30. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuOtuzuncu Bölüm
Bölümler 42Şu an: Otuzuncu Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Sessiz değilsin; büyük bir gürültünün içindesin, duymuyorlar.”
İlhan Berk
Yaşadıklarımın bir rüya olmasını şu an o kadar çok dilerdim ki, gerçek olamayacak zaman diliminin içindeydim sanki.
Yavrum bu şeref yoksunu karaktersiz herif senin baban mı?
Üvey olmasını dileyebiliyor muyuz?
Lan bu adam benim biricik şapşal sevdiğime ihanet etti, hem de tüm okulun önünde rezil rüsva etti.
Allah'ım aklımı çıldıracağım.
Üzgünüz ama ihanet bizim lügatımızda af değeri kazanamaz..
“Arkadaşınız babamı bırakır mı acaba?”
Bırakamaz Sılacığım, sen Erva'yı tanımıyorsun..
Gözlerimi Yunus'un yüzüne doğru kaldırdığımda Sıla'nın yüzüne acır gibi baktıktan sonra kafasını Erva'ya çevirdi. Onunla birlikte ben de kafamı çevirdiğimde Haldun Bey'le yaka paça duruyorlardı.
Yunus'un çatallı sesini işittiğimde Sıla'nın bakışların ben de olduğunu hissettim.
“Erva bacım, sen de!” Kaşları ve gözleriyle Haldun Bey'i ima ettiğinde boğazını temizledikten sonra bakışlarımı ağır ağır çevirdim, ve o esnada elimde hissettiğim soğuk temasla buzlarım eridi.
“Arkadaşınız diyorum, babamı bayağı bir hırpalıyor. Hocam hiçbir şey yapmayacak mısınız?” Kahverengi gözleri suçluymuşum gibi gözlerime değerken dudağımı büzdüm.
“Babanın az önce sevgilime yaşattığı yoğun kargaşa ortada ve herkes gördü bunu malum, arkadaşımın ise amcası olduğundan dolayı onların anlaşma biçimi gibi bir şey olarak düşünmen yeterli.” Ne söylediğimi ben bile düzgün anlamazken Yunus'un gözleri tuhaf bir biçimde yüzümde geziyordu.
Allah kahretmesin, az önce ne dedim ben?
Öğretmenlik senlik değil İlknur Şura!
Aynen Erva amcasıyla her gün böyle anlaşırdı ya zaten.
Malsın sen İlknur Şura!
Mal, malsın yani.
Ama olayı gayette makul bir şekilde toparlamıştım, Erva'nın hangi nedene bağlı Haldun Bey'in ensesine çöktüğünü henüz bilmiyordum sonuçta.
“Öyle mi hoca hanım, kuzenim oluyor yani arkadaşınız? Peki hocam bir şey daha danışmak istiyorum,” Yunus'u bir an önce buradan çıkarıp hava almasına yardımcı olmam gerekiyorken, gerçekten konunun muhatap dışında olan bana mı danışacaksın sevgili öğrencim?
Haksızsın İlknur Şura, sus!
“Güzelim, az önce dediklerimden dolayı özür dilerim öyle demek istemedim. Bana değil de arkadaşıma ve babana danışmanı tavsiye ederim, çünkü bizim acil çıkmamız lazım.” Samimi bir tebessümle yanından ayrılırken Yunus'un koluna girmiştim.
Yalnız kol kol değil, dambıl sanırsın..
Hey maşallah koçuma bee!
Yunus yaptığım davranışa ses çıkarmamıştı ama dudağının yana kıvrıldığını fark etmiştim.
Esen hafif serin rüzgârla yanımdaki Yunus'un heybetine bakarsak benim uçup gitmem an meselesiydi, biraz abartmış olabilirim ama öyleydi.
Yunus sanki az önce duygu karmaşası, ihanete uğramışlık hissi yaşamamış gibi gözüküyordu, ama idmanlı olduğunun farkında olduğum için sadece derin bakan gözlerine odaklanma ihtiyacı duydum.
