Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

16. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

On Altıncı Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: On Altıncı Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor insan, düşündükleri ağır geliyor mesela.”
Octavio Paz

2024, Adana
İlknur Şura Aslan

Yunus’la olan sohbetimiz üzerinden iki gün geçmişti, sorduğu soruya adam akıllı cevap verememiştim çünkü; Erva sağ olsun sokağın başından ismimle seslenmiş, beni Yunus'a karşı mahcup etmeye yeltenmişti.
Canım bacım benim.

Bugün sabahın erken ışıklarında uyanma sebebim ise, okulda ilk iş günüm olmasıydı.
Okul o kadar uzakta değildi bu da işime daha çok geliyordu, ama Erva birazcık heyecan yaptığı için beni sabah ezanıyla beraber uykumdan etmişti.
Ha ettiği yetmediği gibi, iki yumurta kırmıştı. Şimdi de gözlerim uykuya giderayak kahvaltı yapmaya çalışıyordum.
“Yaa tamam erken kalkacağız dedim de,” Ses tellerimin açılmasını beklerken yüksek sesle konuştum. “Lan saat daha beş, saat daha beş!” Erva bana mahzun ifadeyle bakarken elimdeki çatalı kafasına atmamak için zor duruyordum.
“İlknur Şura farkındaysan sen bugünden itibaren bir iş kadını kategorisindesin. Ve ilk günün bacım!” Göz kapaklarım düşerken elimi yanağıma dayanak olarak yasladım. “Hangi marketteki ürünün kategorisindeyim acaba Erva?” Öfkeyle yerimden kalkıp odamıza doğru ilerledim ve arkamdan bağırmayı ihmal etmedim.
“Market ürünü müyüm anasını satayım ben?” Tamam biraz yanlış anlamış ve uykulu olabilirdim, ama sabahın beşinde de hiç çekecek hâlim yoktu.
Okul saat sekiz buçukta başlıyordu ve benim kendi branşımın dersi ise saat dokuz buçuktaydı.
Saat beşten dokuz buçuğa kadar ne yapmamı bekliyordu bu bacım?
Okul evden yirmi dakika uzaklıktaydı, hani uzak olsa anlarım da neyse…
Kendimi yatağa attığım gibi Erva koşarak odaya girip tam dibime sokuldu.
“Ne oldu minik yavru kedim?” Sırıtarak önceki öfkeli ruh hâlimi def ettim.
“Beraber vakit geçiririz diye bu saatte uyandırdım seni, ben alışığım gerçi bu saatte uyanmaya ama sen değilsin..” Elimle iki yanağını sıkarak burnuna öpücük kondurdum.
“Çok şapşal ve çılgınsın Ervoş,” Nazlanarak yatmaktan vazgeçip yatağa oturdum. Derin bir nefes alarak saçlarımı geriye savurdum.
Daha kavurucu sıcaklar bastırmamıştı.
Gözlerimi ovuştururken Erva yataktan kalkmış dans ediyordu.
Dans ediyordu evet?
Yan bakışlar atarken belini bir sağ sola kıvırarak dolaba doğru ilerlemeye başladı.
Bu kız ne kullanıyor diye düşüneceğim ama hiçbir şey kullanmadığını en iyi ben biliyorum.
“Erva sabah sabah ne bu enerji bebeğim?” Kafamı karıştırarak dediği şeyle ağzım açık kaldı.
“Halil komiser bugün taburcu oluyormuş onun yanına gidiyorum.” Ne saçmalıyordu bu kız?
Daha düne kadar Halil denen şahıs bunu oturduğu mahallede tehdit edip küçümsemiyor muydu? Hatta kimseye vermediği mesaileri Erva'ya verip işini uzattırıyordu ama Erva Hanım, bize kalacak bir ev ayarladı diye Halil'e iyilik meleği demişti..
Şimdi ise onlar yaşanmamış gibi yeni bir sayfa mı açmaya çalışıyordu bu?
Gözlerimi kırpıştırarak yavaş yavaş sindirip konuştum. “Bu Halil denen şahıs sen de tam olarak ne çağrıştırıyor tatlım?” Evet, böyle bir şey de demişti ama ben o zaman üzerinde durmamıştım.
Ve şimdi bu konuyu çözmenin tam zamanıydı.

Yataktan inerek Erva'nın yanına gittiğimde dolaptan giyecek kıyafetlerini seçmeye karar veriyordu. “Aklımdan çıkmıyor bir türlü de yani adamın sonuçta gözü kör oldu bacım, bir kadın eli değmemiş herife..” Her söylediğiyle aklımda şimşekler çaktırırken seçtiği kıyafetleri alıp odadan çıkacağı sırada kolunu tüm gücümle tuttum. “Sen mi elini değdireceksin o sümsük herife? Adam senden nefret ediyordu Erva bunun farkında mısın?” Gözlerini belerterek dudağını büzdü ve elimi kolundan kurtardı.
Söylediklerim tabii ki, bir kulağından girip diğerinden çıkıyordu.
“Şansımı Halil’den yana kullanacağım ve onunla, bak sana söylüyorum sadece.. Flört etmeyi deneyeceğim.” Yüzümü büzerken başıma ağrılar girmeye başladı.
Soldan soldan geliyorlar bana..
İmayla dişlerimi gösterecek şekilde kıkırdadım ve kafamı hafifçe iki yana salladım.
“Hiçbir erkeğin seni üzemeyeceğinin bilincindeyim o yüzden,” Baş ve işaret parmağımı birleştirip dudağımın bir ucundan diğer ucuna doğru götürdüm. “Susma hakkımı kullanacağım. Allah yardımcın olsun bacım.” Kafasını tutup alnından öptüğümde kendimi yatağa atacağım sırada, Erva parmağıyla belimi gıdıkladığında elime geçirdiğim kıyafeti Erva'ya doğru savurdum.
“Senin de günün perfecto geçsin aşkım.” Öpücük atıp aynı şekilde karşılık verdiğimde odadan ayrıldı ve kafamı yastığa koyar koymaz gözlerim uykuya gitti.

