12. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuOn İkinci Bölüm
Bölümler 42Şu an: On İkinci Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Birisi tarafından derinden sevilmek size güç verirken, birini derinden sevmek size cesaret verir.”
2024, Adana
Beş saat sonra Adana'ya nihayet ayak basabilmiştik, heyecan ve panik duygusuyla bindiğim otobüsten resmen ruhum çekilmiş gibi inmiştim.
Şaka gibi görünüyordu ama kafam kazan gibiydi.
Otogarın çıkışına doğru yürürken sağ yanımdan aynı adımlarla ilerleyen Yunus'u fark etmemle bakışlarımı alttan sol yanımdaki Erva'ya çevirdim.
Erva telefonundan önemli bir şeye bakıyormuş gibi ekrana dikkat kesildiğinde elini kaldırarak bizi durdurdu.
“Halil'in olduğu hastaneye gidiyoruz,” dediği an Yunus'un konuşacağını anladığım gibi ondan önce ben atıldım.
“Böyle bir şey yapmıyoruz Erva, kalacağımız eve gidip eşyalarımızı yerleştirelim ondan sonra plan yaparız.” Kaşlarını havaya kaldırarak kafasını hızla sağ sola salladı.
“Lan hem benim kaç senelik komiserim, hem de bize kalacak ev ayarlayan iyilik meleğim.” İyilik meleği mi dedi o?
Gözlerim birden Yunus'a kaydığında beni fark etmeyip gözlerini havaya kaldırıp dilini dişlerinde gezdirdi.
Derin bir nefes bıraktıktan sonra baygın bakışlarla bana baktığı gibi pür dikkat ona kesilmiştim.
Derin yaralı bir hikâyesi olduğunu hissettiğim gibi Erva'ya dönerek konuştum.
“Erva ikimiz bunu sonra konuşurduk, Yunus'un yanında demen hoş mu?” Kardeşi olduğunu öğrenmiştik evet ama, gözlerinden ve dediklerinden dolayı sezgilerim uyarı veriyordu.
Erva oflayarak caddeden taksi çevirmeye gittiğinde şakaklarıma ve boynumu kavuran sıcak hava resmen enerjimi tüketiyordu.
Adana bu kadar sıcak mıymış yaa?
Erva önden giderken peşinden ağır adımlarla yürümek istediğimde kolumda hissettiğim baskıyla refleksle arkamı döndüm.
Yunus'un bana baktıkça derinleşen gözbebeklerine dalmışken, “Halil'e gidersen ne olduğunu bu numarayı arayarak iletir misin?” dediğinde elime küçük bir kâğıt sıkıştırdı. Gözlerimi kısarak yaralı gözüne baktığım için cevap veremedim, çünkü yutkunmayı bile unutmuş kadar uyumuştu beynim.
Sıcaktan dolayı tabii ki..
“Neden diye sorsam sorun olur mu?” Dudağını ıslatarak olumsuz anlamda kaşlarını kaldırdı.
“Sıçrayan cıva gözünü ne hâle getirmiş bunu bana iletsen yeterli..” Gözlerimde ne his beliriyordu bilmiyordum ama umarım güzel bir his barındırmıyordur.
“Sen bana bahaneyle numaramı verdim demiyorsun da, kardeşini kullanıyorsun diyelim.” Gözlerim kısılarak imayla sırıtırken beni öyle bir izliyordu ki, gülümsememi utanmayla soldurdum. Yüzüme doğru yavaşça eğilmek istediğinde elimle göğsünden tutarak eğilmesini engelledim.
Elime tişörtünden temas eden kasları hissettiğim gibi alnımda ter balonları biriktirdi. Adana sıcağıyla yaşadığım elektriklenmeyi sonlandırmak zorundaydım çünkü, bu durumda Yunus'a hiç güvenmiyordum.
Elimi çekip kafama götürüp saçlarımı arkaya doğru savurdum ve Yunus'un yüzüne bakmadan arkamı dönerek seslendim. “İletirim, az önce söylediğim şeyi de unut.” Erva çoktan taksi durdurmuş beni beklerken iki kat rezil hissettim kendimi.
Arka koltuğa Erva'nın yanına oturduğumda bacağıma öyle bir çimdik attı ki, atacağım çığlığı içime attım.
“İlknur Şura Aslan bacım, ne bu ter? Tamam sıcakta hava, bu kadar ne yaptın da terledin?” Gözlerimi büyüterek arabada şoföründe olduğu sinyalini verdikten sonra pişkin pişkin sırıtmaya başladı.