“Fiziksel olarak değil ruhsal olarak nasıl hissediyorsun Yunus?” Çıkış kapısına yakın banka oturduğumuzda Yunus tam karşımda oturmuş yaralı bakışlarıyla gökyüzü gözlerime kilitlendi.
Daha yeni bu kadar yakından baktığımda, kirpiklerinin muhteşemliğine hayran olmuştum.
Nemli kirpiklerine düştüm boksör bey.
O kadar hoş bir kıvrımı vardı ki kirpiklerin, neredeyse kendi kirpiklerimle karşılaştıracaktım.
Yine abartı, yine benim aptallığım..
“Sevgilim dedin öğrencine, o aşamaya geldik mi yaa?” Bıyık altından gülerken gözlerini çekme niyetinde değildi.
Evlilik aşamasındayız nasıl unutursunuz beyefendi?
“O aşamaya sen getirdin diyelim, rızasız olmadı tabii ki de.” Ses tonumu kısık tutarken kafasını bana doğru biraz yaklaştırdı.
Sorduğum soruyu geçiştirdi mi o az önce?
“Ruhsal olarak enkazımı gömme aşamasındaydım bugünden sonra bir toprak daha atıldı ruhuma. Fiziksel olarak sormadın ama gökyüzüne ihtiyacım var..” Şefkat dolu bakışlarla yaralı gözüne özellikle odaklandığımda sanki bana bağlıymış gibi baktı ve dediği sözle gözümün buğusuna engel olamadım.
“Şefkat dolu bakıyorsun, bana bu zamana kadar kimse şefkatle bakıp yaklaşmadı..” Göz temasını bu noktada kestiğinde ellerine bakma ihtiyacı duydu.
Annem.
Anne şefkati bile mi yaşamadın?
Sadece benim duyabileceğim ses tonunu duyduğumda içim içime sığmadı.
“O şefkat dolu bakışlarını gözlerimden uzaklaştırma, gökyüzünü benim üzerimden çekme Kuğu Güzeli’m..” Gözyaşımı içimde tutarken oturduğum yerden kalkıp Yunus'un boynuna sarıldım.
Tüm samimiyetim ve sevgimle şefkat duyguma hapsetmek istedim onu.
Kafamı omzuna yasladığımda belden yukarı bölgemin ağırlığımı verdiğim için nefes almadığını hissettim.
Şaka mı yapıyorsun?
“Yunus nefes almıyor musun sen?” Yüzümü yüzüne doğru eğmek gibi hata yaptığımı alnımı öpmesiyle anladım.
Aptal şey.
Koluna tokadımı geçirir geçirmez şahane gözleriyle yüzüme bakıp elimi avucunun içine aldı.
Bu el kimin eli, benim ellerim mi küçüldü?
“Salaksın cidden bak öylesin, ayrıca sorduğun soruya bir açıklık getireyim; Gökyüzü senin gökyüzün ise senden uzaklaşma ihtimalini çöpe atman gerekiyor, çünkü..” Hayran olunası kusursuz yüzünü avucumun içine alıp yüzünün her zerresini süzerek konuşmama devam ettim. “Bu gözlerim senden başka kimsenin Gökyüzü’sü olamaz. Sana ait, sadece senin hayatında yeri bulunuyor.” Yanağına dudağımı değdirdiğimde oturduğu yerden dönüş yaptı ve tek koluyla belimi kavradı.
“Şura ben sana çok fena tutuldum, sen benim hayal kırıklığım olma..” Önüme düşen saçlarımı eliyle düzelttiğinde dudağımın içini yedim. “Olmam, ben olsam olsam senin hayatın olurum.” Eliyle çeneme dokunup dik tutmamı sağladığında gözlerime doğru eğildi. “Olsana hayatım? Gökyüzü'm olan hayatımı da güzelleştirir.” İmayla yüzümü buruşturduğumda yarım ağızla güldüm.
