15. bölüm / 43
Gökyüzü KuğusuOn Beşinci Bölüm
Bölümler 43Şu an: On Beşinci Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
- 43 Kırk Üçüncü Bölüm1.463 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Zor günlerini yalnız atlatan, kimsenin yokluğunu hissetmez.”
Bukowski
2015, Karabük
Yunus Sarıtaş
Nasırlı elleri kim severdi?
Boksla ilgilenmeye başladığımdan beri parmaklarımın boğumlu kısımları ufaktan nasır tutmaya başlamıştı. Fiziksel herhangi bir zararı yoktu ama görünüş olarak keyfimi bozuyor gibiydi.
Sağ elimde iki, sol elimde bir nasırı görmeyip boks eldivenini elime geçirdim ve tamir ettiğim kum torbama adım adım yumruklarımı geçirmeye başladım.
Ya daha çok artarsa ellerimdeki nasırlar, o zaman bana kimse bakmak dâhi istemezdi ki..
Gözüme olan olmuştu evet ama ellerimde de kusur olsun istemiyordum..
İstemiyordum ama boksu da bırakamazdım.
Sıcak hava odamın açık camından yüzüme doğru eserken alnıma yapışan saçlarımı düzeltmek yerine daha da hırslı kol kaslarıma yükleniyordum.
Kol kaslarımı düşünmeden ve durmadan aynı harekete yoğunlaşıyordum.
Cahit'in bana olan davranışları aniden gözümde belirince öfkeyle karışık acı inlemeyle sert hareketlerime devam etmeye zorluyordum kendimi.
Cahit sen nereden geldin lan aklıma?
Devam etmeyi kenara bırakıp duvarın yanına bacaklarımı uzatarak oturduğumda kafamı tavana kaldırdım.
Göğüs kafesim çok hızlı bir şekilde inip kalkarken şakaklarımdan boynuma kadar inen ter, kirpiklerime de baskı yapıyordu.
Âdemelmasım aşağıya kaydığında kafamı iki yana kıtlatıp eldivenlerimi çıkardım ve ellerimi yüzümün hizasına doğru kaldırdım.
Sol gözümün içine giren sıcak ter damlası öyle bir sızlatmıştı ki gözümü, dişlerimi bile sıkarak kendimi kasmak zorunda kaldım.
Dişlerim birbirine kenetlendiğinde kaşlarımı büzüp sımsıkı kapanan gözümü açmaya çalışıyordum.
Ama olmuyordu, çok fena yakmıştı ameliyat izini.
Boks beni her anlamda zorluyordu ama vazgeçersem en adi piç olurdum.
Avucumu gözüme bastırarak acısını dindirmeyi denerken duvara tutunarak ayağa kalktım. Çekmecedeki kremi yeni sızlayan nasırlı parmaklarım ve tek gözümle açıp düzgünce sürmeyi başardım.
Çok şükür..
İlk baktığımda sızlamayan nasırlı parmaklarım bokstan sonra zor hareket ettireceğim şekilde acı acı sızlıyordu.
Hayır, hayır…
Kremden sonra gözümü biraz daha açmaya başarabiliyordum ama parmak boğumlarım sanki içinde bir şey varmış gibi atıyordu.
Nasırların üzerine parmak ucumla dokunurken kuru deriye dokunuyormuşum gibiydi, bastırdığımda ise dişlerimi sıkmak zorunda kaldım çünkü daha çok acıtmıştı canımı.
Ben bunları nasıl saklayacaktım?
Gözüme şeytana benzedin diyenler ellerimi görse aynı şeytanın eli derler ve beni çöp poşeti gibi kenara atarlardı.
Bunları hak ediyor muydum gerçekten?
Halil'in ihanetinden sonra gözümü komple kör etmeye yeltenmiştim ama yine Halil yüzünden vazgeçmiştim.
Peki bu ellerdeki kusurlardan nasıl vazgeçecektim?
Bokstan olduğunu biliyordum, hayata tutunma amacım olduğunu da biliyordum..
Herkes kusursuz bir hayat yaşamıyordu sonuçta, asıl kusursuzca hayatını yaşayanlar problemli olanlardı.
Kusurlu olduğum için, kusurlarımla hayata tutunup hayallerimin peşinden gittiğim için kimse beni sevip aralarına almayacaklardı.. Ama bu her zaman onların ayıbı olarak kalacaktı.
Kusur ayıp bir şey değildi.
Cahit dâhil herkese bunu bedenimdeki ve yaşadıklarımla gösterecektim.
