Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

11. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

On Birinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: On Birinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime · Okuduğun bölüm
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Kişiden kişiye değişiyorum. Çünkü kötü olan biri benim iyi yüzümü görmeyi hak etmiyor.”
Charles Bukowski

2015, Karabük
Yunus Sarıtaş

Gözümün bandajı iki hafta önce çıkarılmıştı ve dedikleri gibi görme yetim yüzde otuz düşmüştü…
Yüzde yetmiş görüyordu sol gözüm, Cahit iti yüzünden.
Hak etmediğim şekilde..
Sürmem gereken kremi kan çanağına dönen gözlerime sürerken intikam duygusunu güç bela içimden atmaya çalışıyordum ama, alacaktım o intikamı.
Odamda kum torbamı yumruklamaya geçeceğim esnada çalan kapı motivasyonumu yerle bir etti.
Kapıya doğru giderken içimde tuhaf bir his oturdu ve ne olduğunu anlayamadan kapıyı açtığım gibi, kardeşim Halil yere çömelmiş bana bakıyordu.
Cahit'lerle mahallede oyun oynuyordu, benim kardeşim olmasına rağmen…
“Mahalle maçı yapacağız da, boks değil ama. Hazır gözün de fıstık gibi iyileşmişken gelsene sen de.” Dudağını kenara kıvırıp yarım ağızla konuştuğunda alay edercesine güldüm.
“Sen benim kim tarafından, neler yaşadığımı, hayatımın ne denli ters döndüğünün farkında mısın Halil?” Sesimi yüksek tutarken kendi parmağıyla kendi gözünü işaret ederek yüzünü buruşturdu ve kurduğu cümle beni sarsmaya yetti.
“Lan oğlum bakayım bir gözüne harbiden o kadar şeytanca duruyor ki.. Sen şimdi kör mü oldun anasını satayım? Bu kaç bakalım?” Küçümser ses tonuyla konuşmasına daha fazla tahammül edemeyip kapıyı suratına çarptım ve suratıma çarpan sert rüzgârla sol gözüm acımaya başladı.

Aynada iki gözüme bakarken sol gözümün gerçekten şeytani bir tarafı varmış gibi gözüküyordu, çene kasımı güçlükle sıkıp akmak üzere olan gözyaşlarımı kendimi kasarak akmasına izin vermedim.
Kendi öz kardeşim bile bana bunu diyorsa, beni kimse aralarına kabul etmezdi.
Ağlamak istemiyordum, güçlü durmak istiyordum..
Gözümden sırtıma kadar hançerle kaplı olayım ama gözümden bir damla gözyaşı aksın istemiyordum.

Ben Yunus Sarıtaş’tım bana herkes ağzına geleni söyler ama devran da o kişilerin bir yerlerinden sağlam dönerdi.
Boks eldivenlerimi elime geçirdiğim sırada odamın camında adımın seslenilmesiyle odanın içinde dikkatimi dışarıya verdim.
“Cahit bu Yunus var ya, abi gözünü öyle bir benzetmişsin ki sanırsın yapay göz gibi duruyor.” Halil’in sesiyle bedenini gördüğümde Cahit'in koluna girmiş benim hakkımda ileri geri konuşuyordu.
İnsan öz kardeşine ihanet nasıl edebilirdi?
Gözümü bilerek bu hâle getirdiğini Cahit'in yaptığını bildiği hâlde onun tarafında olması canımı çok kötü yakmıştı.
Gözümün yanmasından daha çok canım yanıyordu.
Gözüm buğulandığı zaman Cahit'in sesiyle boğazıma yumru oturdu.
“Sağ ol Halil’im, yani şeytanın neye benzediğini görmüş olduk ve asıl aramızdaki şeytanın Yunus olduğunu herkese kanıtladık bence.” Halil ve Cahit pis pis sırıtarak kahkaha atarken yanağımı ıslatan ıslaklık ile sol gözüme bıçak saplanıyormuş gibi acı hissettim. Sol gözüm gözyaşım ile beraber o kadar batıyordu ki, eldivenlerimi çıkarıp kendimi yatağa atmam bir oldu.