“Yunus bir şey sordu o yüzden geç kaldım. Kes sesini Erva!” Dudağımı ıslatıp camı açıp kafamı dışarıya çıkardım.
Soru yağmuruna tutulmaktan nefret ediyordum, özellikle imalı olan sorulardan..
“Ne sordu da seni yerden yere vurdu hımm?” Bakışlarım dışarıdayken gözümün önüne Yunus'un profili gelip duruyordu.
Kaslıydı ve lanet olsun ki, adama dokunmuştum.
Yüzümü buruşturup aklımdan ve gözümün önünden görüntüleri atmaya çalışırken Erva hâlâ darlamaya devam ediyordu.
“Bacım bak o çocuk sana Gökyüzü’m diye hitap etti ve yani, gözünün de durumu ortada. Ama sen yarasının hikâyesini biliyorsun ki, rahatsızlık duyacağın kişi yapmış…” Ters bakış atıp Erva'nın yüzünü süzdüm.
Gözünün durumu ortada da ne demek?
Bu kız ne demeye çalışıyordu?
“Gökyüzü'm demesinde sıkıntı yok, ama gözünün nesi varmış ki Erva?” Dudaklarını birbirine bastırıp kafasını sağa yatırdı.
Uzun uzun gözlerime baktıktan sonra kem küm ederek konuştu.
“Tehlikeli ve gerici duruyor bacım, gözlem yeteneğimle de analiz ettiğimde acılı bir hayat hikâyesi var evet, sana zarar vermesinden endişe duyuyorum.” Mahzun bir yüz ifadesiyle baktığımda aynı şeyleri analiz etmiştik ama benim Yunus'a karşı herhangi bir endişem yoktu.
Endişeye mahal yok arkadaşlar.
Tatlı bir tebessümle yanağına elimi koydum.
“Merak etme, onun bana karşı bakışları çok farklı yani ben hissediyorum.” Derin bir nefes alıp geldiğimizi anladığımda sadece Erva'nın duyacağı şekilde konuştum. “Onun tüm acısı hayata karşı ve öfkesi de kardeşiyle, birilerine..”
***
Halil'in kaldığı odayı Erva'nın sayesinde öğrenmiş ve dört kat merdiven çıkmak zorunda kalmıştık.
Valizlerimiz ise takside duruyordu, onu da Erva yüksek miktarda para yatırarak halletmişti.
Yani işimizi kısa tutmalıydık, taksici bizi bekliyordu.
Ne de olsa hasta ziyaretine gelmiştik yani..
“İyi ki bir atandık lan, başımıza gelenlere bak.” Gözlerimi boş boş devirip Erva'nın kendi zihniyle meşgul olduğunu fark ettim.
Kendi zihniyle meşgul demek istediğim; Halil'in odasını bulmaya çalışıyordu.
“Heh buldum, gel bacım.” Koyu gri kapının önünde durup Erva'nın kapıyı bir kez tıklatıp içeriye damlaması bir oldu.
Bir bekleseydik?
Kolumdan hiç durmadan beni çekiştirdiği için mecbur o nereye ben de oraya gidiyordum.
İşte gerçek bacılık!
Odanın içini kısacık izledikten sonra yatakta sol kolu alçıda Halil yatıyordu. Sağ gözü boydan boya bandaja sarılmış, diğer gözü ise net bir şekilde bize bakıyordu.
“Komiserim, geçmiş olsun. Kaza haberini alınca ilk size uğramak istedik, nasılsınız?” Boğazını temizleyip tok ses tonuyla konuştu.
“Senin nereden haberin olmuş da, ilk paldır küldür geliyorsun?” Erva'nın sorduğu soruları keskin bir viraj gibi kesip kendi radarına aldığında Erva kısa süreliğine kal yaşadı.
“Ekipten birisi aradı beni, ciddi bir şeyiniz yoktur inşallah?” Dudağını büzüp yattığı yerden doğrulup oturdu.
“Sağ gözüme nereden aktığını bilmediğim bir cıva sıçradı, geç kalındı muayene için de. Sonuç olarak sağ gözüm ofsayt!” Son cümlesini o kadar gür ve keskin söylemişti ki, odanın içinde yankılanmıştı. Erva yüzünü büzerken gözlerimi Halil'in yüzüne çevirdiğimde, Yunus'u ilk gördüğüm hâli geliyordu.
Yunus'u gördüğüm kadar bu olay etkilememişti beni.