Odanın kapısı FBI polisi gibi açıldığında resmen uykumdan sıçrayarak uyandım. Kalbim küt küt atarken Erva'nın mesleğini bu kadar belli etmesine şaşmamak lazımdı.
Tövbe bismillah kızım yaa.
Aklımız gitti yaa öyle gelinir mi?
“Nasıl olmuşum bacım?” Kendi etrafında yavaş yavaş dönerken gözlerim giydiklerinde oyalandı.
Kıvırcık saçlarını salık bırakmış, üzerine bordo kısa ceketini giyip pembe cropla tamamlamıştı. Açık bordo pantolonundaki diz üstü iki yırtık kumaş gözüme battığında hafif bir tebessüm ettim. “Afet gibisin Ervoş, hadi koş şimdi Halil İbrahim Sofrasına!” İçten bir kahkaha atarken yüzüme yediğim yastık tam yerinde olmuştu.
“Bizi elti yapmazsam benim adım da Erva Sarışahin değil!” Elini diline değdirip kapıya sürdü. “Al buraya da yazıyorum, ve kaçıyorum..” Kapı çarpma sesiyle idrak sistemim arıza vermiş gibi arkasından aptal gibi bakmaya başladım.
Elti mi dedi?
Bizi derken?
Yunus ile benim alaka seviyem çok yerindeydi.
Pöf yani!
Öyle bir şey olmayacağının kanaatindeyken saate bakma ihtiyacı duydum ve gördüğüm saatle kısık sesle küfrettim.
Saat 08:50’idi.
Yüzümü yıkayıp anında hızla giyinme işlemine geçtiğimde çok hızlı ve aceleyle hareket etmem gerekiyordu.
Bol paça kot pantolonu giydiğimde üzerime bebek mavisi belimde biten gömleğimle tamamladım. Kestane rengi saçlarımı salık bırakıp dudaklarımı nemlendirdim ve uzun kirpiklerime az bir rimel sürdüm. Beyaz renkteki göz kalemimi bastıra bastıra - gözüm çıkana kadar - sürdükten sonra derin bir iç çektim.
Hazırdım.
Harika bir gün olacak.
Sakin olacağız..
Siyah omuz çantamı alıp siyah topuklu ayakkabımı giyerek evden çıktım.
Evden çıktığım gibi insanı yeni kavurmaya başlayan güneşe göz temasıyla selam verdikten sonra saçlarımı savurarak kapıyı kilitlemeye başladığımda dibimizdeki evden şiddet eğilimli sesler işittim.
Dibimizdeki evde kim kalıyordu ki?
Tabii, yaa Yunus..
Beynim umursamadan anahtarı çantama atarken, kalbim içimdeki farklı hisler dürterek beynime anlamsız sinyaller gönderiyordu.
Aptal mısınız?
Geç kalıyordum ama ne olduğunu da merak ediyordum.
Salaksın İlknur Şura!

Evin bahçesinden ağır ağır adımlarla çıktığımda Yunus'un perdesinin açık olduğunu fark etmemle bakışlarımı hemen okul yoluna çevirdim.
Ama lanet olasıca dürtülerim en azından ne olduğuna bakmamı sağlıyordu.
Gerçekten lanet olsun!
Eve birkaç adım yaklaşıp göz ucuyla camından içeriye baktığımda gördüğüm manzara çok net değildi ama ne olduğunu görebiliyordum en azından.
Röntgenci misin İlknur Şura?
O bizi izleyip dinlerken röntgenci olmuyordu zaten değil mi?
Karşısında biri var mıydı kestiremiyordum ama Yunus fazla hırslı bir şekilde boks yapıyordu.
Altında sadece bir şort vardı, onun haricinde üzerinde bir şey yoktu.
Sen niye buna takıldın?
Kollarındaki kaslar ve ona eşlik eden kol damarlarına bakarken yüzüne doğru mavi irislerim kaydı.
Karşısında kim varsa ona doğru boks eldivenini kulağına doğru götürerek kafasını sen kimsin ki der gibi döndürerek salladığında gözbebeklerim büyüdü, büyüyen gözlerimle anında bakışlarımı kaçırdım ve yutkunma gereksinimi duydum.
Ellerimi enseme yapışan saçlarıma götürdüğümde nabzım gereksizce yüksek atıyordu.

Sokaktan derin nefesler alıp vererek çıktığımda okula doğru ilerlerken kafamı sokağa çevirdim ve bizim evin önünde duran taksi kaşlarımı çatmama sebep oldu.
Bizim evin önüne kim gelmişti bee?
Gördüğüm manzara karşısında küçük dilimi yutacaktım, nabzım bir an olsun düşmezken güneşin üzerimdeki tesiri her yerimden ter akmasına neden oldu.
Belki de karşımdaki manzaradan dolayı da olabilirdi..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.