Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

42. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

Kırk İkinci Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: Kırk İkinci Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime · Okuduğun bölüm

“Mantığının eleştirdiğini,
merhametinin savunmasına izin verme.”
Jane Austen

İlknur Şura Aslan

Bunca yaşadığı şeyden sonra, o it herifin yaşattıklarından sonra hâlâ aşktan bahsediyordu..
Hâlâ Halil'e âşık olduğunu sayıklıyordu.
Vallahi kendime sıkacağım şimdi, imdat ya!
Erva yoğun bakımdan çıktıktan sonra durumunun iyi olduğu haberini aldığımda, bugünlük müşahede altında tutmak için gözlem odasına almışlardı.
Bu sırada da, Erva'nın ağzından hayatımın şokunu yaşatan kelimeler duymuştum.
Ayık kafada olmamasına bağlıyordum söylemlerini, ama umarım cidden öyle bir şey hissetmiyordur..

Erva kendine gelmiş vaziyette, gözleri baygın bakmıyorken son kez Halil'e âşık olduğunu söylemişti ve ben de o esnada Yunus'a haber vermiştim.
Umarım şaka yapıyorsundur seni küçük bıdık!
Aksi takdirde kendi ellerimle seni parçalarım, Erva!
Telefonu cebime koyar koymaz Erva'nın o durgun yüzünü incelerken alt dudağımı büzdüm. “Bebeğim daha iyi misin? Ağrın veya acın var mı?” Tam yanına oturup dağılmış kıvırcık saçlarını okşarken kuru ve çatlamış dudaklarını çatallı çıkan sesiyle oynattı.
Tek ailemin canını yakmıştı Halil, Yunus umarım hakkından gelmiştir.
Ama Erva bu olaydan sonra aptallaşma gösterirse, bir daha o beynini kullanamaz durumuna getirtirdim.
“Çok daha iyiyim aşkım,” Yüzünü buruşturup yara izine elini yasladığını gördüğüm an, dokunmasına izin vermeden kolunu kavradım. “O Halil piçinin mezarını kazacağım!” Keskin bir tonda fısıldadığında gözlerimi anında gözleriyle birleştirdim.
Az önce dedikleri neyseki sadece bir narkoz etkisiymiş.
Erva'ya sessizliğimle cevap verirken canını yakmadan şefkat dolusu bir şekilde sarıldım. “Ben.. Ben çok korktum kanka, seni kaybetmekten çok korktum.. O yoğun bakım..” Sarılmayı benden önce Erva bırakıp oturur vaziyette yüzümü solgun ve buz gibi avucunun içine aldı. “Hiçbir şey olmadı, ben gayet iyiyim bebeğim, hem biliyor musun yoğun bakıma girmeden önce dikiş attıkları zaman kahkaha atıyordum..” Dişlerini göstererek gülmeye başladığında buruk bir ifadeyle yüzüne bakakaldım.
Gülüyordu, hatta kahkaha atıyordu ama içinde enkaz yığını vardı.
Onu fark ettiğim için boğazıma oturan yumruyla beraber acı bir tebessüm ettim.
“Güçlü görünmeye çalıştığın için gülüyorsun, acıdan zevk aldığını sanıyorsun ama gerçek asla öyle değil, Erva.” Mavi gözlerim belirli bir yere dalıp gittiğinde kendi kendine buğulanmaya başlamıştı.
Burnumu çekip titrek çıkan sesimle tekrar konuştum. “Onca yıl acı çektiğin için beynin buna kahkaha semptomu ile tepki veriyor, Erva sen hepimizden çok acı çektin.. Güçlü görünmeye çalışma bizim yanımızda, yapma kendine bunu..” Gözbebeklerim yavaşça Erva'ya kaydığında yanaklarının ıslak olduğunu fark ettim, tekrar saçlarını sevmeye başlarken Erva'dan yanıt alamadım ve anlatmaya devam ettim.
“Ben ailemi anaokul zamanımda kaybettiğimi hayal meyal hatırlıyorum da, tüm tepki nöronlarımın yerle bir olduğunu hissetmiştim. O kazada tek beni elimde kuğu pelüş oyuncağımla çıkarmışlardı..” Kafamı öne doğru eğdiğimde göz pınarlarıma ulaşan gözyaşlarını dişlerimi sıkarak serbest bıraktım. Bedenim hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordu ama kendimi asıl güçlü görünmeye zorlayan bendim.