Ama kafamı kurcalayan bir takım şeyler vardı;
Yunus'un da sol gözü yüzde yetmiş görüyordu, Halil onun kardeşi olmasına rağmen onun da gözü de yara almıştı.
Ama Halil'in görme yetisi hiç yoktu.
“İlknur hadi gidiyoruz,” Daldığımı Erva seslenince fark ettiğimde Halil'in gözünün bende olduğunu gördüm.
Odaya girdiğimden beri hiç konuşmadığımı anladığımda, “Geçmiş olsun.” deyip kapıya doğru ilerledim.
Aklıma yine Yunus geldiğinde aramam konusunda beni tembihlemişti.
Ne vardı ki yani, sadece gözünün durumunu söyleyip kapatacaktım yüzüne.
Erva aceleyle koşar adımlarla hastaneden çıkarken arama fırsatı bırakmıyordu ki.
Ben niye acele ediyordum ayrıca canım?
Taksiye nefes nefese kalmış şekilde bindiğimizde bu yaşadığımıza değer miydi gerçekten?
Hayır bu arada, hani Yunus olsa neyse de..
Ne?
“Ben bu adama niye böyle taktım anlamıyorum ki..” Elimle kimse fark etmeden kafama vururken Erva'nın bakışlarını yakalanmıştım.
Asla kaçmayan o bakışlar..
“Ne var Ervoş?” Elim telefonuma giderken kolumu dürtüyordu. “Artık taşlar yerine oturdu İlknur Şura!”
Aferin sana Erva ajan.
Sıkıcı bir yüz ifadesiyle yüzüne baktığımda Yunus'un numarasını tuşlayıp kulağıma götürdüm.
“Halil bana numarasını verdi bacım, bak. Sen tabii o sırada dalıp gittiğin için,” İmayla dudağımı büzüp gülerken kulağıma ulaşan karizmatik sesle beynim iki saniye çalışmayı durdurdu.
Kalbimi eriten bir cinsti ses tonu..
Abart!
“Kimsin?” Böyle demesini beklemezken onda benim numaramın olmadığı aklıma geldi.
Tanıt kendini İlknur Şura.
“Gökyüzü desem?” Gözlerim dememle beraber gökyüzüne kayarken ses tonunu düzeltmek için öksürdü.
Hiç denemene bile gerek yoktu.
“Nasılmış gözünün durumu Gökyüzü’m?” Midemden nükseden hisle derin bir nefes aldım dümdüz konuştum.
“Sağ gözü tamamen kör olmuş, nasıl olduğunu bilmediği şekilde arabadan cıva sıçramış, muayene için de geç kalmış. Öyle yani,” Tek solukta anlattığım olayda hiçbir şey demeden sessizce dinleyip bir şey demesini bekliyordum.
“Teşekkür ederim, kaydediyorum ben seni. Tekrar görüşürüz.” Aramayı hiçbir şey demeden sonlandırıp telefonu kalbime yasladım.
Kendine gel İlknur Şura!
Kendine gel!
Gözlerim titrerken nefesim düzensizleşmiş gibiydi.
Erva durumumu görüp elini kalbime koyduğu gibi, eli ağzına gitti.
“İlknur sen birinden çok pis etkilenmişsin bacım,” Kafamı hızlıca olumsuzca sallarken, “Hayır saçmala.” dedim ama derken bile sesim titrek çıkmıştı.
“Herkese inkâr et, hatta kendine bile inkâr et ama bana inkâr etme. Edemezsin de zaten,” Gözlerim büyüyüp kısılırken Erva bana şefkatle bakıyordu.
Erva'dan neden saklıyorum diye düşünüyordum ki, Erva ile Yunus'un iletişimi aklıma dank etti.
İki dakika sonra taksi kalacağımız evde bıraktıktan sonra bizi tek katlı gayet tatlı bir ev karşıladı. Valizleri eve doğru sürerken konuşma gücünü buldum. “Erva bana dürüst ol ve soracağım soruya tek cümlede tüm hislerinle doğru cevap ver.” Erva sanki iç sesini duyuyormuş gibi bakarken gözbebeklerinin titrediğini gördüm. Yarım ağızla gülüş sunarken hiç süslemeden sorumu sordum.
“Yunus'u ilk gördüğünde ve devamlı olarak gördüğünde içinden ne hissedip düşündün, her şeyi gerçekliğiyle anlat, kardeşinden hiçbir şey saklamanı istemiyorum.”
Bölüm etkileşimi