Çekmecenin başından üzerimdeki atleti tek elimle çıkararak kalktığımda dolabımdaki aynadan kendi bedenimle göz göze geldim.
Annemin karnıma bıraktığı ize dönüşen yaralara acı bir tebessümle bakıp geçeceğim sırada çalan kapı, aynada kendimle tekrar göz göze gelmemi sağladı.
Kimdi ki bu?
Yalın bir şekilde kapıyı açmaya gittiğimde kapı kulpunu aşağıya çektiğim gibi kan çanağına dönmüş gözlerime değen bir çift kahverengi göz ve sarı saçla derin bir nefes alarak gözlerimi elinde tuttuğu şeye odakladım.
Halil'in birkaç kez yanında durduğunu gördüğüm Eslem, kapımın önünde bana çikolatalı kek uzatıyordu.
Çikolatalı kek?
Bana?
“Yunus selam, Halil'in çikolatalı kek sevdiğini duyunca ve önceden yaşadıklarını duyunca getireyim dedim..” Elindeki saklama kabını bana almam için uzatınca çene kasım boğazıma oturan dikenli yumruyla daha sıkı sıktım. “Halil burada kalmıyor artık,” Elimi gitmesi için kaldırdığımda anında gözleri lazer gibi elime kilitlenmişti.
Yüzünü ekşitip parmağıyla elimi gösterdi. “Eline ne oldu senin, derini soymuşsun da yeniden yapıştırmış gibi duruyor.” Gözünü devirip gözüme baktığında ellerimi arkamda birleştirdim.
“Bence çıplak elle dışarıya asla çıkma, ellerin hijyeniksiz ve çok pasaklı duruyor.” Elini ağzına götürüp giderken mideme giren sancıyla kapıyı hızla kapattım ve olduğum yerde çömelip ellerimi dizlerime sürtmeye başladım.
“Benim hayatım bitmiş, çoktan bitti de işte..” Nasırlı parmaklarımı diğer parmaklarımla ovuşturarak gerilen tüm sinir sistemimi dengede tutmak istiyordum.
“Gözümü yapılan ameliyatı nasırlara yapsınlar istiyorum. Ben,” Gözlerimin buğulu olduğunu yanaklarımdan süzülen ıslaklıkla fark edince alt dudağım öfkeden dolayı titriyordu.
“Ben nasıl yaşayacağım?” Ellerimi tüm gücümle yumruk yaptığımda kollarımda anında belirginleşen damarlarıma bakıp sinsi bir gülüş attım.
“Ameliyatla aldıracaksam, nasırlardan tamamen kurtulacaksam başlangıç yapalım!” Kollarımı sanki boks maçına çıkacakmışım gibi bir geri bir ileri hareket ettirerek Halil'in odasına kadar ulaştım. Halil'in odasındaki boy aynasının önünde durup tekrar aynı hareketleri yaparken burnumdan derin nefes alıp verdim ve ilk hamle olarak sağ yumruğumu aynanın kenarına geçirdim.
Vurduğum yer kana boyanırken bir hırsla aynanın hepsini yere indirdim.
Dişlerimi acıdan dolayı sıkmaktan şakaklarım zonklarken dudağımı ıslattım ve ellerime yaşattığım şahesere odaklandım.
Bileklerime kadar kan olan ellerim baygın düşen göz kapaklarıma şiddetli baskı yapıyordu.
Bayılacağımın sinyalini hissettiğimde yere düşen ufak bir cam parçasını artık gücü acıdan dolayı tutmayan elime aldığımda nasırlı parmaklarıma küçük küçük çizikler atmaya başladım.
Alnımdaki soğuk terler bilincimi zorlarken dişlerimi birbirine kenetleyip acıdan kesik kesik inliyordum.
Geber artık Yunus!
Boks senin neyine bee anasını satayım?
Sen hangi vasıfla bu işi yapıyorsun?
Yaptığın iş bile değil senin, eve ekmek parası girmiyor!
“Senin seven bir Allah'ın kulu yok Yunus, olmayacak gibi de..” Beynime bıçak saplanıyormuş gibi ağrı girdiğinde elimde tuttuğum cam parçası istemsizce yeri boyladı.
“Ben gökyüzünü bile doğru dürüst göremiyordum ki, sevgiyi ben hiç hissetmedim.” Kırık aynanın önünde diz çökmüş halsiz düşen bedenime aşağıya kayarak eşlik eden âdemelmasım son kez hareket etmişti.
Bölüm etkileşimi
