13. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuOn Üçüncü Bölüm
Bölümler 42Şu an: On Üçüncü Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Görmek istemediklerine gözlerini kapatabilirsin, ama hissetmek istemediklerine kalbini kapatamazsın.”
John Fowles
Hislere her zaman inanan biriydim..
İnsan içindeki hisler sayesinde bazı şeylere duyarlı olup, doğru ya da yanlış yollara sapıyordu. Tabii kişinin tercihine kalmış bir durum oluyordu bu ama, kalbini dürten hisse beyin dur dese bile hiçbir işlevi kalmıyordu, o hissin.
Erva göz temasını kesip sağ sola bakmaya başladığında göğüs kafesi de hızla inip kalkmaya başladı. Anlamsızca kaşlarımı çatıp Erva'nın üzerine iki adım attığımda parmağımı omzuna bastırmak üzereyken kendini aniden geriye çekti. “Tamam, anlatacağım. Ama ani bir tepki verme ben aramızdaki kardeşliğin bitmesini istemiyorum.” Neden böyle bir yapayım dercesine kafamı salladığımda boğazını temizledi ve ellerini önünde birleştirerek konuşmaya başladı.
“Senin veya onun bakışını yani birbirinize olan bakışları bilmediğim zaman, kalbim Yunus'u görünce çok hızlı atmıştı.” Karşımda sanki büyük bir derdi olan kişiyi dinliyormuş gibi pür dikkat, aynı zamanda şefkat dolu bakışlarla kendisini açıklamasını izliyordum.
“İlk sana abayı yakmış Yunus zaten, bana da bacım diye hitap etmişti ilk konuşmada. Ama beynimden söküp attım Yunus'u da, kalbim hâlâ onu görünce irkiliyor gibi.. Tam tarif edemiyorum ama ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum.” Yalvarır gibi yüzüme doğru eğildiğinde kollarımı tuttu. Gözleri buğulu bir cam gibiyken sesi çatallı çıkmıştı.
“Ondan sen harbiden etkileniyorsun, biliyorum ikinizin elektrikliğini hissedebiliyorum çünkü, hisler gerçekten var bacım..” Ne tepki vereceğimi anlamazken dediklerini tane tane süzgecimden geçirmeye çalışıyordum.
Önceden etkilenme hissine kapılmış ama ikimizin bakışlarını fark edince ilgisi sönmüş..
“Ve sanırım içimdeki his Halil kişisiyle bir şeyler çağrıştırıyor.” Yüzümü anlamsız büzerken Erva'nın yüzünü avucumun içine aldım ve boğazıma oturan yumruyla acı dolu bir tebessüm ettim.
Dudaklarımı birbirine bastırıp diyeceğim sözleri dilime ulaştırmaya çalışırken dudaklarım kontrolsüzce oynadı. “Dürüst olduğun için teşekkür…” Sözüm keskin ve tok erkek sesiyle yarım kaldığında kafamı sesin geldiği yöne çevirdim.
Yunus?
Kalacağımız evin hemen dibindeki evde kollarını göğsünde toplamış bizi izlerken adım adım bize doğru ilerlemeye başladı.
“Bacım hislerini dürüstçe dile getirmen daha çok beni etkiledi,” Yunus'un ses tonunda herhangi bir ima ararken gözlerinin bir an bende takılı kalmış olmasına aynı tepkiyle karşılık verdim.
“Yunus sen her şeyi duydun mu?” Erva şoke olmuş şekilde gözlerini titretirken dudaklarımı soymaya başladım.
“Her şeyi duydum bacım, sen de bana karşı öyle geçici bir his olmuş olabilir ama ben de gram öyle his olmadı.” Cümlesini bitirene kadar gözleri Erva'yı analiz ederken, dudakları mavi gözlerime odaklanıp kısık ve baş döndürücü tonda konuştu.
“Sana karşı olmadı tabii, en azından senin geçici hissettiğin o hissi ben harcamadım.” Göz temasını uzun tutmaya gayret ederken yaralı gözüne daha dikkatli bakmamı sağlıyordu.
Sen neler söylüyorsun?
Bu kadar uzun süre göz teması kalbimi rahatsız edince Erva beni şu anki durumdan konuşarak kurtardı.
“Anladık birader onu, duyduysan duydun ne yapalım yani? Sen bana şunu söyle asıl, abayı yaktın mı gökyüzüne?” Amber gözlerini gökyüzüne doğru kaldırıp anında tekrar Yunus'a kurulduğunda Yunus'un âdemelması yavaşça aşağı indi.
O yakmış olabilir ama ben hayır…
Hem belki sevgilisi var lavuğun?
Bize ne ki ayrıca?
Hıh yani…
Yunus'un dudağı kenara kıvrılıp boynunu büktüğünde eli ensesine gitti ve Erva'ya doğru bir adım attı.
“Kim olarak bana bu soruyu soruyorsun? Ben senin Halil’le ilişkine burun sokmuyorsam sen de bana bu konularda burun sokamazsın bacım.” Halil ne alakaydı şu an?
