Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

23. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

Yirmi Üçüncü Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: Yirmi Üçüncü Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime · Okuduğun bölüm
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Seni sessizken, sadece önemseyenler duyabilir.”
George Bernard Shaw

Okuldan erken çıkarak iyi yaptığımı düşünüyordum ama midemden kalbime bağlantılı giden hissiyatı bastıramıyordum.
Ne oluyordu lanet olsun bana?
Hafif esintili havayı ciğerlerime çekmeyi denerken alnımda biriken su damlaları içimdeki baskıyı artırıyordu.
İmdat şu an ya!
Mesajın içeriğine girmeden üstten okumama rağmen sanki Yunus'u reddetmişim gibi bir ağırlık vardı..
Ne boktan bir duygu lan bu?
Erva'nın numarasını tuşlayarak kulağıma götürdüğümde kafamı sağa çevirir çevirmez Erva'nın motorla önümü kesmesi bir oldu.
Siyah iddialı kaskıyla binmem için işaret yaptığında ağzım açık hâlde irkilip düşünmeden arkasına atladım.

Motorla hızlı gitmememizi fırsat bilip Yunus'un mesajına girdim ve içimden geldiği gibi cevap verdim.
“Erva'yla konuşup seni arayacağım.”

Soğuk bir cevap mı olmuştu acaba ya? Gözlerimi ekrandan kaldırdıktan sonra Erva'nın gaza yüklenmesi ani oldu.
Allah belanı vermesin Erva!
Refleks olarak beline çok hızlı sarıldığımda telefonu cebime sağ salim koymama şükrettim.
Yol boyunca konuşmayıp sokağa resmen drift atarak girdiğimizde kalbim ağzımdan çıkacak gibi çırpınıyordu.
“Yavaş oğlum yavaş!” Evin önüne park edip kaskını çıkardığında önce saati kontrol ettim.
17:22
Akşam dediğine göre şurada üç dört saatimiz kalmıştı. Ya Allah diyerek Erva'nın kolunu tutup bahçede konuşmak istediğimi söyledim.
Gözümle Yunus'un evini süzdüğümde dudağımı ıslatarak telefondaki yazdığı mesajı gösterdim.
Erva saniyeler içinde okuyup gözlerini fal taşı açtığında çok ani bir tepki gösterdi. “What the fuck yani kanka şu an!” Korkuyla karışık sorgularcasına kaşlarımı çatarken gözü hâlâ ekrandaydı.
“Sen de bana soracaksın öyle mi? Ay bir de öyle yazmışsın!” Ayağa kalkıp sabır çeker gibi yüzünü sıvazladı.
Ne yaptım ki, ne?
Yüzüme doğru öfkeyle eğilip kısık tutmaya çalıştığı sesle konuştu. “Kızım sen andaval falan mısın? Kabul etsene geri zekâlı bacım, lan kabul et kabul!” Kendisinden asla böyle bir tepki beklemezken verdiği cevaplardan dolayı şoke girmiştim.
“Ben giderim, kızım ben akşam evde değilim haa ona göre..” Konuşmanın arasına girerek, “Ne demek değilim Erva? Adam hayırlı olsun maksadınla gelecek hani, senin de evin yaa!” dedim, ama o yok artık dercesine kaşlarını kaldırdı.
“Ben o mesajdan çok şey çıkardım yavrum, sen rahad ol!” Rahat ol kelimesine bilerek şiveyle söylediğiyle yüzümü ekşittim.
“Aptalsın Erva, çok aptalsın beni bir adamla evde yalnız bırakacak kadar aptalsın!” Somurtarak evin kapısını açmaya çalışırken kahkaha patlatmasına bir daha şoke oldum.
Vallahi geri zekâlı bu çocuk yaa!
“Sana karşı özel verilen değeri, ilgiyi fark etmeyecek kadar inkâr modunda olarak aptalı oynamıyorum en azından..” Söylediği sözle öyle bir kafamı çevirdim ki, beynimden sinir sistemime kadar buz kestim.
Çok pisti, ay ne duydu benim narin kulaklarım?
Yaşlanan gözlerim donuk şekilde Erva'ya bakarken, yutkunarak kaşlarımı büzdüm.
Erva karşımda sırıtırken yanağımı öpmek için eğilip hamle yaptığında ondan önce davranarak saçlarına yapıştım.
“Bu kadar ima ettiğin yeter, inkâr modunda falan değilim ayrıca. Öyle bir şey olsa inkâra gerek olmadan söylerdim..” Yalan söylediğimi gözlerimden anladığında burnumu sinir bozucu şekilde sıktı.
“Hayat şaşırtır hep zaten! Ben bittim ay derken hiç umudum kalmamışken bir güneş parlar bazen..” Tek gözünü kırparak koşar adımlarla bahçeden çıktığında bir başıma kalmıştım.
Ben sana bunu çok iyi gösterirdim Erva!
Umarım Yunus varken tatsızlık çıkarmaya gelmezdi..
***

