Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

43. bölüm / 43

Gökyüzü Kuğusu

Kırk Üçüncü Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: Kırk Üçüncü Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
  43. 43 Kırk Üçüncü Bölüm1.463 kelime · Okuduğun bölüm

“Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan sıkıldım.”
Oğuz Atay

Zihnim algılama sistemimi yavaşça süzgeçten geçirirken gözlerimi kırpıştırarak Halil'in yüzüne bakıp duruyordum.
Ne, nasıl, abi ben anlamadım?
Gözlerim Yunus'un kime baktığıyla ilgilenmezken nutkum tutuk bir şekilde dudaklarımı oynattım.
“Aysima ile senin geçmiş bir ilişkin vardı, öyle mi?” Sanki beni çok ilgilendiriyormuş gibi sert bir ses tonuyla sorduğumda omzuma dokunan el, hıçkırmama neden oldu.
Halil benim sevgilim değildi ki, bana neydi bu ilişkiden?
Ama Aysima benim çocukluk arkadaşımdı, ilgim bu yüzdendi.
“Siz ne diyorsunuz?” Arkamı dudaklarımı birbirine bastırarak döndüğüm esnada, Aysima'nın güzelim ay yüzüyle karşılaşmayı pekâlâ beklemiyordum.
Ay canımın ciğeri..
“Ben..” Kendimi açıklamaya geçmek üzereyken Aysima çatık kaşlarıyla çıkmam için kapıyı işaret etti.
Benim çıkmam için?
Kapıyı işaret etti..
“Lütfen çıkar mısınız, burası bir psikiyatri odası sadece hasta muhatabım olmak zorunda!” Aynı şekilde Yunus'u da işaret ettiğinde göğsüme öküz oturmuş gibi hissetmiştim.
Yalnız canım, Halil pek tekin birisi değil de neyse artık..
İşaret ettiği eline bakarak gözlerimi dik dik gözlerine diktim ve boğazımı temizleyerek konuştum.
“Ben İlknur Şura Aslan bu arada,” Elimi uzattığımda gözlerinin altından beni süzüp sandalyesine oturdu ve yapay bir tebessüm etti.
“Hastanın eşi misiniz yani?” Yunus benden önce öksürük krizine girerken boğazıma teller batmaya başlamıştı.
“Yok daha neler, hayır ben o anlamda demedim aslında..” Kaşlarını havaya kaldırıp tekrar kapıyı işaret ettiğinde, Yunus elimi kavrayarak odadan çıkmamızı sağladı.