Dişlerimi sıkarak acı dolu inlemelerime dudaklarımın titremesi eşlik etti. Gözümü açamayacak bir hâldeyken ne yapacağımı düşünürken gözyaşımı dindirmeye çalışıyordum ama, istemsizce durmuyordu.
“Allah kahretsin, Allah kahretsin! Halil ve Cahit Allah sizi bildiği..” Gözüme daha çok acı saplandığında konuşmama devam edemedim ve yumruğumu kapıya geçirdim.
“Allah sizi bildiği gibi yapsın, âmin!” Çenemi sıkarak kendimi sakin kalmaya zorluyordum ama bedenimi kastığım için başarılı olamıyordum.
Odamda aynanın karşısına tekrar geçtiğimde kırmızı çizgiyle bakıştım, kan çanağına dönmüştü gözümün içi.
“Gözümün hepsini alsalardı belki bunları işitip yaşamaz, daha çok canım yanmazdı.” Dişlerimi birbirine kenetlediğimde avucumla şakaklarıma vurmaya başladım.
“Halil bana bunu neden yaptın, sen vardın lan hastanede başımda benim. Sen vardın, sen…” Aynanın karşısında resmen yaşadıklarımdan dolayı sinir krizi geçirirken anahtar çevirme sesini duymazdan geldim.

Çıplak elle yeri boylayan kum torbasını gözüm dönmüşçesine yumruklarken kulağıma Halil'in sesi geldi.
“Yunus?”
Kıpkırmızı gözlerimle alnıma yapışan kumral saçlarımla nefes nefese kalmış şekilde Halil’i zar zor seçerken kaslarımı daha çok kasıyordum.
“Seni sikerim Halil, bak seni çok pis harcarım oğlum!” Donmuş hâlde beni izlerken üzerine yürüyüp parmağımı göğsüne bastırdım.
“Sen kendi öz kardeşine ihanet edecek kadar alçaldın mı lan? Nasıl yaptın lan bunu bana? Ha söylesene,” Nemli yüzüme eşlik eden gözyaşlarımla nefesim kesik kesik kesiliyordu. “Nasıl layık görebildin bunu kendine?” Buruk ve acı dolu çıkan sesimin karşısında hiçbir şey diyemedi ve beni kendine doğru çekerek sarılmak istediğinde onu öyle bir geriye savurdum ki, ona bile karşılık verip ağzını açamadı.
“Siktir git Halil, evden siktiri çek ve o Cahit'in kollarına sığın. Öz kardeş yerine koydun ya onu, kimin kime ne yaptığını bilerek!” Kapıdan çıkmadan önce hiçbir his barındırmayan yeşil gözleriyle ilk kez karşı çıktı.
“Yunus anlıyorum ki, sen yaşadığını hak etmişsin.” Kapıyı kapatırken kapıya doğru masada bulduğum cam bardağı fırlattığımda her yere sekip çarpan cam parçalarıyla acı dolu bir çığlık attım.
Senin gibi kardeş olmaz olsun!
Ya ben bunu kendime ve Halil’e yediremiyordum..
Çok masumdu Halil çok, fırın travmasını bile herkesten ben saklamıştım, tek o travmasını bana anlattığı günden beri..

Kendimi ani bir hareketle banyoya kapattığımda dolapta bulduğum jileti elime geçirdim, sol gözüme değdirip kökünden işinin bitmesini istiyordum ama aklıma Halil'in eski tesellileri geldiğinde jileti de duvara fırlattım.
Bizi bizden başka kimse anlamaz Yunus, sen benim öz kardeşimsin lan.
Öz kardeşler birbirine sahip çıkar.
Belli edemesem de seni çok seviyorum Yunus..
Senin canın yansa benim yüreğim sızlar bee abim.

Tüm ettiği tesellilerin içinin boş olduğunu anladığımda gözümün ne kadar acısını umursamadan gözyaşlarımın akmasına izin verdim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.