26. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuYirmi Altıncı Bölüm
Bölümler 42Şu an: Yirmi Altıncı Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum..”
Cahit Zarifoğlu
İlknur Şura Aslan
Âşık olmayı daha önce istemiş miydim, hiç sanmıyordum..
Bana çok uzak olan duyguyu nasıl kabul edecektim?
Çok saçmalıyordum hem de fazlasıyla..
Sonuç olarak henüz birlikte değildik ve inkâr edebildiğim kadar edecektim.
Salaksın İlknur Şura!
Erva gece vardiyasına gittiği için evde yalnız başıma uyumak için hazırlanıyordum. Sabahın dokuzunda okula gitmem gerekiyordu, hâlâ alışamamıştım öğretmen olmama..
İçtiğim kahve kupasını bulaşık makinesine koyduktan sonra pijamalarımı giydiğim sırada saatin 22:00’ye geldiğini gördüm.
Uyumak için yarım saatim vardı..
Gözlerimi yumduğumda gözümün önüne Yunus'un varlığı geldiği an gözlerimi sıkarak açmak zorunda kaldım.
Beynimi biri vurabilir mi?
Neden uyumak üzere aklıma giriyorsun aptal!
Off.
Hoşlanıyordum lanet olsun, beynime gelmesin diye düşüncelerimi bile değiştirmeye çalışırken kalbim inat ediyordu.
“Çünkü ben Yunus'u seviyordum..” Kısık tonla konuştuğum esnada kapının çalması çok ani oldu.
Büyük harflerle siktir!
Kim gelmiş olabilirdi ki, aklıma binbir düşünce gelirken panik ve korku hâliyle yataktan çıkmak için hamle yaptım.
Çalar çalar giderdi sonuçta..
Ay gitmezse, ya Harun yine çıkıp geldiyse?
Erva'nın çekmecesini açtığım gibi her zaman yedekte tuttuğu silahı kavrayarak belime koydum.
Akşam akşam bize kim gelmiş olabilirdi?
Zihnimde korkunç binbir senaryo geçerken elim kalbimde kapıya doğru ilerledim.
Belinde silah var İlknur Şura herhangi bir olumsuz davranışta ona başvur!
İçimden bildiğim duaları ederken düzensizleşen nefesimi kontrol altına almayı deniyordum, başarılı olduğum söylenemezken kapıyı açmadan önce burnumu çektim ve kulpu yavaşça çektim.
Ananı satayım..
Gördüğüm yüzle beynim resmen bana kırk takla attırdı.
Bir çift ela göz mahcup ve meraklı bakışlarla gözlerimi esir alırken olduğum yerde mıh gibi çakılmam ani oluştu.
Nasıl ya?
Daha beş dakika öncesine kadar zihnimde yer edinen şahıs karşımda duruyordu..
Kamera şakası bu, öyle değil mi?
Gece ışığıyla gözlerime kilitlenen sol gözünün ameliyat izi daha çok ruhuma dokunuyordu.
Hayır, işte bunun olmaması lazımdı..
En nihayetinde kendimde konuşma gücü bulduğumda belime batan silahı çaktırmamaya çalışmam gerekiyordu.
“Yunus sen bu saatte ne arıyorsun burada?” Kaşlarım sorgularcasına çatılırken kolumla kapıya yaslanmıştım.
“Karakoldan geliyorum da, Erva..” Anında yüzüm buz kestiğinde sözünü kesmek zorunda kaldım. “Erva'ya bir şey mi oldu, söyle saklama ne oldu?” Endişeli ses tonu kullandığımı fark ettiğinde kafasını yatıştırıcı etkisiyle yana doğru salladı.
“Erva dedi ki; İlknur Şura seninle mühim bir konuda konuşmak istiyormuş, onun için geldim ben.” Gözlerini gözlerimden çektiğinde gözbebeklerim yüzünü ve bakışlarını ezberlercesine izliyordu.
Pijamamın bol paçasına çoraplarımı katmadığım için, sağ bacağımdan silahın ayak bileğime düşmesi bir oldu.
Siktir, ananı, bacını..