Odadan çıkar çıkmaz etraftan biraz uzaklaştık ama aklım, Aysima'nın beni hiçbir türlü tanımamasında kalmıştı.
Normaldi tabii ama içim burkulmuştu.
Dudağımın içini yemeye başlarken Yunus kafasını yana çevirip yalnızca benim duyabileceğim tonda konuştu. “Yaptığı imaya sinirim bozuldu lan,” Âdemelması aşağıya kayarken bakışlarımı yere çevirdim. Kısık sesle, “Beni tanımadı…” dediğim sırada Yunus anında yüzüme doğru eğildi ve kesintisiz göz teması kurdu.
Ben Aysima'yı nereden tanıdığımı açıklarsam, geçmişim de gün yüzüne çıkacaktı..
Ama bundan sonra hiçbir şey ifade etmiyordu, çıkıp çıkmaması.
“Doktorla tanışıyor muydun önceden?” Gözlerimi kaçırma imkânı tanımazken kafamla onayladım.
Karşımızdaki sandalyelere oturduğumuzda Yunus'un elimi kavrayıp karizma ses tonuyla soru sorması kalbimde bir yere dokunuyordu.
Kimsesiz büyümüş biriyle mutlu olabilir misin Yunus?
Ya da kalbinde aileye dair bir iz barındırmayan birini hayatına öylece alabilir misin?
Cevap evet olsa bile içimdeki dürtü ruhumu acıtıyordu.
“Nereden peki?” Güçlü bir yutkunmadan sonra gözlerimi güzel bakan ela gözlerine sabitledim. Gözbebeğinin içinde kendim yerine beyaz bir kuğu görür gibi olduğumda gözlerimi kapatıp açtım.
“Şöyle ki, çocukluk arkadaşımdı aslında belki ondan tanımadı beni. Çünkü on iki yaşından sonra bir daha hiç görüşemedik..” Yunus daha çok anlatmam için kaşlarını çattığında gözlerim buğulanmaya başlamıştı.
Boğazıma teller batarken Yunus'un tuttuğu eli daha çok sıktığımda korkusuzca yüzünü bir iyice inceledim.
“Çocuk Esirgeme Kurumu’nda büyüdüm ben, ailemi hiç bilmiyorum.. Anaokulunda ailemden herkesi bir kazada kaybettim, Gökyüzü'n olarak o kazadan elimde..” Alt dudağım titrerken ağzımdan kısık tonda bir hıçkırık çıktı ama anlatmaya devam ettim. “Elimde tek bir kuğu pelüş oyuncağımla çıkardılar beni, anlayacağın ben kimsesizim. Aysima’yla aynı yurtta arkadaş olmuştuk,” Çenem hıçkırığımla beraber kuvvetle kasıldığında şakaklarıma bir ağrı saplanmıştı.
Nemlenen gözlerimi boş koridora çevirdiğimde, Yunus boynuma kollarını dolayıp kafamı kendi omzuna yasladı. Gözlerimden akan damla gözyaşları yanaklarımı ıslatırken merdivenlerden aşağıya inen kuğu, gagasını açıp bana bir şeyler diyor gibi hissediyordum.
Daha önce hiç kuğu gözlerimin önüne gelmezken neden bugün sık sık geliyordu ki?
“Senin gözlerinin kendisi gökyüzünün ihtişamını taşıyorken, ve benim duam iken senin ailen ben olurum.” Sarılması o kadar içten ve samimi hissettiriyordu ki, onun varlığı benim tek ailem gibiydi.
O yanımdayken ben kimsesizliğimi unutuyordum.
