Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

5. bölüm / 43

Gökyüzü Kuğusu

Beşinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: Beşinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime · Okuduğun bölüm
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
  43. 43 Kırk Üçüncü Bölüm1.463 kelime

“Kelimelerini yükselt, sesini değil; Yağmurdur çiçekleri büyüten, gök gürültüsü değil.”
Hz. Mevlânâ

2024, Karabük

Duyduklarıma göre Cahit'e ithaf söylenen sözden nedensiz bir şekilde etkilenmiştim. Cahit birisini, belki de bir masumun gözüne hasar vermişti.
Ama bir dakika, bu Yunus olabilir miydi?
Karanlığın göbeğinde kaldıkları için net göremiyordum ama içimdeki his onun Yunus olduğunu söylüyordu. Erva'nın aşina olduğum sinirli ses tonunu işitmemle beraber yanına doğru yürüdüm.
“Sicil dosyanı, senin geçmişini her bir bokunu hafızamda tutuyorum Cahit! Bu yaptığın fiziksel hasar için de savcılığa kadar giderim.” Erva Cahit'in üzerine tüm soğukkanlılığı ile ilerlerken Yunus ikisinin yanına biraz yaklaşıp ortamın negatifliğini almaya çalıştı.
“Hanımefendi sizin bir şey yapmanıza gerek yok, bu itle bizim aramızda olan sarsıntılı bir geçmiş meselesi. Ben yarın Cahit'in icabına bakacağım,” Işık vuran ela gözlerine gözlerim çarptığında ne kadar çok şey yaşadığını az buçuk öngördüm. Kaşlarının altından ona baktığımı fark ettiğinde kafasını teşekkür niyetinde eğip, “Sağ olun.” dedi. Erva'dan hemen önce benim gözlerimde durduğunda gülümsemek istedim ama yapamadım. Erva hırsını alamadığı için Cahit'e kilitlenmiş durumdaydı.
Ve Erva hırsını almadan hiçbir zaman hiçbir yere gitmezdi.
“Ben seninle uğraşırım oğlum, bacıma yaptıklarından öncede olayların varmış zaten.” Erva Cahit'in omuzlarından hafif olmayan güçte ittikten sonra, Cahit kimsenin beklemediği hamleyi yaptı.
Erva'ya piç gülüşü attıktan sonra midemi bulandıran kahve gözleri bana döndüğünde kalbim olduğu yerde duracak gibi atıyordu.
Erva kolumdan tutarak olay yerinden uzaklaşmak istediğimizde diğer kolumda başka bir baskı hissettim.
Gözbebeklerim titrerken Cahit'in teması olduğunu fark ettiğim gibi elimi hemen geri çekmek istedim ama başarılı olamadım. “Biz sana ne dedik lan?” Dediğim gibi alaylı yüz ifadesini takındı.
“Siz derken?” Erva silahın kabzasıyla Cahit'in üzerine doğru koşarken, “İlla gel beni öldür diyor, sıçtım ağzına pezevenk!” dediği gibi kabzayı Cahit'in ensesine geçirdi.
“Ben icabına bakacağım bu itin, sizi bırakabilirim?” Yunus'un sesini dinleyip anında cevap veren Erva'yla beraber polis sirenleri yanıp yanıp sönüyordu.
“Yok teşekkürler, çocuk polisiyim zaten ben kendim hallederim.” Polis memurları önümüzden doğru gelirken kalbim hâlâ davul gibi atıyordu.
Erva'ya selam veren polis kafasıyla Yunus'u gösterip kaşlarını çattı. “Eleman size bir şey mi dedi?” Kafamı olumsuzca sallayarak cevapladım.
“Hayır, onun suçu yok yere düşen ve ileride dükkânın önündeki yatan adamlar suçlu.” Erva yarım gülüşle polise göz kırpıp araca doğru ilerledi. “Aracı kaptım vallahi Ahmet, helal et!” Az önce gelen polisin aracının şoför koltuğuna oturan Erva gelmem için işaret yapıyordu.
Şey, biz tam olarak ne yaşıyoruz?
“Âlemsin Erva bir şeyler yapıştırma araca!” Arkamdan duyduğum Ahmet'in sesiyle ufak bir kahkaha atarak Erva'nın yanına oturdum.
