Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

18. bölüm / 43

Gökyüzü Kuğusu

On Sekizinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: On Sekizinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
  43. 43 Kırk Üçüncü Bölüm1.463 kelime

“Karşınızdaki insan, neyin üzeceğini bildiği halde onu yapmaya devam ediyorsa bunun adı hata değildir; düpedüz sizi gözden çıkarmıştır.”
Sigmund Freud

2012, Karabük
Yunus Sarıtaş

Bizim evde huzurun yerini kaos ve şiddet alıyordu. En son ne zaman huzuru tattım bilmiyordum ama sanırım, odamda boks hayalleri kurduğum zamanlardı..
Her gün babamın aynı psikolojik ve fiziksel şiddeti, annemin ise hep bana zarar vermesi delirmem için yeterliydi.
Kardeşim Halil ile sıradan ergenlik çağındaki erkek çocuğuyduk, ama ne anneden ne babadan sevgi veya şefkat alamamıştık.
Çocukluk dönemimizde bile harlanan şiddet ve travma unsurlarıyla büyümüş, şimdi ise aynı şekilde lise dönemine gelmiştik.

Yaşamaya dair hiçbir hevesim yokken, bir şefkati bile gram tatmamışken; benden bir yaş küçük kardeşime kalbimdeki tüm abilik duygusuyla ilgi gösteriyordum. Çünkü ben Halil'le ilgilenmezsem babam onu ölüme atacaktı.
Buna izin vermemek için annemin karnımda izler bırakmasına boyun eğiyordum.
İkimizi de liseye göndermeyi acı bir şekilde reddettikleri yetmiyormuş gibi bir işte çalışmamıza bile razı değillerdi.
Ama benim analık ve babalık yapmam gereken bir kardeşim vardı ve onun için kurşun atar kurşun yerdim.
Ailemi saymadan akşam saatinde işe gitmek için üzerimi değiştirdiğimde annemin sesi beni durdurdu.
“Yunus, şu sümsük kardeşine söyle benim kocamı kızdıracak en ufak şey yapmaya yeltenmesin. Yoksa, gelecek olan kardeşinin başına gelecek.” Gözlerim anında sinirden parladığında evin içinde Halil'i aramaya başladım.
Babamın tekrar sinir olacağı şeyi yapıyorsa, fırın travmasını yine yaşayacaktı.
“Halil neredesin aslanım? Neredesin gel, babam eve gelmeden dışarıya çıkarayım seni hadi.” Daha yeni travma yaşatmıştı babam, iki gün geçmeden yine yaşanırsa yüreğim çok sızlardı.
Ben bile görmeye tahammül edemiyorken, Halil bizzat o acıyı yaşıyordu.
Ve hâlâ babamın kızdığı şeyleri yapmak için can atıyordu.
Sanki başına gelecekleri bilmiyormuş gibi.
Ah Halil, ah be kardeşim!

Babamın odasında Halil’i babama ait olan kol saatlerini denerken yakaladığımda yüzümde acıyla karışık tebessüm belirdi.
“Aslanım bırak onları, babamın zaaflarıyla oynayıp durma lan! Kaç seferdir uyardık, her seferinde aynı travmayı yaşatıyor sana.. Yapma oğlum, benim kalbim sızlıyor lan sen o anları yaşarken…” Boğazımdaki acı yumruyu tutmak zorunda kaldığımda Halil elindekileri yere birden bıraktı. Çıkan ses içeriye ulaşmadan Halil yere düşürdüklerini alıp eli kolu birbirine girmiş şekilde yerine koyarken yanaklarından yaşlar süzülüyordu.
On üç yaşındaydı daha çok küçüktü… bedeni artık yaşadığı travmaya maruz kalamazdı, ölürdü lan.. Ölür..
Olduğumuz yere yaklaşan adım sesleriyle Halil'in önüne geçerken odanın kapısının açılması bir oldu.
Halil arkamda sessiz sessiz gözyaşı akıtırken babam tam karşımda çatık kaşlarıyla bize bakıyordu.
Sıçıp sıvamıştık..