“Sen yanımdayken ve gözlerini gözüme değdirirken dünyadaki her şeye sahipmişim gibi hissediyorum.” Sarılmayı bıraktığında yanaklarımı parmaklarıyla sevmeye başladı ve ıslanan yanaklarımı tereddüt etmeden temizledi.
“Senin gözlerin ve bakışın benim hayata tutunma sebebimken, ben de aynı şeyleri düşünüyorum.” Gözleriyle etrafı kolaçan ettikten hemen sonra hızla dudağımı dudağına temas ettirip geri çektiğinde kulağıma doğru baş döndürücü sesiyle fısıldadı.
“Soğuk hastane ortamında bile ikimizi yakıyorsun,” Gözlerimi büyütürken yakasından sinirle tuttum.
“Ben mi, yoksa ikimizin bulunduğu çekim alanı mı yakıyor Yunus Bey?” Tatlı bir sırıtıştan sonra kendini geri çekti. İmayla gözlerime bakarken yüz ifademi sert tutmaya çalışıyordum. “Pozitif bir elektrik var aramızda..” Kafasını yavru kedi gibi omzuma yaslarken burnunu çekip durgun bir ses tonuyla konuşmasını beklemiyordum.
“Ben de kimsesiz sayılırım, ailem vardı ama tabii onlara aile denmeyecek cinstendi. Babam kardeşimi yakıyordu, annemde kafadan hasta birinin tekiydi bu yüzden karnımda kaç tane sigara izleri bıraktı..” Yandan bakış atıp bildiğimi belli etmemeye çalışarak soru sordum.
“Senin de mecazi anlamda o yara izlerin sızlıyor mu?”
Boks çalışmasında karnını görmüştüm ama hiçbir ize rastlamamıştım, nasıl oluyordu ki?
“Sızlasa bile kimin umurunda ki..” Çaresizce söylediğini anladığımda ikinci soruyu sordum.
“Peki boks yaparken karnını gördüm ama izleri neden göremedim?” İçten kıkırdamaya başladığında gözlerine baktım ve gördüğüm ilk şey, acı içinde iyi olmadığı idi.
“Sizin için üretilen fondötenler bayağı işe yarıyormuş, senden saklamak istedim içimdeki dürtüye engel olamayarak.. En göze batan kusurumu bile çok seviyorsun ama o an kapatmak istemiştim.” Ameliyat izli gözünü işaret ettiğinde histerik bir gülüş attım.
Fondötenle yara izini kapatması canımı daha çok yakmıştı..
“Şapşalsın Yunus, Allah aşkına yapma bir daha hiçbir kusurunu benim için kapatma, kusursuzluk sadece masallarda, filmlerde olur..” Sevimli bir yüz ifadesiyle bakarken, yüzünü gerçekten ısırmak istedim. Yanağını öpmek istediğimi anladığında benim için yanağını dudağıma değdirdi. “Benim hayatıma kusurlarınla girdiğin için her izinle, her yaranla benim kabulümsün, kalbimden çıkamazsın!” Öptüğüm yanağını severken gamzesini belli ettiğinde dişlerimi gamzesine hafifçe değdirdim.
Gülümserken yanındaki sandalyeye yaşlı bir teyzenin oturması ve anında bizi göz hapsine alması bir oldu. İkimiz kendimize çeki düzen verdiğimizde teyze cık cıklamaya başladı.

