüme çöken hissiyat hocanın sözleriyle kuş gibi uçup gitmişti. İstediğini elde etmiş gibi kafamla onaylayarak dudaklarımı kenara kıvırdım. Yerime geçtiğim gibi kapı tıklatılarak içeriye, paldır küldür kolundan süzülen çantayla nefes nefese kalmış Erva girdi.
Şapşal yakın arkadaşım. Yine geç kaldı!
“Ho.. Hocam geç kaldığım için özür dilerim, yolda arbede çıktı biraz da.” Son cümleyi çantasını hocaya göstererek söylemişti. Çantası omzundan aşağı süzülüyor, dikişleri yerlere sarkıyordu ve gördüğüm kadarıyla ıslanmıştı.
Hoca meraklı gözlerle ve inanmayan bakışlarla kollarını göğsünde topladı. “Yine ne arbede yaşadın Ervacığım, son sınıfım diye son haftalarda iyice bir arbede yaşıyor oldun farkındasın değil mi?” Erva nasıl toparlayacaktı olayı merak ediyordum.
Alt dudağımı ısırırken Erva’dan önce Cahit’in sesini işitince hemen Cahit’e döndüm.
“Hocam, Erva sonuçta okuma hedefi olmayan birisi böyle gelmesi gayet normal.” Kaşlarım sinirle çatılırken Cahit, Erva’ya tek gözünü kırparak elini havaya salladı. “Haa ne diyordun geçen gün, çocuk mu ne bir şey polisi olacağım diyordun, parkurları hangi zekânla geçeceksin acaba?” dediği gibi hocanın susturucu sesi kulaklarıma ulaştı ama ben, Cahit'in bu kadar kötü olabileceğine anlam veremiyordum.
Erva kal gelmiş gibi bir bana bir de Cahit’e bakarken tenefüs zili çaldı. “Ben çıkıyorum, sakin sakin konuşup anlaşıyorsunuz derste kargaşa istemiyorum.” Hoca uyarısını yapıp sınıfı terk ettiğinde Erva kafasını sağ sola yatırıp omzundan çantasını bir hışımla alarak Cahit'in kafasına fırlatması çok ani gelişen bir kaostu.
“O beynini sikerim senin Cahit, hayalin yok bir uğraşın yok gelip bana sarıyorsun köpek gibi lan.” Yanıma gelip çantasını iyice Cahit'in kafasına vurmaya başladı. Mavi gözlerim arafta kalmış gibi ikisini izlerken elimden bir şey gelmiyordu, ayrıca tüm sınıf bizi bu kaosun içinde bırakmıştı.
Biri sevgilim diğeri, en yakın arkadaşım..
***
Mayıs güneşi tam önümde gözlerimi alırken yanımda Cahit ile dediği kafenin sokağa adım atmış bulunuyorduk.
Sınıftaki kaostan benim sayemde kurtulmuş olmamıza rağmen, Cahit’te bir tık fazla ego seziyordum.
Ne oldu lan bu çocuğa?
Kafenin önünde adımlarımız durakladığında Cahit kolumu tutarak önüme geçti. Önüme geçerken tenime değen rüzgârla gözlerim kafenin ismini okumuştu.
Gökyüzü Cafe.
İsminin güzelliğine odaklanmışken Cahit elini yanağıma koyarak göz temasına girdi. “İlknur’um, az önceki kaostan nasıl kurtardım ama bizi. Erva’nın kudurduğunu sen de gördün değil mi?” Memnun ve küçümser tavrını alırken mavi gözlerimi ayağından gözüne kadar süzgeçten geçirip kaşlarımın altından ‘aptalsın’ bakışı attım. “Sen git önce dediklerini ve yaptıklarını gör Cahit! Tartışmaya layık bir insan olduğunu düşünmüyorum, zavallı rolünü oynamayı kes.” Yanağımdaki elini sert bir darbeyle indirip kafenin kapısını bir hışımla açtım.
Arkamdan köpek gibi geleceğini bildiğim için arkamı dönme ihtiyacı duymadan gözüme kestirdiğim masaya oturdum. Gözlerimi Cahit'ten kaçırırken ben neden buraya geldim düşüncesi aklıma yattı.
Harbi ne işim vardı benim burada?
Kalkıp gitsem Cahit’e değil ama garsona ayıp olabilirdi.
Adamların kazançlarını sağlayayım bari.
Cahit tam karşıma oturup ellerimi sımsıkı tuttuğunda garson yanıma gelsin diye etrafa bakınıyordum ama başka biriyle ilgileniyordu.
Ay Allah'ım yaa.
Sıkıntılı nefesle Cahit’in o kahverengi gözlerine baktığımda ona karşı hiçbir şey hissetmiyordum sanırım. Altı aydır beraberdir ama bu son olaylardan sonra midemi bulandırıyordu.