“Sen ekip arkadaşlarının aracını alıp bir şeyler mi yapıştırıyorsun bacım, cık cık cık…” Kınar gibi bakış attığımda hafifçe kolumu dokunarak aracı çalıştırdı. “Hayır bee, sadece Ahmet'in aracına yapıyorum. Uğraşması eğlenceli oluyor.” Gaza öyle yüklendi ki, oturduğum yerde kafamı cama çarpacaktım.
“Bayağı eğlenceliymiş…” Benden başka biriyle uğraşması hoşuma gittiğinde anlamsızca kıkırdıyordum.
“Düğünü nerede yapacaksınız Erva?” Sorduğum sorudan önce Erva'nın bakışına genizden öyle bir kahkaha attım ki, tutanacak bir yer aradım.
“İlknur elimin tersindesin, lütfen adab-ı muaşeret kurallarına aykırı sorular sorma!” Konuştukça daha çok gülme krizine girerken, “Adab-ı muaşeret kuralları ve Erva Sarışahin?” dedim. Öksürükle karışık gülerken Erva'nın hiç gülmediğini anladığımda kıpkırmızı yanan suratımla Erva'ya baktım.
“Araba kullanırken gülemem bacım hiç öyle bakma!” Haklı olmasına hafif hafif gülerken yaptığı ani frenle neye uğradığımı şaşırdım.
Yalnız araba emanet araba bacım…
Önümüze düşen sersem gibi görünen, yürüyüşü sarsak olan uzun boylu birine çarpmamak için durmuştuk. Adam kafasını bize doğru çevirdiğinde dudaklarım şaşkınlıkla oynadı. “Yunus değil mi o?”
Ne işi vardı bizim sokakta?
Erva emniyet kemerini çözerken bana seslendiğinde benim gözlerim hâlâ Yunus'u analiz ediyordu.
“Sen in bir bak zararsız duruyor. Ben aracı park edip geliyorum,” Yavaşça araçtan indiğimde Yunus'un bizim kapının önüne oturduğunu gördüm.
Sokakta çok aydınlatma olmadığı için önüme çıkan şeyleri görmem zor oluyordu ama odağım Yunus’daydı.
Bitap hâldeydi, ya da intikam peşindeydi.
Uzaktan bir süre izlemek istediğimde sürekli ellerini kontrol edip duruyordu. Kolunu açıp bakıyor, yumruklarını sıkıp gevşek bırakıyordu.
Adım seslerimi duymuş olacak ki, beklemeden hemen ayağa kalkıp kafasını bana çevirdi.
Benim yine kalp ritmim çok hızlıydı.
“Kaçıncı kez radarıma takıldın?” Böyle bir soru beklemezken dudağımı büzerek bilmem anlamında cevapladım.
“Benim aklıma takılan bir şey var, Cahit sana ne yaşattı?” Onun hakkında bile konuşurken sesimin titremesini çözemezken artık ürkütücü gelmeyen ela gözlerine mavi gözlerimi tamamen odakladım.
Nasıl bakıyordum bilmiyorum ama ben gözlerindeki çaresiz ve sevilmemiş yanını görebiliyordum.
“Gökyüzü gerçekten varmış..” Kaşlarım çatılırken gözlerime sanki daha önce hiç görmediği bir şeyi görüyormuş gibi bakıyordu.
“Gökyüzü zaten var ki?” Alık olduğum belli olmuyor değil mi?
“Herkese yok, görebilene var ama ben bu yaşıma kadar gökyüzü falan görmedim. Bu saatten sonra işler biraz değişti gibi ama..” Dediklerini bir ben mi anlayamıyordum yoksa şifreli mi konuşuyordu?
Hasarlı gözüne son kez baktıktan sonra beyaz kısımları kan çanağına dönüştüğünü fark edip gözlerimi eve döndürdüm.
“Oldu o zaman, iyi geceler!” Evin kapısını açmadan önce arkamı döndüğümde Erva'nın geldiğini sanarken, Yunus'un anlamlı bakışlarına ve kaslı vücuduna rastladım.
“Yarın birtakım mevzular çıkabilir mahallede, bilgin olsun ona göre çıkarsın dışarıya..” Bomboş bakarken, “Hadi Allah'a emanet..” deyip çekip gitti.

Gözlerim ellerine doğru indiğinde parmaklarında mermi çevirdiğine şahit olur olmaz ağzım ve gözlerim aynı anda açık kaldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.