Aysima'nın odasından Halil yüzü oldukça mutlu bir şekilde çıktığında ellerini cebine koydu. Yunus beni bırakmayarak belimden tuttuğu gibi Halil'in yanına gittik.
İkisinin oldukça gerisinde dururken Yunus, Halil'in kolundan çekiştirmeye başladı. “Ne oldu lan, ne dedi eski âşığın?” Halil iğrendiğim şekilde sırıtırken bizim açımızdan iyi bir şey olmadığı belliydi.
İyice battık vallahi.
“İlişkimiz kaldığımız yerden devam ediyor Yunus.” Yunus’la birbirimize bakarak yüzümüzü buruştururken gözlerimiz Halil'e kaydı.
“Kızın hayatını sikmeye mi çalışıyorsun amına koyayım sen?” Yunus tek gözünü kırpıp Halil'in ensesini kavradı.
“Kızı da manipüle ederek mi elde ettin lan, psikiyatri doktorunu da mı kendi zihnine hapsettin siktiğimin…” Benim de olduğumu anladığında dinlemek istemediğim için Aysima'nın odasına doğru yürümeye başladım.
Kafamı çevirip Yunus'a baktığımda Aysima'nın odasını işaret ettim ve gözleriyle onayı verdi. Kapıyı tıklatıp içeriye girdiğimde samimiyetimle tebessüm ettim.
Aysima gömleğinin düğmesini iliklerken tek kaşım uzun bir süre havada kalmıştı.
Yanlış şeyler düşünmek yok İlknur Şura!
“Randevunuz var mıydı?” Kafamı yavaşça iki yana salladığımda gözlerine dikkatle bakıyordum, belki en ufak bir tepki de beni tanır diye.
“Sağlık için bir randevum yok ama kişisel olarak evet, var.” Ne demek istediğimi anlamadığı açıkça belliyken, karşısındaki sandalyeye oturup bacağımı bacağımın üstüne attım.
“On iki yaşındayken yurtta kaldığın zamanları düşünürsen belki beni de çıkarırsın.” Gözleri daha derin bakarken boğazına bir şey kaçmış gibi öksürdü ve gözbebekleri büyüdü.
“İlknur Şura, aslan kız olan..” Gülüşü büyüdü. “Evet daha şimdi hatırlayabildim, acayip güzel olmuşsun.. Sen beni nereden tanıdın?” Gözlerimle odayı gösterdiğimde kafasıyla anladığını belli etti.
“Tanımana çok sevindim, ben Halil konusunda seninle konuşmak istiyorum aslında.” Dikkatle dinleme moduna geçtiğinde kapı hiddetle çalındı ve oturduğum yerden neredeyse havaya sıçrama noktasına geliyordum.
Öküz mü çaldı kapıyı?
İçeriye Halil ve Yunus öyle bir giriş yaptılar ki, elim hızla inip kalkıp göğüs kafesime gitti. Yunus kenardan elini uzatıp beni kendine çektiğinde belimden o an öyle bir sıkı, panik hâlinde kavradı ki gözlerim büyüdü. “Halil’le Aysima'nın geçmişi sanırım ayaküstü konuşulacak gibi değil, daha derin.” Beni dışarıya çıkarırken dediğinden ciddi anlamda hiçbir şey anlamamıştım.
Yine Halil ve Aysima’yı aynı odada bırakırken, Erva'nın yanına iniyorduk. “Ben de Aysima'yı, Halil konusunda uyarmak istiyordum aslında, ne var bilmediğimiz?”
Boynuma doğru eğilip kısık sesle mırıldandı. “Halil ve Aysima kâğıt üzerinde anlaşmalı evlenip boşanmışlar, şimdi tekrar öyle bir konu varmış sanırım..” Donuk ve durgun bir yüz ifadesiyle dişlerimin arasından ‘ne’ nidası çıkarken, Erva'nın aramasını beklemiyordum.
Hemen kulağıma götürdüm.
“İlknur beni taburcu ediyorlar, Yunus’la gel de evimize gidelim!” Yüzümde güller açtırmayı başarırken Yunus'un gözlerine bambaşka güzellikte baktım.
“Erva taburcu oluyormuş, diyor ki; Yunus’la gel evimize gidelim.” Ağzından ‘hmm’ sesi çıkarken şakağımdan öptü ve belimi kavradı.
“Gidelim, eğer Erva tek kalabilecek durumdaysa seni bir günlüğüne kaçırmak istiyorum.” Şaşkınlıkla yüzüne bakarken yüzümü büzdüm.
“Sadece bir günlüğüne mi, ben bir ömür boyu kendime kaçırmak isterdim seni..” Tatlı tınısıyla dudağını burnuma değdirdi. Sevinçle gülümserken duvarın hemen üzerinde kuğu görseli görmemle duraksadım. Dudaklarım kontrolsüzce Yunus'a soru yöneltti. “Benim geçmişimde kuğu ile ilgili anılarım var, peki sen beni ilk gördüğünde geçmişimi bilmediğin zamanlarda bana durduk yere kuğu ile ilgili hitaplarda bulunmuştun, neden?” Gözlerime baktığında şaşkınlık ve durgunluk seyrederken istifini bozmadan sakince cevapladı.
“Görünüş ve bakış olarak otomatikmen bana kuğuyu hatırlatmıştın, zarafetin ve güzelliğin ile içimden öyle demek gelmişti. Eğer geçmişini bilseydim yine derdim, çünkü kuğu kadar zarif ve bir o kadar da yıkıp geçen birisin.” Yüzüme karşı eğilmiş her hacmimi ezberlercesine gözleriyle dokunurken utanarak gözlerimi kaçırmak zorunda kaldım.
Utandırıyor yaa.
“Bir tek seni yıkıp geçmem orası ayrı, benim koruyucu kalkanımsın.” Yunus'un içine çeken büyüsüne kendimi kaptırırken üçüncü kişinin ima içeren öksürüğü ile kafamızı oraya çevirdik.
Bu sefer yine aynı şekilde yakalanmıştık, kaçıncı dejavu bu?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.