Uzun koluyla arkamdaki Halil’i yakalayıp mutfaktaki fırına götürmeye kalkıştığında ona gücümün yettiği kadar engel olmaya çalıştım ama, onun gücü benim üç katımdı..
“Abi, Yunus izin verme lütfen.. Lütfen izin verme Yunus!” Titrek bir hıçkırıkla ağlarken beni ezip geçen babamın sırtına yumruklarımı geçirerek durdurmaya çalışıyordum. “Yapma baba, baba yapma! Ölecek bedeni daha fazla acıya maruz kalamaz! Baba..” Beni pas geçip çoktan Halil'i kucağına alarak fırının kapağını açıp dereceyi elliye getirdi. Halil babamın kucağında çırpınırken babamın kalın sesi kulağıma ulaştı. “Sana elli bin defa söyledim, benim zaaflarımdan uzak duracaksın. Her seferinde ayaklarını ısıtmamdan zevk mi alıyorsun lan sen?” Halil'in çoraplarını çıkarmaya başladığında elimle yanağımdaki ıslaklıkları yok ettim ve burnumdan soluyarak babamın yakasına yapıştım.
Boyum ve gücüm ona yetmemesine rağmen bunu yaptım..
“Rahat bırak kardeşimi, bizi rahat bırak! Eğer fırın travmasını hâlâ yaşatmak istiyorsan bizi diri diri yaksana baba! Sen nasıl babasın lan?” Halil'in elini sımsıkı tutarken babam daha çok öfkelenmeye başlıyordu.
“Bizi diri diri yakıp çöpe atsan bu kadar canımız yanmazdı baba..” Ses tellerim kısılmış ve titriyordu.
Ağlamaktan yüzümün her yeri kızarırken alt dudağım titreye titreye engel olmaya çalıştım.
“Halil daha on üç yaşında, yaşımızı biliyor musun orası da meçhul ama.. Yeterince fırın travmasını yaşattın ona baba,” Hiç yapmayacağım bir şey yapıp babamın önünde dizlerimi kırdım ve babamın yüzüne doğru kafamı kaldırdım.
“Baba sana yalvarırım, ölür baba yapma… gözlerimin önünde ona bu acıyı yaşatma artık… Yalvarırım baba..” Çene kasımı var gücümle sıkarken eliyle kafama dokundu ve tekrar tekrar o duyguyu bana yaşattı.

Halil'in bastığı acı dolu titrek çığlığıyla diz çöktüğüm yerde iki büklüm olarak kulaklarımı kapattım.
Yapma bunu, öldürme kardeşimi..
Yapma..
Yaptığı işkence iki dakika sonra biterken mutfağa annem girmişti ve anında keskin kahverengi gözleri beni bulmuştu.
En çokta anneme kızgındım, neden kendi çocuklarının bu acıyı yaşamasına seyirci oluyordu ki? Seyirci olduğu yetmiyormuş gibi bizi haksız olarak görüyordu.
İntihara kalkışmayı çok düşünmüştüm ama, Halil vardı..
Ben olmasam Halil'i bir dakika da öldürürlerdi.
Halil'in ayaklarına hemen soğuk suyu dökerken dişlerini sıkarak acısını gizlemeye çalışıyordu, ama benden gizleyemezdi.
“Yunus, abi, Yunus.. Çok acıyor canım benim. Benim canım çok..” Dudaklarından titrek bir nefes çıkarken cümlesine kısık sesle devam etti. “Çok yanıyor, öldür beni..” Şoke girmiş şekilde kafamı iki yana salladım.
“Ölme yok, yok ölme falan… Bu sondu, bu son canının acısıydı.” Halil'e tüm şefkatimle sarılırken annemin uzun tırnaklarıyla beni kolumdan tutup sürükleye sürükleye mutfaktan çıkarması bir oldu.
İçimdeki tüm öfkeyi anneme kusmak zorunda kaldım. “Anne biz senin neyiniz anne? Neden her canımız yandığında sessiz kalıyorsun, neden anne?” Kendimi öyle bir kasıyordum ki annem gözlerime hissizce bakıyordu.
Herhangi bir bahaneli ya da değil bir cevap beklerken annem gözünü masanın üzerindeki bitmiş sigara izmaritini kestirdi ve onu eline geçirdiği gibi yanıma geldi.
“Anne, anne hayır…” İki kaşını da havaya kaldırdığı gibi, tişörtümü havaya kaldırdı ve karnıma engel olmadan sigara izmaritini bastırdı.
İki büklüm olarak tüm kaslarımı kastım. Dişlerim acıdan dolayı birbirine kenetlendiğinde yerde iki büklüm kıvranıyordum.
Allah'ım ne olur ya canımı al ya da bizi kurtar.
“Sizin gibi anne babanın Allah bildiği yapsın,” Kafamı güçlükle anneme doğru kaldırdığımda acı bir yüz ifadesiyle, “Âmin!” dedim.

Halil'i her savunduğum zaman, annem bana böyle davranıyordu. Bunun bilincindeydim ama bu yaşadığım acı umrumda falan değildi, Halil'in hayatını mahvetmişlerdi.. Ve hâlâ da devam ediyorlardı.
Annem ve babamı gözden çıkarmıştım. Şu anlık hedefim kendi psikolojimden önce, Halil'in enkazı bile bulunmayan psikolojisiydi..
Bir ömür boyu enkazı bulunmayan, asla düzelmeyecek olan ruh sağlığımızı nasıl ayakta tutacaktık?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.