Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

7. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

Yedinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: Yedinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime · Okuduğun bölüm
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Yanlış insanlar zaman kaybı değil, doğru insanı tanıyabilmek için birer öğretmendir.”
Paulo Coelho

Olayın üstünden geçen iki günde Erva'yla odalarımızı birleştirip, evin dizaynını değiştirmiştik. Cahit'i her unutmaya çalıştığım gün sanki bilerek önüme vukuatları düşüyordu.
Ve bu yarama tuz basma meselesine dönüşüyordu.
Erva odadan elinde bezle çıkarken yüksek desibelli sesini sergiledi. “Bacım odada hiç kir çıkmadı haa, maşallah bize.” Bakışlarım elindeki pembe bezin kirden griye döndüğünü kestiğinde dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Aynen asla kir çıkmamış Ervoş, benim gözüm mü griye döndü acaba ya?” Ettiğim imadan anlasın diye ona bakarken salondaki laptopun başına oturdum.
Erva aydınlamış gibi bir beze bir de bana baktığında yüzünü ekşitti. “Hee o bezin kendi rengi yaa çamaşır suyu dökülmüş herhalde önceden.” Alaylı kafamı sallarken laptopu açmakla meşguldüm. “Sevimli pasaklı seni..”
Son dediğimi duymamakla beraber banyoya geçerken ben de nereye atandığımı bakmak için siteye girmeye çalışıyordum.

Atanma sonuçlarına bakmaya çalışırken nedensiz bir şekilde aklıma Yunus gelmişti, dediği hitap ve bana karşı yaptığı anlamsız davranışlar aklımı bu sıralar fazlasıyla kurcalıyordu.
Yunus'un bakışlarını, ellerindeki nasırları, duruşunu, endamını… Abart İlknur Şura!
Açtığım ekran ışığıyla daldığımı Erva çığlık atınca yerimden irkilince fark ettim. Elim kalbime giderken alnıma vurdum. “Beynini bir erkeği düşünerek eritme İlknur Şura, mal mısın sen?” Kendi kendimi zorbalarken Erva'nın yanına endişeyle koştum.
“Ne oldu kanka, iyi misin?” Duş kabinin içinde Erva'yı emeklerken görmemle gözlerimi büyüttüm.
Ne yapıyorsun sen?
“Lan ne bakıyorsun elimi tutta kaldır bacını!” Sinir ve çaresizce çıkan sesiyle hemen banyoya adım attım ama o kadar kaygandı ki yerler, lavaboya tutunmak zorunda kaldım. Bir elimi Erva'ya uzatırken asılarak tüm gücüyle kendine doğru çektiğinde sesimi yükselttim.
“Manyak mısın beni de düşüreceksin? Kalk işte ne oyun oynuyorsun bacım, nereye atandığıma bakacaktım..” Erva kahkaha patlatırken neden güldüğünü anlamadan kendimi Erva'nın yanına düştüğümü fark ettim.
Ellerimi yere vururken, “Sıçayım tamam mı, sıçayım yapacağımız işe!” diye söylenirken kıyafetlerimiz boydan boya ıslanmıştı, tabii Erva bilerek saçını da ıslatmıştı da benim saçım kuruydu neyseki.