Erva elimi daha sıkı tuttuğunda kafamı yavaşça kaldırdığımda cam gibi buğulu gözlerim kapıda beliren kişiyi seçmeye çalışıyordu.
“Yunus?” Erva gözlerime tercüme olmuş gibi konuştuğunda hemen kendime toparlayarak yanaklarımı sildim. Burnumu çekip kaşlarımı da düzelttiğimde sırtımı dik tutmaya çalıştım.
Yunus yanımıza gelmek yerine kapının ağzında duruyor, buruk bir yüz ifadesiyle bakıyordu.
Gözleri Erva'ya odaklandığında boğazını temizledi. “Çok geçmiş olsun bacım, Halil konusunda için rahat olsun temiz bir şekilde işini hallediyorum.” Erva'nın dudakları yana kıvrıldığında gözleri dolu dolu kafasıyla onayladı. “Çok teşekkür ederim birader, iyi ki varsın diyebileceğim nadir kişilerden birisin.” Daha fazla duygusal an yaşamak istemediğim için ayaklandım ve Yunus'un gözleri anında bende oyalandı.
“Sen de iyi ki Şura’nın arkadaşısın bacım.” Bana bakarak Erva'ya ithaf söylediğinde kalbimin bir an teklediğini hissetmiştim.
Dolu gözlerimi yok etmeye çalışıyordum ama başarılı olduğum söylenemezdi, Yunus odadan çıkmam için eliyle işaret ettiğinde kafamı hemen Erva'ya çevirdim.
“Ay benim gözlerimden uyku akıyor bu ilaçlar beni çok uyutuyor bacım, sen bak keyfine..” Kaşlarım havalandığında ceketime bürünüp odadan çıktığım an, Yunus'un kolumu tutmasını beklemiyordum.
“Gökyüzü'm, Halil'i bu hastaneye getirmem gerekiyor. Randevu saati yaklaşıyor malum,” Çenemi dikleştirerek benim az önce anlattıklarımı duymuş olma ihtimali kafamda sürekli dönüp duruyordu.
“O halledilir sen getirirsin, bak randevuyu bile almışsın.” Göz temasını bu sefer ilk defa çekinerek kurduğumda içimde tutamadan konuştum.
“Senin desteğin…”
“Erva'ya anlattıklarımı duydun…” İkimiz de aynı anda konuştuğumuzda yine aynı anda tebessüm ettik.
“Sen söyle, Erva'ya anlattıklarımı diyordun?” Yutkunup söylemeye geçmiştim ki, hastane kapısından aylak aylak adımlarla Yunus'un yanına Halil'in gelmesi hepimize şok durumuna düşürmüştü.
Nasıl geldi lan bu lolipop buraya?
İç sesimi duymuş gibi Yunus sorusunu yönelttiğinde Halil histerik bir gülüş sundu. “Sen bu hastane olduğunu nereden biliyorsun?”
Yunus'un omzuna hafif omuz attıktan sonra rahatsız edici bakışları bana döndü. Yunus benim önüme geçerek Halil'in bana olan bakışlarını kestiğinde, Halil'e karşı tek gözünü kırptı. “Benim kimlik numarama göre randevu alıyorsun ve gerçekten hastanenin yerini bulamayacağımı mı düşündün?” Mantıken dediği doğru olsa da direkt olarak, sanki kasten yapılmış gibi bizim sohbetimize damlasına şaşkındım.