Evin içini yaklaşık bir saatte derleyip topladıktan sonra bu yorgun argın hâlimle tüm işi bana bırakan Erva'ya sövüp duruyordum.
Avelsin Erva!
Kek ve çay ikram etmeye karar verdiğimde hava kararmaya başlamıştı. Daha fazla vakit kaybetmeden keki çırpmaya hazırlanırken çay suyunu da ocağa koymuştum.
Şekerle yumurtayı çırptıktan sonra çalan zil sesiyle elim ayağıma ciddi anlamda dolanmıştı.
Ne ara geldin lan?
Aynada yüzüme falan bakmadan kapıyı nefesimi sabit tutarak açtığımda yutkundum.
Harun’un burada ne işi vardı?
Kıvırcık saçları bana Erva'yı hatırlatırken çene kasını sıkarak eve doğru bir adım atmaya çalıştığı anda kapıyı yarım açık bıraktım.
“Ne istiyorsun?” Sorduğum soruya yarım ağızla gülerken gözlerime tuhaf bir şekilde bakıyordu.
“Yunus'un psikolojisini sen bozmuşsun, adam geçmişinde doğru düzgün gökyüzü göremedi lan!” Ne demeye çalıştığını anlamayı denerken göz temasını kesmeden parmağıyla gözümü işaret etti. “Şimdi karşısına çıkmışsın o lanet mavi gözlerinle, artık adama nasıl baktıysan bozmuşsun kafasını Yunus'un!” İstifimi bozmadan kolumu uzatarak sehpadan ince demir sopayı avucumun içine aldım.
“Sen ne dediğinin farkında mısın? Yunus'un psikolojisinin benimle gram alakası yok. Tartışmanızı duydum ben sizin, Yunus'un da az buçuk nelerle mücadele edip o yaşa kadar hangi zorluklarla geldiğini tahmin edebiliyorum. Ayrıca sen kim..” Cümlemi yarıda kesip bana doğru bir adım attığında kalbim çok hızlı referans değiştirdi.
Sakin ol kimse seni suçlamıyor İlknur Şura!
“Sen kimsin de nasıl tahmin edeceksin ne yaşadığını, tartışmamızın kanıtı falan var mı? Önceden böyle biri değildi Yunus, seni gördüğü herhangi bir gün tuhaflaşıyor.” Üzerime doğru eğildiğinde, “O gözlerini Yunus'un üzerinden çek, yoksa ben kahverengi gözlerimin etkisini üzerinde gösteririm.” dediği an, silah sesi irkilip Harun'u itmeme sebep oldu.

Az önce yaşadığım olay midemi altüst ederken aklıma Cahit'in gelmesini engelleyemiyordu.
Allah belanızı versin!
Erva'nın sesini duydum ama ben kapının önünde oturmuş dizlerimi karnıma çekmiş vaziyette dudaklarımı titretiyordum.
“Siktir git lan bahçeden denyo!” Erva'nın öfkesiyle kalan Harun laflarını bırakmadı.
“Hadi yaa, siz çete falan mısınız? Fallik çetesi nasıl ama?” Gözlerimi öfkeyle kapatıp açtığımda elimdeki demir sopayı seri adımlarla yüzüne vurduğumda, Erva omzuna ateş etmeyi ihmal etmedi.
Fallik babandır yavru!
“Cibilliyetini siktiğimin puştu!” Erva kafasını bahçe kapısına çevirdiğinde Halil'in ismini kullandı.
Nasıl yaa? Yunus ve Halil bir arada olması sıkıntı olmaz mıydı?
Erva elinde silahı beline taktığında yüzümü avucunun içine alıp alnımdan öptü. “Aşkım sen iyi misin, yaptı mı bir şey sana bebeğim hee?” Şefkatli ses tonuyla ilgilenmesine yumuşacık olurken kafamı olumsuzca salladım.
“Hayır bebeğim yapamadı bir şey, çok iyiyim de Yunus bunca sese rağmen cidden nerede?”
Şüpheyle yanan buğulu gözlerimi evine doğru çevirdiğimde Halil yanımızdan geçerek Harun'u aldı.

Erva kafamı göğsüne bastırarak saçlarımı severken teselli edici sesiyle konuştu. “Gelir yaa belki evde değildi, markete falan gitmiştir. Daha yeni akşam oldu zaten..” Doğru söylediğine ikna olurken içimi kemiren bir şey vardı.
Ya katil olursak?
Ya Harun ölürse, gerçi hak etti orası ayrı ama cezasını biz çekecek olursak ne olurdu?
Erva'ya bu düşünceyi söylemek için toplanıp gözlerine baktığımda çaresizce bakıyordu.
“Bacım şimdi ya biz katil olursak?” Ağzımdan çıkan sözle bakış açımın radarına üçüncü kişinin girmesiyle dişlerimi birbirine kenetledim.
Yunus elinde çiçek buketiyle bize doğru dikkatlice bakıyordu, gözbebekleri ise benim mavi irislerime odaklıydı..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.