Âşık değildim artık ona, buna emindim.
Hislerimin tarafındayım Cahit kusura bakma.
“Bebeğim neden öyle soğuk yaptın ki bana, Erva’nın o boş kafasındaki kaostan kurtardım işte seni. İstemiyor musun yani?” Kendini manipülatif sanıp ikna edici konuşmasını yaptığında yarım ağızla güldüm. Elimi elinden hızla çektiğimde bakışlarımı öfke esir almıştı.
“En yakın arkadaşım hakkında bir daha ağzından laf duyarsam, onu bana kötülemeye çalışırsan senin…” Cümlemi bitirmeme fırsat vermeden masaya garsonu çağırmıştı bile.
Beni dinlemiyordu?!
Pardon?
Şu an işin daha garip yanı ise, Cahit ile garsonun birbirine sanki daha önce bir tanışıklığı varmış gibi bakışmalarıydı. Cahit'i görmek istemediğim için gözlerimi ağır ağır garsonun gözlerine kaldırırken karşılaştığım bir çift ela gözle başımdan aşağı tüm kemiklerimin irkildiğini hissettim. Göğüs kafesime ulaşan ürperti gözlerimin daha derinlemesine gözlem yapmasını sağlıyordu.
Garsonun gözleri çok ürkütücüydü; ela gözlerindeki sol gözünün tam ortasında gözle görülür belirgin ufak bir kırmızı çizgi vardı.
Asıl ürkünç olan tarafı ise, o bakışların altında yatan masumiyet idi.
Düşüncelerim ve hissettiklerim gözlerime yansımış olacak ki, garsonun gözleri bendeyken kaşları hafifçe çatılmıştı. Gözlerimi alırken yakasındaki isme bakacağım sırada Cahit alaycı kişiliğini yine ortaya çıkardı.
“Yunus kör mü oldun lan sen, ben diye sevgilime diktin gözlerini, hah?” Ayaklanıp garsonun tam karşısına dikildiğinde kaşlarını çatan kişi bendim.
Daha önceden tanışıyorlardı, kimdi ki bu garson?
Yunus cevap vermek yerine çenesini sağa sola çevirdi. “Sevgilinle herhangi bir alakam yok. Ama tavsiye olarak o kadının mavi gözlerine bir şeyler falan fırlatma, hani malum sana belli olmuyor ya..” İmayla sol gözünü göstererek Cahit'e bir adım attığında, Cahit keyifle sırıtıyordu.
“Ağlayacaksan ilk boks maçını mahallede benim gibi çıkarları olan biriyle yapmayacaktın.” Cahit neredeyse garsonun yakasına yapıştığında olan biteni asla idrak edemiyordum şu an. “Haa ama sen yaptın, o zaman o gözünün bedelini bana ve çevreme bulaştırmadan konuş.”
Şaka mıydı?
Çıkarcı olduğunu kendi itiraf etmişti.
Adamın gözünü mü kör etti gerçekten?
“Cahit sen arkadaşının gözünü mü kör ettin, adam kör mü yani senin yüzünden?” Şaşkın bir ifadeyle ikisine de bakarken Yunus boş vermiş bir tavırla sırıtıp kafasını eğerek bana baktı.
İçim hâlâ ürperiyordu bakışlarından ama kör olması içimde bir yerlerde bir his uyandırıyordu.
Cahit malı hâlâ keyifle sırıtıyordu.
“Sol gözüm gördüğün çizik olan yer %70 görüyor sadece, eğlencesine oynadığımız bir boks maçında gözüme..” Gözüyle Cahit'i işaret ederek devam etti. “Malum şahıstan kasten ağır bi darbe aldım. Diğer gözüm gayet iyi durumda ama alıştım ben.” Olayı anlatırken bu kadar etkileneceğimi bilemezdim. Yaşadığı çok korkunç ve ağır bir durumdu, böyle bir duruma sebebiyet olanın sevgilim olması daha çok kusma hissiyatı doğuruyordu içimde.
‘Ama alıştım ben’ deyişi her şeyi açıklıyordu.
Nutkum tutulmuş bir anda yutkunup cevap verdim. “Geçmiş olsun, buna sebebiyet olan ve olacak tüm insanlardan Allah bizi korusun.” Cahit'e imayla baktığımda kafeden nasıl çıktığımı bile bilmiyordum.
Ben olayın uzaktan bir dinleyicisi olmama rağmen içime bir öküz oturmuş gibi hissederken, Cahit'in neredeyse zorlasa ölümle bile sonuçlanacağı bir olayda hâlâ racon kesmesi midemi bulandırıyordu.
Nasıl bir zihniyete sahipsin sen Cahit Bıyık?
Bölüm etkileşimi