Yunus'un gözleri anında yer kaydığında saçmalamam için hiçbir sebebim yok gibiydi.
“Ay hoş geldin Yunus yaa, evet çok mühim bir konuda konuşacaktım bende..” Silahı gördüğünden adım kadar emin olmakla beraber, Yunus'un kolundan yaka paça tutup ayağımla da silahı kapının ağzına sürüdüm ve kapıyı Yunus'un hemen arkasından kapattım.
Erva yarın sabah yüz yüze gelirsek yüzüne biber gazı sıkacağım, pis kız.
Aksiyonun ilk sahnesi tamamdır.
Kafamı kapıdan çevirmek istediğim zaman Yunus'la fazla yakın durduğumuzu fark ettim, kalbim artık dayanamayacaktı bu kadar kaosun üzerine bir de yanağını falan öpeceğim diye korkuyordum.
Yunus'un keskin ve derin bakan gözlerinde kendi simamı görünce daha çok heyecan yaptığım, soluk soluğa kalmamdan anlaşılır durumdaydı.
Allah beni kahretsin, Erva seni çok pis karalayacağım kızım.
Yunus hâlinden memnun ve mayhoş ses tonuyla yüzümü süzerken, “Eee burada mı konuşmak istiyorsun Kuğu Güzeli?” dedi. Kafamı çok hızla yana doğru sallayıp acı acı yutkundum.
“Ne münasebet bee, geç otur içeriye.” Kuğu ile ilgili bir şey dediğini yeni yeni idrak ettiğimde gözlerimi ağır ağır gözüne kaldırdım.
“Kuğu neyin dedin sen?” Dudağı yana kıvrıldığında histerik bir gülüş sunarken gülüşünde bakışlarım erir gibi oldu.
Kendine gel İlknur Şura.
Dibime daha çok yaklaştığında aradan sıvışıp salona geçtim. “Kuğu Güzelim..” Ses tonuyla söylediği hitap o kadar eritecek cinstendi ki, inkâr kapılarımı zorluyordu.
Çenemi dikleştirip Yunus'un tam karşımdaki koltuğa oturmasını izledim. İçim tuhaflaştığında mideme giren daha önce hissetmediğim bir hisle kalbim normal atışına geri dönüş sağlamıyordu.
Gözleriyle her temas kurduğumda ondan her dakika daha çok hoşlanıyordu kalbim..
Kimsenin bana bakmadığı şekilde çok güzel, çok hoş, çok etkileyici bakıyordu.
Benim için Adana'yı kasıp kavurup yakacak gibi..
Bizim elektriğimiz zaten bulunduğumuz ortamı ateşe veriyordu da, neyse şimdi..
“Nedir mühim konumuz Gökyüzü’m?” Oturduğu yerden öne gelerek yüzüme doğru eğildiğinde bakışlarımı kesmek zorunda kaldım.
Vereceğim cevabı çene kasımı kasarak düşünürken gözlerim etrafta dört dönüyordu.
Erva buraya hemen gel ve mühim konuyu açıkla aptal balık seni!
Umarım ne dediğimi kulaklarım da duyarak konuşurum..
“Sen hayatında hiç silah kullandın mı?” Dudaklarımı bir daha açmamak üzere mühürlemek istediğimde Yunus çok normal bir soru sormuşum gibi cevapladı.
Silah çok mühim bir konudur arkadaşlar, özellikle de Yunus ile konuşulması gereken bir durum.
Mühim.
Konu..
“Boks eldiveni kullandım, emin ol silahtan daha keskin ve virajlıdır.” Söylediği sözle beynimden bir kez daha erirken yaa bana da göstersene demek geçti içimden.
Konu bulamayınca bir şeyler ikram etme gereksiniminde bulundum.
“Bir gün izlemek isterim o zaman, kahve yapayım mı?” Yine o güzel bakışını attığında ayağa kalktı, ben de ayaklandığım sırada yanıma gelip yüzüme karşı eğilmesini tahmin etmiyordum.