Erva korkutucu bir şekilde ufak kahkaha patlatarak kollarını göğsünde topladı. “Halil ne alaka birader? Kardeşsiniz âşık olabilirsiniz herkese normal bir şey bu, ben Halil'i seviyorum diye sen de korkuların altına sığınarak duygularını örtbas etme.” Erva kollarını serbest bırakarak Yunus'un yüzüne yaklaşmak için parmak ucuna çıktı ve parmağını yüzüne doğru salladı.
Abi şu an burada bu ikisi arasında ne yaşıyor?
Sohbet çok alakasız ve yersiz yerlere gidiyordu…
Ayrıca Erva biraz fazla yakın olmadı mı, hani hiçbir his beslemiyorsun ya?
“Adam gibi cevap ver işte! İlknur Şura'nın gözlerine hapsoldun ama kendi kalbine yenilmemek adına duygunu açığa çıkaramıyorsun.” Aralarındaki gerginlik bir tık artınca müdahale etmek için ikisinin arasına girip Erva'yı göğüsünün üzerinden tutarak uzaklaştırmayı denedim ama, Erva'nın acı dolu inlemesiyle ne olduğunu anlamadan ellerimi çektim.
“Erva ne oldu lan?” Endişe dolu sesimle yere diz çökerek oturması ve elleriyle tuttuğum yeri sıvazlaması bir oldu.
Yunus'a bakıp hemen Erva'yla ilgilenecektim ama, Yunus kalbimi yerinden oynatacak şekilde kaşlarını büzüp panikla bakarken dumura uğramak üzere kaldım.
“Şura bir şey yapmadı sana bacım, iyi misin?” Erva acısını bir kenara atıp Yunus'a laf söylemek üzere ayağa kalktı ama, tartışma çıkmaması için omzundan tuttuğum gibi yine aynı yüz ifadesini yaptı.
Ne oluyor bu lanet olası yerde?
“Dokundu ama, iyi değilim..” Kaşlarımı ne dercesine çatıp şok içinde Erva'nın yüzüne baktım. “Ervoş pardon da yani, bu biraz abartı kaçmıyor mu?” Kafasını hızla iki yana sallayıp reddettiğinde Yunus'u ardımızda bırakıp Erva'nın kolundan tuttuğum gibi bizim evin önüne sürükledim.
“Sadece tartışma büyümesin diye hafif bir dokunmaydı, neyin var söyle burada bana?” Erva ağlamaklı bir ses tonuyla konuştuğunda gözleri acıyla dolmuş, dudaklarını birbirine bastırdı.
“Ne olduğunu göstereyim sana,” Tişörtünü görebileceğim şekilde havaya kaldırdığında dudaklarından titrek bir hıçkırık çıktı. Gözlerim gördüklerine inanamazken Erva'nın titrek hıçkırığıyla olduğum yerde buz kestim.
Göğsünde ve göğüs bölgesi çevresinde birkaç tane sopa izleri mevcuttu..
Sopa izleri…
Babası mı yapmıştı acaba?
Parmağımla izine dokunmak istediğimde parmağımın titreyerek sopa izinde gezinmesi bedenimin tamamen irkilmesiyle bütünleşti.
Çok korkunç ve acıydı..
Parmağımı tenindeki izin soğukluğuyla geri çekip tişörtünü hemen indirerek kapattığımda dolu gözlerimle Erva'yı kendime doğru çektim. Sımsıkı sarıp sarmalarken istemsizce içimdeki soruya engel olamadım.
“Neden bunu bana söylemedin aşkım, neden sakladın bebeğim benden?” Erva çaresiz ve sessizce gözyaşı akıtırken kısık sesle içindekileri döktü.
“Babamın hastalığını biliyorsun, ben yedi yaşındayken şizofren bir babamın olduğunu öğrenince kendimi şanslı hissetmiştim, ne kadar aptalmışım.. Hiçbir duyguyu bilmiyormuşum, kimsenin babası öyle olmadığı için bana sen çok şanslısın demişti annem.. Lanet olsun ikisine de!” Yere çömelip hikâyenin devamını anlatacağını anladığımda ben de hemen yanına çöktüm ve saçlarını sevmeye başladım, Erva ise anlatmaya başladı.
“On iki yaşından sonra babamın atakları boy göstermeye başladı, belki de ben o zamanlar durumunu daha iyi kavramaya başladım bilmiyorum.. Beni düşmanı olarak görüp bana bulduğu her nesneyi gelişigüzel fırlatıyordu,” Göğsündeki izi ve kulağın arkasındaki izi gösterip devam etti. “Bu izlerde ondan kalan kalıcı acı dolu hediyeler, dokununca veya bakınca sızlayan can yakıcı anılar..” Elini kavrayarak kafasını tutup kendi omzuma yatırdığımda sessizce hâlâ gözyaşı döküyordu.
“Balım benim özür dilerim. Ben o izi bilmiyordum.. Bilsem dokunmazdım, biliyorsun..” Kavradığım elimi sıkıp buruk bir tebessüm etti.
“Biliyorum güzelim, bu anlattığımı kimseye anlatmadım, ne kadar değerli olduğunu unutma!”
Kapının önünde olduğumuz için ikimizden birinin olmaması gerekiyordu ama, dert dolu sohbetimize başından ya da ortasından beri konuk olan biri olduğunu bilmiyorduk.
Bölüm etkileşimi