“Güzelleştireceğimden o kadar eminsin yani?” Kaşları havalanırken kafasını hafifçe sağa çevirip sevimli bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Her türlüne talibim Kuğu Güzeli'm..” Alt dudağımı dişlememek zor dururken yaralı gözünün dudağıma doğru kaydığını fark ettiğimde ortamın müsait olmadığını hissediyordum.
Okuldayız geri zekâlı, benim okulum bir de!
Bakma dudağıma, ayy ya da bak.
Hamle yaparsan alnını öperim.
Biraz daha eğildiğinde kalp ritmim çok hızlı frekans değiştiriyordu, seviyordum hem de çok seviyordum ama temasa alışamamıştım.
“Lan siz burada, sevişin bir de isterseniz yuh anasını satayım!” Yunus ellerini çektiğinde korkuyla gözlerimi kapatıp açtım ve tam karşımızda kollarını göğsünde toplamış Erva'nın mükemmel bedeniyle bakıştım.
Yunus kafasını hemen olumsuzca sallarken stresten dolayı dudağımı soymaya başladım.
Ya bu Erva bize muhbir olarak mı gönderildi, ben anlamıyorum ya?
Erva kaşlarını çatarak Yunus'u gösterdi. “Buyurun Yunus birader, lütfen rahatsızlık verdik okul yerinde!” Yunus hiç bozuntuya vermeden sırıtırken hâlinden memnundu.
Ben sessiz kalma jokerimi kullanmaktan yanayken Erva gözlerini büyüterek etrafı gösteriyordu.
“Çoluk çocuk yerinde, ulu orta yaptığınız iş mi eşekler sizi?” Omuz silkerken Yunus'un parmakları yavaşça elimi buldu ve sıkıca kavradı.
“Yalnız bacım, Haldun Bey'i ne yaptın tam olarak?” Yunus'un mükemmel U dönüşü sorusuna cevabını merakla beklerken Erva bir çocuk gibi ellerini birbirine vurdu.
Haa tatlıya falan mı bağlandı?
Eliyle iş tamam işareti yapıp sinsice gülerek cevapladı.
“Amcam olduğuna inandı bir de kuzenim varmış Sıla diye, ama sahnede karaktersiz olduğunu öğrendiğim için onu kumpasa düşüreceğim.” Aklına çok pis düşünceler geldiğini anladığım an, sormadan edemedim.
“Nasıl olacak o?”
Alayla gülerken dilini dişlerinde gezdirdi. “Önce suç dosyası ya da sicilinde bir bokluk var mı onu kontrol edeceğim, eğer bir piçlik çıkarsa onun için özel olarak operasyonla yakalama kararı çıkaracağım.”
Dudağımı kıvırıp aynı şekilde gülümserken Yunus'la aynı anda kafalarımızı birbirimize çevirdik.
Erva telefonla konuşmaya gittiğinde Yunus çenemi tutup gözlerine sabitledi. “Yemeğe çıkmamız gerekiyor değil mi, sevgiliysek?” Tatlı bir gülümseme sunduğumda gamzemin ortaya çıktığını fark eden Yunus, parmağıyla gamzemin üzerini sevdi.
Erva ellerini sallayarak yanımıza gelirken neredeyse içime girecek kadar yakınıma gelmiş gözlerini gözlerime dikmişti.
Rahatsız olma ihtimali var bu kızın.
Kendimi geri çekmek için hamle yaptığımda Yunus kolumdan tutup beni Erva'nın dibinden kurtarmıştı.
“Rahat mıyız acaba bacım?” Yunus'un Erva'ya sorduğu soruya kaşlarımı çatarken, Erva'nın söylediği şeyle ikimizin de ağzı açık kaldı.
“Dörtlü date’e çıkıyoruz canlar, konum ben de önden buyurun.”
Yok, ben gerçekten rüyada falandım..
Tatlı bir rüyayla karışık Erva'nın dürtülerinin barındığı rüya…
Bölüm etkileşimi