Kalkmayı başardığımda Erva'nın kalkmaya niyeti yok gibi sırt üstü yatmış hayatı sorguluyordu. Saçlarımı geriye doğru savurup havluyla üstümü kuruturken Erva aptal aptal sırıtıyordu. “Seninkiler de iyiymiş kanka..” Kaşlarımın altından öyle bir bakış attım ki, tekrar gülmeye başladı.
“Artık şüphelenmeye başlıyorum Erva. Sevgilim yok diye böyle yapıyorsun, manyak karı!” İmayla beni baştan aşağı süzerken gözlerimi devirirken çalan kapı sesiyle kafamı kapıya doğru çevirdim.
Erva nasıl oldu birdenbire ayağa kalktı anlamadan elimdeki havluyu kaptığı gibi saçına doladı. Arkasından kalp çarpıntısıyla ilerlerken Erva kapıyı korkusuzca açtığında elini beline koydu.
“Şey fal bakmaya gelmiştim ben,” Erva'nın yanından geçip gelen yabancı kadında gözlerim oyalanmadı ama profilini çıkarabildim.
Orta yaşlarında siyah saçlı güzel bir kadındı, kulağından belindeki kemere kadar takı yoğunluğu fazlaydı. Siyaha yakın gözleri korkutucu ya da tehlikeli bakmıyordu ama derinine inersek her bok çıkabilirdi.
“Abla biz falcı istemedik yanlış gelmiş olabilir misin?” Sorgular gibi tek kaşını kaldırarak yarım gülüşle hafifçe öksürdü.
“Ama evren sizi bana yönlendirdi, hislerimin hiçbir zaman yalancısı olmadım mavi gözlüm. Mesela seni ilk görüşte kalbinin ortasına düşürmüş biri var, yalan mı?” Erva'ya bakarken boğazıma batan yumruyu kadının gözleri içine bakarken yuttum. Kadın Erva'nın amber gözlerine bakıp kaşlarını çattı. “Senin hayatın kaymış kızım, bundan sonra da en yakınlarına çok dikkat etmeni öneririm.” Erva bu sözünden sonra kadının çekiştirerek kapı dışarı etti. “Ne diyorsun abla sen yaa, çık git evden. Kim gönderdi seni bize yaa?” Kapı kapanırken kadının söylediği sözde kal geldi.
“Sizin hayatınız bambaşka yerde devam edecek!” Yüzümü buruştururken kadının dediklerini düşünmek bile istemiyordum.
“Ne zırvaladı bu manyak? Yok sana ilk görüşte âşık olan biri varmış, yok hayatım kaymış falan filan kimin hayatı kaymadı ki amına koyayım?” Erva'nın etkilendiğini fark ettiğimde buruk bir gülümsemeyle yanıma gelmesini işaret ettim.
Erva, konu kendi hayatı olunca özellikle böyle dışarıdan biri hayat hakkında bir şey dediğinde anında parlar ve dudağını soymaya başlardı.
Önüne geçip ellerimle saçlarını okşayarak dudağına giden ellerini tutup sımsıkı sarıldım.
“Bizi bizden başka hiçbir canlı anlayamaz, sen başkalarını normalde nasıl bir tarafına takmıyorsan sinirlendiğinde de takmamaya çalış bacım..” Sarılmama karşılık verdiğinde konuyu değiştirdim.
“Gel atanma sonuçlarına bakalım, artık bacın öğretmen olmak üzere mi acaba?” Gülüşü yüzüne renk katarken çığlık attı. “Ay edebiyat öğretmeni bacım, tarzına bakan asla edebiyat öğretmeni demez ama olsun.” Yandan bakış attığımda tarzımı ufak bir sorguladım.
Ne varmış yani, bazen crop giyip belim dâhil her yerime takılar takıyorsam?
Okula o şekilde gitmeyeceğimi biliyordum en nihayetinde.

Atanma ekranına dikkatle bakarken başucumda Erva tek koluyla masaya baskı uygularken bana da stres yaratıyordu.
“Sakin ol Ervoş,” Sandalyeye oturduğum için ayakta kalan Erva'ya bakış attığımda ben göremeden Erva ekranı göstererek heyecanlandı. “Atanmışsın!” Ne?

Gerçekten atanmıştım, hem de birincilikle. Nereye atandığıma bakarken gördüğüm şehirle yüzümdeki tebessüm anında silindi.
Adana.
Adana'ya mı gidecektim?
Erva'ya bakarken tek gözünü kırparak bana bakıyordu. “Adana'ya atanmışım lan! Adana ya, Adana nedir mesela?” Kollarımı başımın arasına alıp ekrana dudak büzerken Erva omzundan beni dürtüyordu.
“Adana yolcusu muyuz yani şimdi, yaşasın!” Ters ters ona bakarken dediğini idrak etmeye çalışıyordum.
“Çoklu eki niye kullandın?” İnanmıyorum der gibi yüzüme bakarken ben hâlâ Erva'nın geleceğini idrak etmeye çalışıyordum.
“Sen nereye ben oraya bacım, tayinimi hemen istiyorum. Vermezlerse emniyetten ayrılır Adana'da bir emniyete girerim.” Beni bırakıp dışarıya çıkacağı an bileğinden tuttum. “Saçmalama Erva, senin işin var burada gayette memnunsun. Kocam değilsin gelme mecburiyetin yok bacım, benim yüzümden işinden ayrılırsan vicdan azabı çekerim.” Yüzümü karşı oflarken omzumu sıvazladı.
“Kocan olacağına aslan gibi bacın olsun bin kat daha bereketli. Vicdan azabı çekersen sana onu bir sokarım görürsün, zaten komiserle aram bozuk, benim işime gelir. Bu konuyu da üstelersen bozuşuruz!” Öpücük atarak kapıdan çıkıp gittiğinde kafamı kurcalamaya devam edenlerle başbaşa kaldım.
Adana yolcusuyduk…
‘Sizin hayatınız bambaşka yerde devam edecek!’ Falcı kadının dediğiyle kafamı cama çevirdiğimde elinde valizle hızlı hızlı giden Yunus'u fark etmem bir oldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.