Halil kafasını iki yana yatırıp sandalyeye otururken önümü kesen Yunus'un eli elimi kavradığında Halil'in tam karşısındaki sandalyeye oturmuştuk. “Aysima Kıroğlu bana nedense aşina bir isim geliyor..” Halil'in tok sesiyle beynim birden geçmişin tozlu sayfasına gittiğinde gözbebeklerim büyüdü.
Siktir, o Aysima bu Aysima olabilir miydi?
Yurttaki en yakın arkadaşım Aysima olabilir miydi?
Peki ama Halil'e neden aşina geliyordu ki isim?
İçimdeki dürtüye engel olamayarak, “Nereden aşina geliyor olabilir ki?” diye sordum. Halil sanki az önce söylememiş gibi bomboş bakmaya başlarken gözlerim Yunus'a döndü.
“Psikiyatri katına gidelim mi, burası pek uygun değil yaa..” Gözleriyle yanıtı Erva'nın kaldığı yeri işaret ederek verdiğinde gözlerini onaylarcasına kırptı.
Yunus ayağa kalkıp hiç nazik olmayan kuvvette Halil'in kolundan kaldırarak psikiyatri katına götürüyordu. Ben de arkalarından gidiyordum çünkü o Aysima'nın yüzünü görmem gerekiyordu.
Kayıt bölümüne ikisi gittiğinde ben de gözlerimle oda isimlerini tarıyordum.
Psikiyatri Uzmanı Aysima Kıroğlu.
İsmi gözlerime çarptığında resmen içimdeki çocuk heyecandan yerinden duramıyordu, çünkü eğer arkadaşım olan Aysima’ysa çocukluğumdan bir anı olacaktı..
Hiçbir şey belli etmeden Yunus'un yanına gitmek istedim ama kayıt alanında kimsenin olmadığını gördüm.
Nereye kaybolmuş olabilirlerdi?

Etrafıma baktığımda hastanenin tamamen bomboş olduğunu fark ettim ve şakaklarımdan başlayan soğuk ter, beynimin dönmesine olanak sağlıyordu. Gözümün önüne karartılar gelip dururken bulunduğum koridorun sonunda parlayan bembeyaz bir kuğu bana doğru kanadını çırpıyordu.
Halüsinasyon gördüğüme o kadar emindim ki, kuğu resmen benimle dans ediyor gibiydi.
Kuğunun olduğu yere birden yurtta her zaman gördüğüm süs havuzunun görüntüsü gelirken, havuzda neredeyse o zamanlar benimle yaşıt kuğu ismimi sayıklıyordu.
İlknur Şura!
Şura!

“Şura?” Kulağımın dibinde ismimi duyduğum an, olduğum yerde üşüme hissiyle irkilip içime kaçan nefesi hızla alıp vermeye başladım. Ellerimi kafama götürüp tekrar etrafıma baktığımda herkes yerli yerindeydi, peki ama az önce gördüklerim neydi?
Yunus yüze doğru eğilmiş endişeyle yüzüme bakarken rengimin üç yüz altmış beş derece döndüğünü fark edebiliyordum.
“Yüzün bembeyaz oldu, korktuğun için mi yoksa başka bir şey mi?” Ellerimi tutan elleri o kadar sıcak hissi veriyordu ki, buz tutan ve soğuk terler akıtan vücudumu tümüyle ısıtıyordu.
Kafamı yavaşça iki yana sallarken tek kaşımı kaldırdım. “Korkmuyorum ama sanırım olan olaylardan dolayı kafam bulandı..” Ellerimi bırakıp nazikçe kafamı göğsüne yasladığında saçlarımdan öptü ve alt dudağım titredi.
Neden böyle bir şey görmüş olabilirdim ki?
Deliriyor muydum yoksa?

Halil'in ismi seslenildiğinde randevu saatinden erken alınması avantaj sağlıyordu. Halil ağır adımlarla odaya gitmeye çalışırken, Yunus tekrar aynı yerden öpüp Halil'in kolundan tutarak odaya girmesini sağladı, ama kendisi de arkasından odaya girdi.
Odanın kapısında kollarım göğsümde beklerken kapı birden açıldı ve doktor önlüğüyle sapsarı saçları olan Aysima çıktı. Saçlarını arkaya savururken kafasını odanın içine çevirdi. “İki dakikaya geliyorum, biraz bekleteceğim sizi kusura bakmayın..” Gözlerimi Aysima’dan ayırmazken ışıldayan gözleri bana değdi ama yanımdan rüzgâr gibi esip geçti.
Sarı saçlı ve aynı bakışlarıyla bu, o Aysima’ydı..
Beni tanımamış olması normaldi ama ben niye böyle hissediyordum?
Aysima'nın arkadan gidişini izlerken çok uzaklaşmamıştı ki, Halil'in Yunus'a ya da kendi kendine kurduğu cümleyle kafamı odaya doğru çevirdim.
“Ben de nereden aşina geliyor diyorum, ilk âşık olduğum kişi lan bu doktor benim..”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.