“Aslında benim buraya geleceğimden senin haberin yoktu, Erva yalan söyledi ve sen de panik yaptın. Hatta bu saatte kapıyı çaldığım için kendini savunmak adına silahla karşıladın..” Gözbebeklerim yerinde titrerken göz kapaklarımın bile bu ateş gibi sıcak ortamda buz kestiğini hissettim.
“Rahatsız ettiğim için özür dilerim, çok özür dilerim. Erva öyle bir söyledi ki, gerçekten konuşacak bir şey var sandım. Özür dilerim, daha fazla rahatsızlık vermeden gideyim..” Birden nasıl yaptım bilmiyorum ama bu büyülü bakışmayı ve bu kadar analizci radarını sessizce karşılamak istemedim.
Elimi Yunus'un yanağına yaslayıp gözlerinin içine odakladım kendimi. “Özür dileme, Erva'nın hesabını ben keserim. Ama sen benim hayatıma asla rahatsızlık vermiyorsun Yunus, senden rahatsız olsam veya şu an yaşadığımız andan rahatsız olsam böyle davranmazdım..” Gözlerini gözlerimden çekip dudaklarıma kaydığında dudakları aralandı.
“Şura çok güzel bakıyorsun..” Etki altında olduğum için buğulanan gözlerimi kısarak yanağını okşamaya başladım.
“Yunus benim bir şey itiraf etmem gerekiyor,” Nedir dercesine gözleriyle işaret ettiğinde göz temasını kesmeden söylemem gerekiyordu.
Sevdiğimi söylemek istiyordum.
Yapabilirdim..
Yapacaktım, artık içimde durmasının bir anlamı yoktu.
“Ben de seni seviyorum,” dedim. Vallahi de dedim, billahi de dedim.
Gözleriyle yüzümün her zerresini ezberler gibi gezdikten sonra son durağı dudağım oldu ve histerik bir gülüş attı.
“Gökyüzü Kuğu’m benim..” Dudağıma doğru eğilmek üzere olduğunu anladığımda kendimi geri çekip çekmemek arasında kaldım.
Çok ani olurdu hayır, olmaz, öpmemeli beni.
Vallahi kriz geçirirdim.
Yapma oğlum bunu..
Seviyor muydum evet, istiyor muydum evet ama heyecan yapıyordum..
Kriz geçirecek kadar.
Endişeyle ellerimi kol kaslarına tuttuğumda, Yunus hâlâ dudağımı öpmek için yaklaşıyordu.
Bir anda yapışacak vallahi, imdat ya!
Sakinim olabilir yani öyle şeyler..
“Gözlerimi neden gökyüzü olarak görüyorsun, şu an çok merak ettim de..” Dudağımın üst kısmına dudağı temas ettiğinde çığlığı bastım.
Yunus korkuyla gözlerini büyüttüğünde ne olduğunu anlamak için yanağıma temas etti.
“Bir anda öyle temas edince panik yaptım sıkıntı yok yani..” Az önce sorduğum soruya cevap vermesini beklerken gözlerini gözlerime sabitlemişti.
“Anın büyüsünü şu an soruyla bozmasak mı?” Öyle mi?
Şu sahneden kurtulmak için bir şeyler düşünmem gerekiyordu ve bulmuştum sanırım.
Ağzımı anlık role girip şok içinde açtığımda kapıya doğru ilerledim. “Kapı mı çaldı, Erva sen mi geldin?” Rol yapmaya kapının yanında devam ederken Yunus'un da peşimden gelmesi isabet oldu.
Yunus âşık olunası gülüşü sunarken belimi kavradığında ben de karşılık vermek istedim, beni kendine doğru çektiğinde saniye farkıyla ondan önce davranarak hiçbir belirti vermeden dudağımı dudağına yasladım.
Karşılığı elimden aldığında dudaklarım gerçek anlamda mühürlenmişti..
Seviyordum bu Adanalı lavuğu..
Belimi daha sıkı kavrarken anahtar sesini duyar duymaz gerçekten Erva'nın geldiğini anladığım gibi, Yunus'u öyle bir ittim ki kendini toparlayacak zamanı bulamadan içeriye giren kişiye yanlış şekilde yakalanmıştık.
Bölüm etkileşimi
